Etiket arşivi: AK Parti

MİZAH : DÜNYA YOLSUZLUK ŞAMPİYONU AK PARTİ’DEN EMEKLİLERE MESAJ VAR :))))))

KÜRT SORUNU DOSYASI /// Hayrullah Mahmud ÖZGÜR : Ak Terörist ve/veya Türk’süz “Kürt Anayasas ı”?

Ak Terörist ve/veya Türk’süz “Kürt Anayasası”?!

(ya da “Kızıl” Soçi Procesi ve/veya Genelkurmay Başkanı tutuklayan Polis’i, AKP’li vekil bebelerinden kim koruyacak?!)

“ABD’nin bir Büyük Ortadoğu Projesi var, inşallah bu proje gerçekleşir, Diyarbakır da BOP’un yıldızı olur!”

BOP’eşbaşı Erdoğan

http://www.gavurege.com/webroot/home.php?op=ege&action=outview&article_id=7042

Ak terörist?!

Terörist!?

Taşeron şiddet işçisi!?

PKK!

Barzani?!

Büyük kürt devleti procesi?!

Enerji bazlı dünyalar savaşı!

Siyasal Kürtler üzerinden Türkiye ile İran savaştırılmak isteniyor!

Neo Sevr!?

Sözün özü:

Enerji bazlı dünyalar savaşında netice:

AKP & Gülen, küresel aksta toksik / zehirli varlık!

Ak terörist!

Nokta.

ZAKKUM / KÜRT ANAYASASI?!

Suriye üzerinden kıyamet kopmak üzeredir.

Kraliçe’nin Gül’ü yine ortalıkta yoktur.

Gül bu sırada karısına sorar, “Birazdan açıklama yapacağım, hangi bakışım daha güzel, böyle mi poz vereyim yoksa şöyle mi?!”

(…)

Hırbo, AKP & Gülen iktidarında “sokaktaki ürkek vatandaş” olur.

Başbakanlık’ın önünde Trakyalı gazete satıcısı kılığında dolaşır, bağıra çağıra gazete reklamı yapmaya başlar!

“Naparsın sayın başbakan AMK be ya!”

“Ne olsun, AMK Gül’ün sözcüsü be ya!”

(…)

Hırbo, Davutoğlu’nun “Geleceği biz belirliyoruz” sözü bağlamında hislenir

Hemen “Flasforward” ve/veya “Geleceğe dönüş” kapsamında anlık kareler yansıtır:

“Sonbahar iç savaş”!

Tecavüze uğrayan Kaddafi görüntülerinin ardından, tecavüze uğrayan ilk dışişleri bakanı Davutoğlu görüntüleri akmaya başlar.

Topaç, F’Ardıç vs…

(…)

Erdoğan, Hırbo’nun önüne koyduğu HM’nin İslam, Ramazan’la ilgili yazısının özetlerini okur, içlenir.

Hemen iftarda bir aç doyuralım, diye maiyetine talimat verir.

Başbakan’ın talimatı anında yerine getirilir, F’Koru iftara davet edilir.

RTE, bir aç’ı daha doyurmanın manevi güç’ü ile Ankara Belediyesi’ne doğru yönelir!

(…)

Hırbo, duayen üslubu içinde tartışmaya katılır ve zengin laik cenahtan gazetecilerle ilgili tartışmaya son noktayı koyar:

“Gaz almayıp gerçek anlamda yazıp çizdiği sürece kimsenin yediği içtiği göze batmaz. Yazmadığı halde kazanıyorsa batar!”

(…)

Hırbo, MAB başta olmak üzere, medyadaki “Kürt devleti kuruluyor müdahale etsene” temalı uyarı ve/veya gazlama yazıları okur, hislenir.

Çünkü, bu yazılardan amaç vatandaşı uyandırmak değildir; bilakis, Suriye üzerinden TSK’yı İran’la savaştırmaktır.

Hırbo hemen penis / füze şeklinde bir resim çizer, Birand’a gönderir, “Önce sen / siz bunun üstüne oturun, sonra Barzani’nin icabına bakacak (Erdoğan, Gül, Topaç, Gülen, Doğan vs’den oluşan) bir füze nasılsa icat edilir!”

(…)

Barzani, Türk’süz anayasa taslağını görür ve hemen TBMM Başkanı Çiçek’e teşekkür mesajı geçer:

“Sayın Çiçek,

BOP ve/veya büyük kürt devleti procesi çalışmaları kapsamında ortaya koyduğunuz çabayı takdir (!) eder, başarılarınızın devamını dilerim.

İmza: Barzani”

Hırbo bu metni görünce hislenir, hınzır gülümsemesi ile hemen bu mektubun altına not düşer:

“Ödüllendirme kapsamında Yüce Divan da Divan-ı Harb de çok kalabalık olacak!”

(…)

Gökçek, yalnızdır.

Evde kendi kendine “topaç” çevirmeye çalışıp vakit öldürür.

Ne var ki, bir türlü çevirmeyi beceremez.

Hırbo bakar ki, beceremiyor, hemen becerir ve Gökçek’i alır “topaç” niyetine çevirir.

“Öyle çevrilmez böyle çevrilir, ustadan göre feyz al” der.

(…)

AKP & Gülen iktidarında Polis’in içine F’cunta sızar!

Atatürk Türkiyesi’nden yana taraf olan kim varsa komplo kurar, itibarsızlaştırma operasyonu yapar.

Medyada, ceketi uçuşan, dört yıldızlık general’i, genelkurmay başkanını gözaltına alan vücud dili kaymış ve/veya ne oldum delisi “Korkusuz Polis” imajı vitrinlenir!

Askerler için “Korkak”, “NATO Subayı” vb tanımlamalar kullanılır.

Atatürk’ün askerinin, subaylarının itibarı alaşağı edilirken, söz dinleyen “Ak Polis”in profili ‘F’ak medya’da hızla yükseltilir.

Ortaya çıkan resim, bazı ayık kesimler hariç, AKP & Gülen örgütü içinde enaniyetin azmasına yol açar.

Netice ortadadır:

‘AKP’ci, ‘Gülen’ci, ‘Barzani’ci, PKK’cı vekiller değil, kimliksiz, kişiliksiz bir vekil oğlu, düne kadar “Generalleri tutukluyor, kahraman polis” diye övdükleri polislerin meslektaşlarından bazılarını hizaya çeker, “olağan şüpheli muamelesi” yapar, aşağılar, apolet söker.

Hırbo, hemen geçmiş olsun mesajı yayınlar:

“Karşı devrim evlatlarını yiyor, aramıza hoşgeldiniz!”

………………….

DESTABİLİZASYON ve / veya Neo Roma’da Fil’ler & Eşek’ler HAARP’i?!
http://ultra-turkler.blogspot.com/2012/07/derin-cevreleme-veveya-derin-cerceveleme.html
http://ultra-turkler.blogspot.com/2011/03/socide-sobelenmek-ya-da-soci-antant-adm.html
http://www.turktime.com/haber/Mood-Suriye-Raporunu-Acikladi-/186199
http://www.turktime.com/haber/Rusya-nin-Yeni-Askeri-Ussu-Neresi/186175
http://www.turktime.com/haber/ABD%60den-Buyuk-Destek/186209
http://ultra-turkler.blogspot.com/2012/06/neseli-beyaz-fil-veveya-313ncu-kareye.html
http://www.turktime.com/haber/Davutoglu-ndan-Suriye-Cikisi-/186190
http://www.gavurege.com/webroot/home.php?op=ege&action=outview&article_id=7027
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1324408&title=2012-londra-olimpiyatlari-gorkemli-bir-solenle-acildi
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1323302
http://www.stargazete.com/guncel/erdogandan-esada-karsi-guc-birligi-cagrisi/haber-649441
http://www.stargazete.com/londra2012
http://www.stargazete.com/yazar/mahir-kaynak/guncel/kurtlerin-gelecegi/yazi-649648
http://ultra-turkler.blogspot.com/2012/07/jet-lag-veveya-vatansz-matbuat.html
http://www.stargazete.com/yazar/taha-kivanc/politika/tayyip-erdoganin-iftar-konuguydum/yazi-649649
http://magazin.bugun.com.tr/ugur-dundar-unutuldu-acun-un-sehir-efsaneleri-basladi-200167-makalesi.aspx
http://www.takvim.com.tr/Guncel/2012/07/28/jet-yardim
http://haber.gazetevatan.com/katiller-disarida-vekiller-icerde/468514/1/Gundem
http://haber.gazetevatan.com/turkiyede-ozerk-kurdistan-istedi/468561/1/Gundem
http://haber.gazetevatan.com/baraj-puani-krizini-gul-cozecek/468529/1/Gundem
http://magazin.milliyet.com.tr/acun-un-asil-surprizi-ne-/magazin/magazinyazardetay/28.07.2012/1572492/default.htm
http://magazin.milliyet.com.tr/270-tl-hesaba-3200-tl-bahsis/magazin/magazindetay/28.07.2012/1572806/default.htm
http://siyaset.milliyet.com.tr/ozkok-un-tanikligi/siyaset/siyasetyazardetay/28.07.2012/1572982/default.htm
http://siyaset.milliyet.com.tr/ruya-kentten-dram-kente-/siyaset/siyasetyazardetay/28.07.2012/1572880/default.htm
http://www.medyatava.com/haber.asp?id=94761
http://www.turktime.com/haber/Neler-Konusulddu/186216
http://www.turktime.com/haber/AKP-den-%E2%80%98Turk-suz-Anayasa/186227
http://www.haberturk.com/polemik/haber/762564-iste-13-bin-900-tllik-hesabin-hikayesi
http://www.haberturk.com/dunya/haber/762585-turkiye-dirilisin-arifesinde
http://www.haberturk.com/gundem/haber/762588-tsk-dugmeye-basti
http://www.hurriyet.com.tr/planet/21086355.asp
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21086362.asp
http://webtv.hurriyet.com.tr/2/35760/21081980/1/iste-ilk-goruntuler.aspx
http://www.gazeteport.com.tr/haber/105797/quotgunduz-kendimiz-icin-gece-halk-icinquot
http://www.sabah.com.tr/Yasam/2012/07/29/bir-sanatcinin-caresiz-bagimli-ve-zor-halleri
http://www.stargazete.com/politika/28-subat-icin-dinlenecekler-listesi-kabarik/haber-650286
http://www.gazetevatanemek.com/index.php/korkut-boratav-diger-yazilar/5340-latin-amerikada-askeri-sivil-darbeler.html
http://www.gavurege.com/webroot/home.php?op=ege&action=outview&article_id=7048
http://www.gavurege.com/webroot/home.php?op=ege&action=outview&article_id=7047
http://www.gavurege.com/webroot/home.php?op=ege&action=outview&article_id=7042
http://www.gazeteport.com.tr/haber/105842/dortyol-emniyet-muduru-teshis-sonrasi-terfi-etti
http://www.gazeteport.com.tr/haber/105825/hangi-ulke-vatandasisiniz
http://gundem.bugun.com.tr/barzani-bu-bir-savas-ilanidir-200313-haberi.aspx
http://gundem.bugun.com.tr/hedef-kurt-boru-hatti-200252-haberi.aspx
http://www.turktime.com/haber/Skandal-Icinde-Skandal/186345
http://www.turktime.com/haber/%E2%80%9CTurk%E2%80%9Dlu-mu-olacak-%E2%80%9CTurk%E2%80%9Dsuz-mu/186343
http://haber.gazetevatan.com/kudusu-israilin-baskenti-ilan-etti/468913/30/Dunya
http://www.hurriyet.com.tr/planet/21094884.asp
http://haber.gazetevatan.com/suriyeye-cin-destegi/468875/30/Dunya

……………….

ZAMAN TÜNELİ

Soçi’de sobelenmek ya da Soçi Antantı adım adım hayata geçiyor!

Soçi vak’ası?!

Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu, “bütçe görüşmeleri” sırasında, TBMM kürsüsünden Başbakan Erdoğan’a elifi elifine şöyle sesleniyordu:
“Sayın Başbakan, milletin hak ve hukuken gözetilmesi mi sır, yoksa Soçi’de Putin ile konuşulanlar mı sır?”
Ardından da ekliyordu:
“Yoksul sofralarına 40 kamerayla gidiyorsunuz, Ofer ile görüşmenizi inkar ediyorsunuz?”
Nitekim…
Mumcu, uzunca bir süredir parti grubunda yaptığı konuşmalarda da bu konuya yer veriyor.
Bulduğu her fırsatta, Başbakan Erdoğan’a “Soçi’de Putin ile ne konuştunuz, neyi bölüştünüz?” diye soruyor.
Mumcu’nun bu sözlerinin devamı ise muamma!
Çünkü içeriğe dair ser veriyor, sır vermiyor.
Oysaki…
Uzunca bir süredir “sanal ortam”da, bu görüşmenin içeriğine dair bir metin dolaşmakta.
Diplomasi kulislerinde yaptığım kısa bir ufuk turu sonrasında gördüm ki, G-7’lerin tamamı bu görüşmenin içeriğinden haberdar.
Yani…
Mumcu’nun bahsettiği anlamda, Türk halkı hariç, herkes konudan haberdar.
“Sır kapsamı”nda olan hiçbir şey kalmamış!
Bilmesi gereken herkes “Soçi vak’ası”ndan” haberdar!
O diyalogları dikkatle okuduğunuzda, Mumcu’nun Meclis kürsüsünden yaptığı “Soçi vurgusu”nun, ne anlama geldiğini daha net anlıyorsunuz.
Eğer, Soçi’de Erdoğan ve Putin arasında geçtiği iddia edilen bu diyaloglar doğru ise Başbakan Erdoğan, AK’babalar gibi yapılan özelleştirmeleri de dikkate alınacak olursa, hiç vakit kaybetmeden istifa etmelidir!
Devlet ciddiyeti bunu gerektirir.
Şimdi, eski AKP’li Bakan Erkan Mumcu’nun “Milletin hak ve hukuken gözetilmesi mi sır, yoksa Soçi’de Putin ile konuşulanlar mı sır?” diye Başbakan Erdoğan’a yönelttiği Soçi görüşmesinin üzerindeki sır perdesini aralıyorum.
Beyaz Saray’da “Net: 7 Dakika” süren görüşmenin ardından, Putin ile Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen “Soçi görüşmesi”nin diyaloglarını aynen yansıtıyorum:

SIRADA TÜRKİYE VAR

PUTİN: Sn. Başbakan; çok önemli bir dönemde bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Davetime “evet” dediğiniz için teşekkür ederim. Gri geçen ABD ziyareti sonrasında Rusya’yı, Türkiye’yi ve bölgemizi rahatlatacak ciddi kararlar alabileceğimizi ümit ediyorum.
RTE: Sn. Putin, Rusya’dan hep sıcak dostluk ve elimizi güçlendirecek yardım gördük. Bu konudaki şükranlarımızı arz etmek bir borç. Çok önemli bir süreçle karşı karşıyayız; haklısınız. ABD ziyareti biraz daha önümüzü netleştirdi.
PUTİN: ABD’nin bölgemizle dünyayla ilgili stratejilerini biliyorsunuz. Bu stratejiler Türkiye’de TSK, Dışişleri Bakanlığı ve diğer siyasal merkezlerce tepki ile karşılanıyor. Sn. Başbakan sizin de ABD politikalarına karşı reaksiyon içerisinde olduğunuzu biliyoruz. Bu konuda her iki ülkenin derinlikli görüşmeler yapması çıkarlarımıza olacak. Irak’taki ABD politikaları orta ve uzun vadede İran, Suriye ve Türkiye’nin toprak bütünlüğünü bozacak. Bu tür askeri ve politik sonuçlar Avrasya coğrafyasını yeni bir savaş alanı haline dönüştürecektir. Biz bugün başta Kafkaslar; Irak; İran, Mavi Akım, Kıbrıs, Türki Cumhuriyetler, ABD, NATO, terör, AB ve Çin gibi konular üzerinde ortak bir strateji geliştirebilir miyiz, bir cephe oluşturabilir miyiz arayışı içinde olacağız.
RTE: Sn. Putin; Türkiye hem bir yol ayırımında; hem de değil. Bölgesel gelişmeler ABD’nin politikaları, AB’nin istekleri ülkemizin içindeki devletsel, etnik (Türk milliyetçiliğini kastediyor) ve dini odaklar; bağımsız, akılcı bir politika takip etmemizi engelliyorlar. Hem çok zor durumdayız, hem de iyi işbirliği ve stratejik imkanlara sahibiz. Böyle bir durum bazen açmaz olabiliyor. Biz de siyasi bir açmazla karşı karşıyayız. Bu ortak gündem üzerinde çok çalışmamız gerekecek. Ama hiç bir zaman ABD faktörünün oluşturduğu presi aşarak rahat hareket edemeyeceğiz.
PUTİN: Siyasal nezaketsizlik olarak algılamayın ama siz ve hükümetiniz; ABD ile aynı terminolojiyi kullanıyorsunuz. Fakat ABD; AK Parti iktidarından biliyoruz ki şikayetçi. Ayrıca Türkiye’nin içinde ABD ile ilişkilerinizden dolayı çok eleştiriliyorsunuz. ABD Avrasya’da zayıftır. Bu sebeple Irak’ı işgal etti. Bu sebeple Afganistan’da. Sırada Türkiye, Pakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan var. Buralardaki yönetimlerin kendine sadık olmasını, askeri operasyonlarına karşı çıkmamasını ve askeri varlığına üs sağlamasını isteyecek. Gürcistan ve Ukrayna hamlelerine yenilerini ekleyecek. Ama biliniz ki, ABD gerçekten çok güçlü değil. Bu gerçeği görürseniz gelecek yıllarda ülkelerimizin birlikteliğinden büyük güç elde edebiliriz. Böyle bir düşünceye açık olup olmadığınızı çok merak ediyorum. Şayet bu düşünceye açıksanız bu günkü görüşme tarihi bir toplantının adı olacaktır.
RTE: ABD ile benim ve ülkemin ciddi sorunları olduğu, politikalarımızın uyuşmadığı, çıkarlarımızın çatıştığı doğru. Ama Türkiye-ABD ilişkileri çok eski ve bu ilişkilerin tarihine nüfuz edemedik. Çok değişik yerleşimleri var; TSK’nın ve Devlet sistemimizin içinde. Bağımsız hareket etme imkanım neredeyse yok. ABD beni şahsen istemez ise yapabileceğim çok fazla bir şey yok.
PUTİN: Yahudi lobisi ve yönetimdeki neo-con’ larla ilişkilerinizin iyi olduğunu biliyoruz. Bu ilişkiler pozisyonunuzu koruyacak kadar derin değil mi?
RTE: ABD’nin veya “neo-con”ların baktığı bunlar değil. Devlet ve ordu; “biz bu başbakanla çalışmak istemiyoruz” derse, bir şansım olduğunu ve olacağına inanmıyorum. Aslında bu noktada kara bir alan var. ABD’nin partime desteğini inkar etmemin bir anlamı yok ama bunun bir garanti de sağlamadığını görmek gerekiyor. Partimin içinden bana alternatif arayabiliyorlar. Aslında bireysel olarak kendi politik geleceğim ve partimin devamından hem siz hem de ben şüphe içindeysek, görüşeceğimiz her şey dış politika sohbetine dönebilir. AB konusu mesela; orada AB bize yanlış yaptı. Kamuoyuna karşı yalan söylüyoruz. Kıbrıs’ta taviz verdik. Kürtlerle ilgili konularda ABD ve Ordu ile çatışıyoruz.

GÜL, BAŞBAKAN OLABİLİR

PUTİN: Sn. Erdoğan; tüm sorunlarınızı biliyoruz. Burada ortak hareket etmek mümkün. Rusya size çok büyük destekler sağlayabilir. ABD ile yavaş yavaş arayı açarken, Rusya ( ve belki İran, Çin; Almanya ) ile de başka bir süreci realize etmenin yollarını bulur ve bir cephe oluşturabiliriz. Türkiye’nin jeopolitik durumu, Rusya’nın enerji ve savunma sanayindeki teknolojik imkanları, İran ve Türk Cumhuriyetlerinin petrol ve doğal gaz kaynakları ABD’yi durduracak cepheyi oluşturmamızı sağlayabilir.
RTE: Bunu bizim Dışişleri ile müzakere etmek gerekir. Partimde Abdullah Gül’le konuşmam şart. Ordu bu işe nasıl bakar; ABD bu çabayı ne kadar kısa zamanda önler bilmiyorum.
PUTİN: Biz zaten geçmişte ordu ile bir temas sağladık. Ordu’nuz ABD’nin Türkiye ve Avrasya stratejisinden çok rahatsız. ABD, Avrasya’ya askeri anlamda da yerleşmek istiyor. Ama ABD için artık süreç tersine dönüyor. Güçlü değil. 2015’ten itibaren Birinci Dünya Savaşı öncesi nasıl bir ABD varsa öyle bir ABD ile karşı karşıya kalacağız. Bu konuyu ordu ile götürmek lazım. Mesela Kara Kuvvetleri Komutanı ABD’ye çok muhalif. Avrasya’daki birlik tezlerine sıcak. Abdullah Gül, İngilizler ve ABD ile iyi ilişkilere sahip. Sizin de ifade ettiğiniz gibi sizden sonra parti içi bir darbe ile o genel başkan ve başbakan olabilir. Eğer çok özel konulara girdimse beni bağışlayın ama burada güçlü bir lider olarak inisiyatif alıp konuyu Türkiye’nin bekasına getirip herkesi ikna edebilirsiniz.
RTE: Sn. Putin; bahsettiğiniz her husus çok ciddi.
PUTİN: Bu bir Yalta Toplantısı işlevi görebilir. Çok jeopolitik bir konu. Fakat askerleri ikna etmedeki başarınızı biliyoruz. Komuta kademelerine hakimiyetinizi ve bu hakimiyeti korumaktaki ustalığınızı izledik.
RTE: Medya, ordu, iş dünyası bize tabi imiş gibi görünüyor. Ama açıkçası ordunun nasıl davranacağı kestirilemez. Ben mevcut komuta kadememizin de her şeye hakim olduğuna inanmıyorum.
PUTİN: Sn. Erdoğan; güçlü ve zayıf yönlerinizi biliyoruz. ABD’nin Rusya kadar bilgiye sahip olmadığını söyleyebilirim.
RTE: Tam olarak ne demek istiyorsunuz.
PUTİN: Eğer ABD’yi de tatmin etmeyen politikalarınız devam edecek olursa; iktidarınız -bizim tespitimize göre- çok uzun sürmeyecek. Ayrıca ekonominizin kırılganlığı devam ediyor. Bu ise IMF’nin ve Dünya Bankası’nın yani dolaylı olarak ABD’nin sisteminizi içeriden ele geçirmesi anlamına geliyor. Eğer yakınlarda bir ekonomik kriz çıkarsa ki Eylül ve Ekim aylarında ( isteseniz de önleyemeyeceğiniz ) bir kriz çıkabilir. Bu sizin ve tüm bakanlarınızın bir yargı sürecine –yüce divan dediğiniz süreç- girmesi anlamına gelecektir. Duyumlarımız bu yönde.
RTE: Aynı endişe bende fazlasıyla var. Hatta bazı paşalar bize destek verdi diye de Divan-ı Harbe gidebilir değerlendirmeleri son zamanlarda artarak yayılıyor.
PUTİN: IMF’nin, Dünya Bankası’nın, ABD’nin ve onların arkasındaki güçlerin taktiğini biliyorsunuz. Kredi derecelendirme kuruluşları, uluslararası finans çevreleri, medya ve danışmanlık kuruluşları sıcak para ve kredi notunuz ile oynasalar aniden krize giriyorsunuz. Biz’de, Arjantin’de, Uzak Doğu’da ve Türkiye’de böyle yaptılar; biliyorsunuz. Yani siz onlar için değişmez bir oyuncu değilsiniz.
RTE: Haklısınız. Oyunu böyle oynuyorlar. Ama şimdi Rusya’nın bu kuvvete karşı koyabileceğini mi söylüyorsunuz.

ÇİN & RUSYA YAKINLAŞMASI

PUTİN: Şu anda çok güçlüyüz. ABD’nin zayıf yönlerini biliyoruz. Çok büyük bir avantajla karşı karşıyayız. Bunu değerlendirmek gerek.
RTE: Sn. Putin; beni heyecanlandırıyorsunuz. Ama bu konuları benim; ekibimle enine boyuna tartışmam gerek. Siz gerçekten çok hazırlıklısınız.
PUTİN: Sn. Erdoğan; siz de öyle. Çin ve Rusya yakınlaşmasını izliyorsunuz. Bu yakınlaşmayı katkıda bulunacak ülkeler var. ABD’nin Türkiye’ye, Irak’a, Suriye’ye, Mısır’a, Körfez Ülkeleri’ne, Pakistan’a, Gürcistan’a, Azerbaycan’a yerleşme ve Japonya ve Almanya’yı bir araya getirmeme stratejisi iflas ederse coğrafyamızın, petrol, doğalgaz ve diğer yeraltı ve üstü varlıkları ile yeni ABD olmaması imkansız. Çin’i, son zamanlardaki Moskova ve St. Petersburg’u gördünüz; biliyorsunuz. Hepimiz hem tehdit altında hem de yeni bir dönemin kapısındayız.
RTE: Kıbrıs konusunda çok zor durumdayız. Devletin bazı birimleri ve ordu bizi zorluyor. Kıbrıs’ın tanınması yönünde ağırlığınız olan ülkeler üzerinde bir baskı oluştursanız…
PUTİN: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını sürdürmesi Türkiye’nin varlığını sürdürmesi demektir. Sn. Erdoğan, Kıbrıs konusunda çok yanlış davrandınız. Kaybetmek üzeresiniz. Bizim sağlayacağımız destek kayıpları telafi edemez. Bizim kaynaklarımız; devletinizin bu konuyu vatana ihanet çerçevesinde değerlendirdiğini, ama AB ve ABD baskısından hükümetinize ve şahsınıza yönelik hukuki girişimlerde şimdilik bulunmadığını söylüyor. Sizin yerinize olsam AB ve Kıbrıs konusunda yavaş davranırdım. Ama yine de ABD’ye karşı bir cephe oluşturmak adına Türkiye ile Kıbrıs konusunda aynı çizgide durabiliriz.
RTE: Bu adımınızı karşılıksız bırakmayız.
PUTİN: Konuştuğumuz hususlarda çalışma grupları oluşturmalıyız.
RTE: Dediğim gibi bu konuda resmi ortamda geniş bir alan yok. Önce gayri resmi olarak bu konularda çalışmak; sonra da bunu Dışişleri’nin, Ordu’nun ve Hükümet’in önüne getirmek uygun olur.
PUTİN: Ordu’da Kara Kuvvetleri’nden bize sıcak yaklaşım olduğunu söylemiştim. Hüseyin Kıvrıkoğlu dönemindeki eğilim devam etse; siz de iş dünyasındaki bağlantılarınız aracılığı ile bazı paşaları etkileseniz işimiz kolaylaşır.
RTE: Sn. Putin, bu girişim mayınlar üzerinde yürümek gibi.
PUTİN: Bazı riskler alınabilirse hem ülkelerimiz hem de bizler tarih için olumlu malzemeler hazırlamış oluruz. Bilmelisiniz ki yeni dönem hem Türkiye için hem Rusya için doğru stratejiler izlenir ve uygun ittifaklar kurulursa büyük fırsatlar vadediyor. Aksi takdirde de bölgemizdeki tüm devletler petrol ve enerji kaynaklarından kaynaklanan tehditler yaşayacak. Bu bağlamda mesela Irak konusunda ortak politika izlememiz lazım. Irak bölünürse bu tüm coğrafyayı etkiler. Ayrıca Irak’ın ABD’nin tam kontrolünden kurtulması gerekir.
RTE: Irak giderek tüm ülkelerin kontrolünden çıkıyor. Bu hızla devam ederse petrol girdabı küresel aktörleri oradaki rekabete çeker ve bölge savaş alanına döner. Bu konuda özellikle PKK terörü Türkiye’yi çok rahatsız ediyor.
PUTİN: İsrail’in Gazze’den çekilme planını nasıl karşılıyorsunuz?
RTE: Çok olumlu!
PUTİN: İsrail’in bu hamlesinin küresel kaosu tetikleyici ve terörün ivmesini artırıcı bir boyutu olacağını düşünüyoruz. İşgal ve insani boyutu dikkate alarak düşünüldüğünde İsrail bizim de desteklediğimiz olumlu bir karar aldı. Ama bu kararın sonuçlarının ABD’nin Avrasya politikasına hizmet edeceğini görmek de bir gereklilik. Filistinlilerin elde ettiği sonuç sevindirici ama ABD bölgemizdeki çok etnikli ülkeleri bu sonuçtan sonra terör olgusu ile bölünmeye ya da kendi kurguladığı Irak türü federal yapılara dönüştürmek için hızlandırılmış bir uğraş içinde olacaktır. ABD küçük devletler çağı başlatmak istiyor. Şehir devletleri çağı da denebilir buna. Bir sürü ABD’ye bağımlı ülke.

RTE: ULUS DEVLETE KARŞIYIM!

RTE: Çok tehlikeli bir iş olur bu. Kimse buna hazır değil.
PUTİN: Sn. Erdoğan; bu nedenle terörle ilgili konularda daha çok işbirliği yapmalıyız. Türkiye Kafkaslar’daki bir çok muhtar devletin toplulukları ile akraba. Rusya’nın içinde müslüman nüfus önemli oranlara ulaşmış durumda. Türk ve Müslüman muhtar cumhuriyetler var. Şimdilik bir çoğunda ayrılma isteği ve terör yok. Ama önümüzdeki dönemde olabilir. Bu konuda işbirliği içinde olmak çok önemli.
RTE: Bu konuyu partimde ve hükümette konuşmak zorundayım. Ben bireysel olarak ulus-devlet kavramına karşıyım. Ama İslami bir yaklaşım sorunları çözebilir.
PUTİN: Sn. Erdoğan; bu sözünüzü teröre destek olarak almak mümkün. Bu konuda bireysel görüşler değil barışa, rasyoneliteye ve birlikte yaşam kültürüne hizmet etmeye ihtiyaç var. Aksi takdirde küçük devletçikleri savunmasız olmalarından dolayı sömürüye açık hale getirmiş olursunuz. Sn. Erdoğan çok korktuğunuz komünizm vahşi kapitalizmin tatbikinden doğdu.
RTE: Yanlış anlaşılıyorum. Biz parti ve hükümet programında üniter devlet ve millet yapısına vurgu yaptık.
PUTİN: Sn. Erdoğan her ikimizde şark kurnazlığını biliriz. Biz, partinizde ve hükümette “ümmetçiliğin” hakim ideoloji olduğunu biliyoruz.
RTE: Sn. Putin; teröre, etnik, dinsel ve bölgesel milliyetçiliğe karşı olduğumuzu söylüyoruz.
PUTİN: Uygulama sözünüzü destekliyor mu? Bu konuda Türkiye’de şüpheler hayli yüksek.
RTE: Bu konuda farklı düşünüyoruz Sn. Putin!
PUTİN: Sn. Erdoğan; bu görüşme daha önce söylediğim gibi Yalta toplantısı kadar önemli olabilir. Çok kritik bir süreç başlıyor; dünya için, Rusya için, Türkiye için. Bu sürecin SSCB’nin yıkılmasından daha önemli olduğu söylenebilir. Doğru yerde, doğru devletler, doğru ittifaklar yapabilirlerse dünya yeni kan ve gözyaşı trajedileri ile karşılaşmaz.
RTE: Bunu ben de arzu ediyorum.
PUTİN: Mavi Akım; yani ülkelerin birbirine artan bağımlılığı, Türkiye’nin enerji yollarının kesiştiği ve enerji üssü olma stratejisi ile örtüştürülürse önümüzde iyi ufuklar var demektir. Mavi Akım projesinin askeri, siyasi, ekonomik, jeopolitik, kültürel ve dini derinliklerinin oluşturulması gerekir.
RTE: Sn. Putin; ben bu konuda daha önce söylediğim gibi sizin kadar hazırlıklı değilim. Mavi Akım konusunda Rusya ve Türk şirketleri arasındaki anlaşmaların iç piyasadaki fiyatlara tesiri bizim öncelikli konumuz oldu. Türkiye’nin zarara uğratıldığına inanıyorduk.
PUTİN: Olayın şirketler boyutunu bırakalım; global politika ve global enerji eğilimlerine bakalım. Türkiye’deki enerji fiyatları mikro bir husus ve seçimlerle ilgili bir konudur. Mavi Akım’ın arka planına; yani ücretlendirme stratejilerine hükümet ve parti olarak son dönemde vakıf oldunuz. Bireysel ve devletsel anlamdaki imkanlar umarım sizi hayli sarsmıştır.
RTE: Gerçekten çok büyük avantajlar var.

RTE: ABD’Yİ SATMAYA HAZIRIM?!

PUTİN: Şimdi bu hususu devletler bazında düşünmek gerekiyor. Siz buna hazırlanırsanız daha farklı işbirlikleri gelişecektir. Rusya Türkiye ile ilişkilerinin boyutunu farklılaştırmak istemektedir. Bunu sizinle yapabilmeyi ümit ediyoruz.
RTE: Buradaki bu kapsamlı konuları görüşmek için ben de çok hazırlıklı olsaydım enteresan bir tablo oluşabilirdi. Sn. Putin genelde aynı düşünüyoruz. ABD konusunda benim bireysel ve Türkiye’nin devletsel endişeleri var.
PUTİN: ABD’nin sizi gözden çıkardığı söyleniyor. Buna ne kadar inandığınızı bilmek bizim için önemli.
RTE: Sn. Putin; siz de iyi bilirsiniz ki, bu konu sadece benim kontrolümde değil. ABD’nin mevcut meclis tablosu karşısında yapabileceği çok fazla bir şey yok. Gözden çıkarsa bile AK Parti’nin alternatifi oluşmadı. Bu partimin elini güçlendiriyor, ama partinin akibeti hakkında bir şey söylemek zor. Türkiye’de her an her şey olabilir.
PUTİN: Meyve ihracatında yaşadığınız Akdeniz Sineği sorunu konusunda ne düşünüyorsunuz? Bizim izlenimimiz bir ihracat sorunu olmasının hükümeti fazla rahatsız etmediği yönünde.
RTE: Olayın üretici boyutunda yaşananlar hükümeti rahatsız ediyor. Ancak tüketicinin düşük fiyatla ürün alması da yine hükümetin ve AK Parti’nin başarı hanesine kaydediliyor. Sayıca az üreticilerin şikayetini sayıca çok tüketicilerin memnuniyeti bastırıyor.
PUTİN: İlginç bir politik paradoks.
RTE: Evet.
PUTİN: Ama bu tür paradoksların kullanım süresi çok kısa, sonuçları ise tahrip edici olabiliyor. Rusya’ da biz bunu çok yaşadık. Özellikle komünizm döneminde…
RTE: Sn. Putin; ABD’ye karşı bir alternatif üretimi konusunda bizim parti olarak ideolojik bir azim ve araştırmamız her zaman oldu; olacak da. Ben hem bireysel olarak, hem ideolojik olarak, hem de ülke olarak bu arayışa sıcak yaklaşıyorum.
PUTİN: Ülkenizde yaşayan insanların bilinçaltlarında tarihten gelen bir Rus ve Komünizm korkusu olduğunu biliyorum. Bu konuyu yenmek ilk işimiz olmalı.
RTE: Bu konuda Rusya’ya daha çok iş düştüğünü söylemek gerekiyor.
PUTİN: Zihinsel alışkanlıklarımız bu konuda bir başka engel. Bu engelleri aşabilirsek Rus-Türk ilişkilerinde bir devrim yaşanacaktır demektir. Sn. Erdoğan bu ilişkilerdeki bireysel fırsatları da daima göz önünde bulundurmamızı özellikle istiyorum. Fakat ABD ile bireysel ve partisel ilişkileriniz bizim için hala bir soru işareti olmaya devam edecek. Bu soru işaretlerini sonlandırmak size düşüyor.
RTE: ABD konusunda bir zihin karışıklığımız var. ABD’ye güvenilmeyeceğini biliyorum. Ama bir işbirliği doğdu, devletlere rağmen. Şimdi de devletlere rağmen bozulan bir işbirliğimiz var. Dün Ilımlı İslam’ı destekleyenler şimdi mesafeli davranıyorlar. Sanki ABD-Türkiye ilişkilerine geleneksel renk hakim oluyor gibi. Bu süreç böyle devam ederse Ak Parti oyunun dışında kalır. Açıkçası ben de ABD’nin şu anda AK Parti ve şahsım hakkında iyi düşünmediğini biliyorum. Bu düşünce işimizi kolaylaştıracak Sn. Putin.
PUTİN: Birçok konuda net olmadığınızı görüyorum; Sn. Erdoğan…
RTE: Bu konuda haklısınız.
PUTİN: Türkiye hızlı bir özelleştirme sürecine giriyor. Önemli özelleştirmeler yapacaksınız. Tüpraş ve Erdemir özellikle ilgilendiğimiz özelleştirmeler. Erdemir üzerinde çok duruyoruz. Bu konuda işbirliği yapabiliriz. Rus şirketleri ilgi duyuyor. Onların önemli isimlerini sizinle tanıştırmak istiyorum; uygun görürseniz.
RTE: Memnuniyetle. Özelleştirmede iyi rakamlar yakalamak istiyoruz.

“TAMAMEN DUYGUSAL” TEKLİF

PUTİN: Çok özel anlaşmalar (Rüşvet, komisyon HM) üretilebilir. Mavi Akım’da olduğu gibi özel avantajlar sağlanabilir!
RTE: Anlıyorum; bunları değerlendirmek isterim! Bu konuda hükümetteki ve iş dünyasındaki bazı arkadaşlarımızla daha geniş kapsamlı görüşmeler yapılabilir. Öngörüşmeleri yapan bir ekipten bahsedildi. Bu konuda Maliye Bakanı öncülüğünde bir program oluşturulmuştu. Rus sermayesini Türkiye’ye çekelim diye. Fethullah Hoca ekibi, eski Mavi Akım ekibinden isimler, bazı eski politikacılar bize değişik tekliflerle geldiler.
PUTİN: Bunların hepsini değerlendirmek bugün mümkün. Ayrıca GSM şirketi Türkcell’e bir Rus firması ortak olmak istiyor. Ekonomi bürokrasisinin engel çıkarmaması bizi sevindirecek. Rus sermayesinin Türkiye’ye girmesi için iyi bir yol Türkcell.
RTE: Türkcell konusunda bürokrasinin ve devletin güven sorunu oluştu. Ayrıca bir bakanımızla görüşülerek; konuyu gündeme getirdiler. Rus firmaları yanlış isimler üzerinden Türkiye’ye girmek istiyorlar.
PUTİN: Sıcak yaklaşımlarla iş yaparsınız. Ben bu konuda adı geçen Bakan’ın (Kürşat Tüzmen) yaklaşımlarının olumlu olduğunu duydum. Bazı özelleştirme operasyonlarında size yakın isimlerin Araplar ve Yahudilerle birlikte hareket etme arayışları içinde olduğunu gördük. Türkcell konusu önemli. Partner değiştirmek gerekiyorsa bu yapılabilir.
RTE: İşler bu yaklaşımla kolaylaşır.
PUTİN: Daha yakın ilişkiler geliştirmek gerekiyor. ABD’yi, IMF’yi tolere etme girişimlerinizde Rus sermayesi ve etkileyebileceğimiz diğer sermaye gruplarını gözönünde bulundurmanız elinizi kuvvetlendirecek. Rusya’da büyük işler yapan gruplar var. Onlarla ilişkilerinizin son dönem sorunlu olmaya başladığını görüyoruz.
RTE: Bir çoğu siyasal devamlılığımız olmadığını düşünüyor.
PUTİN: Biz sizi ve hükümetinizi total olarak destekleyebiliriz. Bu tüm sıkıntıları giderir. İlişkilerimizi incelerseniz Türkiye’ye zor zamanlarında hep yardımcı olduk.
RTE: Sn. Putin bundan eminim. Ben bireysel olarak Rusya ile ilişkilerin ABD ile ilişkilerden daha iyi gideceğine eminim. Bu konudaki tüm fırsatları değerlendireceğim.
PUTİN: Bireysel olarak ne yapacağınız konusundaki zihin karışıklığınız bizi endişelendiriyor. Zayıf bir profil veriyorsunuz. ABD’yi tümüyle silip atamazsınız. Ama bir çok yöntem kullanılabilir uluslararası ilişkilerde. Bazı yöntemler de birlikte bulunabilir.
RTE: Tabii ki; Sn. Putin. Bir günde bu kadar önemli konuları ele almamız zor. Bugün ABD’ye ekonomik ve siyasi bir alternatif oluşturma konusunda bir mutabakat oluşturalım. Bunun yanında Irak ve Kıbrıs’ta birlikte hareket edelim. Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri, Ermenistan kaynaklı sorunlarda biraz daha çalışalım. Bu birden köklü değişimler yapabileceğimiz bir husus değil. Bu konuda bizi anlayışla karşılayın. Zamana ve detay çalışmaya ihtiyacımız var.
PUTİN: Haklısınız. Peki bugün bizim Alfa Şirketinin Türkcell’le ortaklığı ve Erdemir’in özelleştirilmesi konusunu bir karara bağlasak iyi olacak. Önce Alfa’nın sahibini toplantıya alalım. Sizin Türkcell’le ilgili olarak bireysel bir talebiniz var mı?
RTE: Önce Alfa’nın sahibini dinleyelim. Bizim Bakan’la ve Karamehmet’le hangi konularda anlaştıklarını görelim. Edindiğim bilgiler anlaşmaya müdahalenin kaçınılmaz olduğu yönünde.

PUTİN: Bu toplantıya katılacak Alfa’nın sahibine telkinlerinizi ve isteklerinizi şimdi iletmeyecek misiniz?
RTE: Ağustos ayı içerisinde Alfa ile bir görüşme daha yaparız. Erdemir konusunu da Ağustos’ta kararlaştırırız.
PUTİN: Nasıl olacak?
RTE: Çok gizli bir görüşme yapılabilir. İki günlük bir çalışma ile çok kapsamlı bir görüşme yapılır. Bunu Antalya’da ya da İstanbul’da yapabiliriz. Ya da ben iki günlüğüne tekrar Soçi’ye gelebilirim.
PUTİN: Tamam o halde, Alfa ile tanışalım. Sn. Erdoğan bu görüşmeyi bir başka ortamda yapalım. Daha sonra Erdemir özelleştirmesi ve Savunma Sanayi ihaleleri için iki ayrı grupla daha görüşelim.
RTE: Hay hay…

Hayrullah Mahmud
29 Aralık 2005

MİZAH : AKP İKTİDARINDA DÜN BUGÜN YARIN :))

ERGENEKON DOSYASI /// ERDAL ŞİMŞEK : Global Ergenekon ve AK Parti /// TARİH : 2012

Erdal Şimşek
Milat

Analiz etme yeteneğimi fark ettiğim günden beri Türkiye’deki “köklü değişim” veya “değişim” teşebbüsleri olduğunda inanılmaz olaylar yaşanıyor.

Örneğin, Türkiye Kapitalizme eklemlenmesi ve Piyasa Ekonomisinin yaşam alanı oluşturulması için ta 1976’dan itibaren teknik alt yapısı hazırlanmaya başlanmıştı.

Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Türkçülük-Kürtçülük çatışmaları birden başlamış, aynı sofrada iki kardeş oturamaz hale gelmişti.

Ve tamı tamına 4 yıl bu ülkenin insanı birilerinin kurguladığı oyunda beyin tutulması yaşayıp katil rolü oynayarak birbirini boğazladı.

Günde ortalama 25 tane genç öldürülüyordu bu ülkede. Derken 12 Eylül gecesi sabaha karşı darbe oldu. Gıkını çıkaran olmadı. Herkes teslim oldu. Sol gelenekten geldiğim için iyi bilirim, bizimkiler ordu sayısının en az üç katı silahla donanmışlardı. Bizimkiler dediğim, bütün sol örgütler, sendikalar, meslek odaları, örgütler…

Sonra bir baktık ki, Yunanistan’ın NATO’nun silahlı kanadına üye olmasına Türkiye onay veriyor.

Akabinde, darbeci faşist Evren’in yoldaşı, darbedaşı Pakistanlı Ziya ül Hak, düşmanı olduğu Afganlı “mücahit”lere bağrını açmış.

Afganistan’da Amerika, Müslümanları Sovyet Rusya’ya karşı eğitiyor, silahlandırıyor ve hatta Cihad Baronları oluşturuyor.

Ne oluyoruz derken, bir bakmışız Ziya ül Hak nam Pakistanlı darbeci, Atom Bombası’na sahip olmuş.

Tam Kürt meselesine çözüm aranırken bir bakıyoruz çözümü öneren cumhurbaşkanı, doktorsuzluktan ölüyor.

Bask Modeli diye havada bir çift söz eden Tansu Çiller, alel acele Sadaret koltuğundan indiriliyor.

Çevik bir ve çetesi Türkiye’yi cehenneme çevirmeye için için hazırlanırken uzun saçlı sopalı türedi tipler meydana çıkıyor.

AK Parti, çetelerle hesaplaşacağını söyleyince Cumhuriyet Mitingleri adı altında darbe teşebbüsleri yapılıyor.

Ordu modernize edilsin dendiğinde, bir kısım subay ve general iş tutarak çete yapılanmaları ile darbe teşebbüsüne girişiyorlar…

Hülasa, ülkede ne zaman “toplumsal çıkarlar” adına bir adım kim tarafından atılırsa atılsın mutlaka ülkeye bir haller oluyor.

Şubat ayından beri Türkiye’de yeni bir haller olmaya başladı.

İstanbul Emniyet’indeki rutin tayinlerden hükumete şamarı çaktı bizim mahalle. Ne var ki bunun da bir fos olduğu ortaya çıktı.

Akabinde de ÖYM’ler üzerinden hükûmete vurulmaya başlandı. Vurulma kelimesi çok masum kalır. Resmen “şamar oğlanı”na çevrildi bizim mahalle tarafından. Ben de dâhil, eli kalem tutan hepimiz ensesine tokadı yapıştırdık AK Parti’nin

Ancak çıkan yeni yasa ile birlikte ÖYM’ler kaldırılıyor ama konunu uzmanı mahkeme sayısı arttığı gibi, bunların yetkileri arttırılıp kontrollü güç haline getiriliyor.

Terör zanlılarının takibi ve gözaltı süresi ile ilgili savcılık ve kolluk kuvvetlerine inanılmaz yetki ve güç veriliyor. Ama bir o kadar da kontrolleri sağlanıyor.

Ve bir haftadır Hatay’ın Dörtyol ilçe emniyet müdürünün tamamen hukuki olan (fakat eksik) bir faaliyeti yüzünden kelimenin tam anlamı ile AK Parti’ye operasyon yapılıyor. Operasyonu yapanlar o kadar pervasızlar ki, açık adres belirtmekten de çekinmiyorlar.

Taraf gazetesi merkezli yürütülen operasyonların üzerindeki sis perdesini araladığımızda Global Ergenekon’u, yani Siyonist operasyonu; Siyon Yıldızı’nı çok rahat görebiliyoruz.

İstanbul Emniyet Müdürlüğünde yeni bir atama yapılınca, Esastan bir operasyon yine bu gazete merkezli devreye kondu. Hesaplamalara baktığımızda, bahse konu olan emniyet müdürü görevinden alınırsa, yerine gelecek olan tam bir Global Oyun’un meftunu.

Ak Parti’ye yapılan bunca saldırının sebebi ne peki?

Sebebi çok açık. AK Parti, kimsenin hayal edemeyeceği (ama yine de eksiklikleri olacaktır) demokratik bir anayasa çalışması yaptı. Metni gördüm. Bu anayasa metni, yeni yasama yılında Meclis’e sunulacak. O paketin Meclis’te kabul görmesi durumunda, Yerel Ergenekon gibi Global Ergenekon’un da çanına ot tıkanacaktır.

AK Parti’ninin yanında yer alan, iman hakikatleri ile hak ve hürriyet mücadelesine ömürlerini feda eden güzel din kardeşlerimin Global Ergenekon’un değirmenine su taşımaları yüreğimi paralıyor.

Sorarım size, hangimizin kardeşi ateşe deryasına atlarken yüreği pare pare olmaz ki…

EKONOMİ DOSYASI : AK PARTİ DÖNEMİNDE EKONOMİYE BAKALIM /// 2002-2015

ARAŞTIRMA DOSYASI /// ZAHİDE UÇAR : GERÇEK DARBELER DİZİSİ

DARBE Mİ İSTİYORSUNUZ?

ALIN SİZE GERÇEK DARBELER DİZİSİ

Zahide UÇAR

12 Haziran 2012

Şu ülkede en samimi dediğimiz kişi bile darbe konusunda konuşup yazarken; tabii biz de darbeler olmasın istiyoruz ama diye söze başlayarak darbeci sivillere bir özür mesajı yolluyor. Bıktım bu korkaklıktan. Bıktım bu ikiyüzlü, yüreği başka, kalemi başka, dili başka aydınlardan.

Hangi darbe ey insancıklar? 1960, 1971, 80, 28 Şubat mı? 100 yıla dayanan Cumhuriyet’in darbeleri bunlardan mı ibaret? Neden gerçekleri yazmıyorsunuz? Psikolojik harp elemanlarının kulaklarınıza fısıldadığı kafa karışıklığını bilgi diye mi pazarlıyorsunuz?

O zaman ben sizlere gerçek darbeler silsilesini 73 yıllık tarihi süreç içinde yazayım da, ezberiniz bozulsun. Belki bozuk plak gibi aynı cümleleri tekrarlamaktan kurtulursunuz.

TARİHSEL DARBE SÜREÇLERİ:

1 . Atatürk’ün ölümünden sadece altı ay sonra ilk darbe İsmet İnönü hükümeti tarafından indirildi. Bağımsız dış politika anlayışından vazgeçilerek, İngiltere ve Fransa ile iki ayrı deklarasyon imzalandığı gün bu ülkeye yapıldı DARBE.

2 . Dışişlerine getirilen Şükrü Saraçoğlu İngiltere Büyükelçisine; “Türkiye’nin bütün nüfuzunu Batı ülkelerinin hizmetine verdiğini” söylediğinde indirdi DARBEYİ!.. Antlaşma yapılan İngiltere 1930 yılına kadar süren bütün Kürt ayaklanmalarını kışkırtıyordu.

3 . Atatürk’ün ölmesinden önce projeleri hazırlanan Demir Çelik, Genel Makina ve Elektrolit Bakır gibi yatırımların programdan çıkarılmasıyla ekonomik bağımsızlığımıza karşı yedik DARBEYİ.

4 . ABD ile gizli "sanayileşmeme" anlaşmaları yapıldığı tarih, milletin geleceğine indirilen en gerçek DARBELERDEN biridir!!.

5 . 1947 Yılında İMF, Dünya Bankası ile antlaşmaların yapıldığı gün ülkenin boynuna esaret halkası geçirilerek yapıldı DARBE!!.

6 . 1947 de Truman Doktrini kabul edildi. 1948 de Marshall yardım planı kabul edildiğinde ABD kapısına bağlanan Türkiye’ye siyasiler eli ile indirildi DARBE!!.

7 . ABD ile yapılan Eğitim Antlaşması 27-Aralık 1949 yılında imzalandı. İmzalanan antlaşmaya göre Türkiye’de Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu kurulacak, parasını Türk Devleti verecekti. Komisyon üyeleri dördü ABD, dördü Türk olmak üzere 8 kişiden teşekkül edecek, oylar eşit olduğu takdirde kararı komisyon başkanı verecekti. Komisyon başkanı olarak ABD’nin diplomatik misyon şefinin kabul edildiği gün bu millete sadece darbe yapılmadı, bütün gelecek nesillerin başına Amerikan çuvalı geçirildi.

Söyler misiniz? Darbeci diye damgalanan ordu mu yaptı bu anlaşmaları?

8 . CHP Vekili iken çıkarılmak istenen toprak reformuna toprak ağası olduğu için karşı çıkarak istifa eden Menderes, toprak reformunu engelleyerek vurdu DARBEYİ. Toprak reformu yapılabilseydi eğer, Güneydoğu sorunu bu günkü çetrefilli hale gelmeyebilirdi. Menderes halkı ezen ağaları meclise taşıyarak zalimleri devlet yaptı. Zalim devlet olursa, halkın sığınıp adalet bekleyeceği bir merci kalır mı? Kalmaz!. Bu günkü Güneydoğu sorununda Menderes’in harcı vardır, emeği vardır. Günahı vardır.

Toprak reformunu askerler mi engelledi?

9 . NATO’ya girerek ABD askerlerini en mahrem yerlerimize, Genelkurmay’ın içine yerleştirenler, bütün yapılacak darbelere de zemin hazırladı. El verdi. Yol verdi. NATO’ya girmek uğruna yer altı kaynaklarımızı 50 yıl çıkarmama GİZLİ anlaşması yapılarak yapıldı DARBE!.

10 . Atatürk’ün kurduğu uçak fabrikası kapatıldığı gün yedik darbelerden birini.

Avrupa ülkeleri, ABD vb. ülkeler ülkelerinin bekası için bir dış düşman belirler. Yunanistan Türk düşmanlığı üzerinden halkın önüne bir hedef koyar. Bir avuç aç Ermenistan gençliğinin önüne hedef olarak Ağrı’yı ve Büyük Ermenistan’ı koyuyor. İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin bile bir hedefi var. Ekümen olduğunu kabul ettirerek İstanbul’un bağrında ikinci Vatikan’ı kurmak için çalışıyor. 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra İstanbul geri alınana kadar kapattıkları Patrikhanenin kapısı hala kapalı olduğuna göre, 1453 yılından beri İstanbul’u geri alma hedefi Patrikhane için devam ediyor.

Bir tek Türk Devleti’nin hedefi yok!.. Neden? Askerler yüzünden mi? HAYIR!.. ABD memuru siyasiler yüzünden.

Ufuksuz, çapsız siyasiler; devletin bekası için ancak iç düşman yaratabilecek kapasiteye sahiptiler.

12 Eylül öncesinde sağ-sol diye ikiye bölünen gençlik üzerinden siyaset yapanlar aslında 12 Eylül Darbesi ile aklandı. Evet, yanlış okumadınız.

Siyasiler 12 Eylül Darbesi üzerinden aklandı!!.

12 Eylül öncesinde sağ-sol diye ikiye bölünen polis taraf olduğu kesime arka çıkmakla kalmayıp teşvik ederken, işlenen cinayetlerden İçişleri Bakanı sorumlu değil miydi?

O silahların gençlere ulaşmasını engellemeyen MİT ve bağlı olduğu Başbakan, Gümrük Bakanı, Milli Savunma Bakanı suçlu değil miydi?

Polis, asker, üniversiteler, mahalle ve sokakların bölündüğü, penceresinin önünde otururken serseri kurşunlarla ölen insanların yaşandığı bir ülkede siyasiler ne halt ediyordu? Ne halt ettiklerini ben size anlatayım:

Sağ hükümetler solcu memurları öldürülsün diye Yozgat, Çankırı, Erzurum gibi illere gönderiyordu. Sol hükümetler sağcı memurları öldürülsün diye Kars, Tunceli gibi illere gönderiyordu.

Gençliği kışkırtıp birbirine kırdırırken kendileri Anadolu Kulüp’te karşılıklı oyun oynuyordu.

Hızlı eğitimler icat ettiler. 3 ayda maydanoz bile yetişmez ama bunlar öğretmen yetiştirdi. Al sana Milli Eğitim sistemine yapılan bir darbe daha.

Bu darbeleri asker mi yaptı?

Ecevit ve Demirel günlerce bir Cumhurbaşkanı seçemedi. Cumhurbaşkanı seçimi komediye döndü. Ajda Pekkan bile dalga geçmek için aday gösterildi. Peki 57. Koalisyon hükümetinin Başbakanı Merhum Ecevit koalisyon döneminde ne yaptı? Demirel’in Cumhurbaşkanlığı süresini uzatmak için uğraştı, başaramadı. Demirel’i ancak keşfetti demek ki(!)… Olan 12 Eylül öncesi birbirine boğazlatılan gençliğe oldu.

Ya o zamanın sözde gazetecileri… Şimdi birçoğu 2. Cumhuriyetçi veya Liboş, ya da devlet düşmanı, Kürtçü faşist… Onlar köşelerinde kimi yazsalar ölüm emri olarak alınır, o isim ortadan kaldırılırdı. Hiç biri cinayete azmettirmekten yargılanmadı.

12 EYLÜL DARBESİ ASLINDA İHANETİ AKLADI. HAİNLERİ, UCUBELERİ KURTARIP YENİDEN BAŞLAYABİLECEKLERİ BİR SAYFA AÇTI.

DARBE SİYASİLERE VE MEDYA YAMYAMLARINA DEĞİL, MİLLETE YAPILDI. SİYASİLER KARAYA OTURTTUKLARI DEVLET GEMİSİNDEN DARBE SAYESİNDE KURTULDU.

ABD, NATO Paşaları ile NATO partilerine operasyon yapmış. Bu millete ne?

Bu milleti ilgilendiren mezara koyduğu evlatları, idam sehpalarında sallandırılan canlarıdır. Hepsi bu!!.

12 Eylül Darbesinden Özal hükümeti çıktı.

Ben zengini severim” dediği gün sosyal devlete DARBE yaptı.

Benim memurum işini bilir” dediği gün rüşvete meşruluk kazandırarak ahlaka DARBE yaptı.

ABD’den aldığı icazet ile hükümet olan Demokrat(!) Özal, siyasi yasakların kalkmaması için referanduma gitti. Yasaklar kalkmasın diye seçim propagandası gibi propaganda yaptı. Oylama yasakların kalkması yönünde çıktı. Şimdi o Özal’ın Bakanı Cemil Çiçek 12 Eylül darbe yasasını değiştirmek için adeta mabadını yırtıyor. Siyasi ilke denen böyle bir şey olmalı(!).. Sonra da bizden saygı bekliyorlar ama bu gerçeği hatırlatacak muhalefet yok.

Mesut Yılmaz AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer dediği gün bu milletin birliğine DARBE yaptı.

Bu milletin 30 bin evladını katleden bebek katilinin idamdan kurtarıldığı gün en kahpe DARBELERDEN birine maruz kaldı bu millet.

BOP’nin eşbaşkanı olanlar, Diyarbakır’ı BOP’un yıldızı yapanlar yaptı asıl DARBEYİ.

Sürekli Kürt, Türk, Çerkez diye etnik fesat tohumlarını eken Ordu değil, SİYASİ DARBECİLERDİR.

Bebek katili sapığa gizli af çıkaran da Ordu değildi. (AKP Hükümeti gizli af çıkarmıştı.)

Bebek katili teröriste “sayın” diyerek itibar kazandıranlar, ülkenin Genel Kurmay Başkanına “terörist” damgası vurup itibar cellatlığı yaptığı gün yedi bu millet çivili DARBEYİ!..

Şimdi operasyon yaptığını zannederken operasyona uğrayan bir kesim daha var. Onlar 40 yıldır aynı evlerde, aynı yemekleri(maklube) yiyerek, aynı sohbetleri dinleyerek efsunlandılar, mankurtlaştılar.

Şimdi ABD maşası olarak DARBE yapıyorlar. Hem de en ahlaksızından…

Masonları Atatürkçülük maskesi ile 80 yıl kibarca kullanan küresel elit, 9 yılda bunları en pespaye şekilde kullanıp afişe etti. Çünkü (AKP+F Tipi) koalisyon hükümeti üzerinden Müslümanlara DARBE yapıyordu.

AKP koalisyonu 90 Yıllık kinlerinin intikamını alırken, Türk Ordusu üzerinden Türk Milletine DARBE yaptı.

Son sözüm 2007 yılından beri darbe ile yatıp darbe ile kalkanlaradır:

Ordu 50 yılda 4 defa darbe yaptı. Farz edin ki ABD Ordu’ya 4 defa darbe yaptırdı. O da Ordunun tamamına değil, üst kesimine.

OYSA AB-D GÜDÜMÜNDEKİ SİYASİLER, GAZETECİLER, MİT VE BÜROKRATLAR ELİYLE 73 YILDIR BU ÜLKEYE DARBE YAPILIYOR.

İşte asıl gerçek budur!

“Darbeler olmasın ama…” diyen cümleler ile söze başlayarak asıl gerçeği gözden kaçırmayın!.

Ülkesine kıyan kinciler, Kuva-i İnzibatiye artıkları Atatürk’e saldırıyor.

Atatürk’e saldıran nankörlere:

“Bırakın Atatürk’ün yaptıklarını, sadece hayalleri için sadaka verecek olsak ve topunuzu toplasak o sadakayı karşılamazsınız.”

Darbeymiş…

4 mevsimi yaşayan ülkemiz kendi kendini besleyen 7 ülkeden biri iken, bu ülkenin tarımını asker mi bitirdi?

Hayvancılığı bitirip, utanmadan Sırbistan’dan bile hayvan ithal edenlerde mi askerdi yoksa?

Ülkenin neyi var, neyi yok satıp, mirasyedi kumarbazlar gibi ülkeyi borç batağına sürükleyenlerde mi askerdi?

2002 yılına kadar 230 Milyar Dolar olan dış borç 20012 yılı başında 520 milyar dolara çıktı. Ülkenin 80 yıllık varlıkları 10 yılda 50 Milyar Dolara satıldı. Abdülhamit’in dediği gibi; borç alan emir de alır.

Ülkemizi bu borç batağına askerler mi sürükledi?

Ülkenin savunma silahlarını üretmeyerek ülkemizin savunmasını Türkiye üzerinde emelleri olan AB-D ve İsrail’e ihale edende mi askerlerdi?

Vatan topraklarını satan, Kıbrıs’ta Rum’a, K. Irak’ta Barzani’ye arka çıkan; Ege’de iki adamızı Yunanistan’a verende mi askerdi?

Banka sektörünü yabancıya devreden, borsayı yabancılara vergisiz işleme açarken kendi vatandaşına vergi koyanda mı askerdi?

Bir ülkenin namusu olan sınırındaki araziyi İsrailli iş adamlarına 49 yıllığına kiraya vermeye kalkanda mı askerdi?

Ağrı’yı isteyen, Türkiye üzerinde 3T(Tanıtma-Tazminat-Toprak) hedefi olan Ermenistan’ın ayağına askerler mi gitti?

Devletin savcısını, yargıcını, valisini PKK’nın ayağına götürüp, PKK tahrik olmasın diye devletin bayrağını bile asamayanlar, PKK önünde koskoca devlete diz çöktürenlerde mi ASKERLERDİ?

Darbe arıyorsanız eğer; Habur rezaleti bu milletin onuruna, haysiyetine, bayrağına, yargısına, Ordusuna yapılmış en rezil DARBEDİR!..

73 yıldır dilimize, dinimize, eğitimimize kimler darbe yapıyor biliyor musunuz?

UCUBE SİYASİLER!!.

Askerler darbe yapmış. 40 yılda 4 defa. Ucube siyasiler 73 yıldır sürekli DARBE yapıyor bu millete.

AKP 10 yıldır paramıza, Misak-ı Milli sınırlarımıza, tarihimize, kimliğimize, bütünlüğümüze, bütün maddi ve manevi değerlerimize DARBE yapıyor.

Ne ölümüz kurtuldu bu saldırıdan, ne dirimiz. CFR’nin yolladığı memerandumu parti programı haline getiren AKP, ülkemize karşı küresel elit tarafından bir TERMİNATÖR gibi kullanılıyor.

Aslı yok örgütün aslı olmayan delilleri üzerinden, aslı olmayan darbe suçuyla “GERÇEK İNSANLAR” yargılanıyor.

Ve AKP hükümeti bu milletin bütün değerlerine TECAVÜZ ederken; mağdur olan kendisi imiş gibi “CANIM YANIYOR” diye cıyaklamayı da ihmal etmiyor.

Ey Türk Milleti; CİA elemanları, FBI Savcıları ile birlik olup Türk Ordusu’nun mensupları esir alındığı gün yedin sen DARBEYİ!!.

Erdoğan ülkede yok ettiği değerler tartışılmasın diye 10 yıldır bir münazara konusu bulup çadırın oyuncularına veriyor. Çadırın oyuncuları ev ödevleri olan bu münazara konularını tartışırken, malı götüren Kuveyt-Dubai ve İsviçre benzeri yerlerde nefes alıyor.

AKP CFR’nin virüslü bir dosyası gibi hareket ederek ülkenin bütün kurumlarını tahrip etti.

İşte asıl DARBE budur diyeceğim de…

Yapılanlar DARBEDEN çok ötedir.

AKP küresel elit elinde bir Terminatör, Y-CHP Terminatör adayıdır.

TÜRK MİLLETİNİN KENDİNİ SAVUNMA HAKKI DOĞMUŞTUR.

ZAHİDE UÇAR

AK PARTİ YÖNETİCİLERİNE BAL, BÖREK KAYMAK, VATANDAŞINA NE VERDİN DÖNDE BİR BAK !!!

BU BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU’NUN SOFRASI

BU DA AKP DÖNEMİNDE YAŞAM SAVAŞI VEREN FAKİR BİR AİLENİN SOFRASI