TARİH : OSMANLI SULTANLARI MEKKE VE MEDİNE’NİN HİZMETÇİLER İYDİ

Kemal_Cicek40

OSMANLI SULTANLARI MEKKE VE MEDİNE’NİN HİZMETÇİLERİYDİ

Osmanlı sultanları ülkenin birliğini, milletin dirliğini düşünerek hacca gitmediler. Ancak hacıların huzur ve güven içinde hac farizalarını yerine getirmeleri için her türlü önlemi almayı asli görevlerinden birisi olarak gördüler. Kâbe’nin bakımı ve kutsal topraklarda yaşayan insanların ihtiyaçları için çok büyük vakıflar kurdular. Her şeyden önemlisi Arabistan’ın Portekiz tarafından işgal edilmesini önlediler.

Bu hafta Kâbe’de elim bir vinç kazası oldu ve yüzlerce hacı adayı yaşamını yitirdi ya da yaralı kurtuldu. Yetkililer olayın sorumlularını araştırmak yerine “takdir-i ilahi” dediler. Hâlbuki hac güvenliği kutsal mekânların himayesini üzerine alanların sorumluluğundadır. Osmanlı sultanları bu hususa çok büyük ihtimam göstermişlerdi.

HER ZAMAN YARDIM GÖNDERDiLER

Osmanlı sultanları kendilerini İslam dünyasının manevi lideri olarak görüyorlardı. Bu yüzden Kutsal Topraklar Osmanlı hâkimiyetine girmeden önce bile buraya yardım gönderdiler. Yıldırım Bayezid Mekke, Medine ve Kudüs şehirleri fakirlerine dağıtılmak üzere her yıl sadaka göndermeyi gelenekselleştirdi. Fatih Sultan Mehmet ise İstanbul’u alınca Mekke Şerif’ine bir mektup ve ganimet malından 9000 altın yolladı. Yavuz Sultan Selim halife olunca kutsal mekânlara hürmeten “Hâdimü’l-Harameyni’ş-Şerîfeyn” yani Mekke ve Medine’nin hizmetçisi unvanı aldı.

URBAN EŞKIYALARININ ZARAR VERMESiNi ENGELLEDiLER

Kutsal Toprakları imparatorluğa kattıktan sonra hacıların can ve mal güvenliğini sağlamak Osmanlı padişahının asli görevlerinden birisi oldu. Bu yüzden Mekke ve Medine’nin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Harameyn-i Şerifeyn’e birçok gelir kaynağı vakfedildi. Her yıl Sürre Alayları’yla Mekke ve Medine halkına para yardımı gönderilmeye başlandı. Bu şekilde urban eşkıyası denilen hac güzergâhı üzerindeki Arap aşiretlerinin hacıların canına ve malına zarar vermesini engellemeye çalıştılar.

Osmanlı sultanlarının asli görevlerinden birisi de Mekke ve Medine’nin hac mevsimine hazırlanmasıydı. Osmanlılar’dan önce Kâbe çok ihmal edilmiş ve harap olmuştu. Osmanlılar Kâbe’yi yeniden inşa etmeyi düşündüler ancak İstanbul uleması Kâbe’nin yıkılıp yeniden yapılmasının caiz olmadığına karar verdi. Bu yüzden Osmanlı sultanları düzenli olarak Kâbe ve diğer kutsal yapıları her yıl tamir ettirdiler. Mekke’nin su ihtiyacını gidermek için çok büyük yatırımlar yaptılar.

MiMAR SiNAN HAZIRLADI MEHMET AĞA TAMAMLADI

Ünlü tarihçi Suraiya Faroqhi’nin “Hacılar ve Sultanlar 1517-1683” adlı eserinde yazdığına göre Kanuni Sultan Süleyman saltanatın sonlarına doğru Kâbe’ye yüksekliğiyle göz kamaştıran 7. bir minare yaptırmıştı. Ancak Kâbe mimarisinde günümüze kadar gelen en büyük değişikliği II. Selim ve III. Murad yaptırdı. Mekke’de Mescid-i Haram etrafındaki ahşap malzemeden yapılmış eski çatıları yıkılıp yerine kubbeli revaklar yapıldı. Kubbelerin içi altın yaldızlı yazılarla süslendi. Son birkaç yıla kadar Kâbe’nin etrafını süsleyen bu revaklar Kanunî’nin emriyle Mimar Sinan tarafından hazırlanmış ancak inşaatı 1590 yılında Mimar Mehmet Ağa tarafından gerçekleştirilmiştir.

HACILARIN AYAKLARI YANMASIN DiYE MERMER DÖŞETTiLER

Osmanlı padişahlarının Mekke ve Medine’ye hizmetleri dillere destandır. 1630 yılında sel baskını sonucu harap olan Kâbe’nin bugünkü binasını Sultan IV. Murad yaptırdı. Medine’de gölgesinde Hazret-i Peygamber’in defnedildiği Kubbe’yi Hadrâ’yı Sultan II. Mahmud; Mescid-i Nebevî’yi de oğlu Sultan Abdülmecid yaptırdı. Ayrıca bu iki sultan hacıların bedava kalacakları yerler inşa ettirdiler ve Sahabe kabirlerine zarif türbeler yaptırdılar. Tavaf eden hacıların ayakları sıcaktan yanmasın diye, Kâbe’nin zeminine mermer döşeten de Sultan Abdülmecid’dir. Ne yazık ki Sahabe türbeleri Suudi kralın emriyle yıkılmıştır.

KABE’NİN ÖRTÜSÜ SİYAHTI BEYAZ OLDU

Kâbe’nin örtüsü Osmanlılar öncesi Abbasiler döneminde yerleşen adet uyarınca siyahtı. Çünkü siyah Abbasiler’in bayrağının rengiydi. Mekke Şerifleri bu rengin Mekke güneşinde çarçabuk solduğundan şikâyetçiydiler. İşte bu yüzden I. Ahmed örtünün beyaz olmasını ve zeminine siyah harflerle işleme yapılmasını emretti. Bir süre beyaz örtü kullanıldı ancak daha sonra tekrar siyah renge dönüldü. Beyaz rengin neden ve ne zaman terk edildiğine dair bir belgeye hâlâ rastlanmadı.

Yıldan yıla artan hacı sayısına Kâbe’deki tavaf alanı cevap vermeyince Suudi Arabistan genişletme çalışmalarına başladı.

SUUDİ ARABİSTAN KRALI OSMANLI REVAKLARINI YIKTIRDI

Ancak krallık işe eski Osmanlı kalesini ve yapılarını yıkarak başladı. Mimar Sinan’ın eseri olan 500 küçük kubbeden oluşan revaklar da yıkılmak istendi. Türkiye revakların yıkılmasına itiraz etti. Bunun üzerine bu revaklar Türkiye’den gönderilen bir ekip tarafından sökülüp sandıklara konularak Müzdelife’deki yenileme alanına taşındı.

200 HAREMAĞASI KABE’Yİ SÜPÜRÜRDÜ

Harem-i Şerif’i Osmanlı saray-ı hümayunundan kendi arzuları ile emekliye sevk edilmiş ihtiyar 200 harem ağası silip, süpürür ve temizlerdi.

Padişah yanında terbiye görmüş, dünyanın en nazik, mütevazı dindar ve edepli adamları olan haremağaları Kâbe’nin temizliğini mübarek bir hizmet olarak görüyor ve herkese nasip olmaz diyerek gönüllü yapıyorlardı.

KABE’NİN ÖRTÜSÜ İSTANBUL’DA DOKUNURDU

Çok dindar bir padişah olan Sultan Ahmed tahta geçtikten sonra, Kâbe-i Mükerreme ile Ravza-ı Mutahhara’nın örtülerini İstanbul’da dokutmaya başladı. Kâbe örtüsü daha önce masrafları İstanbul’dan gönderilmekle birlikte Mısır’da dokutuluyordu.

48000 dirhem ipek harcanarak dokunan örtü İstanbul’dan Sürre Emini nezaretinde törenle gönderiliyordu. Kâbe örtüsü kutsaldı. İstanbul’a getirilen eski örtü şehrin ileri gelenleri arasında paylaşılır ve özel sandıklarda saklanırdı. Bu örtü parçalarının tabutların üzerine örtülmesi adetti.

GÜL SUYU İLE YIKANAN KABE

Osmanlılar Kâbe’nin tertemiz ve aydınlık olması için çok büyük harcamalar yaptılar. Kâbe, Kanuni devrinden itibaren her yıl iki kez gül suyu ile yıkatılıyordu.

Bu amaçla İstanbul’dan Mekke’ye sandal ağacı, gül suyu, amber ve misk yollanıyordu. Kâbe’nin balmumu ile ışıl ışıl aydınlatılması için büyük paralar vakfedilmiş, balmumu ve zeytinyağının eksilmemesi için sürekli bağışlar yapılmıştı.

HACILARIN CANI VE MALI OSMANLI SULTANINA EMANETTİ

Hilafeti temsil etmeye başladıktan sonra Osmanlı padişahları hacıların ve hac yollarının güvenliği için her türlü önlemi aldılar. Haremeyn vakıflarına tahsis edilen gelirleri yönetmek Osmanlı sultanlarının en güvenilir adamları olan Darüssaade Ağaları’nın işiydi. Darüssaade Ağası bir tür Mekke ve Medine Hayır İşleri Bakanı idi.

KABE’Yİ İLK SÜSLETEN KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’DIR

Kâbe-i Muazzama’yı süsletenden ilk Osmanlı padişahı Kanunî Sultan Süleyman’dır. Süslemenin caiz olduğuna dair Şeyhülislam’dan aldığı fetva üzerine dört mezhep imamlarının huzurunda Kâbe’yi süsletmiştir. Evliya Çelebi, Kanuni’nin Hz. Peygamber’i rüyasında gördüğünü, bu rüya üzerine Kâbe’nin etrafına kale yaptırdığını ve içini tezyin ettirdiğini yazar.

Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: