ARAP DOSYASI : Arap Baharı ve Şii Hilali

Tarık Solmaz, İstanbul Üni., Uluslararası İlişkiler

Ortadoğu üzerine bir analiz yapıldığında alınacak temel referans noktası dinsel faktörler, daha doğrusu dini ve mezhepsel farklılıklardır. Tunus’ta 17 Aralık 2010 tarihinde Muhammed Buazizi isimli bir gencin ülkesindeki sosyal ve ekonomik koşullara tepki olarak kendisini yakması sonucu başlayan ve giderek tüm Ortadoğu ülkelerine yayılan isyan dalgası, Ortadoğu’daki dengeleri değiştirmiş ve bir belirsizlik ortamı doğurmuştur. Arap Baharı olarak isimlendirilen bu değişim süreci, Şii Hilali, Şii Uyanışı ve Şii Kuşağı gibi söylemleri de beraberinde getirmiştir. Şii uyanışı ile kast edilen esas itibariyle, uzun yıllar boyunca, Ortadoğu’da muhalif ve bir alt kimlik konumunda olan Şiiliğin artık günümüzde iktidara talip olmasıdır.[i]

Uzun yıllar boyunca Ortadoğu coğrafyasında ikincil bir konumda bulunan Şiiler, 2003 yılında Irak’ın A.B.D tarafından işgali sonrasında nüfuzlarını arttıracak bir fırsat yakalamışlardır. Arap Baharı kapsamında bir kez daha gündeme gelen Ortadoğu’nun demokratikleştirilmesi söylemi, ilk olarak 11 Eylül saldırıları sonrasında gündeme gelmiştir. Bölgedeki siyasal yapının A.B.D karşıtı ve teröre eğilimli kitleler ürettiğini düşünen Amerika bölgenin demokratikleşmesi yönünde bir politika izleyeceğini duyurmuştur.2002 yılında ilan edilen Bush Doktrini kapsamında ortaya atılan önleyici vuruş ( pre-emptive strike) anlayışı doğrultusunda Irak’ın işgal edilmesi bölgedeki dengeleri değiştirmiştir. Saddam yönetiminin devrilmesi sonucu, Irak’ın demokrasiye geçişiyle, ülke nüfusu içerisinde sahip oldukları %60-65 oran ile Irak’ın en kalabalık grubunu oluşturan Şiiler beklendiği gibi ülkenin kontrolünü ele almıştır. Irak’ın Şiilerin kontrolüne geçişi, Sünni yönetimlerden oluşan Körfez ülkelerinin tedirgin olmasına yol açmıştır. Şii Hilali söylemi böyle bir atmosferde ilk kez 2004 yılında Ürdün Kralı Abdullah tarafından ortaya atılmıştır.[ii]Kral Abdullah İran’ın Irak, Suriye ve Güney Lübnan’ı kontrol altında tutan Hizbullah üzerindeki etkisinden yola çıkarak, bölgenin hegemonik gücü olmaya doğru ilerlediğini öne sürmüştür. Bu açıklamalardan sonra, Mısır’ın devrik lideri Hüsnü Mübarek, Ortadoğu’da yaşayan Şiilerin bulundukları devlete değil, İran’a sadık olduklarını öne sürerek, Kral Abdullah’a destek vermiştir.
Lübnan’da ve Irak’ta mezhepler üzerinden bölünmüş bir toplumsal yapının varlığından dolayı ülkede ulusal bir bilinç oluşmamış ve merkezi yönetim zayıf kalmıştır.

Bu durumun sonucu olarak da, bu ülkelerdeki etnik ve mezhepsel gruplar ülke sınırları dışına çıkarak, kendileri ile benzer inanç ve etnik köken bağına sahip olan devletlerle yakın ilişki kurmuşlardır. Bu husus Irak ve Lübnan’daki Şiiler ile İran arasında bir yönüyle duygusal diğer yönüyle ise pragmatik bir bağ oluşmasını sağlamıştır. Ancak İran Sünni ülkelerden yükselen Şii Hilali söylemlerine karşı çıkmakta ve bu tarz söylentilerin Müslümanları ayırmak için Batı tarafından ortaya atıldığını iddia etmektedir.[iii]

İran’ın Şii jeopolitiğinden yararlanarak bölgede nüfuzunu arttırdığı bir gerçektir. Ancak bu durum Sünni yöneticilerin ileri sürdükleri ölçüde bir tehdit oluşturmamaktadır. Dolayısıyla bu devletlerden yükselen ‘‘Şii Tehdidi’’ söylemleri, bir yönüyle, otoriter iktidarların oluşturdukları korku ortamıyla halk üzerindeki etkilerini arttırmak için kullandıkları bir araç konumundadır.

Arap Baharı olarak isimlendirilen isyan dalgası, Şii Hilali iddialarının Ortadoğu kamuoyunda tartışıldığı bir süreçte patlak vermiştir. İran’ın Arap Baharına ilk tepkilerinden birisi, ayaklanmaları 1979 İslam devrimi ile benzeştirme çabalardır. İran yönetimi Tunus ve Mısır’daki ayaklanmaların neticesinde Bin Ali ve Mübarek yönetimlerinin yıkılmasından memnuniyet duymuştur. Bu durumun temel sebebi İran’ın Mısır ve Tunus da dahil olmak üzere pek çok Arap devleti ile problemli bir ilişkiye sahip olmasıdır. Ayrıca 1980 yılında başlayan Irak-İran savaşı sırasında hem Mısır hem de Tunus Irak’ı desteklemiştir.[iv] Libya lideri Kaddafi’nin devrilmesine ise esastan bir tepki ortaya koymayan İran, yalnızca sürece Nato’nun müdahil olmasını eleştirmiştir.[v] İran’dan gelen ilk açıklamalar, İran’ın yaşananları İslami bir uyanış ve Batı yanlısı laik diktatörlere karşı bir ayaklanma olarak algılama eğiliminde olduğunu göstermektedir. Ancak isyan dalgalarının bu coğrafyalar ile sınırlı kalmayacağı anlaşıldıktan sonra, İran sürece daha ihtiyatlı ve reel politiğe uygun yaklaşmaya başlamıştır. Başlangıçta, bölgedeki Arap yanlısı iktidarların yıkılacağı ve yerine daha iyi ilişkiler kurabileceği iktidarların geleceği beklentisi içinde olan ve Körfez ülkelerindeki Şiilerin süreçten güçlenerek çıkacağını düşünen İran, isyan dalgası yakın müttefiki Suriye’ye sıçrayınca ikircikli bir tutum almaya başlamıştır. Ayrıca kendisi de otoriter bir yönetim olan İran isyanların kendi ülkesine de sirayet etmesinden çekinmektedir. İran’ın Bahreyn ve Suriye’deki ayaklanmalar karşısındaki pozisyonu, Arap Baharına karşı çelişkili yaklaşımını net bir şekilde yansıtmaktadır.

Bahreyn’in nüfusunun yaklaşık %70 i Şiilerden oluşmaktadır. Buna karşın, Şii nüfus önemli ölçüde siyasal, ekonomik ve mezhepsel baskılara maruz kalmaktadır.[vi] Sünni kökenli El Halife ailesinin yönetim altındaki Bahreyn’de Şiiler siyasal zeminde adilane bir temsil imkânı bulamamaktadır. İran Bahreyn’deki Şiilerin yaşadıkları sorunlar ile yakından ilgilenmektedir. Körfez ülkeleri ise İran’ın bölgedeki etkinliğini azaltmaya yönelik birtakım arayışlar içerisindedir.[vii] Özellikle Bahreyn’deki rejimin geleceğini kendi bekası açısından önemseyen Suudi Arabistan mücadelenin taraflarından bir tanesidir. Suudi Arabistan oluşmakta olan Şii kuşağından en çok tedirginlik duyan ülkelerden birisidir. Hatta 2010 yılında ortaya çıkan Wikileaks belgelerinde ortaya konulan ifadelere göre, Suudi Arabistan, İran’a yönelik askeri müdahaleyi bile desteklemektedir.[viii]

Suudi Arabistan’ın başını çektiği Sünni Arap devletlerinde, İran’ın Arap Baharını, Şii isyanlarına çevirmeye çalıştığı düşüncesi hakimdir. [ix] Bahreyn yönetimi rejimin güvenliğini sağlayabilmek için Suudi Arabistan ile yakın ilişki içerisine girmiştir. İki ülke savunma ve dış ilişkilerinde birlikte hareket etme kararı almışlardır. Suudi Arabistan nüfusunun yalnızca % 5’i Şiilerden oluşmaktadır. Ancak Şiilerin önemli petrol kaynaklarının bulunduğu yerlerde yaşaması Suudi Arabistan’ı endişelendirmektedir.[x] Yaşanan süreci genel itibariyle destekleyen İran için en büyük paradoksSuriye meselesidir. Suriye’de Şiiliğin alt kollarından birisi olan Nusayriler nüfusun %12 sini oluşturmaktadır. Buna karşın sivil ve askeri bürokrasi içersinde edindikleri güç ile ülkeyi domine edebilmektedirler. Suriye ile İran arasındaki ilişki bu bağlamda önemlidir ancak bu ilişki yalnızca mezhebi bağlarla açıklanamaz. Bunun ötesinde, İran ile Suriye arasındaki iyi ilişkiler, bölgedeki mücadeleyi Arap-Acem çatışması ekseninden çıkarmaktadır.[xi] Ayrıca Suriye, İsrail karşıtı politikalarında İran’ın en büyük destekçisi konumundadır. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz’de yayınlanan bir değerlendirme yazısında, İran ile Suriye arasındaki ilişkilerin derinliğini göstermek için, İsrail Başbakan yardımcısı Shaul Mofaz’ın ‘‘Golan tepelerinin Suriye’ye verilmesi, İsrail sınırında İran’a köprübaşı verilmesiyle eşdeğerdir’’ ifadelerine yer verilmiştir.[xii]Suriye’de yaşananları Arap devrimlerinden farklı gördüğünü ifade eden İran’a göre, Arap devrimleri özü itibariyle Batı yanlısı yönetimlere karşı girişilen bir kalkışmadır. Dolayısıyla İran’ın algılamasına göre hâlihazırda Batı karşıtı bir yönetimin bulunduğu Suriye bu kapsamda değerlendirilemez. Burada İran’ın ustaca bir manevra ile halk hareketlerinin temel motivasyonu olan demokrasi ve özgürlük taleplerini göz ardı edip, süreci yalnızca Batı karşıtlığına indirgediğini görüyoruz. İran bu sayede kendi içerisinde doğması muhtemel halk hareketlerinin de önüne geçmek istemektedir.

Toparlayacak olursak, Ortadoğu’da bugün yaşananın mezhep çatışması değil, ancak mezhepsel kimliğine vurgu yapan kesimlerin siyasi iktidarı elde etme yönündeki rekabeti olduğu söylenebilir. Türkiye belli ölçülerde de olsa Şii Hilali söyleminden etkilenerek, Sünni kimliğini ön plana çıkarmakta ve bölgedeki Sünni devletler veya güç odakları ile ilişkilerini güçlendirmektedir. Türkiye Arap Baharı sonrasında bölgeye güçlü bir geri dönüş yapabilmek adına hazırlık yapmaktadır. Buna karşılık İran ise Şii jeopolitiğinden yararlanarak, Türkiye ile bölge üzerinde söz sahibi olmak adına rekabet etmektedir.

[i] http://mobil.stargazete.com/pc/acikgorus/ortadogu-nun-derin-akintisi-sii-hilali-haber-426573.htm Erişim Tarihi: 8 Haziran 2012

[ii] Helfont, Samuel, a.g.e, sf. 285

[iii] Salihi, Emin, a.g.e, sf.3

[iv] Shoori, Mahmood, Arap Devrimi ve İran, Ortadoğu Analiz, Cilt: 4, Sayı: 39, Mart 2012, sf.68
http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Yazilar/Dosyalar/201238_mak3.pdf

[v] Uygur, Hakkı, İran ve Arap Baharı, Setav Analiz, sf.3
http://www.setav.org/ups/dosya/112597.pdf

[vi] Ayhan, Veysel, Ortadoğu’daki Şii-Sünni Gerginliği ve Türkiye
http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Yazilar/Dosyalar/2012214_veysel.ayhan.pdf

[vii] Tanrıverdi, Nebahat, Bahreyn Krizi ve Körfez Birliği
http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=3491

[viii] Taşpınar, Ömer, ABD-İran İlişkileri ve İsrail,Sabah Gazetesi, 09.01.2012
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/taspinar/2012/01/09/abdiran-iliskileri-ve-israil

[ix] Laçiner, Sedat, İran’ın Arap Baharına Cevabı, Star Gazetesi,01.12.2011
http://www.stargazete.com/politika/yazar/sedat-laciner/iran-in-arap-bahari-na-cevabi-haber-401908.htm

[x] Salihi, Emin, a.g.e sf.8

[xi]Uygur, Hakkı, a.g.e sf.19

[xii] http://www.haaretz.com/print-edition/opinion/the-myth-of-the-shia-crescent-1.247752

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: