TARİH : Haçlı Askeri Tarikatları ve Günümüze Etkileri

Dikkat: Bu yazıda Haçlılar zamanında kurulan askeri tarikatlar (Şövalyelik) hakkında kısa bilgiler verildikten sonra günümüze olan etkileri anlatılmaya çalışacaktır. Eğer ilginizi çekmeyen bir konu ise lütfen okuma zahmetinde bulunmayın. Lütfen bu yazıyı zihni açık (open-minded) kişiler okusun ve sonuç çıkarmaya çalışsın. Diğerleri de gitsin Elif Şafak, İpek Ongun, Canan Tan vb. güzide yazarlarımızın romanları ve kitapları ile oyalansınlar.

Haçlı Seferleri Neden Yapıldı?

Hıristiyanlar için kutsal sayılan Kudüs’ün Müslümanlardan geri alınması gibi görünse de, asıl amaç Süleyman Tapınağının altında saklı olan büyü kitapları ve çeşitli objelerin araştırılması için yapılmıştır.

İlk haçlı seferi ile 1099 yılında Kudüs ele geçirildi ve orada bir Latin devleti kuruldu. Çevresi Müslüman devletler tarafından kuşatılmış olan bu Hıristiyan devletinin yaşayabilmesi güçlü bir askeri teşkilata ihtiyaç vardı. Bu ihtiyacın giderilmesi için çeşitli dini-askeri tarikatlar kuruldu. Bu teşkilatlar daha sonra şövalyelik olarak adlandırıldılar. Birçok askeri tarikat kurulmasına rağmen bunlardan çoğu Kudüs’ün Müslümanlar tarafından kurtarılmasının ardından kaybolmuşlardır. Sadece en büyük tanesi tarihte önemli izler bıraktılar ve hala günümüz dünyasında etkileri devam etmektedir. Üç büyük Şövalye tarikatı ve görevleri şunlardır;

Kudüs’ün kuzeyindeki Akka liman kentinin korunması işi, Almanlardan oluşan Teuton Şövalyelerine verildi.

Kudüs’teki hastaneler ve genel emniyet görevi, çoğunlukla İtalyanlar ve Fransızlardan oluşan Hospitalier Şövalyelerine verildi.

Kudüs’teki temel askeri gücü oluşturan ve en disiplinli tarikat ise şüphesiz Tapınak Şövalyeleri idi. Tapınak Şövalyeleri Fransızlar tarafından kurulmasına karşı ilerleyen yıllarda İngiltereli, Danimarkalı ve İsveçli askerlerde yoğun olarak bu tarikata katılmışlardır. Tüm Avrupa coğrafyasından katılımlar, zamanla gerçekleşmiştir.

Bu üç temel dini-askeri tarikat dünya tarihindeki önemli olayların arkasında bulundular ve maalesef hala etkileri gizliden gizliye devam etmektedir.

Teuton Şövalyeleri

Teutonlar haçlı seferlerinden öncede Kutsal Roma-Germen İmparatorluğunun askeri bir gücü idiler. Teutonlar bir Germen kavminin adıdır aslında, Teuton boyundan olan askerler bu adla çağrıldıkları için zamanla Roma-Germen imparatorluğu askerlerine Teutons denmiştir. Kudüs’ün işgalinin ardından Stratejik önemi büyük olan Akka şehrinin kontrolü bu şövalyelere verilmiştir.

Teuton Şövalyeleri, Kudüs Azize Meryem Hastanesi ve Teuton Şövalyeleri Tarikatı (Latince: Ordo domus Sanctæ Mariæ Theutonicorum Hierosolymitanorum, Almanca: Orden der Brüder vom Deutschen Haus St. Mariens in Jerusalem, İngilizce: Order of the House of St. Mary of the Germans in Jerusalem) ya da kısa adıyla Teuton Şövalyeleri, bir Cermen-Roman dini tarikatıdır. Tarikat, Katolik hacılara, hac yolunda yardım etmek, hasta ve yaralı Katoliklerin bakımlarını sağlamak üzere hastane kurmak amacıyla kurulmuştur. Adlarını özellikle Ortaçağ’da Haçlı Seferlerine katılarak duyurdular. Normalde asıl üyelerin sayısı her zaman sınırlıydı ancak ihtiyaç durumunda gerek gönüllülerin gerekse paralı askerlerin katılımıyla sayıları hayli artmaktaydı. Avrupa’da sekiz yüzyıla yakın süre varlığını korumuş bir şövalye kurumudur. Geneli Alman şövalyelerden oluşmaktaydı. Polonya üzerinde büyük nüfuzları mevcuttu. Orta Çağ’da III. Haçlı Seferi esnasında (1190) Orta Avrupa’da Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’na bağlıydılar. Papa III. Innocent tarafından şövalye olarak kabul edildiler ve 19. yüzyılda Napolyon dönemine kadar yaşamayı başardılar.

Teuton şövalyelerinin bayrağı beyaz renk üstüne siyah haç simgesidir. Akka şehri, Selahattin Eyyubi tarafından alınıncaya kadar, Şehri müdafaa etmişlerdir. 3. Haçlı seferlerinde Alman imparatoru Frederich Barbarossa tarafından kurulan 100 bin kişilik ordunun büyük bir bölümü bu şövalyelerden oluşuyordu. Anadolu’ya girdiklerinde 100 bin kişi olmalarına rağmen 2. Kılıçarslan’ın akıncılarla yaptığı vur kaç taktikleri sayesinde Hatay’a vardıklarında sayıları 10 bine kadar düşmüştür.

Teutonların merkezi Magdeburg şehrindedir. İlk başlarda Protestanlara karşı çıksalar da şövalyeler zamanla Protestanlığı kabul ederek Gül-Haç Kardeşliği’ni koruma altına almışlardır.

Haçlı seferleri sonrasında kuzey Avrupa’da etkin rol almışlardır. Baltık ülkelerinin Hıristiyanlaştırılması, Katoliklere karşı isyanların bastırılması gibi olayları gerçekleştirmişlerdir. 14. Yüzyılda kendilerine sığınan Tapınak Şövalyelerini de korumuşlardır. 19. Yüzyılda güçlerini tamamen yitirmişlerdir. Hitler zamanında yasaklanmalarına rağmen halen bir yardım kuruluşu olarak varlıklarını sürdürmektedirler.

Hospitalier Şövalyeleri

Kudüs’de ki St. Jean kilisesi yakınındaki bir hastaneyi koruma görevini yerine getirmek için kurulmuşlardır. O yüzden başlangıçta Saint Jean şövalyeleri olarak anıldılar. Fakat daha sonra Hıristiyan hacıların tedavisi ile ilgilendikleri için “Hospitalier şövalyeleri” olarak anıldılar. Kudüs’te zaman zaman Tapınak şövalyeleri ile araları açıldı fakat onlar her zaman Katolik kilisesinin hizmetinde kaldılar.

Bayrakları kırmızı içinde beyaz haç biçimindeydi. Genellikle siyah renkli elbiselerinin üzerinde beyaz haç bulunurdu fakat zaman zaman lacivert tonları da kullanıyorlardı. Merkezi İtalya’nın Roma kentinde bulunan tarikatın günümüzdeki resmi adı İtalyancada Sovrano Militare Ordine Ospedaliero di San Giovanni di Gerusalemme di Rodi e di Malta yani Kudüs, Rodos ve Maltalı St. Jean Egemen Askeri Hospitalier Tarikatı veya kısaca Malta Tarikatıdır.

Kudüs Selahattin Eyyubi tarafından tekrar alınınca önce Kıbrıs’a kaçtılar. Tapınakçılarla aralarındaki kavga burada ateşlendi. Tapınakçılar kısa bir süre sonra Hospitalier şövalyelerini Kıbrıs’tan sürdüler. Onlarda Rodos adasını işgal ettiler ve Osmanlı devleti ile amansız bir mücadeleye girdiler. Bu dönemde Rodos şövalyeleri olarak anıldılar. Kanuni Rodos’u alınca bu kez Malta adasını mesken tuttular ve Malta Şövalyeleri olarak anıldılar.

1300 yılların başında Tapınak şövalyelerinin Fransa kralı ve Vatikan tarafından sonlandırılmasında etkin rol oynadılar. İlerleyen yıllarda Cizvit rahiplerini tapınakçılara karşı desteklediler.

Türklerle en çok mücadele eden Şövalye gurubu şüphesiz Hospitalier şövalyeleridir. Osmanlı ordusu ile hiçbir zaman doğrudan doğruya savaşa girmemişlerdir. Adaları ve kaleleri korumaya çalışmışlardır.

Tapınakçıların güçlenmesi ile 17. ve 18 yüzyılda iyice zayıfladılar. Napolyon’un Malta’yı alması ile tüm topraklarını kaybettiler. Tarikatın merkezi 1834′te Roma’ya taşındı. Malta Tarikatı, günümüzde egemen bir devlet dışı aktör statüsü taşımaktadır. Birleşmiş Milletler‘e gözlemci olarak katılmasına karşılık kendine ait topraklardan yoksundur. Kendini tarafsız ve insancıl bir yardım kuruluşu olarak tanımlayan tarikatın (aralarında Türkiye’nin olmadığı) 104 ülkeyle diplomatik ilişkisi vardır. Birçok ülke şövalyelere diplomatik dokunulmazlık ve ayrıcalık tanımaktadır.

Tapınak Şövalyeleri

Şüphesiz haklarında günlerce durmadan konuşabileceğim tarikat Tapınakçılardır ama burada sizlere bazı olayları özetlemek istiyorum. Kudüs işgal edilir edilmez, Süleyman mabedinin altında aramalar yapmak için kurulan tarikat ne gariptir ki Mescidi Aksa’yı kendilerine üs yapmışlardır. Burada Şia’nın İsmailiye kolundan ve bazı Yahudilerden etkilenerek ezoterik(gizlemli) bilgilere kendilerini kaptırmışlardır. Müslümanlarla amansız savaş içindeyken, Hasan Sabbah’ın kurduğu haşhaşinlerle sıkı fıkı ilişkiler içine girmişlerdir. Mevzu derin, burada açmaya kalksak kitap olur.

Avrupa’da en güvenilir tarikat oldukları için Hıristiyan hacıların paralarını taşıma görevi yapmışlardır. Kudüs’ün düşmesinden sonra da bankacılığın temelini Avrupa’da tahsis ederek çok zengin olmuşlardı. Avrupa krallarını kontrol altına almışlardı. Durumdan rahatsız olan Fransa kralı Philippe, Vatikan ve diğer şövalye tarikatları tarafından kâfirlik, şeytana tapma, Müslüman olma, eşcinsel olma gibi suçlarla yargılandılar.

Tarikat beyaz zemin üzerine kırmızı haç sembolünü kullanıyordu. Günümüz United Kingdom içindeki (İngiltere) bayrağı gibi…

Her ne kadar tarikatın sonlandığı kabul edilse de, Tarikat üyelerinin İngiltere ve İskoçya’ya kaçtığı ve oradan gizlice örgütlenerek, gizli emellerine ulaşmak istedikleri sanılmaktadır. Masonlar ve gizli tarikatların kökeninin Tapınakçılar olduğu kabul görmektedir. Fransız devriminden, Dünya savaşlarına dek birçok olayın arkasında oldukları sanılmaktadır.

Yazıyı daha fazla uzatmak istemiyorum. Şüphesiz ilgilenen arkadaşlar bu tarikatları inceleyerek daha fazla bilgi sahibi olacaklardır. Biz sadece kapıyı aralayarak odaya biraz ışığın süzülmesini sağlamaya çalıştık.

Yazan: ARMARIEL

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: