Etiket arşivi: MİT DOSYASI

MİT DOSYASI : Roboski’den Paris cinayetlerine MİT’in sessiz kaldığı iddialar…

Roboski katliamında MİT’in Genelkurmay’a yanlış istihbarat verdiği ortaya çıkmıştı

Roboski’de çoğunluğu çocuk 34 vatandaşın hayatını kaybettiği hava harekatından önce bölgeden Türkiye’ye terörist eylem yapılacağına ilişkin yanlış istihbarat verdiği Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş‘ın haberiyle ortaya çıkan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kurulduğu günden bu yana yasal sınırlarının dışında faaliyet gösterdiği ortaya çıkan birçok olayla gündeme geldi.

MİT soğuk savaş yıllarında gayri nizami harbin yürütüldüğü en önemli merkezlerden biriydi. 12 Eylül darbesinden önce her biri darbenin zeminini hazırlamak üzere tasarlanan 1 Mayıs, Maraş, Sivas ve Çorum katliamlarındaki rolü hep tartışıldı, önemli bilgi ve belgeler ortaya konuldu. Darbeyi, bağlı olduğu Başbakan’a dahi haber vermeyen MİT, darbeden sonra da yurt içinde ve dışında birçok illegal olayın merkezinde oldu.

Hrant Dink’in öldürülmesinden önce İstanbul Valiliği’nde bir MİT’çinin de katıldığı toplantıda tehdit edilmesi, Zirve Yayınevi cinayetinde yargılanan sanıklardan birinin MİT ajanı olduğu gibi birçok iddia gündeme geldi. MİT, özellikle 17-25 Aralık soruşturmalarından sonra da bir çok farklı iddiayla yan yana anıldı.

Silah dolu TIR’lar

MİT’in son yıllarda karıştığı en önemli olay, sadece iç kamuoyunda değil uluslararası alanda da büyük yankı uyandıran ve Türkiye’nin Suriye’deki çihatçı gruplara destek verdiği iddialarının odak noktasındaki MİT TIR’ları olayı oldu. TIR krizlerinden ilki 1 Ocak 2014’te Hatay Kırıkhan’da yaşandı. MİT’e ait olduğu ortaya çıkan ancak arama yapılması hükümet girişimiyle engellendiği için içlerinde ne olduğu belirlenemeyen TIR’lar, dönemin Hatay Valisi Celalettin Lekesiz’in yazılı talimatıyla yollarına devam etti. 19 Ocak 2014’de, Adana’da jandarma tarafından durdurulan MİT’e ait TIR’lardan ise silah ve mühimmat çıktı.

TIR’ların şoförleri ile refakat eden MİT mensuplarının gözaltına alındığı bu olayda dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ‘hükümet adına devreye girdiğini’ belirterek TIR’ların MİT adına birimler arası sevkıyat yaptığına dair imzalı bir yazıyı soruşturma savcısı Aziz Takçı’ya verdi. Soruşturmada görev alan jandarmalar, savcılar ve arama kararı veren hâkimler ‘darbeye teşebbüs’ ve ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklandı. Hükümet yetkilileri TIR’lardaki malzemenin Bayırbucak Türkmenlerine gönderildiğini iddia etti.

Süleyman Şah Türbesi

17-25 Aralık operasyonlarından sonra yaşanan MİT TIR’ları olayını, 30 Mart 2014’deki yerel seçimlere günler kala ortaya çıkan bir ses kaydı takip etti. YouTube’a yüklenen ses kaydında dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, dönemin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’e ait olduğu öne sürülen dört ses, Suriye’ye ilişkin konuşuyordu.

Ses kaydında Ahmet Davutoğlu’nun “Başbakan, bu (Süleyman Şah Türbesi) bir imkân gibi değerlendirilmeli bu konjoktürde’ dedi” ifadelerini kullandığı belirtilirken

Hakan Fidan’a ait olduğu öne sürülen sesin ise “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim, Süleyman Şah Türbesinede saldırtırız” dediği iddia ediliyor. Feridun Sinirlioğlu’nun “Ulusal güvenliğimiz son derece pespaye ucuz bir iç politika malzemesi haline geldi” dediği iddia edilmişti. Buna göre Fidan’ın “Neden illa Süleyman Şah Türbesi ısrarı?” sorusuna Davutoğlu’nun, gerekçenin uluslararası kamuoyunda da kabul görmesi gerektiğini söylediği duyuluyordu.

Almanya’daki casusluk davası

Türkiye adına casusluk yapmakla suçlanan 3 kişi hakkında Federal Yüksek Mahkeme nezdindeki Federal Savcı Bernd Steudl’un okuduğu iddianamede sanıklardan Muhammed Taha Gergerlioğlu, MİT’in gezgin yöneticisi olmakla suçlanıyor. Sanıklar Ahmet Duran Yüksel ve Göksel Güler’in Gergerlioğlu’nun görevlendirmesiyle Almanya’da yaşanan Türkiye ile bağlantılı olaylar ve Türk hükümetine muhalif gruplar, PKK, Gülen cemaati, Ezidiler ve Aleviler hakkında bilgi topladıkları öne sürülüyor.

Roboski sonrası sessizlik

MİT, Roboski katliamından sonra yaptığı açıklamalarda bombardıman kararıyla ilgili herhangi bir istihbarat vermediğini ileri sürmüştü. Oysa ortaya çıkan belgeler, MİT’in olaydan bir hafta önce 21 Aralık 2008’de "Bahoz Erdal" kod adlı Fehman Hüseyin’in bölgede eylem hazırlığında olduğuna ilişkin Genelkurmay’a ilettiği istihbaratın bombardıman kararında belirleyici olduğunu; Genelkurmay Başkanlığı’nın da adli makamlara MİT istihbaratının hava taarruzuna ilişkin karar alma sürecinde önemli rol oynadığını belirttiği ortaya çıktı. Belgeler ayrıca MİT’in söz konusu istihbaratı, olayla ilgili soruşturma yürüten Diyarbakır Başsavcılığı’ndan da saklamaya çalıştığını gösterdi. Buna rağmen MİT’ten konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

Paris, Reyhanlı, Suruç, Diyarbakır

MİT, çözüm sürecinin başında Paris’te öldürülen 3 PKK’li kadının katili olarak yargılanan Ömer Güney’le ilişkili olarak da gündeme gelmişti. Güney’in Ankara’da 2 MİT yetkilisi ile yaptığı görüşmeye ait olduğu ileri sürülen ses kaydı Güney’in MİT’le bağlantılı olduğu konusunda ciddi soru işaretlerini gündeme getirdi. Ses kaydında Güney’in suikast için MİT’ten para istediği ileri sürülüyordu. MİT ayrıca, Türkiye’yi sarsan birçok önemli eylemde ise gerekli istihbaratı emniyet birimlerine ulaştırmamakla eleştirildi. Reyhanlı’da 5’i çocuk 52 kişinin öldüğü bombalı saldırının yanı sıra 7 Haziran seçimlerinden önce HDP’nin Diyarbakır mitingine yapılan bombalı saldırı ve 20 Temmuz’da Suruç’ta Kobani’ye yardım götürmek üzere yola çıkan 33 gencin hayatını kaybettiği intihar saldırılarında da MİT, güvenlik birimlerine önleyici istihbarat vermemekle eleştirildi.

Fidan’la Cem Küçük görüştü mü?

