Etiket arşivi: AKP

AK PARTİ DOSYASI : İSLAM ŞAMPİYONU AKP BU SEFER DE ASIRLIK AMFİT İYATROYA CAMİ KONDURDU /// BUYUR BURDAN BAK

Rumeli Hisarına cami yapılmakta olduğunu bir süre önce bildirmiştik. Çok şükür camimiz tamamlandı.

Artık orada namaza gidebiliriz.

Rumeli Hisar’ın sahnesinin ortasına yaptıkları mescit! Sekülerlerden intikam projesi mi?

Zevksizlik abidesi mi? Delirmişler mi? Bir insan neden amfitiyatro sahnesine mescit yapar? Neden????

Bu mesaji baskalarina iletirken Lütfen E-posta hesaplarinizi ele gecirmek veya virus yaymak isteyen kisilere karsi, gonderenin adresini siliniz. Gondereceginiz kisilerin adreslerini de sadece bcc (gizli alici) kismina yazip, gorunmez olmalarini sagladiktan sonra gonderiniz*

İRTİCA DOSYASI : HAYRANI OLDUKLARI OSMANLI BİLE SON ZAMANINDA LAİKTİ /// AKP TÜRKİYEYİ ARAPLAŞTIRI YOR

AK PARTİ DOSYASI /// Ali Eralp : AKP, DOLAYLI – DOLAYSIZ YOLDAN, HALKININ KANINI, İLİĞİNİ SÖMÜRMEKTEDİR… /// 2012

AKP, 1990’lı yıllarda Amerika’da kuruldu.

Kürt, Ermeni açılımları orada programa alındı.

Türkiye Cumhuriyetini yıkma, Türk ordusunu parçalama hedefleri orada belirlendi.

Çünkü ulusalcı, yurtsever bir Türk ordusu, emperyalizmin Ortadoğu’da yayılmacılık planlarının önünde en büyük engeldi.

Çünkü ulusalcı, yurtsever bir Türk ordusu ülkenin eyaletlere bölünüp parçalanmasının önünde; din, mezhep, ırk çatışmalarının önünde de en büyük engeldi.

Halkın en çok güvendiği, değer verdiği bir kurumun itibar yitirmesi, gözden düşürülmesi, çeşitli tertiplerle ve uyduruk senaryolarla komutanlarının suçlu gösterilip, tutuklanması gerekiyordu.

Senaryo adım adım uygulanarak hayata geçirildi.

Generaller ve subaylar Zindanlara atıldı.

Ordu paramparça edildi.

Böylece temel hedefe ulaşılmış oldu. Şimdi emekli, muvazzaf paşalar içeride çile dolduruyor, bazıları ölümle boğuşuyor.

Dünyanın hangi ülkesinde 47 general ve amiral tutuklu, 6’sı hakkında tutuklama kararı vardır?

Dünyanın hangi ülkesinde her üç amiralden birisi tutukluyken, 40 bin kişiyi katleden bir terör örgütünün bebek katiline hem iktidar, hem muhalefet partisi “Ev Hapsi” düşünür?

Dağdan inen teröristler davulla, zurnayla karşılanır? Mahkemeler ayaklarına götürülür.

Ne Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ne de binlerce yıllık Türk tarihinde görüldü, duyuldu, yaşandı böyle bir olay…

AKP iktidarı, gelmiş geçmiş iktidarların en zalimi, en acımasızı, en faşisti, fakir fukarayı en çok ezeni, sömürenidir.

Topluma ahlak, fazilet dersleri vermeye kalkışan, erkek – kız öğrenci ilişkilerini metreyle düzenleyen, devlet kurumlarını imamlarla dolduran AKP iktidarı döneminde töre cinayetleri, tecavüz, fuhuş tavan yaptı.

Töre cinayetleri tam 14 kat arttı. Evet, yanlış duymadınız, tam 14 kat…

“Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü”nün yaptığı araştırmaya göreTürkiye’de kadınların yüzde 35,6’sı bazen, yüzde 16,3’ü sık sık aile içi tecavüze uğruyor. 2002’de fuhuş yapan kadın sayısı 25 bin iken, bu rakam 2010’da 100 bini buldu… Şimdi çok daha fazla.

Bu yozlaşmanın temelinde eğitimsizlik vardır. Şiddettir vardır. Yargının tecavüzcülere gösterdiği hoşgörü vardır. Çünkü tutuklanan sapıkların çoğu, “Tutuksuz yargılanmak üzere” salıverilmektedir.

Hepsinden önemlisi, bu yozlaşmanın temelinde YOKSULLUK vardır.

Çünkü AKP, bir yoksullaştırma uzmanıdır.

Yandaşlarını zengin etme, temeli “bir lokma, bir hırka” anlayışına dayanan “Sadaka ekonomisi” uzmanıdır.

Talan ustasıdır.

Ama deniz bitmiştir. Patronu, yandaşı, yol göstericisi ABD gibi o da yıkıma gitmektedir.

Bu nedenle, iflas eden tüccar gibi eski defterleri karıştırmaktadır.

Vergi dairelerine “Performansınızı artırın” diye yazı göndermiş, arkasından da eklemiştir: “Bakın haa, artık sicilinizi ‘vergi toplama yeteneğinize göre belirleyeceğiz…” Emri alan vergi dairesi başkanları, geçmiş yılların borçlarını da incelemeye başlamışlar ve 1 lira borcu olanlara bile ihbarnameler göndermişlerdir.

Bu uygulamanın yanında AKP, emeklilerin maaşına da göz dikmiştir. Onların maaşını iyileştirmesinden vazgeçtik, şimdi bir de vergi yoluyla, maaşlarının dörtte birini haczederek, onlara zulmetmektedir.

AKP’nin iktidar olduğu dönemde bazı emekliler geçinemediği için ek iş yapmak zorunda kalmıştı. Bu nedenle kimisi bakkal, kimisi kitapçı dükkânı açmıştı. Çoğu da sermayesi ve tecrübesi olmadığı için iflas ederek, sonradan işini bırakmak zorunda kalmıştı.

Hem emekli, hem esnaf oldukları için şimdi bunların maaşlarının dörtte birine vergi daireleri el koydu. Onlara binlerce liraya ulaşan borç ihbarları göndermeye başladı.

Yani 800 TL maaş alan bir emeklinin 200 lirasını da AKP haczetti.

ÇÜNKÜ AKP, BİR ÖLÜ SOYGUNCUSUDUR.

O, ÖLÜDEN KEFEN SOYANDIR.

AKP gelmiş geçmiş hükümetlerin en zalimidir. En çok vergi alanıdır.

DOLAYLI, DOLAYSIZ YOLDAN, HALKININ KANINI, İLİĞİNİ SÖMÜRENDİR…

Peki, nereye gitmektedir bu alınan vergiler?

Lüks arabalara, uçaklara, bakanların, başbakanın seyahatlerine, ziyafetlere, hayali ihracatçılara, ihalelere, yandaşlara, oğullara, damatlara, devlet dairelerine atanan imamlara…

Komşu devletlerin muhalif güçlerine… Onların beslendiği, eğitildiği kamplara… Libyalı muhaliflere çantalar dolusu paralar gönderilmişti…

Hepsinden önemlisi Diyanet işlerine… Trilyonlar ayrılıyor…

Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ’ın verdiği bilgiye göre 2012’de Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi yüzde 22 artışla 3 milyar 891 milyon liraya yükseltilmiştir. Bütçenin yüzde 95.42’si personele gitmektedir…

Yani hükümet, Ahmet’ten, Mehmet’ten, Ayşe’den, emekli Osman’dan, memur Hasan’dan, işçi Hüseyin’den zorla aldığı bu dolaylı – dolaysız vergileri işte buralara harcıyor.

Ama ne diyor bir atasözümüz?

“ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE…”

AKP, mazlumun ahını almayı sürdürüyor.

Halkı sıkboğaz edip kampların giderini bize ödetiyor.

Dünyaya direk kalacağını sanıyor.

Kendinden önce gelip de gidenlere hiç bakmıyor.

Zulüm ekenin isyan biçeceğini hiç umursamıyor… Ya da umursamaz görünmeye çalışıyor…

Ne diyor Yunus Emre:

“Zulüm ile abat (mutlu) olanın sonu berbat (kötü) olur…

Bizden anımsatması…

Ali Eralp

AK PARTİ DOSYASI : AKP’NİN MİLLİYETÇİLİĞİ HAKKINDA KÜÇÜK BİR HATIRLATMA

Turk vatanseverleri

BU ZİHNİYETİ BAŞINA OTURTTUN EYY TÜRK MİLLETİ …. EYY AKP LİYİM DİYENLERE SESLENİYORUM… BU ÜLKEDE PKK BİZİM SAYEMİZDE GÜÇLENDİ DİYENLERİ SİZ DESTEKLEMEDİNİZ Mİ ? TÜRKLÜĞE SAVAŞ AÇANLARLA BERABER OLMADINIZ MI? BU ŞEHİTLERİN KANI VE VEBALİ SİZİN ÜZERİNİZDEDİR BİLESİNİZ !!!

Zafer

AK PARTİ DOSYASI : AKP’NİN GENÇLİK YAPILANMASI “OSMANLI OCAKLARI”NA ELEMAN ARANIYOR

PKK DOSYASI : AKP PKK İLE İLGİLİ GEÇMİŞTE NE DEMİŞTİ ??? HATIRLAYALIM MI ????

AKP DUY SESİMİZİ : TÜRKİYE’Yİ KURTARMAK İSTİYORSANIZ YENİDEN KÖY ENSTİTÜLERİ PROJESİ Nİ HAYATA GEÇİRİN

ZEYTİNİN TERİ.

Arabamız su kaynatmasa durmayacaktık, o sıcak yaz günü Balıkesir’in Savaştepe ilçesinde. Yola çıkmadan önce arabaya bakım yaptırmış, hararet sorunu olduğunu söylememe rağmen arıza bulamamışlardı. Dağda su kaynattıktan sonra motorun soğumasını bekleyip ancak Savaştepe’ye kadar gidebilmiştik.

Birlikte yolculuk ettiğim eşim ve kızımın da canı sıkkındı. Günlerden pazardı ve her yer tatildi. Sanayi sitesinde arabaya baktıracak birilerini aradık, bulamadık. Can sıkıntısı ve çaresizlik içinde söylenirken tamirci aradığımızı duyan birileri aracılığıyla tanıştık; Hüseyin amcayla.

Elinde küçük bir alet çantası vardı. Yardımcı olmak istediğini söyledi.

Motora yaklaştı, sesini dinledi. Kontağı kapatıp tekrar açtı. Hiçbir yere dokunmadan uzun uzun motoru ve çalışmasını izledi. "motorun soğutma sisteminde sorun görmediğinden" söz etti. Bir süre daha bakındı.

Sonra"buldum galiba" diye haykırdı.

"Her şey normal görünüyor ve su kaynatıyor ise araba su eksiltiyor demektir.

Muhtemelen kalorifer peteği delinmiş, su kaçırıyordur. O takdirde döşemelerin ıslak olmalı" dedi.

Gerçekten de onca uzmanın çalıştığı servisin bulamadığı sorunu kısa sürede görmüştü.

Arabanın kalorifer sistemi su kaçırıyor eksilen soğutma suyu yüzünden araba hararet yapıyordu. Kalorifer sistemini devre dışı bırakıp geçici bile olsa su kaçağını önleyip sorunu çözdü, Hüseyin amca.

Teşekkür edip borcumu sordum. Arabanın camındaki tıp armasını gösterdi;

– Doktor musun?
– Evet.
– Bizim hanımın yıllardır geçmeyen ağrıları var. Gelip bakarsan ödeşiriz. Ben de hanıma doktor götürmüş, gönlünü almış olurum. Hem de çayımızı içer soluklanırsınız.

Hep beraber, Hüseyin amcanın evine gittik. Tek katlı bahçeli şirin bir evdi.

Hanımının şikayetlerini dinleyip, muayene ettim. Çoğu yaşlılığa ve menopoza bağlı yakınmaları için tavsiyelerde bulunup iki de ilaç yazdım. Kadıncağızın yüzü güldü. Teşekkür etti. Çay hazırlamak için izin istedi.

Bu arada ilkokul çağındaki kızım boş durmuyor odaları karıştırıyordu. Birşey kırıp dökmesin diye yanına gittiğimde evin bir odasının duvarlarının kitapla dolu olduğunu gördüm.
Şaşkınlığım daha da artmıştı. Muhabbet ilerleyince, tamirci sandığım Hüseyin amcanın gerçekte emekli ilkokul öğretmeni olduğunu 39 yıl devlet hizmetinde Ege’nin köylerinde çalışıp emekli olduktan sonra Savaştepe’ye yerleştiğini anlattı.

Çocuklarının okuyup büyük şehre gittiğini burada hanımıyla baş başa yaşadığından dem vurdu.

– Neden buraya yerleştin?

– Ben okumayı, yazmayı, hayatı burada öğrendim. Sizler bilmezsiniz, unutuldu gitti.

Ben Savaştepe köy enstitüsünün ilk mezunlarındanım. Hasan Ali Yücel maarif vekili iken ilk köy enstitüsü burada açıldı. Burada öğrendim ben hayatı, bir şeyler öğretmenin nasıl mutluluk verdiğini.

Ayrılamadım buralardan.

– Peki bu tamircilik işi nereden çıktı?

– Dedim ya, bilmezsiniz sizler, köy enstitüsü mezunu olmanın ne demek olduğunu?

O zamanın okulları sanırsınız. Halbuki orada bu toprağın çocuklarına okuma yazmanın yanı sıra çiftçiliği, hayvancılığı, inşaat yapmayı, yemek yapmayı, bozulanları tamir etmeyi, örgü örmeyi hatta az buçuk hekimlik yapmayı bile öğrettiler. Hayatı öğrendik ve öğretmen olup hayatı öğrettik çocuklara.

– Yani elinizden çok iş geliyor.

– Köy enstitülerinde bilmeyi, öğrenmeyi, düşünmeyi soru sormayı, aklını kullanmayı öğretiyorlardı. Zaten bu yüzden yaşatmadılar ya…

Bu arada çaylar geldi. Çayın yanında ekmek peynir ve zeytinden oluşan kahvaltı da hazırlamıştı Hüseyin amcanın hanımı. Emekli olduktan sonra zeytinciliğe başladığını sofradaki zeytinin de kendi ürünleri olduğundan söz etti.

– Zeytinin hikmetini bilir misin? Meyveleri ile karnımızı doyurmuş, yağını çıkarmışız. Kandillerde yakıp aydınlanmışız, odunu ile ısınmışız. Giderek ona benzemişiz.

– Nasıl yani?

– İnsan da doğanın meyvesi değil mi?

Sofradaki zeytin çanağından aldığı zeytini ışığa doğru tutup;

– Doğup büyüdüğünde zeytin tanesi gibi acı, yeşil bir meyve insan.

Çoğunu sıkıp yağını çıkarıp posasını da sabun yapıyoruz. Yani heba olup gidiyor. Bir kısmını sofralık ayırıyor selede tuza yatırıp acı suyunu atmasını buruşup bu hale gelmesini sağlıyoruz. Veya salamura yapıp olduğundan daha şişkin gösterişli hale getiriyoruz. İnsanlara da böyle yapmıyor muyuz? Okullarda okutup okutup hayata hazırladığımızı sanıyor ya şişiriyor ya da buruşturup atıyoruz insanları.

"Sizin köy enstitülerinde yaptığınız da böyle bir şey değil miydi" diye soracak oldum. Hanımına baktı gülüştüler.

– Hurma zeytini bilir misin?

– Bilmem. Hiç duymadım.

– Egenin bazı yerlerinde olur. Ağaç aynı ağaçtır ama her yıl kasım ayı sonu gibi denizden karaya esen rüzgar ile zeytin ağaçlarına bir mantar bulaşır. Bu mantar zeytinin terini giderir, acısını dalında alır. Dalında olgunlaşır zeytinler. Toplandığında yemeğe hazırdır anlayacağın.

– Eeee.

– Köy enstitüleri de böyleydi. Dalında olgunlaşan zeytinler gibi insanları oldukları yerde yetiştirmeye, onların bilgilerini de diğer insanlara bulaştırmayı amaçlamıştı. Doğup büyüdüğü ortamda olgunlaştırıyorlardı, insanı. Hayata hazırlıyorlardı .

Sustuğumu görünce. Hanımından boşalan bardakları doldurmasını rica etti.

"işte bu yüzden, öğrendiklerimin zekatını vermek, zeytinin terini hatırlatmak için buradayım, doktorcuğum, unutulsun istemiyorum" dedi. Kitaplığından çıkardığı iki kitabı kızıma hediye etti. Vedalaştık. Arkamızdan bir tas su döküp, uğurladılar.

Dr. Mehmet Uhri

Not: Bu yazı, emekli öğretmen Hüseyin Kocakülah ve köy enstitülerine emek verenlerin anısına ithaf olunmuştur.

OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIR MISIN