SURİYE DOSYASI : Suriye-Barzani-PKK/PYD ve “Demokratik Özerk Kürdistan” Konusunda Ön Değerlendirme

Irak’ta Saddam Hüseyin devrilirken Sünnilere karşı Şii’ler kullanıldı. Suriye’de ise amaç aynı ama kullanılanlar farklı; ESAD’ın devrilmesi sürecinde Şiilere karşı Sünniler kullanılıyor. Irak’ta Şiiler ve Sünniler ve de isimleri hiç anılmayan Türkmenler kaybeden taraf oldular. Kazanan tek taraf Kürtçüler oldu. Suriye’de ise bugünkü durum itibariyle kaybedenler ve kazananlar tıpkı Irak’ta olduğu gibi.

SADDAM’ı gözden çıkaran Batı, uysa da uymasa da bağımsız bir devleti durup dururken yok etmesinin meşruiyetini sahip olduğu “cehennem silahı” ile kimyasal silahlara bağladı. SADDAM’ı devirip Irak’ı yok ettikten sonra bütün dünyanın bildiği bir gerçeği, yüzü hiç kızarmadan itiraf etti: Bağdat’ta namlusu tüten tek bir silah yoktu dedi. Yıllar sonra arşivlerden sızan bilgilerle, Irak’ı ağzına kadar kimyasal silahla dolduranın yine kendileri oldukları ortaya çıktı.

Dünyada koparılan SADDAM’ın kimyasal silah tehdidi bizi de paniğe sokmuştu. Savaş çığırtkanlığının alıp yürüdüğü günlerde, millet evinin penceresinin önüne tavuk bağlayarak, camlarını naylonla kaplayarak kimyasal silaha karşı kendince önlemini almıştı. Hiç kuşkusuz yarın yine aynı hikâyenin ESAD için yazılmış suretini dinleyeceğiz.

Yeni Irak’ın toprak bütünlüğünü kırmızı çizgilerle ilan edenler, koparılan en ballı parçayla petrol anlaşmaları yaparak kendi kırmızı çizgilerini elleriyle yok ettiler. Geriye her gün patlayan bombalarla ölen günahsız Şiiler, Sünniler ve Türkmenler ile bağımsızlık yolundan salimen ilerleyen Kürtçüler kaldı.

Kullanılan unsurların farklılığından başka her adımı Irak’ın parçalanmasının aynısı olan Suriye’de olanlara bu nedenle yabancı değiliz. Dün Irak’ta Amerikan askerlerinin peşinden ülkenin en önemli merkezlerini işgal eden Kürtçüler bugün de aynı uygulamayı Suriye’de yapıyorlar. O günlerde sadece Kürt halkının güvenliğini sağlamak üzere işgal ettikleri yerleri artık adı konmamış bağımsız devletin toprakları haline getirdiler. Suriye’de ise henüz bağımsızlık tarafını temsil eden BARZANİ’nin mi yoksa “demokratik özerklik” isteyen PKK/PYD’nin mi kazanacağı belli değil.

Esad gücünün büyük bölümünü kan davalı olduğu Müslüman Kardeşler’le savaşa ayırmış durumda. Kürtçülere bakacak hali de yok bakmakta da yarar görmüyor. Kürtçüler ve PKK/PYD ayrıcalıklı konumuyla adeta mermi atmadan şehirleri ve bölgeleri ele geçiriyor.

Bizi çok zorlu günler bekliyor. Bir yanda ikinci bir terör bataklığı yaratılırken diğer yanda uluslararası durum elimizi kolumuzu bağlıyor. İki ucunda da tutulacak yer yok gibi… Çok boyutlu tehdidin sadece bir tarafı bile korkunç. Suriye’de Türkiye’nin herhangi bir müdahalesi yurt içinde ve de özellikle büyük kentlerde etkili terör eylemleriyle cevap bulacaktır. Başta İstanbul olmak üzere mezarlıklarda, merkeze uzak yerleşim birimlerinde toprağa gömülü olarak bulunan onlarca kilo plastik patlayıcıların ileride kullanılmak üzere saklandığını gösteriyor.

Türkiye Suriye Ulusal Konseyi ve Barzani’nin PKK’nın planlarına karşı etkili girişimlerde bulunmalarını hesaplıyor olabilir. Ancak bu beklenti veya planların gerçekleşmesinin önünde büyük engeller bulunuyor. Ulusal Konsey, kendi bünyesinde fikir birliğine sahip olmadığından başka Kürtler üzerinde de bir etkiye sahip değil. Toplantıları terk ederek ayrı düşündüklerini açıkça belirttiler. Diğer taraftan Ulusal Konsey Esad’dan boşalacak bölgelerde yönetimi oluşturma konusunda şu aşamada bile hazır değil. Bu eksikliğini diyelim ki, bugünden sonra gidermiş olsun; o zaman da kendileri için önemli olan Sünni Arap bölgelerinde yönetimlerini oluşturmaya uğraşmaktan PKK/PYD’ye karşı durmaya zaman bulamayacaklar.

Barzani ise daha zor durumda; PKK/PYD olmaz deyince peşmergelerini Kobani’ye yerleştiremedi. Görüşme yoluyla çare bulmaya çalıştı. Erbil Anlaşması elini kolunu bağladı. Suriye’de yerleşmek stratejik planlarında son derece önemli bir yer tutuyor. Ama aynı plan PKK/PYD içinde geçerli. İki gücün arasında paylaşılamayan bölgeler sorununda Barzani’nin güç kullanması beklenemez. Çünkü böyle bir çatışma, K. Irak’a taşınacak ve hatta Türkiye’deki ekonomik alanlar bile çatışmanın hedefi olacaktır. Geçen hafta Mardin/Derik’te petrol boru hattına PKK’nın yaptığı sabotaj eylemi, Barzani’ye uyarı amacıyla gerçekleştirildi. Barzani’yi zorlayan bir başka grup ise okumuş, yüksek öğrenimli muhalif Kürtçü harekettir. Bu arada muhalif cephede İslamcı Kürtçü partileri de unutmamak lazım. Suriye’de güç kullanmasının bedelini K. Irak’ta ödeyeceği kesin ki bunu hiçbir zaman istemeyecektir.

PKK/PYD’nin açıklamalarının dikkatle analiz edilmesi halinde, Suriye’de bu örgütün bağımsız bir devlet kurma amacında olmadığı anlaşılıyor. K. Irak’ta olduğu gibi diğer Kürtçü parti ve şahısların ortak olacakları bir bölgesel yönetim istemediği açık. Yalnızca benim bölgem olacak diyor. Bağımsızlığın hiçbir pratik yararı olmadığını biliyor. PKK/PYD tarafından kurulacak bağımsız bir “Kürdistan”ın lafta kalacağını, dünyanın Türkiye ile yeni sorunlar yaşamak yerine bölgede uyumlu bir politikayla pastadan pay almayı tercih edeceğini gayet iyi biliyor. Böyle bir yararsız girişim yerine “özerk yönetim” yaratma hedefine ulaşmaya çalışıyor. PKK/PYD denetimindeki “Özerk Güney-batı Kürdistan” sayesinde hem Barzani hem de Türkiye’nin karşısına pazarlık gücüyle çıkacaktır. Kandil gibi her an dışarıdan müdahaleye açık bir bölgedeki karargâhına alternatif güvenli bir karargâh yaratabilecektir. Özerk yönetimle elde edeceği siyasi-diplomatik kazancı Türkiye ve silah bırakmasını isteyen diğer güçlere karşı kullanabilecektir. Silahlı gücünü Kandil’de tutarken Suriye özerk yönetimi bir siyaset-diplomasi merkezi haline getirebilecektir. ÖCALAN’ın serbest bırakılması talebine sağlam bir dayanak oluşturabilecektir. Kim bilir belki de 1998 yılında çıktığı Suriye’ye özerk yönetimin başı olarak dönebilecektir.

Bugünlük sıra Suriye… Her gün biraz daha “Lübnanlaşan” bu ülkede kaybedenler de kazananlar da belli. Bırakalım dünyayı aymazlık sınıfına sokmalarını; ama acımızın, kaybımızın büyüklüğünü her gün şehit cenazeleriyle artık dayanacak gücü kalmayan yüreğimizde yaşayan bizim de aynı yerde olduğumuzu sanıyorlar. Şimdiye kadar hiç çekinmeden önümüze sürdükleri bu hatalarına artık tahammülümüzün kalmadığını bilmemeleri de onların en büyük hatası olacaktır.

http://www.turksam.org/tr/a2714.html

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: