Etiket arşivi: CIA DOSYASI

CIA DOSYASI : 6-7 Eylül vakaları ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA gizli belgelerinde

ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın ( ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ) gizlilik zamanı dolan belgeleri arasında 6-7 Eylül olaylarının ertesi günü 8 Eylül 1955’te olayın sıcaklığı henüz kaybolmadan yazılan ve "Merkezi İstihbarat Bülteni"nde yayınlanan bir yorum bulunuyor . Belgede şu ifadelere yer veriliyor:

Başkent Ankara hükümeti komünist müdahalesi için kanıt arıyor. İstanbul başkonsolosunun gözlemlerine göre polis boş boş geziyor ya da dükkânları yağmalayan kalabalığı alkışlıyor. Ancak akabinda tanklı birlikler düzeni tekrardan sağladı.
Ayaklanmalar başlangıcından bu yana açıkça iyi bir biçimde planlanmış ve organize edilmiştir. İki olasılık var: Komünistler ve Hükümet. Türkiye’de komünist örgütlenme sayısal manada zayıf olması dolayısıyla ayaklanmayı üretiyor olabilme açısından dışarıda kaldı. Bu Hükümeti bir mantığa uygun olasılık olarak bıraktı.

İstanbul Valisi’ne önceden haber verilmiş ve olduğunda başka yere bakması söylenmiş. Vali gösterilerin denetim edilemez hale gelebileceğine işaret ederek protesto etmiş, fakat hükümsüz kılınarak plan yürürlüğe konuldu.

Reklamlar

CIA DOSYASI : ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA , Türkiye nüf usunu açıkladı

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA , Türkiye’nin nüfusunu Temmuz 2015 itibarıyla 79 milyon 414 bin 269 şahıs olarak açıklarken bu veri TÜİK’in verilerinden 1 milyon 718 bin 365 şahıs çok .

Federal Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA , her sene olduğu gibi bu sene da Türkiye nüfusunun verilerini yayınlandı. İlginç olan konu ise, bu sene ilk defa TÜİK rakamları ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA verileri arasındaki farkın az olması…

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA Türkiye’nin nüfusunu Temmuz 2015 itibarıyla 79 milyon 414 bin 269 şahıs olarak açıkladı.

TÜİK VE ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA RAKAMLARI ARASINDAKİ FARK AZALDI

Bu sayı , Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ocak ayında 31 Aralık 2014’ü baz alarak açıkladığı 77 milyon 695 bin 904 kişiden 1 milyon 718 bin 365 şahıs çok . Geçmiş senelerde tahmini nüfus verileri genellikle TÜİK’in açıkladığı rakamlardan 5 milyon çok olan ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ’nın bu defa rakamlar konusundaki farkı indirmesi dikkati çekti.

DÜNYANIN EN KALABALIK 17′İNCİ ÜLKESİ TÜRKİYE

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ’nın verilerine göre dünyanın en kalabalık 17’nci ülkesi olan Türkiye’nin nüfusunun % 25.45’ini 0-14 yaş grubu oluşturuyor. Türkiye’de nüfus yükselme hızı % 1.26 olarak hesaplanırken halkın % 73.4’ü kentlerde yaşıyor.

ORTALAMA YAŞAM SÜRESİ 74.57 YIL

İstanbul 14 milyon 164 binlik nüfusuyla en kalabalık şehir oldu. İstanbul’u 4 milyon 750 bin kişiyle Başkent Ankara ve 3 milyon 40 bin şahıs ile İzmir izledi. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ’ye göre, Türkiye’de ortalama yaşam zamanı 74.57 sene . Bu zaman kadınlarda 77’ye çıkarken, erkeklerde 72.26’ya iniyor. Türkiye’de kadınların doğurganlık oranı ise kadın başına “2.05 çocuk”.

CIA DOSYASI /// KORAY KAMACI : Burundanga ya da CIA hapı !…

Ağız ya da burundan alındığında iradesiz bir yaratığa dönüştürüyor. Karşınızdakinin her istediğini yapıyor, ne sorarsa cevap veriyor, üstelik daha sonra bir şey hatırlamıyorsunuz. Tıpkı artık "tecavüz hapı" olarak anılan Rohypnol ve GHB’deki gibi… Büyücülerin faydalandığı Kolombiya kökenli Burundanga maddesini CIA bir süredir operasyonlarında kullanıyor.

Küba’daki El Kaide ve Taliban "terörist"lerini televizyonda hemen her gün izliyoruz. Ne yiyip içtikleri, ayaklarındaki prangaların kaç kilo olduğu, dini vecibelerini nasıl yerine getirdikleri ekranda bir bir anlatılıyor. Ama nerede, nasıl sorgulandıkları henüz bilinmiyor. İnternette komplo teorileri sayfalarında gezintiye çıkmışken, bu sırrı aydınlatabilecek bir ipucuna rastladık; tabii sadece bir ipucu…

www.serendipity.magnet.ch adlı sitede verilen bilgiye göre Amerikan İstihbarat Örgütü CIA’nın sorguya çektiği kişiler, Şamanlar’ın kullandığı bir bitki sayesinde "bülbüle" dönüyor. Ve "Burundanga" adlı bu bitkiden yararlanılarak "Çok Gizli" operasyonlar bile tereyağından kıl çeker gibi yürütülüyor. Bu nedenle bitkiye bir de isim takılmış: "CIA Drug" yani "CIA Hapı." Zaten internette bu isimle bir arama yaptığınızda karşınıza Burundanga çıkıyor.

Casusluk öykülerine balıklama dalmadan önce bir bitkinin nasıl olup da stratejik bir silaha dönüştüğüne bakalım. Latin Amerikalı Kızılderililer tarafından binlerce yıldır ayinlerde kullanılıyor Burundanga. Adı geçen madde, Kolombiya ve Peru’da yetişen Borrachero Ağacı yapraklarının ve tohumlarının toz hali. Borrachero, çok büyük dikenli, sonbaharda pembe çiçekler açan güzel bir ağaç. Halk arasındaki adı Sarhoş Ağacı. Ama bu ağaçtan elde edilen tozun etkisi ağaç kadar güzel değil. Burundanga’yı yuttuğunuzda ya da soluduğunuzda etkisi geçene kadar sizden istenen herşeyi yapıyorsunuz. Üstelik geçici hafıza kaybına uğradığınızdan daha sonra da ne yaptığınızı hatırlamıyorsunuz. Çünkü içindeki Scopolamine maddesi kullananı bir nevi kimyasal hipnoza sokuyor. Bu özellikleriyle de Rohypnol ve GHB (Gamma Hydroxybutyric Asit) ile birlikte "tecavüz ilaçları" kategorisine de giriyor. Ama bu maddelerle arasında ciddi bir fark var. O fark da, Burundanga’ya maruz kalanların istenen herşeyi kuzu kuzu yerine getirmesi ve sorulan her soruya cevap vermesi. Bu nedenle Burundanga, II. Dünya Savaşı’nın canavar Nazi doktoru Jozef Mengele tarafından "Doğruluk Serumu" olarak isimlendirilmiş. "İlacın" SS subayları tarafından sorgulamalar sırasında kullanıldığı da biliniyor.

"İnsanlar, uyuşturucu katırı yapılıyor"

Bir gün yolunuz Kolombiya’ya düşerse birazdan okuyacaklarınız hayatınızı kurtarabilir! Gerçi oraya vardığınızda kokusu ve tadı olmayan, suda eriyebilen ve temas edildiğinde özgür iradenizi tamamen elinizden alacak olan bu madde konusunda uyarılacaksınız. Çünkü Kolombiya Turizm Bakanlığı’nın bastırdığı broşürlerde de sözkonusu madde için "aman dikkat" deniyor!

Kolombiya’nın ekonomik durumu malum; işsizlik, fakirlik insanları canından bezdirmiş durumda. İşte bu yüzden Burundanga sokak çetelerinin, hırsızların ve fahişelerin elinde tabancadan daha etkili bir silaha dönüşmüş. Temini son derece kolay olan bu madde kurbanları etkisiz hale getirmek ve soyup soğana çevirmek için kullanılıyor.

Kolombiya’nın başkenti Bogota’nın ünlü mimarlarından David Menendes geçen aralık ayında tam iki kez "Sarhoş Ağacı"nın kurbanı oldu. Olayı kendi ağzından dinliyoruz: "Bir cuma akşamı iyi giyimli iki kişi yanıma yaklaştı. En son hatırladığım görüntü buydu. Yaklaşık 24 saat sonra evimde uyandım. Kapıcıya ne zaman geldiğimi sordum. Sabaha karşı uyurgezer bir halde eve geldiğimi söyledi." Burundanga öykülerini sık sık duymuş olan Menendes, hemen bankaya gidiyor ve bir önceki gece banka kartından yaklaşık 700 dolar çekildiğini görüyor. Hemen polise başvuran Menendes’in kan örnekleri alınıyor. Çünkü kanında Scopolamine maddesi bulunan kişiler Kolombiya, ABD ve Kanada yasalarına göre işledikleri suçlardan ötürü cezalandırılamıyor. Bu olaydan tam üç gün sonra Menendes, aynı yöntemle yine bir miktar parasını ve otomobil teybini kaptırıyor. Ve Menendes, yanına yaklaşanlardan sonrasını hatırlamıyor…

Alkol ve uyuşturucu kaynaklı suçlar üzerine araştırmalar yapan Dr. Stephen M. Pittel de Burundanga üzerinde özel bir çalışma yapmış. Pittel raporunda Bogota polisinin her ay Burundanga bağlantılı 500 suç duyurusu aldığını, acil servise gelen hastaların yarıya yakınının bu maddeyle ilgili şikayetlerden muzdarip olduğunu yazmış. Raporda olayların yaygınlık sebebini maddenin birçok şekilde kullanılmasına bağlıyor: "Avları, içeceklerinin ya da ikram ettikleri sakızların veya sigaraların içine Burundanga koyarak ya da sadece tozunu suratlarına üfleyerek ağa düşürüyorlar."

Bogota’nın en ünlü toksikoloji kliniğinin sahibi ve şehrin tüm toksikoloji kliniklerinin sorumlusu Dr. Camilo Uribe, ajanlara, konsoloslara ve firma yöneticilerine konferans vermek için sık sık ABD’ye çağrılıyor. Kolombiya’ya sık sık gelmek zorunda kalan insanları bu konuda uyarıyor Uribe. Çünkü geçmişte birçok önemli kişinin ABD’ye yüklü miktarda uyuşturucu sokmaya çalışırken yakalandığı ve kanlarında Burundanga çıktığı biliniyor. Dr. Uribe "Tacirler bu ‘önemli’ insanları sınırı geçebilecek katırlar olarak kullanıyor" sözleri ile durumu özetliyor.

"Bakanlık koltuğunu kurtardı!"

Gelelim bu tecavüz hapının nasıl olup da "CIA Hapı" unvanı aldığına. Mel Gibson "Komplo Teorisi" (Conspiracy Theory) filminde, CIA’nın türlü operasyonları için kullanılmış ama yaptıkları unutturulmuş bir ajanı canlandırıyordu. Burundanga ismiyle internette ufak bir araştırma yaptığımızda CIA’nın bu maddeyi sık sık aynı amaçla kullandığı bilgisine rastlıyoruz. Yani Burundanga kişiyi hipnoza sokarak verilen göreve kilitliyor ve hafızayı kısa süreli silerek vücudu terkediyor. Bazı ajanların üç hafta süresince bu maddenin etkisi altında kaldığı belirtiliyor.

Bu arada, wealth4freedom.com adresli sitede ilginç bir öyküye de rastlıyoruz. Ajan filmlerini aratmayacak bu öykü CIA’nın çok etkili olduğu bir Orta Amerika ülkesinde geçiyor. Bay X, CIA’nın desteklediği Nikaragualı grubun başındaki bir şahıs. 1990’da Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega’nın demokratik seçim çağrısıyla bir hayli heyecanlanıyor ve önemli bir bakanlık koltuğunu kapabilmek için ABD Başkanı George Bush’a baskı yapmaya başlıyor. Ve söylenen o ki baba Bush yeraltı ilişkilerinin ortaya çıkması endişesiyle evlere şenlik bir plan yaptırıyor.

CIA’nın eski ajanlarından Tatum’dan dinliyoruz: "Bay X sarışın kadınlara düşkünlüğüyle tanınırdı. Onu George Bush’un davetlisi olarak bir haftasonu gezisine çağırdık. Gece Burundanga’lı kokteyllerle başladı. New York barlarından bulduğumuz sarışın bombayla geçirdiği gece kamerayla kaydedildi. Kadınsa aynı gece ortadan kaldırıldı. Ve Bay X kaseti izledikten sonra bakan olma hayalini askıya almak zorunda kaldı."

CIA’nın 50’li yıllardan beri uyuşturucuların zihin kontrolü üzerindeki etkilerini araştırdığı biliniyor. Hatta bunun için "MKUltra" isimli bir alt birimi bile var. Kaynaklar bu birimin özellikle 1970’li yıllarda binlerce çocuk ve yetişkin insan üzerinde çeşitli "madde" deneyleri yaptığını gösteriyor.

Bunları okuduktan sonra etkisi daha 1940’larda Alman bilimadamlarınca tescil edilmiş Burundanga’nın günümüzde de kullanılmasının şaşırtıcı bir tarafı kalmıyor. Ama eğer "Taliban esirlerin" de "tecavüz hapı" etkili Burundanga vasıtasıyla sorgulandığı ortaya çıkarsa, asılşaşırtıcı olan bu olacak…

CIA DOSYASI /// NAİM BABÜROĞLU : CIA, Irak, Suriye ve her alanda kaybeden bir Türkiye

ABD İstihbarat Örgütü CIA (Central Intelligence Agency-Merkezi Haber Alma Örgütü), 1949 yılında Suriye’nin başına Amerikan yanlısı bir albay olan Adib Sishaklı’yı getirmişti. Ancak, albayın iktidarı dört yıl sonra Baas’çılar tarafından devrildi. CIA, Suriye’de CIA destekli bir askeri darbe ortamının olgunlaştığı değerlendirmesini yaparak, Irak, Lübnan ve Ürdün’de sabotajlar gerçekleştirdi ve suçu Suriye’ye attı. Ayrıca, Şam’daki Müslüman Kardeşler örgütünü rejim aleyhine ayaklandırıyordu. CIA, Suriye’nin en güçlü adamlarından biri olan İstihbarat’ın başındaki Abdülhamit Seraj ile Genelkurmay Başkanı ve Komünist Partisinin liderini kurban olarak seçti. Bunların yok edilmeleri görevi, ABD’nin Şam Büyükelçiliğinde memur olan ajan Rocky Stone’a verildi. Stone, para ve siyasi gelecek vaadiyle Suriye ordusu içinden kendine bir yandaş takımı kurmaya başladı. Suriye İstihbarat Başkanı Abdülhamit Seraj bu komployu sezdi ve Amerikalılara bir tuzak hazırladı. Subaylar paraları aldıktan sonra televizyona çıkarak “Ahlaksız Amerikalı iblisler, yasal düzenimizi bozmak için işte bu paraları verdiler” şeklinde itirafta bulundular. ABD’li CIA ajanı Stone gözaltına alındı, sorgulandı ve sınır dışı edildi. Yaşanan bu siyasi kargaşa sonunda, Suriye ve Mısır, Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kurdu. Bu olaylar, Orta Doğu’da ABD karşıtlığının temelini oluşturdu ve bölgede Sovyet Rusya etkinliğini artırdı.

Irak’ta ise, CIA ajanları ülkenin siyasi ve askeri liderlerine silah ve para sağlıyor, karşılığında komünizm karşıtı bir cephe oluşturmaya çalışıyordu. 14 Temmuz 1958 gecesi, Amerikan yanlısı olan Irak yönetimi, silahlı kuvvetler darbesiyle devrildi, General Kasım devletin başına geçti ve kapıları Sovyet yönetimine açtı. CIA, zaman kaybetmeden Baas partisine sızmaya başladı. General Kasım’a iki suikast düzenlendi, ancak başarısızlıkla sonuçlandı. Beş yıl sonra, CIA destekli bir darbe yapıldı ve Irak’ta ABD etkisi yeniden güç kazandı. 1960’larda Irak’ın İçişleri Bakanlığını yapan Ali Salih Sadi: “Biz iş başına CIA treniyle geldik” demiştir. O trenin içinde, geleceği parlak bir diktatör de bulunuyordu. CIA desteği ile yıldızı parlayan Saddam Hüseyin. 1980-1988 yılları arasında, sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı sırasında, CIA Saddam’ın yanında yer almış ve istihbarat desteği sağlamıştı. Ayrıca, Bağdat’ı teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmış, Saddam hakkında olumlu raporlar vermişti.

1990 yılında, Irak’ın orduları hareketlendi. Uzaydan çekilen fotoğraflarda, Irak birliklerinin Kuveyt sınırına yığıldığını görmesine rağmen CIA bunu önemsemedi. Ancak, o gece Irak 140 bin kişilik ordusuyla Kuveyt’e girdi. Hafife aldığı gelişmeler tersine dönünce, CIA: “Saddam, Suudi Arabistan’a saldıracak, Irak’ın kimyasal başlıklı silahları var ve her an bunları kullanabilir” şeklinde Irak hakkında abartılı raporlar düzenledi. Hâlbuki daha önceki raporlarda Irak’ın kesinlikle kimyasal başlıklı füzelere sahip olmadığı yazılmıştı. Sonuçta, Saddam Suudi Arabistan’a kara saldırısında bulunmadı ve kimyasal silah kullanmadı. ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney, 26 Ağustos 2002 tarihinde; “Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin herhangi bir şüphemiz kalmamıştır” dedi. Bu sözlere Savunma Bakanı Rumsfeld’de katıldı. CIA Direktörü de: “Irak, El Kaide’ye muhtelif alanlarda, savaş, bomba yapımı, kimyevi, biyolojik ve nükleer konularda eğitim vermiştir.” açıklamasını yaptı. CIA bildiğinden fazlasını rapor ediyordu. Gerçeği yansıtmayan bu raporlarla, ABD 2003 yılında Irak’ı işgal etti.

CIA, Irak’ın işgalinden üç yıl sonra; “ABD’nin işgali cihadı meşrulaştırmıştır. Müslüman dünyasına müdahale, ABD’ye büyük kızgınlık duyulmasına neden olmuş ve küresel cihat davasına olağanüstü bir taraftar kitlesi kazandırmıştır.” şeklinde değerlendirme yaptı. CIA Şefi Pavitt, işgalden sonra, Bağdat’ın Vietnam’ın ardından en büyük CIA istasyonu durumuna geldiğini söyledi. 2011’de, CIA elemanları ABD özel kuvvetler birlikleriyle ortaklaşa yürüttükleri çalışmalarla Irak’ta, nüfusun %20’sini oluşturan Kürtlerin lehinde yeni bir siyasal yapı oluşturmaya başlar.

ABD Dışişleri eski Bakanı Rice, daha Ulusal Güvenlik Danışmanı iken, 7 Ağustos 2003’te Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında, 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini söylemişti. (1) Bunun için de CIA görevlendirilmiş ve yukarıda belirtilen operasyonlara benzer adımlar atılmıştı. Böylece, CIA’nın desteği ile Büyük Orta Doğu Projesi uygulanmaya başlanmış, görev verilen siyasiler ve maşa ülkeler “haritaları yeniden şekillendirme ekibi” olarak Arap Baharı fırtınasıyla, ülkeleri kargaşaya sürüklemişlerdir. Bu arada, projenin hayata geçirilmesinde, ABD, Suudi Arabistan, Katar, Körfez Ülkeleri ve Türkiye Esad’a vurdukça IŞİD, PKK (PYD) ve Barzani güçlendi ve bugünlere gelindi. Sonuçta:

1- Fiilen üçe bölünmüş bir Irak ve dörde bölünmüş bir Suriye’nin haritaları yeniden çizilmiş,

2- Kuzey Irak’tan başlayıp Kuzey Suriye’yi içine alan ve Akdeniz’e açılan bir Kürt Koridoru’nun taşları döşenmiş,

3- Dünya Kamuoyunda IŞİD’e karşı mücadelesi ile sempati toplayan ve gücü artan bir PKK (PYD) ortaya çıkmış,

4- Bağımsızlığa hızla yol alan bir Kürdistan, PKK’nın kontrolünde Kuzey Suriye’de Batı Kürdistan ve Güneydoğu Anadolu’da Kuzey Kürdistan’ın temelleri atılmış,

5- Ulusal Çıkarları açısından en çok kaybeden, inisiyatifi ve kontrolü ABD’ye, PKK terör örgütüne kaptıran ve toprak bütünlüğü tehlikeye giren bir Türkiye ortaya çıkmıştır.

Büyük Orta Doğu Projesi’nde görev alanlar ve CIA’nın planını gerçekleştirenler, Kuzey Irak’ta, Kuzey Suriye’de bir Kürt Devleti’nin kurulmasına şemsiye oldu, PKK’nın yeniden canlanmasına ortam sağladı ve IŞİD’i güçlendirdi. Türkiye, terör gruplarının kontrolündeki bir Suriye sınırına sahip oldu. Böylece, CIA, Türkiye sayesinde önceki operasyonların tersine, belki de tarihinde ilk defa az rastlanır bir başarıya imza atmış oldu.

“Tarihini bilmeyenlerin haritalarını daima başkaları çizer” gerçeği ise hiç değişmedi.

(1) Washington Post Gazetesi (Transforming The Middle East), 7 Ağustos 2003.

Yararlanılan Kaynak: Tim Weiner, Legacy of Ashes-The History of the CIA (Enkaz Devralmak-CIA Tarihi), Bölüm II, 2007.

CIA DOSYASI : Amerikan İstihbaratını Zora Sokan Skandal Büyüyor

Çinli hackerlar tarafından ABD Personel İdaresi Dairesi’nin ağlarına sızmasına ilişkin skandalın boyutlarının tahmin edilenden çok daha büyük olduğu ve geçtiğimiz yıl bilgileri çalınan Amerikan vatandaşı sayısının 20 milyonu aştığı bildiriliyor.

New York Times gazetesine göre 21,5 Milyon, CNN’e göre 22,1 Milyon ABC ve Reuters’e göre ise 25 Milyon Amerikalının sosyal güvenlik numaraları ve mahrem bilgilerini içeren dosyalar, Amerikan hükümetinin sistemine sızan Çinli hackerlar tarafından çalındı.

ABD Personel İdaresi Dairesi tarafından 4 milyon olarak duyurulan rakamın çok ötesinde olan bu veriler, Çinli internet korsanlarının Amerika’nın %7’sine ait bilgilere sızdığını ortaya koyuyor.

Hackerlar tarafından erişilen bilgilerin sosyal güvenlik numarası, ikamet ve eğitim bilgileri, çalışma bilgileri, ailevi ve şahsi bilgiler, sağlık durumu, sabıka kaydı ve finansal tarihçeleri gibi birçok veri içerdiği bildiriliyor.

Çin’den gelen saldırının Amerika’nın milli güvenliğini tehdit eden yönünü ise ABD istihbarat çalışanları ve devlet yetkililerinin kumar alışkanlıkları, borç durumları, uyuşturucu ve alkol bağımlılıkları, yakınlarının listesi ve dış ülke bağlantılarını dahi içeren mahrem bilgilerini içeren dosyaların dahi yabancıların eline geçmesi oluşturuyor.

Uzmanlar bu mahrem malumatın Çin hükümeti tarafından ABD aleyhinde kullanabileceğinden ve ABD’de ve dünya sathında vazife yapan Amerikan istihbarat çalışanlarının faaliyetlerini tehdit edebileceğinden endişe ediyor.

CIA DOSYASI : ABD istihbaratı Alman Der Spiegel dergisini de dinlemiş

ABD istihbaratının 2011 yılında Alman Der Spiegel dergisinin telefonlarını dinlediği ve konu hakkında Alman istihbaratına uyarıda bulunduğu iddia edildi. Der Spiegel dergisi "dinleme" skandalıyla ilgili suç duyurusunda bulundu.

Amerikan Merkezi Haber Alman Teşkilatı CIA’ın 2011 yılında Der Spiegel’in Almanya’nın Hamburg kentinde bulunan merkezini dinlediği ortaya çıktı. 2011 yaz aylarında Der Spiegel’in telefonlarını dinleyen CIA, konuyla ilgili Başbakanlık İstihbarat Koordinatörü Günter Heiss’i da bilgilendirdiği belirtildi.

CIA’ın Başbakanlık İstihbarat Koordinatörü Heiss’i yardımcısı Hans Josef Vorbeck konusunda uyardığı iddia edildi. CIA’ın bilgisi sonrası Vorbeck’in mevcut görevinden uzaklaştırıldığı ve Alman istihbarat tarihini incelemekle görevlendirildiği ileri sürüldü.

Alman Der Spiegel dergisinin yeni sayısında yer alan habere göre, CIA’ın Hans Josef Vorbeck’e yönelttiği suçlamanın ise tam olarak bilinmediği belirtildi. Vorbeck’in Der Spiegel’a gizli bilgi aktardığından kuşku duyulduğu iddia ediliyor.

Olayın ortaya çıkması sonrası Der Spiegel dergisi avukatları, konuyla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulundu.

NSA ALMAN BAKANLARI DA DİNLEMİŞ

WikiLeaks bu hafta içerisinde yayınladığı gizli belgelerde Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA’ın sadece Almanya Başbakanı Angela Merkel’i değil, Alman bakanları da dinlediği ortaya çıkmıştı.

NSA’nin dinlediği isimler arasında Maliye eski Bakanı Oscar Lafontaine, Başbakan yardımcısı Sigmar Gabriel ve Çevre Bakanı Barbara Hendricks’in de bulunduğu iddia edildi. WikiLeaks belgelerine göre, Almanya’da 69 telefon dinlemeye takıldı. NSA’nin dinlemeye aldığı telefon numaralarının hala kullanımda olduğu ifade ediliyor.

CIA DOSYASI : ABD Almanya’dan ekonomik istihbarat topladı

Uluslararası telefon dinleme skandalı derinleşiyor.

Wikileaks’ın ortaya çıkardığı belgeler Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) Fransa ile birlikte Almanya’yı da yakın takibe aldığını ifşa etti.

Söz konusu belgelere göre Almanya Başbakanı Angela Merkel, bakanlar ve üst düzey hükümet yetkililerinin telefon görüşmeleri dinlendi. Amaçsa Yunanistan krizi başta olmak üzere ekonomik konularla ile ilgili istihbarat toplamaktı.

Bu kapsamda, Maliye Bakanlığı’nın sıkı takibe alındığı, bakanlığa yönelik dinleme faaliyetlerinin 15 yıl öncesine dayandığı belirtiliyor. İddialara göre NSA tarafından dinlenenler arasında Avrupa Merkez Bankası’ndan bir yetkili de var.

Olayın ortaya çıkmasının ardından ABD’nin Berlin Büyükelçisi John Emerson Başbakanlık Müsteşarlığı’na çağrıldı.