Etiket arşivi: EMNİYET DOSYASI

EMNİYET DOSYASI : Özel harekat polisliği için 5 bin öğrenci alınacak

Polis Akademisi Başkanlığı, lisans mezunu 2014-2015 yılı KPSS P3 puan türünden en az 50 ve üzeri puan alanlardan, yalnızca özel harekat branşında polis memuru olarak yetiştirilmek üzere 5 bin erkek öğrenci alımı yapılacağını açıkladı.

Polis Akademisi Başkanlığının açıklamasına göre, kuruma bağlı Polis Meslek Eğitim Merkezlerine (POMEM), lisans mezunu 2014-2015 yılı KPSS’lerin birinden P3 puan türünden en az 50 ve üzeri puan alanlardan, POMEM Giriş Yönetmeliği’nde belirtilen diğer şartları taşımak kaydıyla, sadece Özel Harekat branşında polis memuru olarak yetiştirilmek üzere 5 bin erkek polis memuru öğrenci alımı yapılacak.

Sınavlarda başarı göstererek Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde eğitim gören ve eğitim sonunda başarılı olan adayların, özel harekat branşında, özel harekat polis memuru olarak atamaları yapılacak.

Polis okulunda diğer polisler gibi eğitim göreceği belirtilen adayların, eğitime başvurmak için gerekli koşullar ise şöyle:

-"T.C. vatandaşı olmak, lisans mezunu veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak,

-Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından lisans mezunları için yapılan 2014 ve 2015 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavlarının birinden P3 puan türünden en az 50 puan almış olmak,

-Emniyet Teşkilatı şehit ve vazife malullerinin eş ve çocukları için ise Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından lisans mezunları için yapılan 2014 ve 2015 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavlarının birinden P3 puan türünden en az 40 puan almış olmak, (Emniyet Teşkilatında çalışan veya Emniyet Teşkilatından emekli olanların eş ve çocukları bu kapsamda yer almamaktadır)

-18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde, düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, sınavın yapıldığı yılın 31 Aralık tarihi itibariyle 30 yaşından gün almamış olmak (31 Aralık 1986 ve daha sonraki tarihlerde doğmuş olmak),

-Erkekler için 167 cm’den kısa boylu olmamak, beden kitle endeksi, 18 dahil ile 27 dahil arasında olmak, silah taşımaya veya silahlı görev yapmaya hukuki bir engeli bulunmamak, sağlık durumu yönünden, Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirlenen koşulları taşımak,

-Adayın kendisinin ve evli ise eşinin; kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak,

-Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkum olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak,

-Adayın kendisinin ve evli ise eşinin; genelev, birleşme yeri, randevuevi, tek başına fuhuş yapılan konut ve benzeri yerlerde çalışmış veya aracılık ve bekleyicilik fiillerinde bulunmamış olmak, genel ahlak ve edebe aykırı mahiyette her türlü yazılı, sesli ve görüntülü eserleri, kaydedildiği materyale bakılmaksızın üretmek ve satmaktan veya kumar, uyuşturucu veya uyarıcı madde nedeniyle, hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma veya kovuşturma devam ediyor olmamak, bunlardan dolayı idari yaptırım uygulanmamak veya bu işler nedeniyle hüküm giymemiş olmak,

-Başvuru tarihinde herhangi bir siyasi partiye veya siyasi partilerin yan kuruluşlarına üye bulunmadığına dair yazılı beyan sunmak,

-Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle tedavi görmüş veya görüyor olmamak,

-Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmış olmamak, Sağlık Yönetmeliği hükümleri hariç, polis eğitim kurumlarından çıkarılmamış olmak,

-Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu olmak."

Bu uygulamayla alınacak 5 bin kişinin, hem polislik eğitimini hem de özel harekatçı eğitimini birlikte alacağı, alıma ilişkin sınav takviminin Polis Akademisi Başkanlığının resmi internet sitesinden (www.pa.edu.tr) ilan edileceği belirtilerek, diğer kaynaklardan yapılan açıklamalara itibar edilmemesi istendi.

Reklamlar

EMNİYET DOSYASI : Emniyet raporundaki ‘PKK’nın polisi’

Çözüm sürecinin bitmesinden sonra terör örgütü PKK’nın en büyük hedefi polisler oldu. EGM Terör ve İstihbarat Dairesi, çatışmaların başlamasından sonraki 40 günlük süreçte yaşananlarla ilgili rapor hazırladı. Terör örgütünün kentlerde asayiş ve istihbaratıyla polis teşkilatı gibi bir örgütlenme oluşturduğu, polisleri hedef alarak kendi denetimini sağlamayı amaçladığı savunuldu.

Çatışmasızlık dönemini fırsat bilen terör örgütünün şehir merkezlerinde yapılanmaya gittiği, PKK kamplarında eğitim alan, dağ kadrosu içinde bulunan birçok militanının şehirlere yerleşerek Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) adı altında örgütlendiğine değinilen raporda, “2013 yılında kuruluşunu tamamlayan YDG-H, PKK’nın dağ kadrosundan teslim olan örgüt üyelerinden oluşturuldu. Polis teşkilatı gibi bir yapılanmaya giderek asayiş ekibi, istihbarat birimleri kurarak, kontrol ettikleri bölgelerde denetimler yaptığı, sözde mahkemeler kurarak yargılamalara gittiği, yol kesip, kimlik kontrolleri yaparak sözde asayişi sağladığı, vatandaşı baskı altına alarak anlaşmasızlık durumunda güvenlik birimlerine değil de kendilerine başvurmaları yönünde çalışma ve faaliyet yürüttükleri, istihbarat toplayıp, kamu personeli, güvenlik güçleri ile kendileriyle aynı görüş ve düşüncede olmayanlarla ilgili fişleme çalışması yürüttükleri, bu kişilerin hedef seçildiği, saldırı hedeflerinde olan noktalar (valilik, kaymakamlık, emniyet müdürlükleri, polis merkezleri, askeri noktalar) ile ilgili keşif çalışması yaptıkları ve bununla ilgili çalışma yürüttükleri” belirtildi.

BAĞIMSIZ BÖLGELER PLANI

Örgütün şehir yapılanması içinde silahlı gruplar oluşturduğu, ölüm fedaileri timi, intikam tugayları kurduğu, kendi aralarında hiyeraşik yapılanmaya gittiklerine de değinilen raporda şu tespitler yapıldı:

“Örgütün, kırsalda mücadele eden dağ kadrosundaki militanlarını geri planda tutarken, şehir militanlarını devreye soktuğu, bölgede örgütün etkinliğinin hissettirilmesi adına faaliyetler yürütüldüğu, eylem alanlarında korsan gösterilerle başlayan yapılanmanın şehir merkezlerine ağır silahlar, patlayıcılar, roketatar gibi mühimatları soktuğu, kendisine sözde bağımsız noktalar, bölgeler oluşturduğu, bu bölgelerde kontrolünü kaybetmemek, güvenlik güçlerinin bu bölgelerde etkinliğini kırmak, bütünüyle kendisinin hâkim olduğu sözde bağımsız bölgeler oluşturmak için polislerin hedef alındığı, polislere yönelik saldırılar, suikastler düzenleyerek kendilerince kontrol ettikleri bölgelerden uzak tutmak istedikleri değerlendirilmektedir.”

Şehir merkezindeki Terör örgütü unsurlarının son dönemlerde operasyonlarda büyük kayıplar verdiği de vurgulanan raporda, “Örgüt, sivil vatandaşları da baskı altına alarak büyük provokasyon, eylem planlaması içine girdi” denildi. m Fevzi KIZILKOYUN /

22 Temmuz’dan bu yana 31 polis şehit

PKK terör örgütü militanlarının Şanlıurfa Ceylanpınar’da 22 Temmuz’da 2 polis memurunu evlerinde uyurken kurşunlamasıyla başlayan çatışmalarda biri 3’üncü sınıf emniyet müdürü, biri emniyet amiri, 2’si komiser olmak üzere 31 polis şehit oldu. Terör örgütü, şehirlerarası yolculuk yapan 2 polisi ise kaçırdı. Kaçırılan 2 polis memuru halen örgütün elinde bulunuyor.

EMNİYET DOSYASI : Reyhanlı Katliamı İle İlgili Akıl Almaz Skandal

Bence hedefi şaşırtmak ve asıl sorumluları gözden kaçırmak üzerine hazırlanmış bir yazı.Öyle değilse asıl ihbarı yapan asker neden içeride?Devletin başındakiler böyle bir katliama neden duyarsız kaldılar.Çünkü biliyorlardı.Suriyeye savaş için bir komploydu ama efendilerinden izin alamadılar.Mit adam akıllı bağımsız savcılarla ve hakimlerce sorgulansın ne olduğu çıkacak ortaya.

3 Eylül 2015 Perşembe 19:16:39 UTC+2 tarihinde ÖZEL BÜRO yazdı:

Reyhanlı Katliamı İle İlgili Akıl Almaz Skandal

Türkiye’nin bağrına ateş gibi düşen Reyhanlı katliamı ile ilgili tam 2 yıl sonra Başbakanlık Teftiş raporu hazırlandı. İşte o ilişkiler ağının ayrıntıları tek tek kaleme alan isim Yıldıray Oğur oldu.

Türkiye’nin bağrına ateş gibi düşen Reyhanlı katliamı ile ilgili tam 2 yıl sonra Başbakanlık Teftiş raporu hazırlandı. İşte o ilişkiler ağının ayrıntıları tek tek kaleme alan isim Yıldıray Oğur oldu.

Türkiye Gazetesi Yazarı Yıldıray Oğur, 55 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı Katliamının arkasındaki karanlık ilişkiler ağını kaleme aldı.

Başbakanlık Teftiş Kurulu raporundan bilgilerin paylaşıldığı yazıda Oğur, katliamdan 6 ay öncesinde alınan istihbaratlara ve MİT’in bomba yüklü araçların plakalarını vermesine rağmen paralel yapıya bağlı savcılar ve polislerin katliamı yapan kişilere ısrarla operasyon yapmadığına dikkat çekti.

Oğur’un yazısı şöyle;

Döne Kuvvet’in kızı Nadire, Reyhanlı Belediyesi yakınında bir hediyelik eşya mağazasında çalışıyordu. Öğle yemeği için eve gelmişti. Şehir dışından ziyaretlerine gelmiş diğer kızı Kübra’nın henüz 1.5 yaşındaki kızı Fatma Nur, teyzesiyle birlikte gitmek istedi. Torunun başına kırmızı kurdelasını bağlayıp teyzesiyle dükkana gönderen Döne Hanım, biraz sonra büyük bir gürültüyle sarsıldı. Belediyenin yanına doğru koştu. Yer yarılmıştı. Kızını ve torununu birbirine sarılmış olarak buldu, ceset parçalarını kendi eliyle topladı. İsyan ederken çekilmiş o fotoğrafı da Reyhanlı Katliamı’nın sembolü oldu.

11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı’nın en merkezi noktalarında üç dakika arayla patlayan iki bomba yüklü araç, Döne Hanım’ın kızı ve torunu gibi 55 insanı aramızdan aldı. Katliamın üzerinden iki yıl geçti. Dezenformasyonlarla katiller ve ihmali olanlar saklanmaya çalışıldı.

İki yıl sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunu tamamladı. Ve ortaya karanlık bir ilişkiler ağı çıktı.

Patlamadan yedi ay öncesine gidiyoruz.

23 Ekim 2012: Milli İstihbarat Teşkilatı, Hatay İl Emniyet Müdürlüğü’ne bir istihbarat notu gönderdi: "Suriye Cumhurbaşkanlığı Sarayı muhafızları yetkilisi olduğu ve Suriye İstihbarat mensupları ile bağlantısının bulunduğu anlaşılan Suriye vatandaşı Abu Firas kod adlı Anas Asalieh’in Suriyeli muhalif subayların barınmaktan olduğu Hatay Apaydın Çadır Kenti’ne yönelik adam kaçırma, eylem ve benzeri planlamalar içerisinden bulunduğu söz konusu eylem planlamalar kapsamında TC vatandaşları Murat Özdeş ve Mahmut Küçükavcı ile görüşmeler yaptığı…"

MİT, ertesi hafta emniyetle bir istihbarat notu daha paylaştı: "Muraz Özdeş’in Anas Asalieh’e gençlerin eylemi yapmaya hazır olduklarını, bu şahısların kamplardaki çöpleri almak amacıyla günde üç kez kampa giriş çıkış yapabildiklerini ilgilerin Suriye Kesep Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapabileceğini, bu kişilerin patlayacıları getirecek kişiler olabileceği…"

Bilgiler artık netleşmeye başlamıştı.

31 Ekim 2012′de ilk kez Mihraç Ural’ın eylem hazırlığında olduğu bilgisi MİT tarafından Emniyet’e gönderildi: "Mihraç Ural’ın Hatay merkezli olarak Akdeniz bölgesindeki iltisakları aracılığıyla Türkiye Suriye sınır hattındaki nüfus ve askeri hareketliliğin yanı sıra son dönemde Hatay’da oluşturulan Çadırkentler hakkında bilgi topladığı; malzeme, termal kamera, GSM hatları, dürbün gibi lojistik destek temin etmeye çalıştığı.."

9 Şubat 2013: Aylar geçiyordu. MİT’in Emniyetle paylaştığı notta artık patlayıcıların alınacağı yerler bile belliydi: "Bombalı eylem için patlayıcı madde ve patlayıcı uzmanı tedarik edilmesi hususunda Anas Asalieh ile irtibatlı Murat Özdeş’in Suriye’ye giderek anlaşmalar yaptığı, eylemde kullanılacak patlayıcılar ve patlayıcı madde uzmanı kişinin temininin Humus mıntıkasında Şebbiha milislerinin eğitildiği merkezde görevli Teysir adlı kişiden sağlanacağı, Özdeş’in tekne vasıtasıyla getirilmesi planlanan patlayıcıları Samandağ’da karşılayacağı…"

İki gün sonra Hatay Emniyeti Terörle Mücadele Müdürü ve Hatay MİT Müdürü arasındaki koordinasyon toplantısında Suriye vatandaşı bir muhbirin üzerine dinleme için alet yüklenmesine karar verildi. Teknik imkanları daha iyi olduğu için destek istenen Hatay Emniyeti İstihbarat Şubesi’nden beklenmeyen bir cevap geldi: "MİT ve Terörle Mücadele işbirliğinde yürütülen bir çalışmaya dahil ve müdahil olmak istemiyoruz."

Bu ilk red olmayacaktı. 14 ve 15 Şubat 2013 ‘te MİT’in Emniyet’e gönderdiği bilgi notlarında patlayıcıları Türkiye’ye sokacak isimler bile belli olmuştu artık. 22 Şubat günü Hatay MİT Müdürü ve Hatay Terörle Mücadele müdürü arasındaki toplantıda eylemi organize eden Suriye istihbaratı görevlisi Ebu Firas Kod adlı Anas Asalieh’in Türkiye giriş yaptığı sırada gözaltına alınmasına karar verildi. Ama Abu Firas bir hafta sonra Türkiye’ye rahatça giriş yaptı:

Dönemin Hatay Emniyet Terörle Mücadele Müdürü Nevzat Eşit, il koordinasyon toplantısında bunun sebebini şöyle açıkladı: "Suriye istihbaratı görevlileri Anas Asalieh (Ebu Firas) Mahmut Küçükavcı idaresindeki araçla 01.03.2013 günü saat 13.55’de Hatay Yayladağ kara hudut kapısından Türkiye’ye giriş yaptığı hususunun öğrenilmesi müteakip anılan şahıslara yönelik operasyonun başlatılabilmesi amacıyla ilgili Adana Cumhuriyet Başsavcısı Özcan Şişman’a konu arz edildi. Savcı Özcan Şişman ‘Şubat 2013 ayı içerisinde gerçekleştirilen DHKP-C operasyonuna atıfla, hazırlanan dosyada tecrim edici şekilde ortam dinlemesi telefon dinlemesi ve gizli tanık ifadeleri bulunmasına rağmen ellerinde somut silah-patlayıcı malzeme bulunmaması nedeniyle beklenen neticenin alınmayacağı endişesi taşıdığını, bu çerçevede çalışmalara devam edilmesini istediğini’ söyledi."

Hatay Terörle Mücadee Müdürü Nevzat Eşit tam olarak şöyle demişti: "Anas Asalieh’in Türkiye’ye gelmesi halinde adı geçeni (yanında bazı Türk siyasi şahsiyetler olsa da) gözaltına alarak operasyonu başlatacağız."

Peki kimdi bu ‘Türk siyasi şahsiyetler?’ Ebu Firas’ın Türkiye’ye giriş yaptığı 1 Mart 2013‘ten 6 gün sonra aralarında CHP Hatay milletvekilleri ve Şafak Pavey’in de olduğu bir CHP heyeti Esad’la bir araya geldi. Görüşmede heyetle birlikte otururken görünen kişi Ebu Firas kod adlı Anas Asalieh’ten başkası değildi.

Patlamaya artık iki aydan az kalmıştı. İstihbaratlar gelmeye devam etmekteydi. Saldırganların Suriye’ye giriş çıkışları da artmıştı.

30 Mart 2013 günü Hatay Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube’sine gelen bir muhbir, THKP-C/Acilciler örgütü lideri Mihraç Ural’ın Hatay’da bombalama eylemi yapacağını söyledi. Savcının bilgisi dahilinde ihbar tutanağı düzenlendi. Ama ihbar hakkında ne MİT, ne Hatay Emniyet İstihbarat Şubesi, ne de İl jandarma Komutanlığı’na bilgi verildi.

3 Nisan 2013‘te MİT Adana Bölge Başkanlığından bir yetkili, bir kere daha Adana cumhuriyet Başsavcısı Özcan Şişman’ı ziyaret ederek adı geçen isimlere operasyon için ikna etmeye çalıştı. Cevap aynıydı: "Murat Özdeş ve anılana yardımcı olan şahıslara yönelik harekete geçilmesi için ellerinde somut delillerin ve donelerin olması gerektiği, şu aşamada beklemenin doğru olacağı…"

16 Nisan Nisan 2013: Patlayıcıların illegal yollardan Türkiye’ye getirilmesinde görevlendirilen Yusuf Nazik ve Nasir Eskiocak 14.50 sularında Suriye’ye gitti. Eskiocak aynı gün 23.58’de Türkiye’ye döndü, Yusuf Nazik Suriye’de kaldı. Murat Özdeş yeniden Suriye’de Abu Firas’la görüştü.

Ama bu hızlanan trafik bile operasyon için emniyeti ikna etmemişti.

Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi Müdür Yardımcısı Erdal Karaçoban, MİT’in operasyon isteğini şöyle reddetmişti: "Operasyon için Abu Firas’a yönelik yeterli bir bulguya rastlanılmadı. Yusuf Nazik’in faaliyetlerinin insan kaçakçılığı boyutunda kalması ve terör kapsamına girmemesi nedeniyle dinleme kapsamına dahil edilmedi."

2 Mayıs 2013: Murat Özdeş, Beşar Esad’ın halasının oğlu, Suriye muhaberatında çalışan Abu Hafız ile görüşmelerde bulundu. Patlayıcı silahların Suriye’den getirilmesinde Yusuf Nazik ile birlikte görevlendirilmesi düşünülen Nasir Eskiocak, Kesep’teki Şebbiha komutanıyla telefonda görüştü. Sonra 13.11’de Yayladağ Kara Hudut Kapısı’ndan Suriye’ye çıkış yaptı.

8 mayıs 2013: Akşam saatlerinde aslen Hataylı olan ama Lazkiye’de ikamet eden muhbir Z., Hatay Emniyeti’ne telefonla ihbarda bulundu: "Ankara’da bombalama eylemi yapacak şahıslardan Tamer Dukancı, Yayladağı sınır kapısına 09.05.2013 tarihinde gelecek. Nasır Eskiocak onu eylem için hazırlanan araçların olduğu yere götürecek. Transit marka iki araca Mehmet Gümüş isimli kaportacı gizli bölme yaptı. Bin kg C3 malzeme deniz yoluyla Samandağ’a intikal edecek. Patlayıcılar araçlara yerleştirilerek Yusuf Nazik ve Nasır Eskiocak önderliğinde 9 Mayıs 2013 günü Ankara’ya gönderilecek. Ankara/Kocatepe Camii veya bir AVM hedef olacak. Planlamaları Mihraç Ural’ın yanında bulunan Hacı isimli şahıs yapıyor."

İhbar önce ciddiye alınmadı.

Hatay Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürü Nevzat Eşit: "İhbarcıyı başlangıçta gizli tanık olmak için arayış içinde bulunduklarını düşünerek ciddiye almadık. Ancak ihbarda bahsettiği Nasir Eskiocak ertesi gün sabah saatlerinde, Temir Dükancı da Mihraç Ural’ın kuryesi İskender Şahin ile birlikte aynı gün saat 16.51’de Yayladağ Kara Hudut Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapınca doğruluğunu anladık."

Ama zamana karşı yarışta saatler kaybedilmişti. Hatay Emniyet’i Türkiye’ye giren bu iki kişi hakkında takip kararı verdi. Sonuç pek parlak değildi: "Nasır Eskiocak’ın 9 Mayıs 2013 tarihinde Yayladağ Sınırı Kapısı’ndan giriş yapacağının anlaşılması üzerine 08.00’de hudut kapısı kontrol altına alındı. Ancak Suriye’den girişler yoğun olması ve bilgisayar sistemlerinin sağlıklı çalışmamasından dolayı adı geçen şahsın girişi tespit edilemedi. Saat:16.15’te Harbiye Beldesi’ne geleceğinin belirlenmesi üzerine yol kenarındaki araçta tertibat alındı. 19.55’te Nasır Eskiocak’ın beraberinde bulunan bir erkek şahısla ara yolları kullanarak hızlı gitmeye başladı. Bölgenin kırsal bir bölge olması ve ara sokakların takibe uygun olmaması sebebiyle araç kontrolden çıktı."

Saatler hızla ilerlemekteydi. Emniyet kendisine bu gelen ihbarı, aylardır bu dosya üzerinde çalışan MİT’le henüz paylaşmamıştı. İhbar, Hatay Emniyeti tarafından önce Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderildi. Ancak 9 Şubat 2013 akşamı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Ankara’daki MİT Başkanlığı’na bildirildi. MİT ihbarı 19.42’de Adana Bölge Başkanlığı’na gönderdi. Hatay Emniyet’in elde ettiği ihbar MİT’in Adana Bölge Başkanlığına tam 27 saat ulaşmıştı.

9 Mayıs 2013 akşam saatlerinde MİT Adana Bölge Başkanı, Hatay İl Emniyet Müdürü ile 695 saniyelik bir telefon konuşması yaparak adı geçen isimlerin gözaltına alınmasını istedi.

Aynı akşam MİT Adana Bölge Müdürü, Adana Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman’ı bizzat ziyaret ederek Murat Özdeş ve adı geçen isimlere yönelik hareket geçmesini talep etti. Cevap yine aynıydı." Şişman şöyle dedi: "Mevcut veriler ile yapılacak operasyonda, Murat Özdeş ve anılana yardımcı olan şahısların serbest kalabilir. Uzun süredir takip edildiğini bilen Murat Özdeş hakkında tatminkar bir sonuç alınabilmesi için mutlaka somut delillere ulaşmak gerekir. Zira avukatların da yönlendirmesiyle hakkındaki teknik ve/veya canlı kaynak bilgilerini ‘aramızda şakalaşıyorduk’ diyerek değersizleştirebilir. Murat Özdeş’in muhaliflere ilişkin tespitlerini Google Earth’deki haritalar üzerinde işaretleyerek Suriye Hava istihbaratına hava operasyonu amaçlı iletmesi somut ve önemli bir delil ancak bu bilginin gönderildiği ve bu yerlere operasyonun yapıldığı bilgisayarında kayıtlı ve başka kanallardan da teyitli olmalı. Bu aşamada acele etmeden beklemek daha doğru olacak."

MİT Adana Bölge Müdürü operasyon için savcıya ısrar etti. Özcan Şişman’ın cevabını Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajdan okuyalım: "Soruşturma sürerken Reyhanlı saldırısından üç gün önce, 8 Mayıs Çarşamba günü MİT’ten bir yetkili geldi. Tedirgin ve panik bir halde operasyon yapılmasında ısrar etti. Somut bir gelişme olmadığını söyleyince işimize karışmamaları uyarısında bulundum."

10 Mayıs 2013: Sabah 09.00. Patlamaya artık sadece 1 gün kalmıştı.

Reyhanlı’ya gelen İl Emniyet müdürlüğünden ekipler Ankara’ya yönelik saldırı ihbarında geçen iki transit minibüsü aradılar. Ama Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürlüğü İstihbarat büro Amiri Bekir Ateş’in bile ne arandığından haberi yoktu: "08.00 sularında mesaiye başlamak üzere Emniyet’e geldiğinde kalabalık bir polis grubunun olduğunu gördüm. Ne için burada olduklarını sordum. İki minibüsü aradıklarını söylediler. Araçların içeriğini bilmiyorlardı, ellerinde herhangi bir plaka yoktu. Patlamada kullanılan araçların plaka ve modelleri hakkında resmi ya da gayri resmi hiçbir bilgim olmadı."

Araçları arayan polisler, öğle vakti Reyhanlı’dan ayrıldılar. Aramaya katılan polislerden biri bunun sebebini şöyle açıkladı: "İhbar Cuma namazında Ankara’da olacak bir patlama üzerineydi. Vakit geçince ihbar asılsıza düştü diyerek biz de aramayı bıraktık.”
10 Mayıs 2013: Cuma akşam saatleri. Patlamaya 18 saat var.

Nasir Eskiocak’ın telefon arşiv görüşmeleri Ankara MİT’ten Adana Bölge Başkanlığı’na ulaştı. Görüşmelerden Eskiocak’ın patlamalarda kullanılmak üzere tescil ettirdiği araçlara ve plakalarına ulaşıldı. Hemen bir bilgi notu hazırlandı, katliamı yapacak araçlar plakalarıyla ortaya çıkarılmıştı. Artık zamanla yarışılıyordu.

Saat:19.00 Hatay MİT Müdürlüğü, evrakı Hatay İl Emniyet Müdürlüğü’nün evrak Arşiv Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Ali İhsan Toraman’a teslim etti.

Saat 19.15 Hatay MİT Müdürü, cep telefonundan Hatay Emniyet Terörle Mücadele Müdürü’nü arayarak ulaştıkları bilgiler hakkında bilgi verdi, gönderdikleri notun üzerinde hassasiyetle durmalarını istedi.

Saat 20.20 Nöbetçi polis memur katliamı yapacak araçların plakalarının olduğu evrakı Emniyet’in Elektronik Belge Yönetim Sistemi’ne yükledi.

Saat 20.26 Hatay MİT Müdürü, Hatay Emniyeti Terörle Mücadele Müdürü’nü arayarak notun gelip gelmediğini sordu.

Saat: 20.35 MİT Müdürü, teyit için Hatay Emniyeti’ni yeniden aradı.

Ama günlerden cumaydı. Mesai bitmiş ve hafta sonu tatili başlamıştı. Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde sisteme düşen evrakı görebilecek bir gece görevlisi yoktu.

Reyhanlı Emniyet Müdürü Murat Berk’in de bu kritik evraktan haberi olmamıştı: "24 sisteminde görevli personel diğer ilçelerde de yok. Önemli bir evrak olduğunda mutlaka uyarıda bulunulurdu. Bu evrakla ilgili herhangi bir uyarıda bulunulmadı. Zaten böyle bir evrakın gönderildiğini patlamadan sonra öğrendim ."

Reyhanlı Kaymakamı’nın, İl Jandarma Komutanı’ndan evraktan haberi olmamıştı. Emniyet plakaları bilinen araçlarla ilgili anons yapmamıştı.

Hatay Terörle Mücadele Şube Müdürü Nevzat Eşit bunun sebebini şöyle açıkladı: "Anons konusunda istihbarat müdürümüz ile bir değerlendirme yapmıştık. Biz zaten plakaya ilişkin ortak bir çalışma yürütüyoru, anonsu yaptıracaksa Emniyet Müdürü yaptırsın."

Dönemin Hatay İl Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç ise şöyle dedi: "Anons yapılsaydı başka şahısların duyma ihtimali de olduğu için operasyon deşifre olabilirdi. Böyle bir durumda takip edilen aracın değiştirilip eylemin başka bir araçla gerçekleşme ihtimali yüksekti."

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Saat 08.00- Patlamaya artık sadece 5.5 saat var.

Reyhanlı Emniyeti’ndeki görevli polisler sabah erken saatlerde ilçedeki dört okulda yapılan Açık Öğretim Sınavlarındaki görev yerlerine dağıldılar. İlçedeki İki trafik ekibi de sınav sırasında okul çevresinde gürültü yapanları engellemekle görevliydi.

Patlamaya yarım saat kaldı.

Saat 13.00. Plakaları bilinen bomba yüklü araçlardan ilki Reyhanlı Emniyet Müdürlüğü’nü önünden rahatça geçti.

Ve saat: 13:37..

EMNİYET DOSYASI : Şehit Polisin cebindeki Vasiyet Mektubu, bakın ne yazmış !

Mardin’de bölücü terör örgütü PKK tarafından yola döşenen mayının patlaması sonucu 4 polis memuru şehit düştü. Şehit polis Akif Hatunoğlu’nun vasiyeti cebinden çıktı.

MARDİN Dargeçit’te yanan okul inşaatına müdahaleye giden polis aracının geçişi sırasında terör örgütü PKK tarafından yola döşenen mayın patlatıldı. Yaşanan olayda 1 ilçe emniyet amiri ve 3 polis şehit oldu.

Patlamayla birlikte havaya fırlayan zırhlı araçta bulunan Dargeçit İlçe Emniyet Amiri evli ve 2 çocuk babası 45 yaşındaki İbrahim Halil Aksoy, polis memurları 29 yaşındaki Akif Hatunoğlu, 31 yaşındaki Mehmet Hüseyin Balta ve 22 yaşındaki Ahmet Akalın şehit oldu.

VASİYETİ CEBİNDEN ÇIKTI

Şehit olan 4 polisten biri olan Adanalı Akif Hatunoğlu’nun vasiyeti cebinden çıktı. Hatunoğlu, vasiyetnamesinde hükümet üyelerinin cenazesine katılmamasını, naaşının Pozantı ilçesinin Tekir yaylasında bulunan babasının evinin bahçesine gömülmesini istiyor.

Şehit Hatunoğlu’nun vasiyeti şöyle:

"Eğer bir gün yaban ellerde şehit düşersem
Hiçbir hükümet temsilcisi gelmesin cenazeme (Vali, milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı vs.)
Neden diye sormayın…. Çünkü onlar uyuduğu için bunca şehitler verildi…
Allah’tan dileğim aileme ve ülkeme yaşattıkları acının binlerce mislini yaşasınlar.
Anneciğim, babacığım ellerinizden tekrar öperim,
Hakkınızı helal edin, size layık bir evlat olamadım,
İhtiyaçlarınız karşısında yanınızda bulunamadım,
Hakkınızı helal edin… Hakkınızı helal edin…
Kızım benim tatlı meleğim seni çok seviyorum,
Mis kokulum benim…
Kızımı önce Allah’a sonra annesine sonra da annem ve babama emanet ediyorum, Sabişim benim biricik tatlı meleğim,
Hiçbir suretle devlete kızımı emanet etmiyorum.
Çıkıp kürsüden sakın ha konuşmasınlar ’emaneti emanetimizdir’ diye,
Devlet ite köpeğe göz yumup bizlerin elini kolunu bağladıysa
Benim zaten zerre kadar güvenim yok bu hükümete, devlete.
Silah arkadaşlarım, yoldaşlarım, kardeşlerim hepiniz Allah’a emanetsiniz,
Devlet uyuduğu için bizler öldük, Türk Devleti, sizler uyumayın ki diğer Mehmetçikler ve polislerimiz yaşasın, ulusumuz yaşasın, boyun bükmeyin.
Naaşıma gelince babam uygun görürse Pozantı, Tekir’deki yayla evimizin bahçesine gömün.
Yok derse de nereyi uygun derse ondan izin alınsın, istediği yere defnedin."

SON PAYLAŞIMI YÜREK BURKTU

Hatunoğlu’nun polislerin şehit edilmesine tepki olarak, siyah zemin üzerine yazılan, "Sessiz olun, polisler şehit oluyor; vicdanı olmayanlar… Huzur içinde uyumaya devam edin, siz bilmezsiniz ama bizler, sizin için şehit olmaya devam ederiz"yazılı mesajı paylaştığı görüldü.

http://www.yenidenergenekon.com/1354-sehit-polisin-vasiyet-mektubu/

EMNİYET DOSYASI : Reyhanlı Katliamı İle İlgili Akıl Almaz Skandal

Türkiye’nin bağrına ateş gibi düşen Reyhanlı katliamı ile ilgili tam 2 yıl sonra Başbakanlık Teftiş raporu hazırlandı. İşte o ilişkiler ağının ayrıntıları tek tek kaleme alan isim Yıldıray Oğur oldu.

Türkiye’nin bağrına ateş gibi düşen Reyhanlı katliamı ile ilgili tam 2 yıl sonra Başbakanlık Teftiş raporu hazırlandı. İşte o ilişkiler ağının ayrıntıları tek tek kaleme alan isim Yıldıray Oğur oldu.

Türkiye Gazetesi Yazarı Yıldıray Oğur, 55 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı Katliamının arkasındaki karanlık ilişkiler ağını kaleme aldı.

Başbakanlık Teftiş Kurulu raporundan bilgilerin paylaşıldığı yazıda Oğur, katliamdan 6 ay öncesinde alınan istihbaratlara ve MİT’in bomba yüklü araçların plakalarını vermesine rağmen paralel yapıya bağlı savcılar ve polislerin katliamı yapan kişilere ısrarla operasyon yapmadığına dikkat çekti.

Oğur’un yazısı şöyle;

Döne Kuvvet’in kızı Nadire, Reyhanlı Belediyesi yakınında bir hediyelik eşya mağazasında çalışıyordu. Öğle yemeği için eve gelmişti. Şehir dışından ziyaretlerine gelmiş diğer kızı Kübra’nın henüz 1.5 yaşındaki kızı Fatma Nur, teyzesiyle birlikte gitmek istedi. Torunun başına kırmızı kurdelasını bağlayıp teyzesiyle dükkana gönderen Döne Hanım, biraz sonra büyük bir gürültüyle sarsıldı. Belediyenin yanına doğru koştu. Yer yarılmıştı. Kızını ve torununu birbirine sarılmış olarak buldu, ceset parçalarını kendi eliyle topladı. İsyan ederken çekilmiş o fotoğrafı da Reyhanlı Katliamı’nın sembolü oldu.

11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı’nın en merkezi noktalarında üç dakika arayla patlayan iki bomba yüklü araç, Döne Hanım’ın kızı ve torunu gibi 55 insanı aramızdan aldı. Katliamın üzerinden iki yıl geçti. Dezenformasyonlarla katiller ve ihmali olanlar saklanmaya çalışıldı.

İki yıl sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunu tamamladı. Ve ortaya karanlık bir ilişkiler ağı çıktı.

Patlamadan yedi ay öncesine gidiyoruz.

23 Ekim 2012: Milli İstihbarat Teşkilatı, Hatay İl Emniyet Müdürlüğü’ne bir istihbarat notu gönderdi: "Suriye Cumhurbaşkanlığı Sarayı muhafızları yetkilisi olduğu ve Suriye İstihbarat mensupları ile bağlantısının bulunduğu anlaşılan Suriye vatandaşı Abu Firas kod adlı Anas Asalieh’in Suriyeli muhalif subayların barınmaktan olduğu Hatay Apaydın Çadır Kenti’ne yönelik adam kaçırma, eylem ve benzeri planlamalar içerisinden bulunduğu söz konusu eylem planlamalar kapsamında TC vatandaşları Murat Özdeş ve Mahmut Küçükavcı ile görüşmeler yaptığı…"

MİT, ertesi hafta emniyetle bir istihbarat notu daha paylaştı: "Muraz Özdeş’in Anas Asalieh’e gençlerin eylemi yapmaya hazır olduklarını, bu şahısların kamplardaki çöpleri almak amacıyla günde üç kez kampa giriş çıkış yapabildiklerini ilgilerin Suriye Kesep Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapabileceğini, bu kişilerin patlayacıları getirecek kişiler olabileceği…"

Bilgiler artık netleşmeye başlamıştı.

31 Ekim 2012′de ilk kez Mihraç Ural’ın eylem hazırlığında olduğu bilgisi MİT tarafından Emniyet’e gönderildi: "Mihraç Ural’ın Hatay merkezli olarak Akdeniz bölgesindeki iltisakları aracılığıyla Türkiye Suriye sınır hattındaki nüfus ve askeri hareketliliğin yanı sıra son dönemde Hatay’da oluşturulan Çadırkentler hakkında bilgi topladığı; malzeme, termal kamera, GSM hatları, dürbün gibi lojistik destek temin etmeye çalıştığı.."

9 Şubat 2013: Aylar geçiyordu. MİT’in Emniyetle paylaştığı notta artık patlayıcıların alınacağı yerler bile belliydi: "Bombalı eylem için patlayıcı madde ve patlayıcı uzmanı tedarik edilmesi hususunda Anas Asalieh ile irtibatlı Murat Özdeş’in Suriye’ye giderek anlaşmalar yaptığı, eylemde kullanılacak patlayıcılar ve patlayıcı madde uzmanı kişinin temininin Humus mıntıkasında Şebbiha milislerinin eğitildiği merkezde görevli Teysir adlı kişiden sağlanacağı, Özdeş’in tekne vasıtasıyla getirilmesi planlanan patlayıcıları Samandağ’da karşılayacağı…"

İki gün sonra Hatay Emniyeti Terörle Mücadele Müdürü ve Hatay MİT Müdürü arasındaki koordinasyon toplantısında Suriye vatandaşı bir muhbirin üzerine dinleme için alet yüklenmesine karar verildi. Teknik imkanları daha iyi olduğu için destek istenen Hatay Emniyeti İstihbarat Şubesi’nden beklenmeyen bir cevap geldi: "MİT ve Terörle Mücadele işbirliğinde yürütülen bir çalışmaya dahil ve müdahil olmak istemiyoruz."

Bu ilk red olmayacaktı. 14 ve 15 Şubat 2013 ‘te MİT’in Emniyet’e gönderdiği bilgi notlarında patlayıcıları Türkiye’ye sokacak isimler bile belli olmuştu artık. 22 Şubat günü Hatay MİT Müdürü ve Hatay Terörle Mücadele müdürü arasındaki toplantıda eylemi organize eden Suriye istihbaratı görevlisi Ebu Firas Kod adlı Anas Asalieh’in Türkiye giriş yaptığı sırada gözaltına alınmasına karar verildi. Ama Abu Firas bir hafta sonra Türkiye’ye rahatça giriş yaptı:

Dönemin Hatay Emniyet Terörle Mücadele Müdürü Nevzat Eşit, il koordinasyon toplantısında bunun sebebini şöyle açıkladı: "Suriye istihbaratı görevlileri Anas Asalieh (Ebu Firas) Mahmut Küçükavcı idaresindeki araçla 01.03.2013 günü saat 13.55’de Hatay Yayladağ kara hudut kapısından Türkiye’ye giriş yaptığı hususunun öğrenilmesi müteakip anılan şahıslara yönelik operasyonun başlatılabilmesi amacıyla ilgili Adana Cumhuriyet Başsavcısı Özcan Şişman’a konu arz edildi. Savcı Özcan Şişman ‘Şubat 2013 ayı içerisinde gerçekleştirilen DHKP-C operasyonuna atıfla, hazırlanan dosyada tecrim edici şekilde ortam dinlemesi telefon dinlemesi ve gizli tanık ifadeleri bulunmasına rağmen ellerinde somut silah-patlayıcı malzeme bulunmaması nedeniyle beklenen neticenin alınmayacağı endişesi taşıdığını, bu çerçevede çalışmalara devam edilmesini istediğini’ söyledi."

Hatay Terörle Mücadee Müdürü Nevzat Eşit tam olarak şöyle demişti: "Anas Asalieh’in Türkiye’ye gelmesi halinde adı geçeni (yanında bazı Türk siyasi şahsiyetler olsa da) gözaltına alarak operasyonu başlatacağız."

Peki kimdi bu ‘Türk siyasi şahsiyetler?’ Ebu Firas’ın Türkiye’ye giriş yaptığı 1 Mart 2013‘ten 6 gün sonra aralarında CHP Hatay milletvekilleri ve Şafak Pavey’in de olduğu bir CHP heyeti Esad’la bir araya geldi. Görüşmede heyetle birlikte otururken görünen kişi Ebu Firas kod adlı Anas Asalieh’ten başkası değildi.

Patlamaya artık iki aydan az kalmıştı. İstihbaratlar gelmeye devam etmekteydi. Saldırganların Suriye’ye giriş çıkışları da artmıştı.

30 Mart 2013 günü Hatay Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube’sine gelen bir muhbir, THKP-C/Acilciler örgütü lideri Mihraç Ural’ın Hatay’da bombalama eylemi yapacağını söyledi. Savcının bilgisi dahilinde ihbar tutanağı düzenlendi. Ama ihbar hakkında ne MİT, ne Hatay Emniyet İstihbarat Şubesi, ne de İl jandarma Komutanlığı’na bilgi verildi.

3 Nisan 2013‘te MİT Adana Bölge Başkanlığından bir yetkili, bir kere daha Adana cumhuriyet Başsavcısı Özcan Şişman’ı ziyaret ederek adı geçen isimlere operasyon için ikna etmeye çalıştı. Cevap aynıydı: "Murat Özdeş ve anılana yardımcı olan şahıslara yönelik harekete geçilmesi için ellerinde somut delillerin ve donelerin olması gerektiği, şu aşamada beklemenin doğru olacağı…"

16 Nisan Nisan 2013: Patlayıcıların illegal yollardan Türkiye’ye getirilmesinde görevlendirilen Yusuf Nazik ve Nasir Eskiocak 14.50 sularında Suriye’ye gitti. Eskiocak aynı gün 23.58’de Türkiye’ye döndü, Yusuf Nazik Suriye’de kaldı. Murat Özdeş yeniden Suriye’de Abu Firas’la görüştü.

Ama bu hızlanan trafik bile operasyon için emniyeti ikna etmemişti.

Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi Müdür Yardımcısı Erdal Karaçoban, MİT’in operasyon isteğini şöyle reddetmişti: "Operasyon için Abu Firas’a yönelik yeterli bir bulguya rastlanılmadı. Yusuf Nazik’in faaliyetlerinin insan kaçakçılığı boyutunda kalması ve terör kapsamına girmemesi nedeniyle dinleme kapsamına dahil edilmedi."

2 Mayıs 2013: Murat Özdeş, Beşar Esad’ın halasının oğlu, Suriye muhaberatında çalışan Abu Hafız ile görüşmelerde bulundu. Patlayıcı silahların Suriye’den getirilmesinde Yusuf Nazik ile birlikte görevlendirilmesi düşünülen Nasir Eskiocak, Kesep’teki Şebbiha komutanıyla telefonda görüştü. Sonra 13.11’de Yayladağ Kara Hudut Kapısı’ndan Suriye’ye çıkış yaptı.

8 mayıs 2013: Akşam saatlerinde aslen Hataylı olan ama Lazkiye’de ikamet eden muhbir Z., Hatay Emniyeti’ne telefonla ihbarda bulundu: "Ankara’da bombalama eylemi yapacak şahıslardan Tamer Dukancı, Yayladağı sınır kapısına 09.05.2013 tarihinde gelecek. Nasır Eskiocak onu eylem için hazırlanan araçların olduğu yere götürecek. Transit marka iki araca Mehmet Gümüş isimli kaportacı gizli bölme yaptı. Bin kg C3 malzeme deniz yoluyla Samandağ’a intikal edecek. Patlayıcılar araçlara yerleştirilerek Yusuf Nazik ve Nasır Eskiocak önderliğinde 9 Mayıs 2013 günü Ankara’ya gönderilecek. Ankara/Kocatepe Camii veya bir AVM hedef olacak. Planlamaları Mihraç Ural’ın yanında bulunan Hacı isimli şahıs yapıyor."

İhbar önce ciddiye alınmadı.

Hatay Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürü Nevzat Eşit: "İhbarcıyı başlangıçta gizli tanık olmak için arayış içinde bulunduklarını düşünerek ciddiye almadık. Ancak ihbarda bahsettiği Nasir Eskiocak ertesi gün sabah saatlerinde, Temir Dükancı da Mihraç Ural’ın kuryesi İskender Şahin ile birlikte aynı gün saat 16.51’de Yayladağ Kara Hudut Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapınca doğruluğunu anladık."

Ama zamana karşı yarışta saatler kaybedilmişti. Hatay Emniyet’i Türkiye’ye giren bu iki kişi hakkında takip kararı verdi. Sonuç pek parlak değildi: "Nasır Eskiocak’ın 9 Mayıs 2013 tarihinde Yayladağ Sınırı Kapısı’ndan giriş yapacağının anlaşılması üzerine 08.00’de hudut kapısı kontrol altına alındı. Ancak Suriye’den girişler yoğun olması ve bilgisayar sistemlerinin sağlıklı çalışmamasından dolayı adı geçen şahsın girişi tespit edilemedi. Saat:16.15’te Harbiye Beldesi’ne geleceğinin belirlenmesi üzerine yol kenarındaki araçta tertibat alındı. 19.55’te Nasır Eskiocak’ın beraberinde bulunan bir erkek şahısla ara yolları kullanarak hızlı gitmeye başladı. Bölgenin kırsal bir bölge olması ve ara sokakların takibe uygun olmaması sebebiyle araç kontrolden çıktı."

Saatler hızla ilerlemekteydi. Emniyet kendisine bu gelen ihbarı, aylardır bu dosya üzerinde çalışan MİT’le henüz paylaşmamıştı. İhbar, Hatay Emniyeti tarafından önce Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderildi. Ancak 9 Şubat 2013 akşamı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Ankara’daki MİT Başkanlığı’na bildirildi. MİT ihbarı 19.42’de Adana Bölge Başkanlığı’na gönderdi. Hatay Emniyet’in elde ettiği ihbar MİT’in Adana Bölge Başkanlığına tam 27 saat ulaşmıştı.

9 Mayıs 2013 akşam saatlerinde MİT Adana Bölge Başkanı, Hatay İl Emniyet Müdürü ile 695 saniyelik bir telefon konuşması yaparak adı geçen isimlerin gözaltına alınmasını istedi.

Aynı akşam MİT Adana Bölge Müdürü, Adana Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman’ı bizzat ziyaret ederek Murat Özdeş ve adı geçen isimlere yönelik hareket geçmesini talep etti. Cevap yine aynıydı." Şişman şöyle dedi: "Mevcut veriler ile yapılacak operasyonda, Murat Özdeş ve anılana yardımcı olan şahısların serbest kalabilir. Uzun süredir takip edildiğini bilen Murat Özdeş hakkında tatminkar bir sonuç alınabilmesi için mutlaka somut delillere ulaşmak gerekir. Zira avukatların da yönlendirmesiyle hakkındaki teknik ve/veya canlı kaynak bilgilerini ‘aramızda şakalaşıyorduk’ diyerek değersizleştirebilir. Murat Özdeş’in muhaliflere ilişkin tespitlerini Google Earth’deki haritalar üzerinde işaretleyerek Suriye Hava istihbaratına hava operasyonu amaçlı iletmesi somut ve önemli bir delil ancak bu bilginin gönderildiği ve bu yerlere operasyonun yapıldığı bilgisayarında kayıtlı ve başka kanallardan da teyitli olmalı. Bu aşamada acele etmeden beklemek daha doğru olacak."

MİT Adana Bölge Müdürü operasyon için savcıya ısrar etti. Özcan Şişman’ın cevabını Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajdan okuyalım: "Soruşturma sürerken Reyhanlı saldırısından üç gün önce, 8 Mayıs Çarşamba günü MİT’ten bir yetkili geldi. Tedirgin ve panik bir halde operasyon yapılmasında ısrar etti. Somut bir gelişme olmadığını söyleyince işimize karışmamaları uyarısında bulundum."

10 Mayıs 2013: Sabah 09.00. Patlamaya artık sadece 1 gün kalmıştı.

Reyhanlı’ya gelen İl Emniyet müdürlüğünden ekipler Ankara’ya yönelik saldırı ihbarında geçen iki transit minibüsü aradılar. Ama Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürlüğü İstihbarat büro Amiri Bekir Ateş’in bile ne arandığından haberi yoktu: "08.00 sularında mesaiye başlamak üzere Emniyet’e geldiğinde kalabalık bir polis grubunun olduğunu gördüm. Ne için burada olduklarını sordum. İki minibüsü aradıklarını söylediler. Araçların içeriğini bilmiyorlardı, ellerinde herhangi bir plaka yoktu. Patlamada kullanılan araçların plaka ve modelleri hakkında resmi ya da gayri resmi hiçbir bilgim olmadı."

Araçları arayan polisler, öğle vakti Reyhanlı’dan ayrıldılar. Aramaya katılan polislerden biri bunun sebebini şöyle açıkladı: "İhbar Cuma namazında Ankara’da olacak bir patlama üzerineydi. Vakit geçince ihbar asılsıza düştü diyerek biz de aramayı bıraktık.”
10 Mayıs 2013: Cuma akşam saatleri. Patlamaya 18 saat var.

Nasir Eskiocak’ın telefon arşiv görüşmeleri Ankara MİT’ten Adana Bölge Başkanlığı’na ulaştı. Görüşmelerden Eskiocak’ın patlamalarda kullanılmak üzere tescil ettirdiği araçlara ve plakalarına ulaşıldı. Hemen bir bilgi notu hazırlandı, katliamı yapacak araçlar plakalarıyla ortaya çıkarılmıştı. Artık zamanla yarışılıyordu.

Saat:19.00 Hatay MİT Müdürlüğü, evrakı Hatay İl Emniyet Müdürlüğü’nün evrak Arşiv Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Ali İhsan Toraman’a teslim etti.

Saat 19.15 Hatay MİT Müdürü, cep telefonundan Hatay Emniyet Terörle Mücadele Müdürü’nü arayarak ulaştıkları bilgiler hakkında bilgi verdi, gönderdikleri notun üzerinde hassasiyetle durmalarını istedi.

Saat 20.20 Nöbetçi polis memur katliamı yapacak araçların plakalarının olduğu evrakı Emniyet’in Elektronik Belge Yönetim Sistemi’ne yükledi.

Saat 20.26 Hatay MİT Müdürü, Hatay Emniyeti Terörle Mücadele Müdürü’nü arayarak notun gelip gelmediğini sordu.

Saat: 20.35 MİT Müdürü, teyit için Hatay Emniyeti’ni yeniden aradı.

Ama günlerden cumaydı. Mesai bitmiş ve hafta sonu tatili başlamıştı. Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde sisteme düşen evrakı görebilecek bir gece görevlisi yoktu.

Reyhanlı Emniyet Müdürü Murat Berk’in de bu kritik evraktan haberi olmamıştı: "24 sisteminde görevli personel diğer ilçelerde de yok. Önemli bir evrak olduğunda mutlaka uyarıda bulunulurdu. Bu evrakla ilgili herhangi bir uyarıda bulunulmadı. Zaten böyle bir evrakın gönderildiğini patlamadan sonra öğrendim ."

Reyhanlı Kaymakamı’nın, İl Jandarma Komutanı’ndan evraktan haberi olmamıştı. Emniyet plakaları bilinen araçlarla ilgili anons yapmamıştı.

Hatay Terörle Mücadele Şube Müdürü Nevzat Eşit bunun sebebini şöyle açıkladı: "Anons konusunda istihbarat müdürümüz ile bir değerlendirme yapmıştık. Biz zaten plakaya ilişkin ortak bir çalışma yürütüyoru, anonsu yaptıracaksa Emniyet Müdürü yaptırsın."

Dönemin Hatay İl Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç ise şöyle dedi: "Anons yapılsaydı başka şahısların duyma ihtimali de olduğu için operasyon deşifre olabilirdi. Böyle bir durumda takip edilen aracın değiştirilip eylemin başka bir araçla gerçekleşme ihtimali yüksekti."

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Saat 08.00- Patlamaya artık sadece 5.5 saat var.

Reyhanlı Emniyeti’ndeki görevli polisler sabah erken saatlerde ilçedeki dört okulda yapılan Açık Öğretim Sınavlarındaki görev yerlerine dağıldılar. İlçedeki İki trafik ekibi de sınav sırasında okul çevresinde gürültü yapanları engellemekle görevliydi.

Patlamaya yarım saat kaldı.

Saat 13.00. Plakaları bilinen bomba yüklü araçlardan ilki Reyhanlı Emniyet Müdürlüğü’nü önünden rahatça geçti.

Ve saat: 13:37..

EMNİYET DOSYASI : Şanlıurfa’da Polisten Polise Baskın ! Birbirlerini Vuracaklardı

Özel harekât ve terör şube ekipleri 2 polisin evini ‘IŞİD’in hücre evi’ diyerek bastı. Karşılıklı silahlar çekildi. İki tarafın birbirini polis olduğuna ikna etmesi yarım saat sürdü.

Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü‘nde görevli bir polis memuru Kalaşnikof taşıdığını gördüğü bir şüpheliyi takibe alarak girdiği evi tespit etti.

Şüphelinin IŞİD militanı olduğu yönünde meslektaşlarına bilgi veren polis memurunun ifadesi üzerine, 25 Ağustos’ta Karaköprü ilçesi Karşıyaka Mahallesi’ndeki evin etrafına özel harekât ve terör şube ekipleri konuşlandırıldı.

Hücre evi baskını yaptığını zanneden özel harekât görevlileri apartmanın ve evin kapısını çalmadan kırmaya başladı. Ceylanpınar‘da 2 polisin evlerinde şehit edilmesinin ardından teyakkuzda olan ve evinde dinlenmekte olan polis ise özel harekât polislerinin çıkardığı gürültüleri kendisine yönelik terörist saldırı zannederek evdeki Kalaşnikof tüfek ve silahıyla siper alarak savunmaya geçti.

TERÖRİST SANDILAR

Özel harekât polislerinin ‘teslim ol’ çağrısına ‘Siz teslim olun’ diye karşılık veren polis memuruyla özel harekât polislerinin birbirlerini polis olduklarına yarım saat sonra ikna edebildiği öğrenildi. İki tarafın da polis olduğunun ortaya çıkmasından sonra geriye kırık kapılar kaldı.

KORUMA POLİSİ ÇIKTI

Facianın eşiğinden dönüldüğü operasyonda IŞİD‘in hücre evi diye basılan evin Eyyübiye Belediye Başkanı’nın koruma polisinin evi olduğu ortaya çıktı. Polisin taşıdığı Kalaşnikof silahın ise koruma silahı olduğu öğrenildi.

İSTİHBARAT SKANDALI

Po­lis me­mu­ru Mah­mut S.’nin is­tih­ba­rat şu­be­de gö­rev­li bir po­lis­le be­ra­ber kal­dı­ğı öğ­re­nil­di. İs­tih­ba­rat­ta ça­lı­şan po­li­sin de ope­ras­yon anın­da is­tih­ba­rat şu­be­de gö­re­vi­nin ba­şın­da ol­du­ğu be­lir­til­di. Ge­len ih­ba­rı araş­tır­ma­dan ope­ras­yon em­ri ve­ri­len Şan­lı­ur­fa­’da, Su­ruç pat­la­ma­sı ve iki po­li­sin ev­le­rin­de şe­hit edil­me­si ola­yı­nın ar­dın­dan muh­te­mel bir is­tih­ba­rat skan­da­lı­nın eşi­ğin­den dö­nül­dü. (Kaynak: Bugün)

EMNİYET DOSYASI : İŞTE MÜDÜRÜN 5 YILDIZLI OTELİ

Şanlıurfa Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı’nın “Polisimi 5 yıldızlı otellerde ağırlıyorum. Şanlıurfa, en güvenilir illerden” şeklindeki açıklamasının ardından şehre geçici görevlendirme ile gelen polislerin tuvalet damında açık havada yattıkları ortaya çıktı.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde canlı bombalı saldırıda 34 kişinin hayatını kaybetmesi ve Ceylanpınar’da 2 polisin şehit edilmesi üzerine çeşitli illerden geçici görevlendirmeyle şehre gönderilen ve barınacak yer bulamayan polislerin ikamet ettikleri yerler yürek burkuyor.

Özellikle Ceylanpınar’da geçici görevlendirmeyle gelen polislerin bir okula ait tuvaletin damında yatıp kalktığı ortaya çıktı. Kötü şartlarda açık havada kalan çevik kuvvet polislerinin, halının üzerine atılan bir yer yatağında yattıkları görülüyor. Polisler gündüz yataklarını koyacak yer bulamadığı için açık alanda bırakıyor. Üstelik polislerin yattığı yerin PYD’nin kontrolündeki Resulayn sınırına yaklaşık 500 metre mesafede bulunması açık hedef olduklarını gözler önüne seriyor.

Geçen ay 2 polisin evinde uyurken şehit edilmesi kamuoyunda Şanlıurfa’daki emniyet güçlerinin güvenliğini sorgular hale getirmiş, şehirde birçok polis ve askerin evi değiştirilmişti.

‘POLİSLER 5 YILDIZLI OTELDE KALIYOR’

Emniyetteki zafiyetini paralel safsatasına bağlayan Şanlıurfa Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı, geçen hafta kentte görev yapan ulusal ve yerel basınla buluşmuş burada, “Şanlıurfa’da olağanüstü bir durum yok. İlimizin güvenliği 81 ilin içinde en iyisi. İşimizin başındayız. Biz bütün tedbirlerimizi aldık. Önleme işini en üst düzeyde tutuyoruz” diyerek basında yer alan güvenlik ve istihbarat zafiyeti haberlerinin kendilerine yönelik haksızlık olduğunu anlatmaya çalışmıştı. Pınarbaşı, aynı toplantıda “Ben polisimi 5 yıldızlı otellerde ağırlıyorum. Şanlıurfa, en güvenilir illerden” ifadelerini kullanmıştı.

Bu arada Emniyet Müdürlüğü’nün kalacak yer bulamadığı polislere prefabrik konut arayışına girdiği öğrenildi.

İstihbarat amiri o kafeyi kapattı

Canlı bombanın kendisini patlatması sonucu 34 kişinin hayatını kaybettiği Şanlıurfa’nın Suruç Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Amir Vekili Ali K., Şanlıurfa şehir merkezinde eşinin adına açtığı ve Suruç’ta olması gerekirken sürekli kendisinin ilgilendiği kafeyi kapattı.

Suruç’ta görevi başında bulunması gereken istihbarattan sorumlu amirin, kurumun aracıyla sürekli Şanlıurfa’ya gidip geldiği belirtilmişti. İstihbarat Amir Vekili Ali K.’nın eşi adına açtığı kafeyle ilgilendiği iddiaları kamuoyunda tepki toplamıştı. Alınan bilgiye göre emniyet amirinin kafeyi geçen günlerde sessiz sedasız kapattığı ortaya çıktı.

Kafenin isminin ise kazılarak silindiği görüldü. Ali K.’nın, vaktinin önemli bir kısmını Suruç’ta değil, Şanlıurfa’da geçirdiği, her ay 650 TL terör tazminatı aldığı, hatta Şanlıurfa’ya giderken de istihbarat şubenin aracını kullandığı iddia edilmişti.