Etiket arşivi: istihbarat

PKK DOSYASI : Uludere’deki skandal istihbarat için Genelkurmay da MİT’i işaret etti

GENELKURMAY’IN, MİT’TEN GELEN ULUDERE İSTİHBARATINA İLİŞKİN MAHKEMEYE GÖNDERDİĞİ BELGEYİ CUMHURİYET GAZETESİ DÜN YAYIMLADI.

34 kişinin hayatını kaybettiği Uludere faciasındaki skandal istihbarata ilişkin Genelkurmay Başkanlığı’nın da Milli İstihbarat Teşkilatı’nı (MİT) işaret ettiği ortaya çıktı.

Cumhuriyet gazetesi, Genelkurmay’ın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği belgeyi yayımladı. Buna göre MİT’in Uludere’yle ilgili olmadığını savunduğu istihbarat notuna ilişkin Genelkurmay ‘olay günü karar vermede önemli rol oynadığını’ belirtti. Başsavcılığa 28 Mayıs 2012’de gönderilen yazıda Şırnak sınır hattındaki askeri üs bölgeleri ile karakollara saldırı yapılacağına işaret eden duyumlar alındığı belirtilerek şöyle denildi: “MİT Müsteşarlığı’nca 21 Aralık 2011 tarihinde paylaşılan ve Ortasu/Gülyazı bölgesinde 21-30 Aralık tarihleri arasında bir terörist saldırı gerçekleşeceğini ifade ederek olay günü karar verme sürecinde önemli rol oynayan duyum OBİ-PAS (Operasyonel Bilgi Paylaşım Sistemi) üzerinden alınmıştır.”

Genelkurmay, olay günü MİT’ten anlık istihbarat paylaşımı geldiği iddialarını ise yalanlayıp “MİT Müsteşarlığı veya bağlı birimlerince olay günü hava harekatı icra edildiği aşamada söz konusu grubun terörist olmadığına ilişkin hiçbir bilgi, bölgedeki askeri birliklere veya sıralı komutanlıklara iletilmemiştir.” denildi. MİT’in istihbaratından sonra Genelkurmay, karakol ve üs bölgelerini terörist eylemlere karşı uyardı. Genelkurmay Başkanlığı’nın muhtemel eylemlere karşı alınacak tedbirlerini içeren mesaj emri 28 Aralık 2011 saat 14.00’te (bombardımandan 7 saat önce) ilgili birliklere gönderildi.

Reklamlar

PKK DOSYASI : Karayılan’ın şok sözleri sorguda ortaya çıktı ! “Aldıkları istihbarat bizi ç özer, darmadağın eder”

Güvenlik ve istihbarat kaynaklarından elde edilen bilgiye göre, PKK’lı Murat Karayılan’ın uzun yıllar en yakınında bulunan ve çok güvendiği bir terörist, geçen hafta güvenlik güçlerine teslim oldu.

Güvenlik ve istihbaarat kaynaklarından elde edilen bilgiye göre teslim olan ve PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın yakınında bulunan terörist Karayılan’ın ağzından çıkan şu sözleri, sorgusunda paylaştı; "TC ordusu hiç beklemediğimiz bir darbe vurdu hiç beklemediğimiz darbeyi vurmuştur. Bunu söylemekten utanıyor muyum? Hayır utanacak olan ben değilim, sizlersiniz. Size her şeyi verdik mi? Verdik."

PKK’lı Karayılan’ın yakınında bulunan itirafçı, 22 Temmuz’da başlayan hava operasyonları ve sonrasında yapılan operasyonlar sonucu örgütte yaşanan paniği gözler önüne serdi.

Edinilen bilgiye göre teslim olan ve PKK’lı Karayılan’ın yakınında bulunan terörist, Karayılan’ın ağzından çıkan şu sözleri, sorgusunda paylaştı; "TC Ordusu 22 Temmuz’da başlayan hava harekatlarıyla gerek kırsaldaki, gerekse il ve ilçelerdeki komutanlıklarımıza ve unsurlarımıza hiç beklemediğimiz darbeyi vurmuştur. Bunu söylemekten utanıyor muyum? Hayır utanacak olan ben değilim, sizlersiniz. Size her şeyi verdik mi? Verdik. Bazı tavizler vererek dış unsurların desteğini sağladık mı? Sağladık. Hala da veriyoruz şu yok anımızda bile. Sizin yönettiğiniz salaklar ne yapıyor? Bu yok zamanımızda leblebi gibi mermi atıyorlar. Atmayacak kardeşim, hedefi görecek ona atacak. Mühimmat tedarik edemiyoruz. Yurtiçine gönderecek mühimmatımız iyice azaldı. Bizim mühimmat fabrikalarımız yok. İçerdekiler seviyemiz iyi diyorlar ama bu gidişle onlar da tükenecek. Yeni katılanların çoğu ya öldü ya da kaçtı. Adamları elinizde tutamıyorsunuz, sahip olamıyorsunuz. Kış döneminde bu konuda herkes öz savunmasını yazmaya hazır olsun. Kimsenin gözyaşına bakmam, acımam. Son iki ayda verdiğimiz kayıplar bir yana bunların ailelerine ne denecek onu düşünün. Çoğu evladını dağda sanıyor ama toprakta. Nereye gömüldüler onun hesabı bile karıştı. Bunları da düşünün, bir yol bulun."

"HALKIN ÇOĞUNU KAYBETTİNİZ. YDG-H DENEN GARABET HALKA NİYE SALDIRDI"

"Böyle olmaz. Herkes sorumluluğu HPG’nin üzerine atıyor. Her kademe sorumluluğu üstlenmeli. Bölgede HPG adı olmadan tek yönetim kurulmalı; her şehirde 6-7 kişiden oluşan üst bir komutanlık örgütlenmeli. Başta YDG-H birimleri olmak üzere bütün direnen güçler o komutanlık bünyesinde yer almalı. O komutanlığın emrinde, sevk ve idaresinde direnişe katılmalıdır. Herkes kendi kafasına göre takılır ve sorumluluğu HPG’ye yıkarsa şu an düştüğümüz durumdan da kötüye gideriz. TC kararlı, böyle devam edemeyiz. Yok olup gideriz. Güçler kendisini Sivil Direniş Unsurları olarak örgütleyebililer. Artık bu ismi kullanacağız. "Şu HPG’dir, şu gençliktir, şu yerel birliktir’ saçmalıklarını bir kenara bırakın. Oralarda HPG’den artık bahsetmemek gerekir. Orada ki (Türkiye’yi kast ediyor) herkes Sivil Direniş Unsurlarıdır. Önce kendi iç teşkilatımızı örgütleyelim. Şimdilik ismine Sivil Savunma, Sivil Direniş diyebiliriz. Tabi bunun neresi sivil bilemem. Halkın çoğunu kaybettiniz. YDG-H denen garabet halka niye saldırdı. Biz ezin dedik, korkutun dedik; adamlar halkın çatılarından içeri roket attılar, ambulansları yakarak acil hastaların ölümüne neden oldular, bebeği buzdolabında öldürdüler. Kim inanır size "TC yaptı" demenize. 20 sene öncesinde yaşamıyoruz, her şey anında ortaya çıkıyor. Halk bize sırtını döndü. Yüzünü bir daha ne zaman döner veya döner mi?”

"ALDIKLARI İSTİHBARAT BİZİ ÇÖZER, DARMADAĞIN EDER"

"Artık YDG-H’nin PKK ile bağlantılı olduğu vurgulanmayacak. Hepsi Sivil Direniş Unsurları olacak. Sivil Direniş Unsurları YDG-H’nin kendisini sivil direnişe dönüştürmesinin adıdır. YDG-H hezimete uğramıştır. Bunun hesabını kendileri verecektir. PKK onların başarısızlığını üstlenemez. YDG-H’nin HPG bağlantısını halkımıza unutturmalıyız. Her il kendi birimini kurmalıdır. Bu birimlere bundan sonra Sivil Direniş Unsurları ya da Sivil Savunma Birlikleri diyeceğiz. Şehirde emir komuta sistemine bağlı bir birim olmalı. Bu birimleri tek bir yerden yönetmemiz lazım. Yönetimdeki çok kritik isimler TC tarafından yok edildi, bir kısmı ellerine geçti. Aldıkları istihbarat bizi çözer, darmadağın eder. Bu sebeple yeni bir teşkilatlanma şarttır. Dersim bölgesi çok kötü durumda. Çöküyoruz hatta çöktük. Lider kadro teker teker gidiyor. TC Ordusu adeta çıldırdı, üzerimize çullandılar. Polis, Jandarma çok uyumlu çalışıyor. Ordu bunları kucaklamış hep birlikte üstümüze geliyorlar. Çok dikkatli olalım. Dinliyorlar, gözlüyorlar, vuruyorlar."

MİT DOSYASI : ’34 kişinin ölüm sebebi yanlış istihbarat’

Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan habere göre, Genelkurmay’a 35 sivilin öldüğü Uludere faciası ile ilgili istihbaratın MİT tarafından verildiği iddia edildi.

Gazetede yayınlanan belgeye göre MİT, Genelkurmay’a faciadan önce PKK’nın bölgede eylem yapılacağı yönünde belge göndermiş. Belgede PKK’li Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in eylem arayışında olduğu, bölgede 28 Aralık 2011 tarihini de kapsayacak şekilde eylem yapacağına ilişkin bilgiler mevcut.

Cumhuriyet’in haberinde şu bilgiler yer aldı:

"Roboski (Uludere) katliamından sonra istihbaratı kimin verdiğine ilişkin tartışmalarda odak noktası olan MİT Müsteşarlığı ile Diyarbakır Başsavcılığı arasındaki yazışmalar, üzeri örtülmek istenen katliamla ilgili kritik bilgileri gün ışığına çıkardı. Yazışmalar ve belgeler, MİT’in, olaydan hemen önce Genelkurmay’a PKK’li Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in bir eylem arayışında olduğu ve bölgede, katliamın yaşandığı 28 Aralık 2011 tarihini de kapsayacak şekilde, 21 Aralık-30 Aralık tarihleri arasında eylem yapacağına ilişkin bilgi gönderdiğini ortaya koydu.MİT’in söz konusu raporunda istihbaratın doğruluk derecesi “Doğruluğu kuvvetle muhtemel” olarak belirtilirken yapılacak eylemin “üs bölgelerine silahlı saldırı” olacağı belirtildi. MİT’in söz konusu istihbarat raporundan Diyarbakır Başsavcılığı’na bilgi vermemesinin krize neden olduğu ve Diyarbakır Başsavcılığı’nın, gerçeğe aykırı bilgi gönderen ve bilgilerin saklanması talimatını veren MİT görevlilerinin kimlik bilgilerini istediği anlaşıldı.

‘İSTİHBARAT VERMEDİK’

Kaçakçılık yapmak için Şırnak’ın Uludere ilçesi Ortasu köyü kırsalından Irak’a geçen çoğu çocuk 34 vatandaşın dönüş yolunda savaş uçaklarından atılan bombalarla öldürülmesinden sonra soruşturmayı üstlenen Diyarbakır Başsavcılığı, 28 Aralık 2011 tarihinde MİT’e bir yazı yazdı. Yazıda “olay öncesi sınırdan yurda herhangi bir sızma olacağına ilişkin istihbari bilginin elde edilip edilmediği, varsa bilgilerin hangi kurumlarla paylaşıldığını” sordu. MİT, Başsavcılığa gönderdiği 10 Ocak 2012 tarihli yanıtta “konu hakkında MİT tarafından dış makamlara intikal ettirilmiş not, yazı ve bilgi bulunmadığını” bildirdi.

İKİ AYRI ROBOSKİ RAPORU

Buna karşın savcılık yaptığı araştırma sonunda, katliamdan bir ay önce; 27 Kasım 2011’de, MİT’in Genelkurmay Başkanlığı ile OBİPAS (Operasyonel Bilgi Paylaşım Sistemi) üzerinden “Şırnak/ Uludere Ortasu’ya mücavir Irak alanından Türkiye’ye aktarılması planlanan PKK grubunun beklendiğini” bildirdiğine ilişkin bilgi paylaşımına ulaştı. Savcılık ayrıca katliamdan bir hafta önce, yani 21 Aralık 2011 tarihinde, MİT’in Genelkurmay’a OBİPAS üzerinden gönderdiği yazıya ulaştı. Yazıda “PKK sözde Zağros eyaleti sorumlusu Dr. Erdal Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in Şırnak Uludere Ortasu bölgesinde yer alan Düğün Dağı karşısında Türkiye sınırına yaklaşık 10 km uzaklıkta telsiz çevrimine çıktığı, söz konusu keşif çalışması ve Fehman Hüseyin’in sınır bölgesine yakın bir mıntıkada bulunması, mezkur alanda bir eylem arayışı olabileceği cihetiyle önemli görülmektedir” denildi. MİT, söz konusu notta bu eylemin 21 Aralık 2011 ve 30 Aralık 2011 tarihleri arasında gerçekleştirileceği bilgisini verdi.

Bu bilgilerin ele geçirilmesinin ardından Diyarbakır Başsavcılığı, 9 Mart 2012’de MİT’e sert bir yazı gönderdi. Yazıda, OBİPAS üzerinden gönderilen bu bilgilere yer verildi. MİT’in Fehman Hüseyin’in muhtemel geçiş tarihi olarak 21 Aralık ve 30 Aralık tarihleri arasını belirttiğine vurgu yapılan Başsavcılık yazısında MİT’in Başsavcılığa verdiği bilgilerin doğru olmadığının anlaşıldığı kaydedildi. Yazıda MİT’e “Gerçeğe aykırı bilgi verilmesinin sebebi nedir? Gerçeğe aykırı bilgi veren görevliler kimdir? Gerçeğe aykırı bilgi verilmesi yönünde kim tarafından talimat verilmiştir” soruları yöneltildi ve gerçeğe aykırı bilgi veren görevlilerin kimlik bilgilerinin gönderilmesi istendi.

MİT MAZERETLERİ

Başsavcılığın bu sert yazısına yanıt, MİT Müsteşarı Hakan Fidan adına Hukuk Müşaviri Ümit Ulvi Canik imzasıyla geldi. Savcılığa gerçeğe aykırı bilgi verildiği iddiasının reddedildiği yazıda, 27 Kasım 2011 tarihli OBİ- PAS paylaşımının olaydan bir ay önce gönderildiği, dolayısıyla bilgilerin “güncelliğini yitirmiş” olduğu savunuldu. Sınır ötesi operasyonların yoğun olduğu bir dönemde bir örgüt grubunun aynı noktada uzun süre barınmayacağı savunulan yazıda, 21 Aralık tarihli bilginin savcılığa bildirilmeme nedeni de şöyle açıklanmaya çalışıldı:

“Yazıda muhtemel bir geçiş değil, görülme bilgisi yer almaktadır. Anılan notun incelenmesinden de görüleceği üzere ‘Emare türü’ bölümünde de ‘görülme’ ifadesine yer verilerek bu durum teyit edilmiştir. ‘Görülme’ ifadesi örgüt mensuplarının bölgedeki (K.Irak) varlığını ifade etmektedir. Söz konusu notta da herhangi bir geçiş tarihi ve geçiş yapacak grup bilgisi belirtilmemiş olup, OBİPAS formatında ‘Muhtml. Gerç. Baş. Tar’ kısaltması olayın ‘Muhtemel Gerçekleşmesinin Başlangıç Tarihini’, ‘Muht. Gerç. Bit. Tar’ kısaltması da olayın ‘Muhtemel Gerçekleşmesinin Bitiş Tarihini’ ifade etmektedir. Söz konusu tarihler ifade edildiği üzere, muhtemel olup, kesinlik taşımamaktadır. OBİPAS formları üzerinde ‘Muhtemelen Doğru’ ve ‘Doğruluğu Mümkün’ ifadelerine yer verilerek bilginin kesinlik arz etmediği belirtilmiştir.”

MİT: ULUDERE İLE İLGİLİ DEĞİL

MİT, söz konusu istihbarat raporundan 5 Ocak 2012 tarihinde yapılan basın açıklamasında da söz edildiğini hatırlatarak “açık kaynaklardan dahi kolaylıkla elde edileceği kesin olan bir bilginin Başsavcılığınızdan gizlenmesinin söz konusu olmayacağı açıktır” ifadesine yer verildi. MİT, 5 Ocak 2012 tarihinde yaptığı açıklamada ise Roboski’de istihbarın MİT tarafından verildiği iddialarını yalanlayarak “Söz konusu sızdırılan raporların 21.12.2011 tarihli olanı hariç hiçbiri Uludere-Ortasu kırsalı ile alakalı değildir. Bu raporumuzda ise iddia edildiği gibi bir grubun Türkiye’ye illegal geçiş yapacağına dair bir bilgi kesinlikle yer almamaktadır” demişti.

MİT, Roboski katliamından hemen sonra 30 Aralık 2011 tarihinde yaptığı açıklamada da hava operasyonuna neden olan istihbaratın MİT’ten kaynaklandığı iddialarını reddetmişti.

FSB DOSYASI : Rusya’da istihbarat eski yarbayına vatana ihanetten 14 yıl hapis cezası

Rusya Askeri İstihbarat GRU emekli yarbayı Gennadi Kravtsov, vatana ihanet suçundan 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi’nden (FSB) yapılan açıklamada, emekli yarbayın İsveç’e Rus uzay istihbaratı faaliyetleri ile ilgili bilgileri sızdırdığı ifade edildi.

Açıklamaya göre, GRU emekli yarbayının çok gizli ve devlet sırlarını elektronik mailden İsveç Savunma Bakanlığı Radyo Teknoloji Merkezi’nin web sitesine aktardığı ortaya çıkarıldı. İnterfaks haber ajansı, Kravstov’un radyo teknoloji istihbarat için öngörülen Tselina-2 isimli uzay teknolojisi ile bilgileri sızdırdığını iddia etti. FSB’ye göre, bu tür bilgilerin yabancı ülke temsilcilerine aktarılması Rusya Federasyonu güvenliği için tehdit oluşturmakta.

Moskova Kent Mahkemesi Mosgorsud, FSB savcılarının topladığı bilgileri kanıt olarak kabul etti ve Kravtsova’a vatana ihanet suçu gerekçesiyle 14 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme, Kravtsov’un yarbay rütbesinin alınmasına da karar verdi.

PKK DOSYASI /// İstihbarat Uyardı ! IŞİD ve PKK Canlı Bomba Hazırlığında

İstihbarat birimleri, terör örgütleri IŞİD ve PKK’nın canlı bomba eylemleri için harekete geçtiği uyarısını yaptı.

İstihbarat birimlerinin İçişleri Bakanlığı‘na sunduğu raporda, Telafer, Tuzhurmatu ve Kerkük‘teki Türkmen ve Arap kökenli 7 IŞİD militanını Türkiye’ye gönderdiği kaydedildi.

SAKAL VE BIYIKLARINI KESTİLER

IŞİD militanlarının dikkat çekmemek için sakal ve bıyıklarını keserek Türkiye’ye girdiği ve IŞİD’in, PKK‘ya yönelik eylem kararı aldığı da öğrenildi.

Tüm iller alarma geçirilirken, rapora yansıyan 5 IŞİD militanıyla ilgili şu bilgiler verildi:

-Brahim Muhammed Selmo: Canlı bomba eylemcisidir.

-Cengiz Ruşit Abbas: 1 ay önce Türkiye’ye geldi. 45 yaşlarında, IŞİD’in sözde lider kadrosunda yer alır.

-Muhammet Hüseyin: 4 gün önce Türkiye’ye geldi. 45-47 yaşlarında, IŞİD’in askeri kanadında görev yapar.

-Teymur Abdurrauf Musa: 1 hafta önce Tuzhurmatu’dan Türkiye geldi. IŞİD’in askeri biriminde görev yapar.

-Elmala Ebu Amar: Suriye uyruklu. Hatay Reyhanlı’dan giriş yaptı. Canlı bomba olma ihtimali yüksek.

PKK EGE’DE EYLEM PEŞİNDE

İstihbarat birimleri, PKK ‘nın da dağ kadrosundan 7 teröristi İstanbul‘a gönderdiğini ve terör örgütünün Ege Bölgesi’nde eylem planladığını ortaya çıkardı. Yakalanmamak için sürekli yer değiştiren teröristlerin birbirlerinden bağımsız şekilde saldırı yapmayı planladığı tespit edildi.

TAĞUT ENDİŞESİ

IŞİD’in karşı çıktığı kişiler için kullandığı "Allah’ın dışında kendisine ibadet, kulluk edilen varlık" anlamına gelen "tağut" sözcüğünün İstanbul’un farklı semtlerinde duvarlara yazılması, endişe yarattı. (Kaynak: Habertürk)

İSTİHBARAT DOSYASI : Para var, istihbarat yok

Geçen yılın ilk 8 ayında bütçeden istihbarat personeli giderleri için 396 milyon lira harcanırken bu yıl bu rakam 429 milyon liraya çıktı. İstihbarat personeli harcamaları için ise bütçeden 609 milyon lira ödenek ayrıldı. Bunlara rağmen terör saldırılarının artması akıllara, “Terör saldırıları karşısında istihbarat zafiyeti mi var?” sorusunu getiriyor.

Türkiye’yi yasa boğan terör saldırılarında istihbarat zafiyeti olduğuna yönelik güçlü iddialar sıkça tartışılıyor. Yollara döşenen 1 tonluk bombaların istihbaratının nasıl alınamadığı hem terör uzmanları hem de saldırılarda şehit olan güvenlik personellerinin aileleri tarafından tarafından eleştiriliyor. Eleştirilerin odağındaki istihbarat birimleri için bütçeden harcanan parada ise önemli artış yaşanıyor. Geçen yılın ilk 8 ayında bütçeden istihbarat personeli giderleri için 396 milyon lira harcanırken bu yıl rakam 429 milyon liraya çıktı. Bu yıl istihbarat personeli harcamaları için bütçeden 609 milyon lira ödenek ayrıldı. MİT ve Emniyet’in istihbarat hizmetleri için kullanma yetkisine sahip olduğu örtülü ödenek harcamaları da ilk 8 ayda 1 milyar 185 milyon liraya ulaştı. Geçen yılın ilk 8 ayında güvenlik ve savunmaya yönelik mal, malzeme ve hizmet alımları için 1 milyar 742 milyon lira harcanırken bu yıl rakam 1 milyar 890 milyon liraya çıktı. Bunun en önemli kısmını 659 milyon lira harcanan silah, araç ve savaş teçhizatı oluşturdu. Silah savaş ve teçhizatı işletmesiyle ilgili ise 385 milyon lira harcama yapıldı. Güvenlik ve savunmaya yönelik gayrimenkul yapım giderleri için 171 milyon lira, makine teçhizat alımları için 143 milyon lira, araştırma geliştirme için ise 140 milyon lira harcandı. Güvenlikle ilgili hizmet alımlarına 87 milyon lira, makine teçhizat onarımlarına 48 milyon lira, gayrimenkul büyük onarımına ise 46 milyon lira harcandı. Bu yıl yapılan güvenlik ve savunma harcamalarında geçen yıla göre özellikle mühimmat alımlarında artış yaşandı. Geçen yıl ilk 8 aylık dönemde 82 milyon liralık mühimmat alımı yapılırken bu yıl aynı dönemde mühimmata 189 milyon lira ödendi.

GÜVENLİK VE SAVUNMAYA NE KADAR PARA HARCANIYOR?

  • Güvenlik ve savunmaya yönelik mal, malzeme ve hizmet alımları 1 milyar 890 milyon lira
  • Silah savaş ve teçhizatı işletmesiyle ilgili yapılan harcama 385 milyon lira
  • Güvenlik ve savunmaya yönelik gayrimenkul yapım giderleri için 171 milyon lira
  • Güvenlik ve savunmaya yönelik makine teçhizat alımları için 143 milyon lira
  • Güvenlik ve savunmaya yönelik araştırma geliştirme giderleri için ise 140 milyon lira
  • Güvenlikle ilgili hizmet alımlarına 87 milyon lira
  • Güvenlik ve savunmaya yönelik makine teçhizat onarımlarına 48 milyon lira
  • Güvenlik ve savunmaya yönelik gayrimenkul büyük onarımına ise 46 milyon lira
  • Tüm istihbarat personeli giderleri için harcanan toplam para 429 milyon lira

ERGENEKON DOSYASI : İŞTE AMERİKALILAR’IN ERGENEKON POLİSLERİNE VERDİĞİ EĞİTİMİN BELGES İ /// TARİH : 2008-2009

Yarbay Mustafa Dönmez, Zir Vadisi’nde bulunan askeri mühimmatın sorumlusu olarak 2 yıldan beri tutuklu. Ergenekon üyesi olmakla suçlanıyor. Dönmez bugün savunma yapmaya başlayacak.

Aşağıda Dönmez’in yargılandığı davayla ilgili olarak sizi şok edecek 3 video bulacaksınız.

Ancak videolardan önce bugün davada savunmaya başlayacak yarbay ile ilgili önemli bilgiler verelim…

SAKINCALI PİYADE

Yarbay Mustafa Dönmez, TSK’nın içindeki “sakıncalı piyade”lerden. 68 kuşağından gelen bir babanın çocuğu olan Dönmez, 1980’de ODTÜ’de öğrenciydi. Üniversitede sol görüşe yakın olan Dönmez, bir eylemde yaralandı. Bundan sonra okulu bıraktı. Ailesinin desteği ile Kara Harp Okulu sınavlarına girdi. Sınavda 6. oldu. Harp Okulu’na girdi ve 1985 yılında mezun oldu.

Mustafa Dönmez, muharip değildi. Karargahta görev yapıyordu. Tutuklandığında “ikmal subayı” olan Dönmez, bugüne kadar milyonlarca liralık satın alma gerçekleştirdi ve bilinen usulsüzlüğü olmadı. Aziz Nesin’den Attila İlhan’a kadar pek çok isimle tanışıklığı olan Dönmez’in kendisinin de pek çok dergi de yazısı çıktı. Dönmez’in son yazısının başlığı “Mustafa Kemal ve Tam Bağımsız Türkiye”. Dönmez’in yazdığı dergi, tutuklanmasının ardından kapatıldı.

Peki Dönmez’in başına bunların gelmesini sağlayan başka bir özelliği var mı?

TSK’DAKİ CEMAATE KARŞI

Mustafa Dönmez, orduda cemaate karşı kişiliği ile biliniyor. Cemaate mensup pek çok subayı deşifre eden Dönmez, TSK içinde mevcut yapılanmanın ev toplantıları ile örgütlendiğini ortaya çıkardı. Cemaate alternatif olarak TSK’da kültür çalışmaları yapan Dönmez’in hayatı 2009 yılının Ocak ayında önce Sapanca’daki yazlık evinde, ardından da orada bulunan bir kroki aracılığıyla Zir Vadisi’nde askeri mühimmat bulunduğu iddiasıyla değişti. Dönmez bu nedenle tutuklandı.

Şimdi size Dönmez’in adının gündeme gelmesine neden olan Zir Vadisi kazılarıyla ilgili üç görüntü izletelim…

AMERİKALILAR KURS VERDİ

İlki Zir Vadisi’nde bulunan bir mühimmat ile ilgili. Bombanın adı “datasheet” okunuşu “detaşit”. Zir Vadisi’nde bulunan malzemenin içinde çıkan bu bomba türünü Türk polisi tanımaz diyebilirsiniz. Gerçekten de polisin bu bombayı aldığı eğitimle tanıması mümkün değil. Ancak aşağıda izleyeceğiniz görüntülerde bu bombayı tanıma konusunda polisin Zir Vadisi kazısından sadece 2 gün önce Amerikalı uzmanlardan eğitim aldığını bizzat polislerin ifadesi ile izleyeceksiniz.

İzlemek için LİNKİ tıklayın

LINK : http://www.odatv.com/n.php?n=video2-1402111200

İnsan sormadan edemiyor. Polis iki gün önce ABD’lilerin aldığı eğitim sayesinde tanıdığı bombayı iki gün sonraki kazıda nasıl buluyor? Bu ne tesadüf. Mustafa Dönmez de kazının olduğu gün Zir Vadisi yakınlarındaki 5 ABD’li istihbaratçının ne işi olduğunu soruyor haklı olarak?

Bu kadar değil…

YOUTUBE’A BİZDEN ÖNCE KOYMA

Aşağıda izleyeceğiniz görüntülerde ise polis, Amerikalı eğitmenlerine “Abi” diye hitap ediyor. Ve içlerinden biri cep telefonuyla mühimmatın görüntülerini çekiyor. Bir diğer polis çeken polisi uyarıyor: “Youtube’a bizden önce atmayın!” (Mühimmatlarla ilgili bir başka polis videosu haberimiz için tıklayın )

İzlemek için LİNKİ tıklayın

LİNK : http://www.odatv.com/n.php?n=video3-1402111200

Mühimmat ile ilgili olarak ilginç bir ayrıntı verelim. Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin başına gelenlerin bir benzeri Yarbay Mustafa Dönmez’in de başına geliyor. Polisin gönderdiği belgelerde Dönmez’de bulunduğu hakkında rapor verilen 472 adet merminin, gerçekte Dönmez’de bulunmadığını Emniyet mahkemeye yazdığı yazıyla kabul ediyor. Kısacası 473 mermi “sehven” Mustafa Dönmez’de bulunuyor.

MALZEME “SIFIR”

Son görüntülerimiz ise Zir Vadisi’nde bizzat kazıların yapıldığı noktadan. Kazıya tanık olan bir binbaşı ile bir başçavuşun konuşması. İkili arasında geçen konuşmadan hem bulunan malzemenin hem de kutularının “sıfır” olduğu anlaşılıyor. 7 Ocak 2009 günü yapılan konuşmada yapılan tespit, bulunan mühimmatın henüz kar görmediği hatta hiç ıslanmadığı. Sadece bir hafta önce Ankara’da okulların kar nedeniyle tatil edildiği hatırlanırsa bu biraz garip bir durum. Buradan hareketle iki asker malzemelerin “en fazla iki günlük” olduğu sonucuna varıyor. Malzemenin üzerindeki gazetelere bakıldığında ise gazetelerin de yeni olduğu görülüyor. Binbaşı kazıyı inandırıcı bulmadığını “eski kitaplar bunlar” sözleriyle gösteriyor.

İzlemek için LİNKİ tıklayın

LİNK : http://www.odatv.com/n.php?n=video-zir-vadisi-1402111200

KAZILAR NEDEN GECE YAPILIYOR

Son olarak şunu söyleyelim. CMK’nın 118. Maddesi yapılan aramalar için şu kısıtı koyuyor: “(1) Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. (2) Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (CMK 118. Madde)” Bu kazılarda 2. Fıkraya dair hallerin olmadığı açıkça ortada olmasına rağmen, polis bu aramaların tamamını gece yapmayı tercih ediyor. Aramaların gündüz gözüyle yapılmasını nedense uygun bulmuyor.

Bugün savunmasını yapmaya başlayacak “sakıncalı piyade” Mustafa Dönmez, ne zaman ağzını açsa kendisine bir “polis komplosu” yapıldığını anlatıyor, TSK ve emniyette cemaat örgütlenmesine vurgu yapıyor.

Görüntülere bakınca Mustafa Dönmez’e “haksızsın” demek mümkün mü?

Barış Terkoğlu

Odatv.com