ARAP DOSYASI : Arap Baharı ve İsrail

Süfyan Kadir Kıvam, Erciyes Üniversitesi İbrani Dili ve Edebiyatı

17 Aralık 2010 tarihinde sebze tezgahı elinden alındıktan sonra Tahrir Meydanı’nda kendini yakan , üniversite mezunu , işsiz Muhammed Buazizi önce Tunus’u ardından bütün Arap Dünyası’nı domino taşları gibi yıkacak olan isyan hareketlerinin başlangıç noktası olmuştur. Bu eylem daha sonraki isyanların başlangıçlarına örnek olmakla beraber Avrupa’da da büyük yankı uyandırmıştır. İngiltere’de, Yunanistan’da, İspanya’da ve hatta coğrafyaya çok uzak olmasına rağmen ABD’de eylem sloganı Tahrir olmuştur. İsyanların sebepleri arasında İşsizlik, enflasyon, siyasi yozlaşma, diktatör rejimler ve kötü yaşam koşulları gösterilebilir. İsyanlar sonucunda bazı diktatörler öldürülmüş, bazıları ülkelerini terk etmek zorunda kalmış, bazıları ise hala muhaliflere karşı olan mücadelesini sürdürmektedir. Sonuç itibariyle Ortadoğu ve Afrika’da yeni düzen kurulmakta ve bu yenidünya komşu ülkelerin dış politikalarını değiştirmektedir. Bunlardan en önemlisi ise ABD’nin desteğini her zaman yanında hisseden İsrail’dir.

Ortadoğu’da yeni demokratik dönüşümler başlatan Arap Baharı İsrail’i fazlasıyla etkilemiştir. İsrail’i politika değişikliğine iten sebeplerin başında daha önce anlaşmaları olduğu diktatörlerin yıkılmasıdır. Bunun en güzel örneklerinden biri Camp David Anlaşmasından bu yana dostluk içinde olan Mısır’ın devrik lideri Hüsnü Mübarek’tir. Mübarek döneminde İsrail – Mısır ilişkileri öylesine iyiydi ki, İsrail Türkiye’den İthal ettiği malların kara yoluyla Arap ülkelerinden geçmemesi konusunda garanti isterken , Mısır’dan geçmesine sorun yaratmıyordu. Fakat Mısır’da şuan yaşanmakta olan seçim süreci sonucunda yönetime Müslüman Kardeşler’in gelecek olması İsrail’in komşularıyla kuracağı ilişkileri yeni parametreler üzerine kuracağına bir kanıt teşkil etmektedir. Mısır’ın seçimlerle birlikte Arap dünyasında tekrardan söz sahibi olacağı beklentisi İsrail’i bu duruma iten sebeplerin başında gelmektedir.

Mısır merkezli yeni bir düzeninin kurulacağı mübarekin devrildiği ilk günlerde kendisini göstermektedir. Örneğin Müslüman Kardeşler mezhep olarak farklı olmalarına rağmen İran’ın savaş gemilerini Suriye kıyılarına götürmesi için Süveyş Kanalı’nı açmıştır. Bu Mısır’ın izleyeceği realist politikaya işaret ederken aslında İsrail’in çaresizliğini gözler önüne sermektedir.israil’i ortadoğu’da arap baharı yaşanırken zor durumda bırakan başka bir neden ise en büyük destekçisi ve müttefiki olan ABD’nin bölgeden çekilme süreci yaşamasıdır. Geçtiğimiz aylarda ırak’tan çekilen ABD artık ortaoğu merkezli müdahalelerde öncü rol oynamayacağını ilan etmiştir. Bunun en güzel örneği Suriye’dir. ABD’nin farklı yollarla Asad yönetimini iktidarı bırakmaya onlarca kez davet etmiş olmasına rağmen Asad’ın bunu önemsememesi ABD’nin güçsüzlüğüne bir işaret olarak algılanabilir.

İsrail’in politikasını değiştirmesinde bir diğer etken ise kuzeyinde bulunan Suriye’de bir iç savaş haline dönüşen devrim hareketidir. İsrail, Suriye’de bir iktidar değişikliğine sıcak bakmamaktadır. Bu sebeptendir ki Daniel Levy bir söyleşide şunları dile getiriyor: “Koşullar ne olursa olsun, ortada bir belirsizlik havası hâkim ve tüm stratejik askeri planlamacılarda olduğu gibi İsrail’in de en sevdiği şey olan “öngörülebilirlik” kaybolmuş durumda. Şu anda bir Arap uyanışı deneyimlememiş Arap liderleri bile, kamuoyu ve halkın kanaati konusunda her zaman olduğundan daha dikkatli ve bilinçli davranacaktır. Artık sokakların sesine kulak vermeleri gerekiyor. Öte yandan akla şöyle bir soru da gelmiyor değil: İsrail, Dökme Kurşun Operasyonu’nu gerçekleştirirken, Mısır veya Ürdün kamuoylarının olumlu bakmadığını bilse, bu eyleminden geri adım atar mıydı? “ Daniel Levy’nin bu sözlerinden İsrail’in Arap Baharından ne kadar etkilendiğini ve nasıl rahatsızlık duyduğunu anlıyoruz. Diğer bir yandan İsrail’in rahatsızlık duymasının sebebi devrim hareketlerinin kendi topraklarına sıçrama ihtimalinin olmasıdır. Filistin konusunda hala bir belirsizlik ortadayken ve Kudüs’ün yerleşke çoğunluğunu İsrail sağlarken kendi topraklarında bir Arap isyanı İsrail’in toprak bütünlüğünü tehdit edebilir.

Her ne kadar İsrail Avrupa toplumu kabul edilse de bir Ortadoğu toplumudur ve halkı Yahudi halkı olduğu kadar Ortadoğu halkıdır. Filistin’de başlayan büyük çapta bir isyan ve İsrail’in bu isyanı bastırma yöntemi kamuoyunun fazlasıyla dikkatini çekebilir ve uluslararası arenada – şu zamanda gelişen Arap devrimleri ve hükümet karşıtı hareketler, batılı egemen güçler tarafından desteklenmekteyken – Filistin’in hukuksal açıdan haklılığını ortaya koyabilir.

Hele ki İsrail, Mısır ve ABD gibi stratejik bir müttefikini kaybetmişken bu olanlar karşısında tamamen pasif kalabilir. Bu nedenlerden dolayı İsrail’in komşularıyla ilişkilerini değiştirmesi gerekmektedir. İsrail, mısır, Lübnan Hizbullahı , Filistin Özerk yönetimi-Hamas, belirsiz bir Suriye ve kaybettiği bir Türkiye ile çevriliyken kendi halkına barış ortamı sağlayamayacağını hesaplamalıdır.

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: