İLLUMİNATİ DOSYASI : İllüminati 7 – Orta Dünyanın Tarihi ve Sayı lar

Sonra, elinde krallığı simgeleyen asasıyla Kairos belirdi. Asayı ilk yaratılan Tanrı’ya verdi. O da aldı ve şöyle dedi: “….. Gizli adın 36 harfli olacak.”

Hasan El-Sabbah (Sergüşezt-i Seyyidna adlı kitabından)

Tufandan sonra Nuh Peygamber ile birlikte üç oğlu da kurtuldu. Tufandan sonra gelen insanların, bu üç atadan meydana geldiği varsayılmaktadır. Nuh’un oğlunun İsimleri şöyle idi; Ham, Sam ve Yafes.

Ham Afrika’ya göç etti , Sam Kudüs’e gitti, Yafes ise Orta Asya’ya gitti. Bundan sonra insanlar tekrar çoğaldı ve milletler meydana geldi. İbnü’l Kesir kitabında şöyle demektedir;

“Vehb b. Münebbih Arap, Fars ve Rumların atasının Sâm, Sudan­lıların atasının Hâm, Türkler ile Ye’cûc ve Me’cûc’un (kuranda Kehf süresinde anlatılan bir kavim) atalarının Yâfes ol­duğunu söylüyor. Bir rivayete göre, Kiptiler Hâm’ın oğlu Küt’un çocukla­rından üremişlerdir.”

Tarihi bulgulardan elde edilen bilgilere göre dünya üzerinde kurulan ilk medeniyet Sümerlerdir. Bu medeniyetin kökleri milattan önce 4500 yılına kadar gitmektedir. En eski yazılı kaynaklar bu medeniyete ait olduğu için yazının da Sümerler tarafından bulunduğu kabul edilmektedir. Sümerler tarihte ilk defa devlet teşkilatlarını da kurarak büyük halk kitlelerinin bir arada yaşamasını sağlamışlardır. İlk mahkeme, hastane, okul, posta, güvenlik teşkilatlarının temellerini atmışlardır. Gerek yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlilerdir.

(Sümerlere ait hayat ağacı ve Tanrı Enlil’in uzay gemisi)

Sümerlerin kuzeyden gelerek, Bugün Irak sınırları içinde bulunan Mezopotamya olarak adlandırdığımız Fırat ve Dicle nehrinin arasında kalan bölgeye yerleştikleri varsayılmaktadır. Bu bölge o zamanlar çok verimli topraklara sahipti ve tarım için çok elverişli bir bölgeydi. Tarımın aşırı gelişmesi ile bölgede nüfus aşırı bir biçimde arttı ve düzenin sağlanabilmesi için bir devlet yapılanması oluşmaya başladı. Tabi ki bu durum kolektif bir gelişmenin sağlanmasına sebep oldu. Sümerler bir çok şehir kurdular, Fırat ve Dicle’nin sık sık taşması ve arazilerin yeniden ölçülmesi sonucu matematik ve geometri gelişti. Aynı zamanda inşaat yapımı da gelişmeye başladı. Sümerler pagan(çok tanrılı) bir inanç sitemine sahipti. Her şehrin, her doğal olayın bir tanrısı vardı. Nuh tufanının ilk konu edildiği bir mitolojik hikayeye de sahipler.

(Sümerlerin kurduğu şehirler; Güneydeki UR ve URUK şehirleri önemli dini merkezlerdi)

(Sümerlerin en büyük kenti ve dini merkezi Uruk kentiydi. J.R.R Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi adlı romanında bulunan Uruk yuvası, Uruk savaşçısının eski Mezopotamya ile ilgisi var mıydı? İlerleyen yazılarımızda Yüzüklerin efendisine tekrar değineceğiz. Hatırlarsanız yüzüklerin efendisinde de “Her şeyi gören göz” kötülerin tanrısıydı…)

Sümerlerde büyü ve falcılıkta gelişmişti. Ziggurat isimli tapınakları göğün katlarını belirtmek için 7 katlı olarak inşa edilirdi. Bugün semavi(Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam) dinlerin kutsal kitaplarında da gök yedi kat olarak tanımlanır. Sümerler güneşin kendi eksenindeki dönüş periyodu, gezegenlerin yörüngeleri ve büyüklüklerini, yıldızların hareketlerini ve ayın etkilerini tam olarak hesaplayabilmişlerdi. Astronomi çok önemli bir bilim dalıydı. Matematik oldukça ileri bir seviyedeydi, bugün bile etkisini gösteren 6’lı sayı sistemini(sexagesimal) kullanıyorlardı.

(Kök bulma cetveli, Sümerlerden, Babile kalan, matematikten bir parça)

Bilim adamlarının fikrine göre altı esasına dayanan “sayı sistemi” (sexagesimal sistem) Sümerler tarafından bulunmuştur. Bazı bilim adamlarının fikrine göre ise bir yılın 360 güne, 12 aya, her ayın 30 güne, her günün 24 saate ve her saatin 60 dakikaya bölünmesini de Sümerler bulmuştur. Bu ölçü sistemi yüzyıllar boyunca kullanılarak günümüze kadar gelmiştir.

Gifrah’ın Universalgeschichte der Zahlen (Rakamların Evrensel Tarihi) adlı eserinde şu satırlara rastlıyoruz: “Bilim adamları, Yunanlılar tarafından astronomide geniş çapta kullanılmış, altı esasına dayanan sayı sisteminin Sümerler tarafından bulunduğunu, Mezopotamya’da yapılmış kazı çalışmaları sonucu bulunmuş yazılar vesilesi ile ispat etmişlerdir. Sümer dilinin sayı sisteminin de temeli altı esasındaki sayı sistemi ile olmuştur. Günümüzde bu sistem, zaman, daire (yuvarlak) ve köşe ölçüsünde kullanılıyor. Örneğin: her yıl 12 = 6×2 ay, her gece-gündüz 24 = 6×4 saat, daire 360 = 6 x 6 x 10 derece.

(Sümerlerden, Akadlara, Babillilere, Elamlara, Mısıra geçen trigonometrik hesap cetveli, Ayrıca Trigonometri altılı sayı sistemi ile çok daha kolay hesaplanabiliyor.)

On (10) esasındaki sayı sistemin (Desimal system) insan toplumlarının hemen hemen hepsi tarafından kullanılmıştır. Onun sebebi ise insan ilk defa kendi parmaklarının sayısı esasında çevresindeki şeyleri saymaya başlamasıdır. Ancak bunun tersine, Sümerlerin neye göre “altı esaslı” sayı sistemini türettiklerini düşünmek zor. Onu bazı bilim adamları, bir yılın 360 günü esasında türetilmiştir derken (Türkmenlerin bir yıla “tegelek bir yıl” yani “daire bir yıl” demeleri de dikkate şayandır, çünkü daire 360 derecedir. B.G.) Bazı bilim adamları ise, Babil’in her saatinin bizim iki saatimize denk olmasını dikkate alarak, Sümerlerin bu sayı sistemini bir gündüzü (günün görüldüğü zamanı) ölçmek esasında meydana getirmiş olmasını savunuyorlar.

(Sümerliler gezegenleri, büyüklüklerini ve yörüngelerini, güneşin döngüsünü, ayın döngüsünü tam olarak hesaplamışlardı )

Becker’in açıklamasına göre, göğün yıldız kümelerini belli hayvan resimlerine benzetmek vesilesi ile meydana getirilmiş 12 hayvanlı takvimi Mısırlılar ve Yunanlılar Mezopotamya’dan almışlardır. Meselenin anlamlı yönü ise, eski Çin’de geçerli olan yıl hesaplama, Sümerlerde olduğu gibi “ay hesabı” (Kameri) esasına göre olduğu halde, Mezopotamya’nın komşusu olan Mısır’da “gün hesabına” göre (Şemsi) olmuştur. Bunun sebebi güneşin salınımından dolayı her yıl dünyanın dönüşü tam olarak 365 gün 6 saat olarak gerçekleşmemektedir. Güneşte hareket ettiği için salınım meydana gelmekte ve gün hesabında kaymalar olmakta. Ayın dünya etrafında ki dolanımı ise daha kararlıdır. Dünyanın salınımı güneşe göre çok az olduğu için hata daha azdır. Bugün Araplar ve Çinliler ay esasına göre takvim kullanmaktadırlar. Çocukların doğum periyodları da yine ay takvimine göre hesaplanmaktadır. Tıpta kullanılan bir çok zaman periyodu bu kadim(eski, antik) medeniyetlerden kalmadır ve ay takvimine göre yapılmaktadır.

Oluşturdukları zaman sistemi o günden bu yana bütün insanlık tarafından hemen hemen hiç değiştirilmeden kullanılmaktadır. Altmışlık sayı sistemine dayanan bu yöntemde;

6 saniye x 10= 1 dakika;
6 dakika x 10= 1 saat;
6 saat x 4= 1 gün
6 gün (sonradan +1 gün dinlenme)= 1 hafta
6 gün x 5= 1 ay
6 ay x 2= 1 yıl

MÜKEMMEL SAYI “6”

Mükemmel sayı, sayılar teorisinde, kendisi hariç pozitif tam bölenlerinin toplamı kendisine eşit olan sayı.

Şimdi Altı sayısının kendisi hariç bölenlerine bakalım ;

1,2 ve 3 bunları toplarsak 1+2+3 = 6

Altı geometride ve trigonometride önemli bir yere sahiptir;

Sayıların kare köklerinin hesaplanmasında kullanılır;

Aşağıda 2’nin karekökünün hesaplanmasında kullanılmıştır.

(Karekök cetveli, 6 tabanına göre)

ŞEYTANIN SAYISI “6”

Bu sayının neden şeytana atfedildiğini bilmiyoruz. Fakat eski medeniyetlerde kullanılan bir sayma sistemi olduğu için İncil’e eklendiğini düşünmekteyim. Özellikle “666” sayısının popüler kültürde şeytanla ilişkilendirilmesi de yine Hıristiyan kültürün dünya kültürüne etkisi ile olmuştur.

İncil’in son bölümü olan Book of Revelation şöyle der:

“İşte bilgelik. Bırak anlayanlar canavarın sayısını hesaplasınlar: İnsan için sayısı; onun sayısı altıyüz, üç yirmi ve altıdır. (13:18)”

Birçok kimse “canavar”ı Hıristiyan karşıtı kişi olarak düşünür ve 666′nın da Şeytan’ın sayısı olduğunu kabul eder. Ama Book of Revelation daha birçok gizemli sayıyla doludur. Örneğin; New Jerusalem’in ölçülerinden şöyle bahseder:

“Ve o benimle konuşanın elinde şehri ölçmek için altın bir asa vardı ve oradaki kapıları, buradaki duvarları. Şehir dört köşedir ve eni boyu kadardır; ve şehri asasıyla ölçtüğünde onikibin furlong olduğunu buldu. Eni ve boyu ve yüksekliği eşitti. (21:15-16)”

Onikibin furlong boyutlarında bir şehrin inanılmaz derecede devasa bir yer olması gerekir, çünkü bu durumda göğe yükselen kısmı yaklaşık 2,400 km. olacaktır; bu da oldukça bilim-kurgusal bir yaklaşım olur. St. John, gezegenimizin olası teknolojik geleceğine bir bakış atmış olabilir ama bu sözlerin gerçek anlamdan çok mecazi olması daha muhtemeldir. İncil’de sık sık karşılaşılan sayı sembolizmi, Musevi inancında çok önemlidir. Gerçekten, benim de keşfettiğim gibi, 666 sayısından sadece Book of Revelation’da değil, Book of Kings (Kralların Kitabı)’de de bahsedilmektedir:

“Solomon’a (Kral Süleyman) her yıl gelen altın, altıyüz, üç yirmi ve altı talentdi.”

Solomon adı İbranice barış anlamına gelen shaloın kelimesinden türemiştir ama Kral James versiyonunda simya terimleriyle sol (Güneş) ve omon (Ay) olarak karşılık bulmaktadır.

Orta Çağ’da ortaya çıktığı haliyle simyanın kökleri, antik Mısır’ın izoterik bilgilerinden kaynaklanmakta olan keşiş bilimidir. Mısırlılar için bu bilimin adı Kemet idi ve günümüzde bundan kimya (chemistry) ve simya (alchemy) sözcükleri türemiştir. Kabala’da görülen izoterik Musevi geleneğinde de bazı simya kavramlarının Mısır inançlarından kaynaklandığı belirtilmektedir.

Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam dinlerinde, güçlü inanç taşıyan ve kendini adamış olan kişiler tarafından sır olarak tutulan bazı kavramlar olduğu bilinmektedir. Bu gizli sistemler, felsefik kavramları ifade etmek için genellikle sayılar kullanılır. Yine bu da antik Mısır’dan kaynaklanan bir fikirdir.

A.T. Mann, bu sistemin nasıl işlediğini Sacred Architectııre (Kutsal Mimari) adlı kitabında şöyle açıklamaktadır:

“Sembolik matematik antik gizem okullarının temeliydi ve insanların inançlarını, yaşamlarını düzenleyen prensipleri belirlerdi. Her tanrının doğası ve sembolik gezegeni sayıyla temsil edilirken, geometri biliminde her harfin sayısal bir karşılığı vardı. Sistem ibrani ve Yunan alfabelerinde benimsenmişti…”

“Geometri kullanırken, tapınakların ve anıtların boyutlar, şiirlerin ölçüleri, müzikal yazımlar ve diğer konular tanrılarla ve güçleriyle ilgili olmalıydı. Herhangi bir kelimenin veya adın şifresini çözerek daha derin, sembolik niteliklerini anlamak mümkündür. Eflatuncular, Hermesçiler, Resicrucian’lar, Hıristiyan Gnostikleri, simyacılar, masonlar, tapınak şövalyeleri ve diğer birçokları bu gizli kutsal dili kullanmışlardır.”

Simyada, Ay ve Güneş sürekli bir uyum içinde olan dişi ve erkek elementler olarak ele alınır. Thomas Vaughan, 1650′lerde yazdığı yazılarda şöyle anlatmaktadır:

“Güneş ve Ay, biri aktif, diğeri pasif, bu Erkek, o Dişi olan iki Büyüsel Prensip’dir. Onlar hareket ettikçe. Yozlaşma ve Kuşak da hareket eder: Eşit olarak çözülür ve birleşirler.”

Simyada altın, saflaşmış ruhu simgeler ve geleneksel olarak Güneş’le bağlantılıdır. Güneş’in bir dönümü ise bir yıl demektir. Bu yüzden İncil’de 666 sayısıyla Güneş arasında bir bağlantı bulunduğuna dair Kings kitabından bir alıntı vardır.

Ayrıca, 666 sayısından Ezra’da da bahsedilmektedir ve Babil’den Judah’a dönen insanları simgelemektedir:

Adonikam’ın çocukları altıyüz, altmış ve altı tanedir. (2:3)

Adonikam kelimesinin anlamı şudur: “Tanrı’nın övgüsüne layık.”

666 sayısının İncil’deki anlamlarının yüzeysel olarak kastedilenlerden başka bir anlamı olmaması da mümkündür. Ancak St. John, 666 sayısını sayı sembolizmini alegorik olarak kullanan Musevi mistisizmine bağlamaktadır. Muhtemelen aynı geleneği izleyen kişilere yönelik bazı mesajlar vermeye çalışıyordu ama günümüzde artık bu mesajlar belirsizdir.

Yine bir tesadüf olarak, eski Roma rakamları da büyükten küçüğe dizildiklerinde toplamı 666 sayısını vermektedir:

D = 500
C= 100
L= 50
X= 10
V= 5
1= 1
666

Bu yüzden canavarın sayısı olarak kabul edilen 666′nın Hz.İsa’nın çarmıha gerilmesini sağlayan Roma otoritelerini temsil ediyor olma olasılığı da yüksektir.

Hıristiyanlık dininin İngiltere Adaları’nda yayılmaya başladığı yıllarda 666 sayısı M.S. 946 yılında St. Dunstan tarafından yaptırılan ünlü Glastonbury Manastırı’nda da yer almaktadır. Bu, ilk olarak Bligh Bond’un 1920′deki araştırmasında ortaya çıkmıştır.

Manastırın bir kenarı 74 fit olan dokuza dört karelerden oluşan bir dikdörtgen alan üzerine kurulu olduğunu görmüştür. 74 fit, 888 inch demektir. Yer planı ise 666 fit x 296 fit boyutlarındadır. Manastırın mimarlarının bu sayıyı tasarımlarında yer verecek kadar önemli gördükleri ve St. John’ın “canavar” atıfını dikkate almadıkları bellidir. (Kaynak : TürkceBilgi.Net)

EK BİLGİLER;

Sümerlerden sonra ne oldu?

Sümerleri , bugünkü Yahudi ve Arapların ataları olan Samiler içten çökertti ve Akad devletini kurdular. Samiler batıdan göç ederek Sümer devleti içinde çoğaldılar ve nüfusun büyük bir bölümünü oluşturunca Sümer Devleti göçtü ve Akad Devleti kuruldu. Daha sonra Babilliler aynı bölgede kuruldu. Sümerlerden sonra gelen devletler onların bilimini, dinini, yaşam tarzını aynen korudular.

Onluk sayı sistemi ne zamandır kullanılıyor?

Onluk sayı sistemi Mısırlılar zamanında geliştirilmiş bir sayı sistemidir. İnsan parmaklarının sayısı 10 adet olduğu için bu sistem zamanla yaygınlaşmıştır. Mısırlılar Sümerlere göre matematikte daha geride idiler. Günümüzde bilgisayar bilimlerinde 2’li (binary) ve 16’lı (Hexadecimal) sayı sistemleri kullanılmaktadır fakat bunlar bilimde kullanılan sayı sistemleridir. Sümerler 6’lı sayı sistemlerini hem günlük hayatlarında hem de bilimde kullanıyorlardı.

Sayılar bu kadar önemli mi?

Evet, önemli, çünkü gerek gizli kardeşlikler gerekse diğer dini cemaatlerde harflerin sayısal karşılıkları ile çeşitli hesaplamalar yapılır. Bu hesaplama sistemi eski Yunanlılarda Gematria olarak adlandırılırdı. Günümüzde Yahudilerde bu sistemi kullanmaktadırlar.

Gematria, Kabala’yı esas alarak sözcükler ve sayılar üzerine yapılan kabalistik çalışmalarla ilgili bir uzmanlık alanıdır. Gematria’da, ebced (İslamiyette) hesabında olduğu gibi, alfabenin (İbrani alfabesinin) her harfine nümerik bir değer verilir. Böylece her sözcüğün belirli bir sayısal değeri olmasının yanı sıra, sayısal değeri birbirine eş olan birçok sözcük olabilir, yani herhangi bir sayı birkaç sözcüğü temsil edebilir. Aynı sayısal değeri taşıyan sözcükler birbirine eş olarak kabul edilirler ki, Gematria çalışmalarındaki temel yöntemlerden biri bu sayısal değeri aynı olan sözcükleri birbirlerinin yerine kullanmaktır.

İslamiyette ise harflerin sayılarından bir şey bulma işlemi EBCED olarak adlandırılmıştır. Özellikle İslam tasavvufuna Yahudi tasaffuvundan geçmiştir. Arap alfebesi İbrani alfabe ile nerdeyse birebir aynıdır ve hesaplama İbrani harfleri ile birebir ayndır.

İbranice harflerin sayısal değerleri aşağıda verilmiştir;

(İbranice vav harfinin karşılığı “6” dır. Şimdi internette kullandığımız “www” ibaresinin gematriası “666” dır.)

Sayıların sizin için önemi var mı?

Sayılar dünyada olmayan şeylerdir. Onlar bizim beynimizde yarattığımız ve bu dünyayı basit anlamda modellemeye yarayan imgelerdir. Ben kuranı kerimde 6666 ayet olmasının bir tesadüf olduğuna inanmıyorum Tüm süreler besmele ile başlıyor ama sadece Tevbe süresi besmele olmadan başlıyor. Buda sayının 6667 olmasını engelliyor. Kuranda dünyanın 6 günde yaratıldığı yazıyor.

Bir de buradan itiraf etmek istiyorum, bazı insanların paraya, kadına, gösterişe vb. şeylere ilgisi vardır. Benimde asal sayılara karşı bir zaafım var maalesef 🙂 Başka bir şehre gittiğimde kalacağım otel odasının numarası mutlaka asal sayı olmalıdır. Değilse son çare 3’e tam bölünen oda numaralarını tercih ederim. Eğer o da yoksa giderim köprü altında yatarım.

Yazan: ARMARIEL

Reklamlar

Etiketlendi:

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: