ARAŞTIRMA DOSYASI : Kemalizmin Tasfiyesi /// ÜMMET DEVLET Mİ YOKSA ULUS DEVLET Mİ ???

Tür­ki­ye’de bir Mus­ta­fa Ke­mal fır­tı­na­sı es­ti…

Dev­rim­le­rin, ilk­le­rin, kah­ra­man­la­rın, öz­gür­lü­ğün en coş­ku­lu ya­şan­dı­ğı dö­nem­ler­de.

An­cak her şe­yin bir so­nu ol­du­ğu­nu bi­len Mus­ta­fa Ke­mal, yok­lu­ğun­da ay­nı he­ye­ca­nın sür­me­si için bi­ze al­tı ok bı­rak­mış­tı. Onu da, “ben si­ze dog­ma­tik hiç­bir şey bı­rak­mı­yo­rum” di­ye­rek. Ça­ğa gö­re, za­man gö­re, dün­ya­ya gö­re ye­ni­den bi­çim­len­dir­me­mi­zi is­te­yen bir an­la­yış­la.

An­cak bu de­ği­şi­mi, ta­ma­men bir dö­nü­şüm ola­rak kul­la­nan­lar var.

Bu­nun ba­şın­da ta­bi ki ik­ti­dar­lar ge­li­yor.

An­cak bi­ze yan­sı­tı­lan 23 Ni­san kut­la­ma­la­rı­nın kal­dı­rıl­ma­sı gi­bi ör­nek­ler.

Fa­kat du­rum da­ha va­him.

Bu il­ke­ler yok edil­mek üze­re.

Ve bu son za­man­lar­da ya­şa­dı­ğı­mız bir du­rum de­ğil, 1938’den bu ya­na za­man za­man kar­şı­mı­za çı­kan ta­rih­sel ol­gu­lar. Ve bun­la­rın bir­ço­ğu da “Ata­türk­çü­lük” adı al­tın­da ya­pı­lı­yor.

Pe­ki na­sıl tas­fi­ye­ye uğ­ra­tıl­ma­ya ça­lı­şı­lı­yor Mus­ta­fa Ke­mal’in il­ke­le­ri. Çok kı­sa ve ka­ba hat­la­rıy­la ele alı­yo­rum.

Dev­let­çi­lik, ye­rel ban­ka­la­rın ku­rul­ma­sı ile he­nüz da­ha or­ta­ya çık­ma­mış ya da çok az sa­yı­da olan iş­çi sı­nı­fı­nın ek­sik­li­ğin­de köy­lü sı­nı­fı­na kre­di­ler ve­re­rek ağa­lı­ğı bi­tir­me­ye ça­lış­mış –her ne ka­dar faz­la ba­şa­rı­lı ola­ma­sa da- ve böy­le­ce ül­ke­de ağır­lık­ta olan fe­oda­liz­mi za­yıf­la­ta­rak, o dö­ne­min et­kin güç­le­ri olan ay­dın bur­ju­va­zi­nin ön­cü­lü­ğün­de­ki gi­ri­şim­ci­ler des­tek­len­miş ve dev­let ka­pi­ta­liz­mi oluş­tu­rul­muş­tur.

“Ege­men­lik ka­yıt­sız şart­sız mil­le­tin­dir” an­la­yı­şı ile ku­ru­lan Cum­hu­ri­yet “Köy­lü Mil­le­tin Efen­di­si­dir” an­la­yı­şıy­la yö­ne­til­miş, köy­lü­le­re yük olan ba­zı ver­gi­le­ri –dev­let ge­li­ri­nin bü­yük kıs­mı­nı kar­şı­la­dı­ğı hal­de- kal­dı­rıl­mış ve ih­ti­yaç kre­di­le­ri de ilk kez bu dö­nem­de ve­ril­miş­tir.

O gün köy­lü­ye ve­ri­len ih­ti­yaç kre­di­le­ri­ne kar­şı­lık, bu­gün alı­nan ver­gi­ler, mah­sul­le­rin tab­ri­ha­ba­tı, ma­zo­ta zam ile gi­de­ri­ni ge­li­ri­ne denk ge­ti­re­me­yen köy­lü­le­re, çift­çi­le­re kar­şı iz­le­nen bu te­fe­ci tu­tum ile “köy­lü mil­le­tin efen­di­si” de­ğil, “köy­lü dev­le­tin kö­le­si” du­ru­mu­na ge­ti­ril­miş­tir.

Ay­rı­ca o dö­nem­de dev­let­çi­lik an­la­yı­şı­na gö­re, özel ser­ma­ye top­lum ya­ra­rı adı­na kı­sıt­la­nı­yor ve eko­no­mi­ye dev­let yön ve­ri­yor­du.

An­cak bu­gün özel­leş­ti­ril­miş ser­ma­ye­ler ile ken­di­le­ri­ne rant sağ­la­yan ik­ti­dar­la­rın kur­du­ğu “oli­gar­şik dik­ta­lar” yön ver­mek­te­dir.

An­cak bi­ze okul­lar­da öğ­re­ti­len dev­let­çi­lik sis­te­mi da­ha çok li­be­ral eko­no­mi­ye ya­kın bir sis­tem­dir.

Mil­li­yet­çi­lik il­ke­si, Fran­sız Dev­ri­mi ile or­ta­ya çı­kan ve top­lum­la­rın “ulus­la­şa­rak” ba­ğım­sız­lık ha­re­ket­le­ri­ne ön­cü olan ve bü­yük im­pa­ra­tor­luk­la­rı yı­ka­rak (Os­man­lı Dev­le­ti bu­na da­hil) “her ulu­sun ken­di ka­de­ri­ni ta­yin hak­kı­nı” ha­ya­ta ge­çi­ren bir akım­dır. Mus­ta­fa Ke­mal ile Ana­do­lu’da an­ti-em­per­ya­list bir an­la­yış­la ha­re­ke­te geç­miş ve “Ana­do­lu Mil­li­yet­çi­li­ği” adı al­tın­da ye­ni bir akım or­ta­ya çık­mış­tır.

Ay­rı­ca hal­kın ira­de­si­ni yan­sı­tan Cum­hu­ri­yet­çi­lik il­ke­si­ni ya­şa­ta­bil­mek ve la­ik­li­ği sağ­lam te­mel­le­re otur­ta­bil­mek için en bü­yük teh­dit un­su­ru olan hi­la­fet ve üm­met­çi­lik an­la­yı­şı­na kar­şı tek al­ter­na­tif olan akım mil­li­yet­çi­lik­tir.

Bu­gün iş­te so­run tam da bu­ra­da. Üm­met­çi­li­ğe kar­şı ku­rul­muş olan mil­li­yet­çi­lik, bu­gün Türk-İslam sen­te­zi adı al­tın­da­ki dü­şün­ce­yi sa­vu­nan­la­rın, ka­fa­tas­çı bir zih­ni­ye­te sa­hip olan­la­rın te­ke­lin­de bu­lun­mak­ta­dır.

Halk­çı­lık il­ke­si ise, ik­ti­dar­cı­lık adı­na mas­ke­len­miş­tir ne­re­dey­se. Hal­kın ya­ra­rı­na, eşit­li­ği­ne da­ya­nan bu il­ke, ar­tık ta­ri­hin toz­lu say­fa­la­rın­da bir ütop­ya ola­rak kal­mış­tır ül­kem­de. Po­şu tak­tı­ğı için, yaz­dı­ğı için, dü­şün­dü­ğü için, sev­di­ği için, in­san için tu­tuk­la­nan­lar… Ge­lir da­ğı­lı­mın­da­ki eşit­siz­lik­ler… Ge­le­ce­ğin be­lir­siz­li­ği… Her şey or­ta­da bu­gün ba­kın­ca..

Cum­hu­ri­yet ile sö­mür­ge du­ru­mun­da­yız ar­tık, sö­mür­ge­yiz. Em­per­ya­lizm­le yö­ne­ti­li­yo­ruz!

La­ik­lik ise ne ka­dar ya­şa­tı­lı­yor bi­le­mem ama, ül­ke­de 80 bin ca­mi, 100 cem evi var­sa, la­ik­lik­ten bah­set­mek sa­nı­rım bi­raz ga­rip ka­çar.

Dev­let din ya­şat­maz. Ki­şi­ler ken­di­si ya­şar. An­cak okul­lar­da mec­bu­ri din ders­le­ri, üs­te­lik sa­de­ce bel­li bir ke­si­min inan­cı­na yö­ne­lik bir di­ni eği­tim, top­lum­da ta­ma­men bir da­yat­ma ve fa­şiz­min ayak ses­le­ri­dir.

Dev­rim­ci­lik, 80 dar­be­sin­de adı­nı “in­kı­lap­çı­lık” ola­rak de­ğiş­ti­ril­miş­tir. Söz­de Ata­türk­çü Ke­nan Ev­ren dar­be­siy­le ya­pı­lan bu de­ği­şim­de şöy­le bir art ni­yet söz ko­nu­su ola­bi­lir mi? “İnk(ı)lap” yan­lış te­laf­fuz edi­lip, “ink(i)lap” şek­lin­de söy­len­di­ğin­de or­ta­ya “kö­pek­leş­me” an­la­mı­nı çık­mak­ta­dır. Bi­ze öğ­re­ti­len ta­nı­mı ise, ya­pıl­mış olan dev­rim­le­ri mu­ha­fa­za et­mek, ko­ru­yup kol­la­mak gi­bi ba­sit ta­nım­lar.

An­cak ya­pıl­mış olan dev­rim­le­rin ile­ri ta­şın­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­mez kim­se, Mus­ta­fa Ke­mal’in dı­şın­da. (Dev­rim baş­lar; as­la bit­mez. Mus­ta­fa Ke­mal Ata­türk)

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: