TARİH : Hasretin esiri şehzade Cem Sultan

Tarihten bir yaprak
İrfan Özfatura
irfan.ozfatura

İstanbul feth edileli 6 yıl olmuştur ki Çiçek Hatun çiçek gibi bir oğlan doğurur. Bu sevimli çocuk çabucak okur ve henüz 4 yaşında iken ezbere oturur. Öyle ya, Fatih Sultan Mehmed gibi bir padişahın oğlu başka nasıl olur?

Cem, 5 yaşına gelince, Kastamonu’ya yollanır ciddi bir tedrise alınır. O devir Kastamonu’su kelimenin tam manası ile ilim merkezidir. Her sokakta bir cami her, mahallede bir medrese vardır, ilme talip olanlar çok şey kazanır.

Fatih, büyük oğlu Mustafa’nın vefatı üzerine Cem Sultan’ı Karaman eyaletine gönderir. Şehzademiz Konya yıllarında hem tahsilini tamamlar, hem de savaş sanatı üzerinde yetişir. Cem, çevik ve güçlü bir gençtir, attığını vurur, vurduğunu devirir.

Çılgın gibi at sürer, değme pehlivanların bileğini büker. Belki de bu yüzden Karaman ahalisi onu çok sever. Kaldı ki o kuru bir cengaver değil, eşi zor bulunan bir yöneticidir. Harabeye dönen Larende’yi şenlendirir, şehri hanlarla, saraylarla, bedestenlerle süsler, çarşıya, pazara renk getirir.

Kahire, Hicaz, Konya

Fatih sırlarını sakalının telinden saklayan bir sultandır. Nitekim ani bir kararla meçhul bir sefere (Mısır’a olduğu söylenir) çıkar, (1481) ancak ömrü yetmez. Asitane padişahsız kalacak değildir ya, yerine alel acele 2’nci Bayezid’ı getirirler. Ancak Cem Sultan, Uzun Hasan Seferi sırasında babasına vekalet ettiğini belirterek, tahtın hakkı olduğunu iddia eder. Osmanlıda bunun net bir adı vardır: "Muhalefet!"

Hoş, ahali Cem Sultan’ı padişah görmek ister, hatta bir ara Bursalılar topyekun onun emrine girerler. Cem, gerginliği tırmandırmaz, kan dökülmesin diye memleketten uzaklaşır taaa Kahire’lere gider. Sultan Kayıtbay onu merasimle karşılar, ayaklarına halılar serer. Ancak o, Osmanlı’nın başını ağrıtacak temaslardan kaçınır, dünyevi arzulardan arınıp hac farizasını eda eder. Lakin Karaman Beyliğini yeniden kurmak için yanıp tutuşan Kasım Bey adeta musallat olur ve şansını bir defa daha denemesini ister. Cem, saltanat meraklısı değildir ancak milleti cem edeceğine (birleştireceğine) ve Osmanlıya hız katacağına inanmaktadır. Hasılı Türk tarihinde sıkça şahid olduğumuz tatsız çatışmalar yaşanır ve çekilmek zorunda kalır.

Zindanlaşan Rodos!

Sultan İkinci Bayezid, Konya Ereğlisi’ne kadar gelir ve müzakere ister. Cem Sultan’a Anadolu’nun birliği için Kudüs’te oturmasını teklif eder. Cem Sultan ise imparatorluk toprakları içinde bir bölgenin kendisine tahsisinde ısrar eder. Rumeli’de ayak basacağı bir bölge ararken Rodos’a uğrar ve "esaret" başlar.

Şövalye Pierre d’Aubusson, Cem Sultan’ın eline istediği zaman Rodos’tan ayrılabileceğine dair bir senet vermesine rağmen sözünü unutur. Bayezid Han’dan, Cem Sultan’ın bakım masrafı olarak 45.000 duka altını koparır. Hıristiyan dünyası böylesine kıymetli bir rehineyi Anadolu’ya yakın bırakmaz, önce Nis’de, sonra Şambri ve Puy kalelerinde göz hapsine alırlar.

Avrupalılar Cem Sultan’dan azami derecede istifadeye bakar. Fransa, Macaristan, Venedik, hatta Memlük Sultanları bile Rodos şövalyelerinin peşinde koşar. Cem Sultan’ın Alman İmparatorunun eline düşmesi ihtimali üzerine endişeye kapılan Fransa, onun Papa’nın himayesine bırakır. Cem Sultan Vatikan’da tutulmaktan çok rahatsız olur, ağabeyine yolladığı mektuplarda "beni küffar elinde bırakma" diye yalvarıp içli şiirler yazar: "Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan, / Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne?" (Sen gül döşenmiş yatakta neşeyle gülerek yatarken, ben zahmet ve eziyet içinde küle batayım, neden?)

Sultan 2’nci Bayezid şiire şiirle karşılık verir: "Çün rüz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet, / Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne? / Haccacü’l-Haremeynüm deyüben da’va kılarsun, / Ya saltanat-i dünyeviye bunca taleb ne?.."

Papalığın oyunları

Vatikan’da tutulduğu günlerde Papa 8’inci İnnocent, Cem Sultan’ı çağırır. Şehzademiz, teşrifat memurunun bütün ısrarına rağmen kavuğunu çıkarmaz, diz çökmeye razı olmaz. Papa onun salatanat hakkını bahane ederek Osmanlılar üzerine bir Haçlı seferi açmaya kalkar. Cem Sultan buna şiddetle karşı çıkar, değil Osmanlı padişahlığı, dünya emrine verilse, müslümanlara kılıç çekmeyeceğini açıklar. Papa dediklerini yaptıramayınca kendi lisaniyle sayıp sövmeye başlar. Cem Sultan fasih bir latince ile "ayıp olmuyor mu" diye sorunca koca adam yerin dibine batar.

Cem Sultan mahkumiyet günlerinde sabahlara kadar el açar; "Ya Rabbi! Eğer bu kafirler beni bahane edip İslam üzerine yürümeye kalkarlarsa, canımı al!" diye yalvarır. Papa, Cem Sultan’ı kullanamayacağını anlayınca berberin eline zehirli bir ustura sıkıştırır. Bu soğuk alet cildine değer değmez Cem Sultan’ın gözleri kararır. Bir şubat sabahı şehadet getire getire ruhunu teslim eder ki, henüz 35 yaşındadır.

Haber İstanbul’a ulaşınca, görülmedik burukluk yaşanır. Mahalleler ölü evine döner, dükkanlar kapanır, kahveler boşalır. Lokmalar dökülür, aşlar kaynatılır, helvalar basılır. Sultan 2. Bayezid fukaraya ve gurabaya emsalsiz para dağıtır. Ülkenin dört bir yanında hatimler indirilir, gıyabi cenaze namazları kılınır. Cem Sultan’ın naaşı ancak 5 yıl sonra memlekete getirilir, ağabeyi Mustafa’nın yanıbaşında toprağa bırakılır.

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: