ARAŞTIRMA DOSYASI /// Habip Hamza ERDEM : Kemalizm’in Kökeni

Kemalizm’in kökenleri üzerine çok șey söylenmiștir, söylenmelidir ve söylenecektir.

Șu sıralar CHP’nin kökenleri üzerine de çok șey söylenmektedir.

Bana kalırsa Kemalizm’in kökenleri ile CHP’nin kökenleri birdir.

Ve Mustafa Kemal’in bizzat kendisidir.

Bu benim ‘görüș’üm olsun.

Ancak beğendiğim bir Fransız biyograf da benim gibi ‘görmüș’ olguyu.

O’nun Kemal Atatürk kitabından aktaralım bakalım:

“Politika biliminin soyağacı araștırmacılarını en çok uğraștıran konuların bașında Parti’nin (Cumhuriyet Halk Partisi) nasıl bir parti olduğu gelir…

Gerçekten Mustafa Kemal 6 Aralık 1922’de Ulusal Egemenlik (Hakimiyet-i Millîye) ve diğer iki gazete yöneticilerini toplar ve onlardan tüm yurtseverlere, sanat ve bilim adamlarına ‘demokratik bir temel üzerinde’ bir program hazırlamaları için çağrı yapmalarını ister.

Bu program Halk Partisinin çerçevesini olușturacaktır.

Mustafa Kemal’in çevresindekiler ve hatta en yakınındakiler bile hoșnut değildirler.

Çünkü daha barıș antlașması imzalanmamıștır ve bu tür bir girișim halkın birliğine zarar verebilecektir.

Ne var ki Kemal bu tür bir ‘çıkar ve düșünce’ kavgasına girmeyecektir.

O ‘yeni tip bir parti’nin temel tașını koymuștur bile.

Gerçeklikten uzak sınırlar ile ilgili heveslerden arındırılmıș, toplumsal sınıfları yadsımayan ancak onları bir bütün içinde birleștirmeyi amaçlayan bir parti..

Bu birlik Anadolu halkının köklerine bağlanmalı ve Devrim’e yeni bir soluk katmalıdır.

Bu Parti, ne Gambetta ile Clemenceau’nun radikal partisidir ve ne de Hüseyin Zade ile Yusuf Akçura’nın popülist hareketinin partisidir.

Halk Partisi’dir”.

Alexandre Jevakhoff böyle diyor.

O günlerde Mustafa Kemal’in önderlik ettiği Ulusal Egemenlik (Hakimiyet-i Millîye) çevresi, o günkü iktidarın kaynağı olarak bir ‘Parti’ olarak değelendirilebilir.

Ancak Mustafa Kemal ‘halk’ı daha da öne koymak istemektedir.

Ve politikacıların muhalefetiyle uğrașmak yerine, ‘ülkenin somutu’yla ilișkiye geçmiștir.

Bunun için de, o güne değin ‘görülüp-duyulmamıș bir yöntem’ uygulamıștır.

Sözcüğün tam anlamıyla, doğusundan batısına Anadolu’yu ‘karıș karıș’ gezmiștir.

Köylüsüyle, esnaflıya, vali kaymakam ve müftüsüyle tek tek ilgilenmiștir.

O gezilerinden birinde, kendisini Napolyon ve Bismark’la karșılaștırmak isteyen birini de azarlamıștır:

“Napolyon kim? Macera ve taht arayan biri.. Bismark dersen kendi efendisine hizmet eden biri..”

Takdimci “Ben sizin șan ve șerefinizi vurgulamak istedim” dediğinde ise; Mustafa Kemal; “Ne șanı ne șerefi? Benim șan ve șerefim halkımın șan ve șerefidir” diyecektir.

Sadece burada alıntılanmaya çalıșılanlar bile; Mustafa Kemal’in kendisinden bașkasına benzemediğini, kurduğu Halk Partisi’nin de dünyanın geri kalanındaki

Parti’lerden hiçbirine benzemediği sonucunu verebilir.

‘Özgül’ olmak demek de budur zaten.

Mustafa Kemal kendine özgü bir asker, bir lider, bir devlet adamı, bir ideolog idi.

Kemalizm ideolojisi de böyle bir ideolojidir.

Anlamak için okumak yetmez, beyni olmak gerekir.

Habip Hamza Erdem


Habip Hamza Erdem

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: