Etiket arşivi: FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI : F tipi polisler istihbarat paylaşmadı

Açılım süreci boyunca kolluk güçleri hizmet binalarının dışına çıkamadı. PKK ortaya çıkan boşluktan yararlanarak şehirlerde örgütlendi. Bu süreçte görevde olan F tipi polisler yerlerine gelenlerle bilgi paylaşmadı

PKK ve IŞİD’in terör eylemlerine karşı önlem alınamaması akıllara istihbarat zaafiyeti mi yaşanıyor sorununu getirdi.

Aydınlık, terör olayları ve bunlara karşı alınan tedbirleri Emniyet yetkililerine sordu. Uzun yıllar terör örgütlerini inceleyen ve bu konuda çalışmalar yapan emniyet yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, eylemlere karşı önlem alınamamasının nedeni, F tipi istihbarat çalışanlarının görev yerlerinin değişiminden sonra yerlerine gelen kişilerle bilgi paylaşımı yapmaması olarak gösterildi.

Terör örgütlerinin içerisindeki haber elemanlarının bilgisini ve onlardan gelen notları imha eden F tipi istihbaratçılar emniyetin eylemleri önceden haber almasının da önüne geçti. Bu iddiayı, görüştüğümüz diğer Emniyet yetkilileri de doğruladı.

Emniyetin terör olaylarına karşı önlem alması için bilgi akışı sağlayan haber elemanlarına ulaşamaması sürecin işleyişini de engelledi. Bu olumsuzluk istihbarat zaafiyetine de yol açtı. Bir emniyet amiri bu zaafiyeti şöyle aktardı: “Çözüm süreci boyunca kolluk güçleri hizmet binalarından çıkamamıştır. PKK bu süre zarfında boş durmamış devletin boş bıraktığı yerleşim merkezlerinde şehir örgütlenmesini tamamlamıştır.”

PKK kadrolarının teslim olma adıyla dağdan inerek şehir kadrolarına eğitim verdiğini anlatan Emniyet yetkilileri , teslim olan örgüt üyelerine ceza dahi verilmemesinin bu örgütlenme sürecini de hızlandırdığını vurguladı. PKK’nın bu süre içinde hedef aldığı asker ve polislerin araç plakalarına, ikamet adreslerine ulaştığı ifade edildi.

Şanlıurfa Ceylanpınar’da 2 polisin evine girerek şehit edilmesi olayını hatırlatan emniyet yetkilisi, “Örgüt şehirde yapacağı eylemlere uygun silahlanmayı tamamlamıştır. Şehit edilen polis memurları eyleminde örgütün susturuculu tabanca kullanmış olması bu hazırlığı gösteren emarelerdendir” dedi.

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI : Paralel amir olay çıksın diye istihbarat gizledi

Paralel amir olay çıksın diye istihbarat gizledi

Kobani olaylarında Ş.Urfa emniyet amiri olan M.B.’nin, Paralel Yapı’nın, polisi zaaf içinde gösterme planı uyarınca, kendisine gelen istihbaratı gizlediği ortaya çıktı. Paralel amir açığa alınd

Paralel Yapı’ya bağlı emniyet amiri M.B. Kobani olaylarıyla ilgili istihbaratı, bölgede olay çıkması için kasıtlı olarak üstlerinden gizledi. Geçen yıl Kobani’deki DAEŞ saldırılarının ardından Türkiye’de patlak veren olaylar sırasında Şanlıurfa’da emniyet amiri olan M.B.’nin Terörle Mücadele’ye bilgi akışı sağlamadığı saptandı. İç soruşturmada polisler "Biz istihbaratı whatsapp’tan bildirmiştik" deyince foyası meydana çıkan M.B. açığa alındı.

PARALEL POLİSTEN SURUÇ OYUNU – TIKLAYIN

PARALELERE PASİF DİRENİŞ EMRİ
Emniyette yuvalanan ve kendilerini gizleyen Paralel polisler, kendilerine verilen "pasif direniş" emri doğrultusunda görevlerini yerine getirmeyerek, emniyeti zaaf içinde bırakmaya ve ‘yetersiz kaldığı’ algısı yaratmaya çalışıyor. Terör olaylarına göz yuman hatta tuzak kuran Paralel polislerin bir diğer hedefi de emniyet müdürlerinin görevden alınmasını sağlamak ve Paralel Yapı’yla mücadelenin önünü kesmek. Bunun için öncelikle İstihbarat Şube Müdürlüğü’ndeki personel seçildi. Şanlıurfa’da da Paralel Yapı kendisine yönelik operasyonları engellemek amacıyla sinsi planlarını devreye soktu. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kararı ile Şanlıurfa İstihbarat Şube Müdürü R.Y. 12 Eylül 2014’te eğitim vermek üzere Pakistan’a gitti. Bu süreçte aynı şubede görevli uzun yıllar istihbarat birimlerinde çalışan emniyet amiri M.B. vekaleten şube sorumlusu oldu.

Bu esnada Suruç’taki gerilim 19-23 Eylül tarihleri arasında zirveye çıktı. Bu dönemde Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü’ne, yaşanan ve yaşanacak olaylarla ilgili istihbari bilgiler gelmeyince, Suruç’ta provokatörlerin istediği tablo oluşmaya başladı.

"WHATSAPP’TAN BİLDİRDİK"
Terör Polisi’ne de hiçbir istihbari bilgi gelmediği için yetkililer açık kaynaklar ve terör örgütüne bağlı internet sitelerinden bilgi almaya başladı. Bu durumu öğrenen Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü’nce bölgede görevli istihbarat memurları emniyet binasına çağrıldı. Bunca olay yaşanmasına rağmen neden herhangi bir bilgi verilmediği soruldu. İstihbarat polisleri de devamlı hareket halinde olduklarından dolayı da "ABCR" isimli whatsapp grubundan tüm anlık bilgileri üst makama ulaştırdıklarını belirtti. Polis memurlarının "ABCR" isimli whatsapp grubundaki paylaşımları görülüp, 19-23 Eylül arasında sistem üzerinden gönderilen istihbari bilgi ve evrakların müdüriyet makamında bulunmadığı tespit edilince tutanak tutuldu.

EMRİ DE ‘MARDİN İMAMI’ VERDİ
O sırada polis memurlarını arayan M.B.’ye memurlar, İl Emniyet Müdürlüğü’nde olduklarını ve ilettikleri istihbari bilgilerin İl Emniyet Müdürlüğü’ne ulaşmaması üzerine buraya çağırıldıklarını söyledi. Bu konuşma üzerine M.B. 25 Eylül’de, bilgi ve belgelerin paylaşıldığı whatsapp grubundan ayrıldı. M.B.’nin bu süreçte istihbarat polislerinden gelen bilgileri kendi imzası ile İstihbarat Daire Başkanlığı’na, dış dağıtım listesindeki illerin istihbarat şube müdürlüklerine gönderdiği fakat "iç dağıtımlı" olarak Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere Terörle Mücadele ile ilçe emniyet müdürlüklerine bilgi akışı sağlamadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine M.B. açığa alındı. M.B’ye "İstihbaratı gizle" emrini de Mardin’de yaşayan ‘Paralel imam’ın verdiği belirlendi.

MÜDÜRLER: BİLGİ AKIŞI OLMADI
İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan disiplin soruşturması kapsamında polis memurları S.H., A.B., ile il emniyet müdür yardımcıları ve şube müdürlerinin ifadesi alındı. S.H. ile A.B. ifadelerinde anlık paylaşım için kurulan whatsapp grubu üzerinden şube müdürünün bilgilendirildiği, gruptaki tüm paylaşımları şube müdür vekilinin de gördüğünü, iç-dış istihbari dağıtıma ise şube müdürünün karar verdiğini belirtti. İl emniyet müdür yardımcıları ile şube ve ilçe emniyet müdürleri de ifadelerinde bu kritik süreçte kendilerine herhangi bir istihbari bilgi akışının olmadığını belirtti.

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI : “Gülen, Mehdi olarak algılanır”

90’lı yıllarda paralel örgüte sızan eski polis Hulusi Cemil Altınlı: Kimse açıkça söylemese de Fetullah Gülen cemaatte Mehdi olarak algılanır. Ondan gelen talimat başüstünedir. "Hizbullah’ı bitirin" talimatı da böyleydi

Gülen Örgütü’nün devletteki yapılanmasında uzun yıllar bulunan Hulusi Cemil Altınlı dün başlayan söyleşimizin ilk bölümünde 1998’de öldürülen Cevzet Soysal’la ilgili istihbarat çalışmasına Fethullah Gülen’den gelen talimat üzerine başladıklarını açıklamıştı. Altınlı’nın açıklamalarına göre Gülen, Hizbullah’ın cemaatle ilgili istihbarat topladığını öğrenince Güneydoğu’da görev yapan kendisine bağlı polislere "Hizbullah’ı bitirin" talimatı vermişti. Altınlı’nın, çok önemli açıklamalarda bulunduğu söyleşimizin devamı şöyle:

CEMAT KURGULU KAÇIRMA

Fethullah Gülen’den gelen talimat doğrultusunda Hizbullah Örgütü’nü çökertmek için hangi çalışmaları yaptınız?
Ve Gülen’den gelen talimatı size kim bildirdi?
Talimatı bize bildiren İstihbarat Şube Müdürü Cemil Ceylan’dır. Bu, Mehdi’den gelen talimat. Kimse açıkça söylemese de Gülen cemaatte Mehdi olarak algılanırdı. Mehdi’den gelen talimat baş üstünedir. Bunun üzerine Batman’da Cemil Ceylan ve Ahmet Akbal, aralarında benim de olduğum dört kişiye görev verdi. Görev şuydu: Önemli bir Hizbullahçı, cemaatin kurgusu ile kaçırılacak, işin arkasında cemaatin olduğunu bilmeyen ülkücü polisler tarafından sert sorguyla, yani işkenceyle sorgulanacak. Bu sorgudan elde edilen bilgilerle devlet bu kez resmi manada Hizbullah’a operasyon yapacak. Hatta Cemil Müdür, bizi bunun için odasına çağırdığında "Amir- memur ilişkisini şimdilik bir kenara bırakın. Zihin jimnastiği yapalım. Benim şahsi kanaatime göre bu örgüt devletin mevcut kanunlarıyla çözülmez, bitiremeyiz. Önce illegal sorgu yapmamız lazım. Alacağımız kişiyi -hatta inek tabirini kullandı- sütünü kesilinceye kadar sağacağız, sonra legal operasyon için düğmeye basacağız" demişti. Kurgu buydu. Sert sorguda ise (Tabii bunu biz yapmayacağız. Terör Müdürü Ahmet Akbal’ın talimatı ile faili meçhuldeki ülkücü ekip yapacak, orada da doğrudan cemaati topa sokmuyorlar) elektrik verme, tırnak sökme gibi yöntemler kullanılıyor. Sadist ruhlu polisler var bu işi yapan. Biz sadece keşif istihbarat yapıp hedef şahsın evden çıkış saatini vereceğiz ve JİTEM’ci süsü vermek için yeşil parka giymiş bu sorgucu ekip meşhur Beyaz Toros’la gelip adamı kaçıracaklar. Bu zihin jimnastiği sırasında kimi kaldıralım, polis deyimiyle ‘paket yapalım’ diye düşündük. Önce aklımıza Ahmet Seyidoğlu geldi. Hizbullah’ta çok etkili biri. Lider pozisyonunda örgütte. Kaçırınca götüreceğimiz yer de belli. Emniyet İstihbarat’ın örtülü ödeneğinden tek katlı bir müstakil ev kiralanmıştı. Evde faili meçhul ekibinde yer alan Cemil Köroğlu kalıyordu. Orada tutulacaktı ve Beşiri kırsalı bölgesinde Muammer Komiser’in iyi bildiği kuş uçmaz kervan geçmez, hatta PKK’nın geçiş koridorunda bulunan tenha yerlerde sorgulanacaktı hedef şahıs. Ben Beyaz Ford minibüste, emniyetin obzervasyon aracında Seyidoğlu’nun evden giriş çıkışını takip ettim, üç korumayla geziyordu. Bu nedenle onu almaktan vazgeçtik. Sonra Ahmet Aslangiray adlı bir şahısta karar kıldık. Bu da Hizbullah’ın üst düzey isimlerinden. Bunun da koruması vardı, bundan da vazgeçtik. Ardından Batman’ın Hürriyet Mahallesi’nde yaşayan Sofi Sıddık Öz’de karar kıldık. Ufak tefek biriydi. Takipten sonra bizim ekip birkaç saniye içinde bunu Beyaz Toros’a atıp götürdü. Sonra faili meçhul ekibine teslim ettiler. Sofi Sıddık’ı tek katlı müstakil eve götürüp bağlamışlar. Ama adam gece bağdan kurtulup kaçmış ve Hizbullah’a da "Beni JİTEM kaçırdı, ben ellerinden kurtuldum" diye anlatmış. Bunun üzerine Sofi Sıddık’ı bir örgütçünün evine yerleştirmişler. Sofi Sıddık evde Hizbullahçı’nın kız kardeşine sarkıntılık etmiş. Bunun üzerine adam olayı Hüseyin Velioğlu’na taşımış. "Bu ne biçim cemaatçi, benim namusuma göz dikiyor" diye. JİTEM’den kaçtığını söylediği için zaten mimli olan ve ajan olarak görülen Sofi Sıddık’ı Hizbullah bu olaydan sonra işkenceyle sorguladı ve öldürüp domuz bağıyla gömdü. Hatta sonra cesedi de bulunmuştu. Sofi Sıddık’ı elimizden kaçırdığımız kötü oldu ama sonuçta kasti değildi. Cemil ve Ahmet Müdürler "Yeni birini kaçıralım" dediler. Böylece Cevzet Soysal’da karar kılındı.

‘CEMAATÇİLER YALAN SÖYLÜYOR’

Cemil Ceylan ve Ahmet Akbal savcılıktaki ifadelerinde sizin para sıkıntısı çektiğinizi, hatta cincilikle uğraştığınızı söylediler ve tüm itiraflarınızın yalan olduğunu iddia ettiler. Buna ne diyorsunuz? Bakın, ben her söylediğimin arkasındayım. Bu olayın beni mağdur edeceğini bile bile ben bu işe girdim. Ben cemaatte bulunduğumu da inkâr etmiyorum. Ama devlet çizgisinden ayrılmadım. Hatta bu yüzden cemaat beni hedef seçti, aylarca hapis yatırdı. Beni mesleğimden etti. Dediğim gibi ben her söylediğimin arkasındayım. Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakanlığı döneminde "Paralel Devlet konusunda kim ne biliyorsa savcılıklara açıklasın" dediği için ben bildiklerimin yarattığı vicdan azabının yükünden biraz olsun kurtulma niyetiyle devletin savcısına gittim. Bilmediğim konuda bir şey söylemem. Ama bildiğim konulardan yüzde yüz eminim, vicdanen de müsterihim. Bakın sorduğunuz üzere Cemil Müdür, benim cinciliğe meraklı olduğumu söylemiş. Cincilikle istihbarat faaliyeti yaptığımı ima ediyor hatta. Bunu beni itibarsızlaştırmak için cemaatin üst yönetiminden gelen talimat doğrultusunda yapıyor. Cinci dediği hocayı ben kendisiyle tanıştırdım. Üstelik kendisinin isteğiyle… Cinci falan değildir. Siirt merkezde Beşir Hoca diye biri vardı. Kalp gözü açık, muhterem birisiydi. Ben Cemil Ceylan’la tanıştırdım. Şimdi çıkmış adama cinci diyor. Yalan söylüyor. Cemaatçiler yalan söylüyorlar.

‘SAHTE PLAKALI BEYAZ TOROS’LA KAÇIRILDI’

Sizin söylediklerinizi ispatlayacak en önemli delil Cevzet Soysal’ın cesedinin söylediğiniz bölgede bulunması. Cesedin yerini bulmak için soruşturma makamları nasıl bir yol izlemeli sizce? Faili meçhul ekibinde olan Komiser Muammer Şahin bölgede askerlik yaptığı için Cevzet Soysal’ın gömüldüğü yeri çok iyi biliyor. 2012’de emniyetten ayrılmış. Şimdi bir özel okulda güvenlik danışmanı olarak çalışıyor. Bilal Özdal, İbrahim Turan ve Cem Köroğlu’nun halen polislik yaptığını biliyorum. Bu ekipte konuşma ihtimali en yüksek olan kişinin adını ben Fuzuli (Aydoğdu) Başsavcı’ya verdim. Bizim istihbarat ekibinde ise Aydın Mimir ve Ömer Kesinci vardı. Cemil Müdür’ün altındaki amirimiz dediğim gibi Fatih Karataş’tı. Bunlar konuşmalılar. Öte dünyaya bu vicdan azabı yüküyle gidemezler. Sofi Sıddık’ı ve Cevzet Soysal’ı kaçırdıkları Beyaz Toros’un sahte plakası bile aklımda. 06 MTM 11. Bu sahte plaka Ankara’dan getirilmişti. Bu işlerde genelde İstanbul, Ankara plakası kullanırdık Batman’da. Her ikisini de kaçırırken yeşil parka giydiler ve kar maskeleri taktılar.

YARIN: CEVZET SOYSAL’IN MEZARI İKİ KEZ KAZILDI – GÜLEN CEMAAT POLİSLERİNE ‘VİCDAN AZABI DUYMAYIN’ DEDİ

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI : İnfaz emri Gülen’den

Devletin emriyle uzun yıllar Paralel Yapı’nın içinde olan istihbaratçı Hulusi Cemil Altınlı olay yaratacak açıklamalarda bulundu. Altınlı, Cevzet Soysal cinayetinin emrini bizzat Gülen’in verdiğini söyledi: Gülen, Hizbullah’ın kendi örgütünü araştırmasına kızdı. ‘Onları bitirmek için ne gerekiyorsa yapın’ dedi.

Adı Hulusi Cemil Altınlı. 1972 Giresun doğumlu. 1993’ten 2005’e kadar Emniyet Teşkilatı’nın istihbarat birimlerinde polis memuru olarak görev yaptı. Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı ile Batman, İzmir, Siirt ve Edirne Emniyet Müdürlüğü’nün istihbarat şubelerinde yasadışı örgütlere bakan C masasında çalıştı. 1990’lı yıllarda Batman ve Diyarbakır gibi illerde etkin olan Hizbullah Örgütü’nün askeri kanadı konusunda uzmanlaştı. Altınlı’yı önemli kılan husus, Emniyet’teki görevinin yanı sıra 1990’lı yıllarda Gülen Örgütü içinde bulunması. Altınlı’yı Gülen Örgütü’ne sızdıran da devlet. Altınlı, cemaate sızma talimatını Emniyet eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’dan aldı. Cemaate girdikten sonra ‘abilerin’ güvenini kazandı. Cemil Altınlı, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) çalışanı Cevzet Soysal’ın infaz edilmesi başta olmak üzere Türkiye’nin yakın tarihinin karanlıkta kalmış olaylarına ilişkin önemli sırlara vakıf biri. Altınlı, Gülen Örgütü’nün karıştığı Cevzet Soysal cinayetine ilişkin bildiklerini 17 yıl boyunca sakladı. Bu sırrın yarattığı vicdan azabı altında ezildiğini, dört gün boyunca yayınlayacağımız röportajda göreceğiniz üzere kendisi söylüyor.

KUMPASLA HAPİS YATTI

Altınlı, Batman’da Gülen Örgütü’nün kendisine olan güvenini sarsan, hatta örgüt içindeki bir ajan olduğu izlenimini uyandıran davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle cemaat tarafından hedef seçildi. 2004’te tutuklandı, 2005’te Balyoz Davası’na da bakan Hâkim Rüstem Eryılmaz’ın üye olduğu Özel Yetkili Mahkeme tarafından görevi kötüye kullanmaktan bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Davanın duruşmalarında Zekeriya Öz gibi ‘meşhur’ savcılar da görev aldı. Altınlı’ya, memuriyetten men edilmesi için iyi hal indirimi uygulanmadı. 2004-2005’te sekiz ay cezaevinde kalan Altınlı, 2009’da bildiklerini Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) anlatacağı endişesiyle cemaat tarafından tekrar tutuklandı. Organize suç örgütü kurmak ve yönetmekten yargılandı. Beraat etti ama bu arada 10 ay daha hapis yatmış oldu. Ardından eski cezası kapsamında 24 gün daha cezaevinde kaldı. Böylece toplam 19 ay yatmış oldu. 2010 yılında cemaatin yasadışı faaliyetlerini ifşa eden Haliç’te Yaşayan Simonlar / Dün Devlet, Bugün Cemaat adlı kitabın yazarı polis şefi Hanefi Avcı, Cemil Altınlı’nın devletteki cemaat örgütlenmesini en iyi bilen isimlerden biri olduğunu savcılığa bildirdi. Ve Altınlı’nın ‘gizli tanık’ statüsünde ifadesinin alınmasını istedi. Ancak o dönemde cemaat yargısı bunu engelledi. Altınlı, akrabası olan Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’un İn kitabında yer alan yeni bilgilerle açılan Cevzet Soysal’ın öldürülmesi soruşturması kapsamında savcılığa ifade verdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fuzuli Aydoğdu’nun yürüttüğü soruşturma kapsamında 14’ü polis 19 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturmada başşüpheli Fethullah Gülen’di. Gülen’in yanı sıra soruşturmanın şüphelileri arasında Sabah’ın polis memurlarından sorumlu Emniyet imamı ve Alevilerden sorumlu imam olarak haberini yaptığı Süleyman Uysal da vardı. Uysal yurtdışına firar ettiği için yakalanamadı. Yine yurtdışında olan Bahattin Karataş da gözaltına alınamadı. Gözaltına alınan 16 şüpheli için de tutuklama talep edilmedi, tüm şüpheliler serbest bırakıldı. Aralarında 1998’de Batman İstihbarat Şube Müdürü Cemil Ceylan ile Terör Şubesi Müdürü Ahmet Akbal’ın da bulunduğu tüm şüpheliler suçlamaları reddetti. Ancak Hulusi Cemil Altınlı, Cevzet Soysal cinayetine ilişkin ifadelerinde ısrarcı. Ve bu olayla ilgili bildiklerini ilk kez Sabah gazetesine açıkladı. Altınlı’ya pek çok soru yönelttik. Söyleşi 7 saat sürdü. Altınlı, bütün sorulara çelişkiye düşmeden, bildiği kısımları net ifadelerle anlatarak yanıt verdi. Altınlı’nın güvenilir tanıklığının hem Paralel Devlet Yapılanması’nın, hem Cevzet Soysal cinayetinin bilinmeyenlerinin aydınlatılması açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

* Cemil Bey, önce savcılığa verdiğiniz ifadelerden başlayalım. Siz Cevzet Soysal cinayeti konusunda bugünedek hangi savcılıklara ifade verdiniz ve ifadelerinizde neler söylediniz?
Benim ifademe İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fuzuli Aydoğdu başvurdu. Ankara’da ifade verdim ama orada Cevzet Soysal olayından bahsetmedim. Birkaç gün önce de Batman Savcılığı şüpheli sıfatıyla ifademi almak istediği için İzmir’de talimatla ifade verdim. Olayı açığa çıkaran benim, gizli tanık yapılmam savcılığın inisiyatifinde olduğu halde bu yapılmadı. Sorumlular tutuklanmadığı gibi benim şüpheli olarak ifademe başvuruldu. Olayı ifşa eden kişi olduğum halde ihalenin bana kalmasından da endişe etmiyor değilim açıkçası. İfadelerimde size birazdan detaylarıyla açıklayacağım üzere Cevzet Soysal cinayetini anlattım.

MESAJ, ‘TALİMAT’ DEMEK

* Okuyucularımızın net anlaması için olayı baştan alalım. Batman’da görevliyken bir Hizbullahçı’yı kaçırıp işkenceyle sorgulama fikri nasıl doğdu? Burada amaç neydi?
Ben 1998’de Batman İstihbarat Şube’de göreve başladım. Cemil Ceylan Şube Müdürü idi. Beni Hizbullah masasına verdi. Amirimiz Başkomiser Fatih Karataş’tı. Bahattin Karataş’ın kardeşidir. Hizbullah’ın Gülen Cemaati’yle ilgili istihbarat topladığı, 1998’in ikinci yarısında Diyarbakır’daki operasyonlarda ele geçirilen dokümanlardan anlaşıldı. Emniyet, o dönemde Diyarbakır Ergani ve Elazığ Maden yöresinde Hizbullah’ın hücre evlerine yönelik çalışma yapıyor. Baskınlarda ele geçirilen dokümanlarda Hizbullah’ın Gülen Cemaati ile ilgili istihbarat çalışması yaptığı görülüyor. Ama bürokrasideki gizli yapılanmayla ilgili değil. Çünkü onu zaten bilemezler, Emniyet’tekiler bile bizi bilmiyordu. Ama yasal kanatla ilgili, yani dersaneler, okullar, öğretmenler, belletmenlerle (yurt sorumlusu) ilgili istihbarat çalışması yapıyormuş Hizbullah. Bu bilgi silsileyle Fethullah Gülen’e gidiyor, o zaman daha Altunizade’de. Gülen hiddetleniyor. ‘Abiler’ bize bir mesajı getirdiler ki bu mesaj talimat anlamına geliyor.

HİZBULAH’A BEDUA
Cemaat abisi ‘Fethullah Hocaefendi’nin sizlere selamı var. Arkadaşların gözlerinden öperim’ dedi ve şu mesajı iletti: Bu Hizbullah’ın Allah belasını versin. O bölgede görev yapan arkadaşlardan hassaten ricamdır, bu örgütü bitirmek için ne gerekiyorsa yapsınlar. Eğer ellerinde yetki olduğu halde yapmazlarsa Ahiret’te iki elim yakalarında olur. Bunun üzerine Hizbullah’la ilgili çalışma yapmaya başladık.

‘CESEDİN OLDUĞU MINTIKAYI BİLİYORUM’

* İfadenizde Fetullah Gülen’den gelen emir doğrultusunda İstihbarat Şube Müdürü Cemil Ceylan ve Terör Şube Müdürü Ahmet Akbal’ın talimatıyla kendisine JİTEM’ci süsü vermiş polisler tarafından öldürüldüğünü söylemiştiniz. Cevzet Soysal’ın cesedinin gömülü olduğu yeri biliyor musunuz?
Ben infaz değil, keşif istihbarat ekibindeydim. Yani infaza tanık olmadım, cesedin gömüldüğü yeri tam olarak bilmiyorum. Ama mıntıkayı biliyorum. Batman’da Güvercin Köyü’nün Beşiri kırsalına doğru Doğu veya Kuzeydoğu istikametinde bir yerde olduğu kesin. Cesedin yerini tam olarak bilenler şu kişilerdir: Soysal’ı işkenceyle sorguladıktan sonra kendisini sesinden tanıdığı gerekçesiyle boynunu kırarak öldüren Battal kod adlı (Sorguda kod isim kullanılır) polis memuru Bilal Özdal. Ayrıca polis memurları İbrahim Turhan ve Cem Köroğlu ile onların başındaki amir Muammer Şahin. Bu kişiler Batman Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde kurulmuş Faili Meçhul ekibinde yer alıyorlardı. Hiçbiri cemaatçi değildi, ülkücü kökenli kimselerdi. Talimatın cemaatten geldiğini bilmeksizin bu infazı gerçekleştirdiler. Ve infazdan sonra müdürlüğe gelip Cemil ve Ahmet Müdür (Ahmet Akbal ve Cemil Ceylan) ile bize ve Başkomiser Fatih Karataş’a cesedin gömülü olduğu yerin bu mıntıkada olduğunu bildirdiler. O bölgeyi bilirim, şimdi gitsem mıntıkayı elimle koymuş gibi gösteririm. Ama mezarı bulmak için bu kişilerin tanıklığı gerekiyor. Bu kişilerden birine güvence verilirse -hatta kime güvence verilebileceğini de savcıya söyledim- mezarın yerini gösterirler.

KOZMİK FAALİYET TANIĞI

Hulusi Cemil Altınlı paralel örgüte sızarak ‘abilerin’ güvenini kazandı ve imamlığa yükseldi. Bu dönemde örgütün Diyarbakır ve Batman’daki kozmik faaliyetlerinin birinci derece tanığı oldu.

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI : Fethullahçı polisler itiraflara ba şladı

Aydınlık gazetesinden Mehmet Bozkurt’un haberine göre; yasadışı dinleme yapan polis memuru Serhat Kadim’in ifadesi, dinleme yapılan kişilerin örgüt iftirasına nasıl maruz kaldığını gözler önüne serdi.

Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nda eski başkanlar Ramazan Akyürek ve Ömer Altıparmak’ın liderliğinde yapılan yasadışı dinlemelerle ilgili açılan davanın iddianamesinde çarpıcı bir itiraf yer aldı. Şüpheli polis memuru Serhat Kadim, telefonu dinlenecek kişinin örgüt seçimini polislerin yaptığnı söyledi.

Aydınlık gazetesinden Mehmet Bozkurt’un haberine göre; yasadışı dinleme yapan polis memuru Serhat Kadim’in ifadesi, dinleme yapılan kişilerin örgüt iftirasına nasıl maruz kaldığını gözler önüne serdi. Kadim, telekulakçıların “Şu numarayı şu örgütten mi, bu örgütten mi alalım?” dediğini itiraf etti.

TESPİT EDİLEN 48 KİŞİ BU ŞEKİLDE DİNLENDİ

Emniyet istihbarat Daire Başkanlığı’nda dinleme yapan polislerden Serhat Kadim ifadesinde yasadışı dinlenen kişilerin nasıl örgüt üyesi yapıldığını itiraf etti. Dinlemelerin yapıldığı birimde çalışan polis memuru Kadim, telefonu dinlenecek kişinin örgüt seçimini polislerin yaptığını söyledi. Kadim aynı büroda birlikte çalıştığı şüpheli iki arkadaşının dinleme yaparken, “Şu numarayı şu örgütten mi, bu örgütten mi alalım?” dediğini itiraf etti.

Ankara’da Emniyet istihbarat Daire Başkanlığı’nda 2007-2011 yıllan arasında eski İstihbarat Daire Başkanları Ramazan Akyürek ve Ömer Altıparmak’m liderliğinde yapılan yasadışı dinlemelerle ilgili açılan davanın iddianamesine dinlemelerin yapıldığı birimde çalışan şüpheli polis memuru Serhat Kadim’in itirafı damga vurdu.

‘C1 VE C3′DE ÇALIŞTIM’

Ankara Cumhuriyet Savcısı Alpaslan Karabay bu şekilde, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığında, Fethullah Gülen Terör örgütü’ne bağlı bir birim oluşturularak 2007-2011 yıllan arasında yasadışı yöntemlerle siyasetçi, işadamı, gazeteci, bürokrat ve polis 48 kişinin dinlendiğini tespit etti.

Polis memuru Serhat Kadim İstihbarat Daire Başkanlığı’nda C1 ve C3 bürolarında görev yaptığını, bu bürolarda şüpheli polisler Adem Çoban, Evren Fırtına, Büro Amiri Komiser Yusuf Ünal, Uğur Eski, Şube Müdürü Tamer Bülent Demirel ile beraber çalıştığını belirtti.

Kadim, 13 Mayıs 2015 günü savcılıkta verdiği ifadesinde dinlemelerle alakalı olarak polis memuru Evren Fırtına ve Komiser Yusuf Ünal’ın kendi aralarında sık sık kısık sesle “Şu numarayı şu örgütten mi, bu örgütten mi alalım?” diye konuşurken duyduğunu söyledi.

Kadim, ifadesinde dinleme yapan polislerin arasında geçen konuşmalarla ilgili olarak ayrıca şunları söyledi, “Hatta bir keresinde Evren Fırtına’nın, kullanmış olduğu bilgisayarın başında Yusuf Ünal ile ‘hedef şahıs, numara, hedef şahsı hangi örgütten alalım’ tarzında konuşmalar yaparken, sistem üzerinde 1Altıparmak araştırma yaptıklarını gördüm” dedi.

Hazırlanan iddianamede şüpheli polisler Adem Çoban ve Serhat Kadim dışında, haklarında kamu davası açılan diğer şüphelilerin emniyet ve savcılıkta alınan ifadelerinde genel olarak aynı tarzda ifadeler verdiğine dikkat çekildi. İstihbarat Daire Başkanlığı’nda yapılan müfettişler tarafından yapılan incelemede ise yönerge gereği hedef kişilerin telefonların Karar Takip Sistemine girişi yapılırken, kodu veya numarası, kullanıcı bilgileri, örgütsel ilişkilerinin gerekçelendirilerek, teknik yönden inceleme yapılarak geçirilmeleri gerekirken bu yönden her hangi bir inceleme gerçekleştirilmediği tespit edildi.

CEMAATİN TUZAĞINA KİMLER DÜŞTÜ

Eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’ın ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nde önemli birimlerde görev yapan polisler. MHP Genel Başkanı Başdanışmanı ve o dönem milletvekili adayı Zühal Topçu, MHP Genel Başkanı Koruma Müdürü Murat Mantuş, MHP Genel Başkanı Özel Kalem Müdürü Murat Çeliker, MHP Genel Başkanı Özel Kalem Müdür Yardımcısı Muhammed Bilal Aydın. 2 Haziran 2011 seçimleri öncesi yapılan dinlemelerle ilgili olarak savcılık, bu dinlemelerin dolaylı olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi hedef aldığını vurguladı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Grup Başkanvekili olduğu ve yolsuzluk dosyaları açıkladığı dönemde Özel Kalemi Şükran Kütük’ü İBDA-C’li olduğu gerekçesiyle dinlendiler. TOKİ Başkan Yardımcısı Çağatay Göktayoğlu, TOKİ Başkan Yardımcısı Ercan Tıraş, TOKİ Finansman Daire Başkanı Ayhan Karaca, TOKİ Başkan Yardımcısı Mehmet Memduh Dizdar ise organize suç örgütü üyesi olmakla dinlendi. Çeşitli örgütler kapsamında dinlenen diğer isimler şöyle: Fikret Bila, Arzuhan Yalçındağ, Ertuğrul Özkök, Şevket Kazan, Mehmet Bekaroğlu, Abdülkadir Selvi ve Mehmet Akif Beki, Yılmaz Ateş, Serdar Özgüldür, Koray Aydın, Ahmet Hüsamettin Cindoruk, Necmettin Erbakan, Aylin Cesur, Mustafa Destici ve Namık Kemal Zeybek.

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI : Yandaş Star yine suçüstü yakalandı

Özgür medyaya darbe operasyonuna dayanak yapılan Tahşiye kumpasında hükümet yandaşı Star Gazetesi suçüstü yakalandı.

“Gülen Tahşiyecileri hedef gösterdi polis operasyon yaptı” iddiasını ortaya atan gazete, buna dayanak olarak ise eski Elazığ İstihbarat Şube Müdürü Abdullah Turgut imzalı bir belge yayınladı. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bir sohbetinden polislerin Tahşiye operasyonu için talimat aldığını ve bu belgenin de bunun delili olduğu iftirasını attı. Ancak belgedeki tarihler, talimat alınmadığının delili çıktı. Hocaefendi’nin 6 Nisan 2009’daki söz konusu sohbetinden aylar önce Emniyet’in Tahşiye grubunu takip ettiği ve iktidar yandaşı gazetenin yayınladığı belgenin bu takiplere ilişkin rapor olduğu anlaşıldı.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “İrtica Paranoyası ve Duanın Esası” sohbetindeki sözleri, Tahşiye kumpasına dayanak yapılmaya çalışıldı. Hidayet Karaca da bir dizi senaryosu üzerinden bu kapsamda tutuklandı. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü, Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Tahşiye grubunu takip ettiği ortaya çıkmıştı. Tüm bunlara rağmen Tahşiye konusunda iftiralarına bir yenisini eklemeye çalışan iktidar yandaşı gazete, kendi yayınladığı belgeyle açığa düştü. Elazığ İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün Hocaefendi’nin sohbetindeki sözlerden hareketle istihbarat raporu yazdığını, daha sonra operasyon yapıldığını iddia etti. Hocaefendi’nin sohbeti 6 Nisan 2009 tarihli. Star‘ın yayınladığı belge ise bu tarihten 8 gün sonrasına ait. Oysa belgede yer alan ‘İlgi’ bölümü aslında polisin araştırmasının daha eskiye dayandığını gösteriyor. Star Gazetesi’nin yayımladığı belgeye göre Elazığ polisi 30 Aralık 2008, 6 Mart 2009 ve 13 Mart 2009 tarihlerinde Tahşiye grubuna yönelik araştırma yapıyor. Hatırlanacağı üzere 30 Aralık 2008 tarihinde MİT’in, 6 Mart 2009 tarihinde Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı’nın ve 13 Mart 2009 tarihinde Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne Tahşiye grubuyla ilgili istihbarat raporu gönderdiği ortaya çıkmıştı. Star’daki belgeye Elazığ İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün devletin üç istihbarat kurumunun raporlarına dayanarak personelini Tahşiye grubuna yönelik uyardığı görülüyor. Yani iktidar yandaşı gazete, Tahşiye grubuna yönelik araştırmaların Hocaefendi’nin sohbetinden 4 ay önceye ait olduğunu netleştirmiş oldu. Star’ın dünkü manşetinde imzası olan muhabir, daha önce de skandal bir habere imza atmıştı.

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI : Ev değil dinleme üssü

Gözaltına alınan ve İstihbarat Şube eski Müdürü Yılmazer’in A takımından olduğu belirtilen Emniyet Müdürü Bayram Özbek‘in evinde dinleme cihazı ve çok sayıda dinleme kayıtları bulundu.

Tahşiye Grubu’na yönelik 2008-2009 yılları arasında başlatılan soruşturmada kumpas kurulduğu iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada 3. Dalga operasyon için düğmeye basıldı. Operasyon kapsamında haklarında gözaltı kararı çıkartılan polislerin o dönem İstihbarat Şube’de çalıştıkları tespit edildi. Şüpheli polislerin eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve eski İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Recep Güven’in oluşturduğu A takımından olduğu belirtildi. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hasan Yılmaz, 8 kişi hakkında gözaltı kararı verilmesi için Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurdu.

8 KİŞİ GÖZALTINDA
Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği verdiği gözaltı kararı sonrası harekete geçen İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri sabah saatlerinde operasyona başladı. Haklarında yakalama kararı bulunan 8 kişi gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Operasyon kapsamında şüphelilerin evlerinde arama gerçekleştirildi. Şüphelilerden polis okulunda müdürlük görevinde bulunan Bayram Özbek’in evinde bulunanlar paralel yapının halen dinleme yaptığını gözler önüne serdi. Özbek’in evinde çok sayıda dinleme kasetinin yanı sıra dinleme yapabilmek için cihaz bulunduğu öğrenildi. Emniyet müdürünün evinden dinleme cihazıyla ne kadar ve kimler dinlediği araştırılmak üzere Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

13 KİŞİ TUTUKLANMIŞTI

Tahşiyeciler grubuna yönelik kumpas soruşturmasında ilk operasyon 2014’ün Aralık ayında gerçekleştirilmiş aralarında Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın da bulunduğu 5 şüpheli tutuklanmıştı. Soruşturmada 2. Dalga ise 17 Haziran günü gerçekleşti. Operasyonda 20 kişi gözaltına alınmış tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 13 şüpheliden 4’ü cezaevine gönderilmişti. Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şüpheli sayısı 13 olurken, soruşturmada 1 numaralı şüpheli olan Fethullah Gülen hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı.

2002’DE GÜNDEME GELMİŞTİ
Bayram Özbek ismi 2000’li yılların başında yılında açılan "Emniyette Fetullahçı yapılanma" soruşturmasında da gündeme gelmişti. Savcı Nuh Mete Yüksel, 2002 yılında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Bayram Özbek’in, Çağdaş Eğitim Vakfı yöneticileri ile amirlerinin haberi olmadan ”Hayri Canöz” takma adıyla irtibat kurduğunu ve vakıfta ele geçtiği bildirilen kasetleri hazırladığını belirterek, polis memurunun bu yüzden açığa alındığını ve hakkında soruşturma yapıldığını bildirmişti. Özbek, 17 Aralık öncesine kadar polis okulunda Emniyet Müdürü olarak görev yapıyordu.

Kaynak: Yeni Şafak