Etiket arşivi: CIA

CIA DOSYASI /// CIA UZMANI HENRY BARKEY : Türk ordusunu kafesledik

Reklamlar

AMERİKA DOSYASI : Aşağıdaki yazı ABD’nin eski Türkiye büyükelçisi ve CIA uzmanı Ross Wilson’a aittir

1. Başbakan Erdoğan Türk ordusuna karşı giriştiği operasyona başarıyla devam ediyor!

2. Artık Ordu komutanları ‘terörist’ konumunda! Hayaller gerçek oldu…
3. Bundan sonraki adım Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasında…
4. Bu gibi yargılamalar Türk askerinin gözden düşürülmesinde ileri bir adım olacak… (*)

Ve Başbakan Erdoğan operasyondan birkaç saat önce ABD büyükelçisi Ross Wilson ile görüşüyor …(Aslan Bulut-Gazeteci)

MUSTAFA KEMAL’İN KOMUTANLARI NEREYE GİTTİLER ?

2012 Ağustos YAŞ toplantısında alınan kararla, Ordumuzun seçkin Kemalist komutanları, Seçkin askerleri, 06 Ağustos 2012 tarihinde YAŞ kararnamesiyle biçildiler. Haksız yere tutuklu 40 general ve amiral emekli edildiler…

Bugün ordusunu biçen Yarın ne biçecektir ?

Tarikatçı hukuk düzeni, Ülkemizin en saygın insanlarını senelerdir hapiste tutarken, Azılı katilleri,canileri,teröristleri tahliye ediyor. Bunun AKP siyasetindeki adı ise, İleri demokrasidir !

Aydınlık ın haberine göre; Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Murat Bilgel’in GATA’da ziyaret ettiği komutana , “Yara kangrenleşti. Artık Kangrenli kolu kesmekten başka yapacak şey kalmadı” açıklamasını yapmıştı.

Silah arkadaşlarının mağduriyetlerini görmezden gelerek, Onlara "Kangren" benzetmesi yapılmış olması hem düşündürücü hem de acımasızlıktır.Tutuklandıkları için zaten mağdur olan seçkin askerler için yapılan bu açıklama yeni komuta heyetinin de durduğu yeri göstermektedir. Bu açıklama yalanlanmış olsa da YAŞ kararı durumu göstermiştir.

Bu açıklamanın benzeri; Ülke aydınları ve seçkin askerler sabah baskınlarıyla adeta terörist muamelesi görerek tutuklanırken ,ağzından çıkanı bilmeyen Bülent Arınç tarafından kendisine yakışan bir ifadeyle şöyle yapılmadı mı ;

"Türkiye barsaklarını temizliyor"

Sözler benzeştir.

Birini ağzı kirli bir siyasetçi, Diğerini ise bir kuvvet komutanı söylemiştir !!!

Tutuklu komutanların emekli edilmeleri kararına yeni Gen.Kur.Başkanı Özel ve yeni Kuvvet komutanlarının muhalefet şerhi koymadıklarını da öğrendik !!! Yeni komuta heyeti Geçmiş YAŞ’larda ordudan sicilen atılanlar için dahi, şerh koyan siyasetçiler kadar "gibi" bile olamamışlardır.

Sorular gelip kafamıza oturmuştur ; Aynı ocaktan yetişerek 40-50 sene kader arkadaşlığı yapmış olan askerler,generaller, Silah arkadaşlarını , kirletilmiş emperyalist tuzaklarda terk edenler, Günü geldiğinde, Mehmetçiğine ve Vatanına karşı ne yapacaktır ???

Bildiğimiz odur ki ; Mustafa Kemal’in generalleri, Silah arkadaşlarını terk etmez Böyle davranmaz !!! O halde……???

Soru şudur ; "Yeni Komuta heyeti Mustafa Kemal’in askerlerinden midir ? ?"

Yeni komutan Necdet Özel, kısa sürede hakkında birçok olumsuz yargıya neden olacak uygulamaların da sahibi olmuştur. Sahteliği belgelenen dölleme kanıtlarla tutuklanan askerlerden 40 general ve amiral davaları sonuçlanmadan EMEKLİ EDİLDİLER… Meslek ve özel yaşamları alt üst edildi.

Yeni Gen.Kur.Başkanı Necdet Özel ile yeni komuta kademesi, Kanıtlanamayan suçlarının cezasını,mahkemeden önce verdi !!! Ordumuzun en seçkin askerlerini YENİ KOMUTANLAR cezalandırdı… Haksızlıklara ve karalamalara karşı arkadaşlarına destek vermek yerine, Silah arkadaşlarını emekli ettiler. Her dönemin ve her kurumun her zaman Brütüs’leri vardır…

Ergenekon ve Balyoz’un izi sürüldüğünde durum şudur ; Bu siyasi ve yapay davaların temeli Amerika Washington’da atılmıştır ; Bunu açıklayan gazeteci Fehmi Koru’dur.

Ergenekon davası hakkındaki açıklama iktidarın yakını olan gazeteci Fehmi Koru tarafından, Kanal 7’de yapılmıştır..

Tarih ;5 Kasım 2007

Yer ;Beyaz saray

Kişiler ; ABD Başkanı Bush ve Başbakan RT Erdoğan görüşmesi.

Amaç ; Türk Ordusundaki ABD karşıtı,antiemperyalist,Kemalist komutanların ve geleceği parlak olan askerlerin itibarsızlaştırılarak görevden alınması.Türk ordusunun Ulus Devleti ve laik Cumhuriyeti koruyamaz hale getirilmesidir.

YAŞ’ın yeni generalleri bunu bilmiyorlar mı ? Değerli okur alın başka ve önemli bir kanıt daha ; ABD’nin eski Türkiye büyükelçisi ve CIA uzmanı Ross Wilson’un Türkiye hakkındaki 06.01.2012 tarihli yazısından (*)

1. Başbakan Erdoğan Türk ordusuna karşı giriştiği operasyona başarıyla devam ediyor!

2. Artık Ordu komutanları ‘terörist’ konumunda! Hayaller gerçek oldu…

3. Bundan sonraki adım Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasında…

4. Bu gibi yargılamalar Türk askerinin gözden düşürülmesinde ileri bir adım olacak…

5. Tüm bu tutuklamalar, halkı ve siyasi çevreleri,tartışmalı Anayasa değişikliğini iknaya zorlayacak.

6. Bu tutuklamalar, orduda, yargıda, siyasette,bu değişimi kısıtlamak isteyenleri korkutacak.

7. Halk bu tutuklamalar konusunda fazla ses çıkarmıyor…

8. Yargılamalar, Türk ordusuna darbe indirirken aynı anda iktidarı da yıpratıyor… (*)

Daha ne densin ki !!!

Ross Wilson, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hasmı olduğunu söylüyor !!! Soru şudur ki ; YAŞ’ın komutanları Ross Wilson’un açıklamasının ne tarafındadırlar ? Tutuklanarak askerlik şerefine kara sürülmeye çalışılan komuta kademesi ülkemizin seçkin onurlu askerleridir.Ve YAŞ’ın komutanları silah arkadaşlarını yargıdan önce cezalandırmışlardır. Halen ülkemin yarısından fazlası halen kapı gıcırtısına göbek atıyor. Olan,bitenin bilincinde değiller. Kalan yarının yarısı ise, Farkında ama,değilmiş gibi davranıyor. Sanıyor ki bu dalgaların ucu ona da dokunmayacak. Kalan çeyrekin yarısı ise, Birşey yapar gibi davranıyor, Yük geriye kalmış olan son çeyreğin ancak yarısının omuzlarındadır.

Siz hangi çeyrektensiniz bilemem !!!

Kalın sağlıcakla

Naci KAPTAN

08 Ağustos 1012

(*) Ambassador Ross Wilson is the Director of the
Patriciu Eurasia Center at the Atlantic Council
http://www.acus.org/new_atlanticist/erd … ule-turkey

CIA DOSYASI : 6-7 Eylül vakaları ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA gizli belgelerinde

ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın ( ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ) gizlilik zamanı dolan belgeleri arasında 6-7 Eylül olaylarının ertesi günü 8 Eylül 1955’te olayın sıcaklığı henüz kaybolmadan yazılan ve "Merkezi İstihbarat Bülteni"nde yayınlanan bir yorum bulunuyor . Belgede şu ifadelere yer veriliyor:

Başkent Ankara hükümeti komünist müdahalesi için kanıt arıyor. İstanbul başkonsolosunun gözlemlerine göre polis boş boş geziyor ya da dükkânları yağmalayan kalabalığı alkışlıyor. Ancak akabinda tanklı birlikler düzeni tekrardan sağladı.
Ayaklanmalar başlangıcından bu yana açıkça iyi bir biçimde planlanmış ve organize edilmiştir. İki olasılık var: Komünistler ve Hükümet. Türkiye’de komünist örgütlenme sayısal manada zayıf olması dolayısıyla ayaklanmayı üretiyor olabilme açısından dışarıda kaldı. Bu Hükümeti bir mantığa uygun olasılık olarak bıraktı.

İstanbul Valisi’ne önceden haber verilmiş ve olduğunda başka yere bakması söylenmiş. Vali gösterilerin denetim edilemez hale gelebileceğine işaret ederek protesto etmiş, fakat hükümsüz kılınarak plan yürürlüğe konuldu.

ARAŞTIRMA DOSYASI /// FİGEN ÖZEN : Emperyalizmin İncir Yaprağı (CIA’nın Çetecileri- 15)

Ulus devletlerin, boğazına emperyalizmin yağlı urganını geçiren tüm yasaların ağa babası Wilson Prensipleri’dir. Bu prensiplerin özellikle günümüze uzantısı İkiz Sözleşmeler, Yerel Yönetimler Yasası, Kalkınma Ajansları ve benzeri yasalardır.

Artık Güneydoğu’daki kalkışma hareketi prova niteliğini yitirmiş, özerk devlet, ana dil, savunma güçleri ve bölgesel meclis gibi isteklerle devletin karşısına dikilmiştir.

Bunun yanı sıra, iktidarın dış politikadaki "sıfır sorun" politikasındaki yarattığı gel-gitler bizi Suriye ile karşı, karşıya getirmiş ve Esad bir satranç hamlesi yaparak, Türkiye sınırının ardındaki bölgeyi Kürtlere teslim etmiştir.

Barzani’nin Mısır televizyonunda "Bizim Irak, İran, Suriye ve Türkiye’de topraklarımız var" söylemi yarı, yarıya gerçekleşmiştir. sırada İran ve Türkiye vardır. BOP’nin amacı ulus devletleri yutmak ve İsrail’e geniş bir alan yaratmaktır.

Irkçı ve şovenist kalkışmanın aslında o bölgede yaşayan insanlarımıza yarar getirmeyeceği gerçektir. Çünkü etnik milliyetçilik sömürgeciliğin en büyük silahı ve "Irkçılık emperyalizmin incir yaprağıdır."

Bugün yaşadığımız olayların tümü, Öcalan’ın Türkiye’ye teslimi, iktidardaki parti, PKK’nın siyasallaştırılması, KCK, DTK ve benzeri bütün kuruluşlar, küreselleşmenin Türkiye ile hesaplaşma isteğinin ürünüdür.

KCK, DTK ve BDP, terörist başı liderleri Öcalan’ın emirleri ile eyaletleşme isteklerini, Başbakan’la görüşen Leyla Zana ve son günlerin çığırtkan sesi Osman Baydemir neye dayanarak böylesine arsızca dile getirmişlerdir?..

Nedir bu teröristlerin sözcülerinin güvendiği "İkiz Dağlar"?

Eğer bir devlet, uluslar arası bir sözleşmeye imzalamış ve imzaladıkları bu sözleşmeyi meclislerinde yasalaştırmışsa, artık o sözleşme bağlayıcılık kazanmıştır.

Yugoslavya’yı parçalayan " İkiz Yasalar"ı Türkiye 4 Haziran 2003’te TBMM’de oylamış ve yasalaştırmıştır. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bu yasa, ne yazık ki Anayasa’mıza göre iç hukuk hükmündedir ve bağlayıcıdır.

Ana dilde eğitim ve özerklik iddialarının dayanağı olan "İkiz Yasalar"ı irdelememiz ve bu yasa ile Türk milletine kurulan tuzağı görmemiz, ancak bu bölücü yasaları doğuş noktasından itibaren incelememizle mümkün olacaktır.

1. Paylaşım Savaşı ve savaştan önceki dönemin en büyük emperyal gücü İngiltere’dir…

İngiltere yalnız ”Üzerinde güneş batmayan” bir birleşik krallığın amacını gütmemiş, gücünü artırmak amacıyla tüm yeraltındaki ve yer üstündeki doğal kaynaklara sahip çıkmak adına yeni projeler peşinde koşmuştur… Birleşik Krallık’a çizdiği bu yol haritasında, kendi safında yer alacak taşeron devletler gerekmektedir..

Bunun için Osmanlı Devleti bölünmeli ve parçalanmalıdır. İşte bu nedenle İngiltere, daha doğrusu Batı ”Ortadoğu” terimini 19. yüzyılın sonlarında, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı’yı parçalarken üretmiştir. Filistin, Ürdün ve Irak, Osmanlı’dan koparılmış ve bu ülkecikler birer İngiliz sömürgesi olmuştur.

Birleşik Krallık Sömürge Bakanlığı (!) İstanbul Boğazı’ndan Hindistan’a kadar olan bölgeye,”Ortadoğu” denmesini kararlaştırmıştır.

1. Paylaşım Savaşı devam ederken, 1916 yılında İngiltere ve Fransa, Paris’te imzalayanların adıyla anılan gizli bir anlaşma imzalarken, sadece Osmanlı’nın paylaşım oranlarını değil, aynı zamanda bir zamanlar kıtalara hükmetmiş bir imparatorluğunda ölüm fermanını da mühürlemişlerdir. Sykes- Picot Antlaşması…

İki emperyal devlet bu büyük ve lezzetli pastayı, paylaşım için planlar yaparken Okyanus ötesinde kıpırdanmaya başlayan bir dev onları sessizce izlemektedir. Çünkü zamanı gelince ” Durun, ben de varım” diyecektir.

Amerika Birleşik Devletleri, 2. Paylaşım Savaşı’nın ardından kurulacağı öngörülen yeni dünya düzeninin arsız iştahlı, kana ve insan hayatına doymak bilmeyen emperyalizmin patronluğuna hazırlanmaktadır.

İmzalayanların adıyla anılan Skyes-Picot Antlaşması ile Ortadoğu’nun sınırları yeniden çizilecektir.

Ama sınırları iki İngiliz ajan, iki sevgil,Lawrence ve Gertrude Bell tarafından cetvelle çizilen, evet, yanlış okumadınız cetvelle çizilen bu bölgede Osmanlı iyice küçülecek ve Orta Anadolu’ya hapsedilecektir.

İki İngiliz ajan, daha doğrusu emperyal güçler sınırları değiştirmek ve Osmanlı’ya karşı bir kalkışma hareketi başlatmış ve bunun için de ellerindeki en güçlü kartı, yani etnik ayrımcılığı kullanmışlardır.

Araplar, Kürtler ve Ermeniler… Aslında günümüzde sadece emperyal güçlerin adının değiştiğini, amaçlarını gerçekleştirmek adına kullandıkları araçların hiç değişmediğini kolayca görülmektedir.

Bu bilgilerin ışığında, dün çizilen Ortadoğu haritalarının, Batılı emperyal devletler tarafından güncelliğini koruduğunu, üstelik yeni taşeron devletlerin sınırlarının da çizildiği yeni haritaların türetildiğini de görmek mümkündür.

1. Paylaşım Savaşı’nın ardından Paris’te toplanan sözde Barış Konferansı’na ABD’li Başkan Wilson, cebindeki iki ayrı dosyayla katılmıştır.

Bir cebinde ”Barış çığlıkları” attığı 14 maddelik Wilson Prensipleri…

Diğer cebinde ise, Giresun,Sivas,Adana, Mersin, Maraş,Van, Kars ve Ağrı’yı da toprakları içine alan Büyük Ermeni Devleti’nin haritası.

Wilson için geçerli tek şart Amerika merkezli yeni dünya düzeninin kurulmasıdır. Ortadoğu’daki tüm enerji kaynakları ABD’nin denetiminde olmalıdır. Sykes-Picot Anlaşması’nın ardından, ABD ve İngiltere bölgede bir İsrail devletinin kurulmasını kararlaştırmıştır.

Wilson Prensipleri’nin 12. Maddesi doğrudan doğruya Osmanlı’yı ilgilendirmektedir.

Wilson Prensipleri 12. Madde ” Osmanlı İmparatorluğu’nda Türklerin kendi bölgelerinde egemenliği sağlanacak ama DİĞER BÖLGELERDEKİ AZINLIKLARA KENDİNİ GELİŞTİRME HAKKI verilecektir.

Bu maddenin ne demek istediği çok açıktır. 12. Madde İmparatorluk’un elinde kalan az miktardaki toprakları daha küçük parçalara bölerek, insanların direncini azaltıp,toprağın üstündekileri savunmasız, çaresiz bırakıp yer altı kaynaklarını ele geçirip, bölgeyi ABD manda zihniyetinin insafına terk etmeyi hedeflemektedir.

Wilson Prensipleri’nin açıklanmasından hemen sonra, tek çarenin ”Tam İstiklal” olduğundan habersiz ve bu grubun içine sızmış bir takım işbirlikçiler 4 Aralık 1918 de Wilson Prensipleri Cemiyeti’ni kurmuştur.

Bu dernek amaç olarak içinde yaşadığımız zaman içersinde faaliyet gösteren AB-D, SOROS fonları ile beslenen, ”çağdaş” sözcüğünün ardına sığınmış bir çok derneğin 1918 yılındaki öncüsüdür.

Kurucuları arasında Halide Edip, Adnan Adıvar, Ali Kemal, Celalettin Muhtar, Cenap Şahabettin’in bulunduğu bu dernek, 5-Aralık-1918 de yazdıklar bir dilekçe ile ” Dini hoşgörü ve siyasi eşitlik üzerine kurulmuş olan ABD’den, Türkiye’yi olduğu gibi parçalara ayırmadan, umumi ve tek manda yapmalarını ” rica" etmiştir.

Wilson’un verdiği emirle kurulmuş King-Crane Komisyonu ise yaptığı çalışmalar sonucunda hazırladığı raporu, Kongre’ye sunmuştur.

Bu rapora göre..

1-Klikya hariç tüm Anadolu’da bir Ermeni manda devleti kurulmalı..

2- Osmanlı’dan ayrı bir İstanbul devleti kurulmalı..

3- Manda rejimi altında İzmir’e özerklik verilmelidir…

4- Tüm bunları içine alacak tek manda devleti kurumalıdır.

5-Boğazlar tüm milletlerin ticari gemilerine açık olmalı ve bu durum milletlerarası garanti altına alınmalıdır…

Görüldüğü gibi ABD, 1918 den bu yana Türk topraklarında, okyanus ötesi bir Amerika eyaleti oluşturma gayretindedir.

Mustafa Kemal’i önderliğinde kazandığımız Bağımsızlık Savaşı, 10 Kasım-1938 e kadar ABD ve tüm emperyal güçlerin ”geçici bir süre için” umutlarının kırılmasına neden olmuştur.

Ancak bu ümitsizlik 10 Kasım 1938’de Hakk’a yürümesiyle, ümide dönüşmüş ve 1939’da Fransa- İngiltere ve ABD ile imzalanan "Ticaret Antlaşması" ile sınırlarımızın bağımsızlık kilidini kırmıştır..

Şimdi haklı olarak, aklınıza şu soru gelebilir. 1918 de açıklanan Wilson Perensipleri’nin günümüzle ne ilgisi var?..Wilson Prensipleri,İkiz Yasalar’ın ağababasıdır.

İkiz Sözleşmeler denilen ABD’nin dünyayı Amerika merkezli yönetme sevdasının göstergesi ve ulus devletlerin en büyük tehdidi olan Wilson Prensipleri kapsamı daha da genişletilerek, barış ve özgürlük meleği (!) dostumuzun dayatmalarıyla B.M. Genel Kurulu’nun 16 Aralık 1966 tarihli ve 200 A sayılı kararıyla kabul edilmiş ve 3 Ocak 1976 da yürürlüğe girmiştir.

On dört maddelik kapsamı genişletilmiş Wilson Prensipleri’nin isim babalığı görevini BM üstlenmiştir. "İkiz Sözleşmeler"

Bölen, parçalayan İkiz Sözleşmeler’in görevi ne yazık ki başladığı yerde bitmemiştir. Bu yasalar eline aldığı orakla ulus devletlerin kafasını koparmak için, hazır beklemektedir.

Bıkmadan, usanmadan bu ihanetin yasalaşma tarihini tekrarlayacağım.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 4 Haziran2003 de AKP ve CHP’li milletvekillerinin oyuyla, bu bölücü sözleşmeleri yasalaştırmıştır.

Bilmemiz gereken en önemli geçek şu; Ülkemiz hızla bir korku tüneline doğru sürüklenmektedir. İçine zorla bindirildiğimiz bu treni mutlaka durdurmamız gerekmektedir. Çünkü bu trenin lokomotifi emperyalizm ve ülkemizdeki işbirlikçileridir.

"Irkçılık emperyalizmin incir yaprağıdır." Ama Adem ve Havva’nın edep yerlerini örten incir yaprağı, emperyalizmin gerçek hedefini asla gizleyememektedir.

BÖL ve YUT!..

AK KİTAP, CFR’nin talimatlarının yanında bir de Wilson Prensipleri’ni kopyalamıştır.

Emperyalizmin incir yaprağı artık, küresel çetelerin ve onların işbirlikçilerinin edep yerini örtememektedir. Kral da, hempaları da çırıl, çıplaktır.

"Kral çıplak" diye haykıracak bir birleşik cepheye ihtiyaç vardır. Yapılacak tek şey, küçük bir azınlık dışında tüm milli cenahların, aralarındaki tüm farklılıkları öteleyerek bir araya gelerek birleşik cepheyi kurmalarıdır.

Tek söylem " Türk milletinde birleştik" olmalıdır.

Birleşik cephe, Bağımsızlık Savaşı’nın Kuvva-i Milliye’si, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’dir.

Devam edeceğiz.

Figen ÖZEN

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : CIA’in Gizli Zihin Kontrolü Projesi ve Korkunç Deneyleri

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=2_JDPme2jWM&feature=youtu.be

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : CIA MIND CONTROL EXPERIMENTS

VİDEO LİNK :

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : CIA Mind Control

VİDEO LİNK :