Son dönemde gazetecilere yönelik tehdit dolu yazılarıyla öne çıkan Star yazarı Cem Küçük’ün, MİT ile ilişkileri gündeme geldi. Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, kendisini tehdit eden Küçük’le ilgili olarak MİT Müsteşarı Fidan’a seslendiği yazısında şu soruları yöneltmişti: “Dün gazete köşesinden benim için… ‘İstesek seni sinek gibi ezeriz. Bugüne kadar merhamet ettik de hâlâ hayatta kalabiliyorsun/ diyen Cem Küçük adlı şahısla…

– Kurumunuzun herhangi bir ilişkisi var mıdır?

– Bu şahsın 30 Ağustos resepsiyonunda sizinle bir odaya çekilip yarım saat süren bir görüşme yaptığı söylenmektedir. Bu doğru mudur?

– Eğer doğruysa… Bu şahısla ne konuştunuz? – Bu şahsın kendi gazete köşesinde size arkasını dayamış izlenimi vererek önüne geleni tehdit etmesinden, kendiniz ve kurumunuz adına rahatsız olmuyor musunuz?” Hakan’ın bu iddialarını Meclis’e taşıyan HDP’li Altan Tan da Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde iddiaların doğru olup olmadığını sordu.

Reklamlar

MİT DOSYASI /// (YANDAŞ MEDYA) AKİT GAZETESİ : MİT TIR’ı yerine, “MOSSAD TIR”ı yakalasaydı nız ya !

Tartışma gündemimize, yeterli ciddiyette girmeyen bir konu var..

Kuzey Irak’ta önemli haber kaynakları olan..

Kuzey Irak Kürt yönetimi ile sıkı görüşmeleri olan..

İlnur Çevik gündeme getirmiş..

“Dağlıca baskınında PKK, Alman silahları kullandı” şeklinde..

Sürekli tartışılır da..

Terör örgütüne yabancı devletlerin silah yardımı yaptıkları hatırlatılır da..

Somut delilleri ortaya konulmaz.

Tartışmalar, somut veriler üzerinde yapılmaz..

Konuyu gündemde tutması gereken gazeteciler.. Siyasetçiler… Sivil toplum kuruluşları önemsemez..

Sonuçta iddialar unutulur..

Şehitlerimizin acısı ile, başbaşa kalırız.

Oysa..

Tersi olsa..

Bırakın Alamanları..

Bizim içimizdeki hainler bile..

Hemen tuzluğu alıp, hıyarlara koşarlar..

“He he.. Bizim silahlarla, sizin ülkeyi karıştırmış olabilirler..” diyerek, hıyanetlerini ispatlarlar..

Ama bakın..

16 askerimizi şehit verdiğimiz terörist saldırıda kullanılan silahların..

Alman yapımı olduğuna ilişkin çok ciddi bir iddia..

Hiç kimsenin gündeminde değil..

Almanya’dan resmi bir açıklama yok..

Almanya’nın demokrat isimlerinden, “Alman malı silahların, terörist unsurların eline geçmesinin izahı yapılmalıdır” açıklaması yok..

Alman gazetecilerden, “Skandal.. Alman silahlarının terör örgütüne geçişinin fotoğraflarını yayınlıyoruz.. O silahlar, acaba bu TIR’larla mı gitti” haberleri yok..

Ve iki tam gün sonra..

Almanların üst düzey yetkililerinden değil de.. Kıytırık isimlerinden biri, kısık sesle, “O silahlar, peşmergelerden PKK’lılara geçmiş olabilir.. Esed güçlerinden el konulmuş silahlar olabilir..” türünden, olayın üstünü örtecek açıklamalar geliyor..

Bu açıklamalarla konu geçiştirilmeye çalışılıyor..

Hatırlayın..

Kendi istihbarat teşkilatımızın TIR’ları ile ilgili olarak..

Bizim ülkenin hainleri..

Paraleli ile, solcusu ile..

MİT’ten alınan maaş ile büyütülen Can’ı ile..

Zekat paraları ile okuyan Gülen’ci savcıları, hakimleri ile..

Nasıl hep birlik olmuşlardı..

MİT’in TIR’larını yakalamış(!), nasıl sevindirik olmuşlardı..

“O TIR’ların içinde ne vardı, ne yoktu” tartışmasına girmiyorum..

Onların iddia ettiklerinin hepsi, varsayalım o MİT TIR’larında var olsun..

İyi de..

Bizim kül yutmaz, (paralelci) uyanık(!) savcılarımız. MİT TIR’ları için hemen “durdurma” emri verdiler de..

Bizim, (paralel emrine giren) zeki(!) gazetecilerimiz..

“O TIR’larda ilaç yoktu, silah vardı” diye, hemen konuyu çaktılar da..

(Kripto cemaatçi) cesur(!) yüzbaşımız, binbaşımız, “MİT mensuplarını araçtan indirip, yerlere yatırdılar” da..

Kısacası.. Sırf Tayyip Erdoğan düşmanlığı sebebi ile..

Kendi içimizdeki hainler, MİT TIR’larına operasyon düzenlediler de..

MOSSAD TIR’larına.. CIA TIR’larına…. SAVAK TIR’larına.. Alman BND TIR’larına..

Tek operasyon düzenlediler mi?

Suriye’ye gitmekte olan ilaçların bulunduğu TIR’ları….

“Bunlarda silah var, silah” diye, çevirdiler.

İyi de..

Güneydoğu’da görüyoruz işte..

O yolda mayın.

Bu yolda C4 destekli patlayıcı.

Şu dağda “doçka”lar.

Bu tepede roketatarlar..

Bunlar Türkiye’ye nasıl girdi?

Hani bu arkadaşlar, çok uyanıklardı.

MİT TIR’ları ile Suriye’ye gönderilen “silahları”(!) hemen anlıyor, takibini ilk çıkış noktasından itibaren ciddiyetle yapıyor ve uygun yerde çevirmeyi büyük başarı ile gerçekleştiriyordunuz..

Bizim istihbaratımızın TIR’larını gördünüz de..

Elin gavurunun.. Bu ülkenin çocuklarını öldürmek için ülkeye sokmak istediği silahları, patlayıcıları niye göremediniz?

Onların bulunduğu TIR’ları niye çeviremediniz?

Usta gazeteciler..

“İşte o resimler” diyerek, kendilerince Suriye’ye yollanan silahların fotoğraflarını yayınladıklarını iddia eden, kahraman(!) solcular..

Bir tanecik de olsun..

Şu Türkiye düşmanlarının.. Türkiye’ye sokmak istedikleri silahların bulunduğu TIR’lardan fotoğraflar yayınlasaydınız ya..

Almanya’nın istihbarat teşkilatı BND’nin… İsrail’in MOSSAD’ının.. ABD’nin CIA’inin.. İran’ın SAVAK’ının.. İngiltere’nin MI6’sının..

Bir tanecik suçüstü belgesini yayınlasaydınız da..

Ben de.. “Bu arkadaşlar gerçekten gazeteci.. Bu arkadaşların tek derdi, gerçekten haberi vermek. Bu arkadaşların amacı, vatana ihanet değil” deseydim..

Keşke..

Öyle ya.. O silahları.. O patlayıcıları.. O mermileri, PKK üretecek değil, herhalde..

Ya Alman veriyor. Ya İsrail ya da İngiliz..

Niye onları yakalayamıyor, bizim paralelcilerimiz?

MİT DOSYASI : ’34 kişinin ölüm sebebi yanlış istihbarat’

Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan habere göre, Genelkurmay’a 35 sivilin öldüğü Uludere faciası ile ilgili istihbaratın MİT tarafından verildiği iddia edildi.

Gazetede yayınlanan belgeye göre MİT, Genelkurmay’a faciadan önce PKK’nın bölgede eylem yapılacağı yönünde belge göndermiş. Belgede PKK’li Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in eylem arayışında olduğu, bölgede 28 Aralık 2011 tarihini de kapsayacak şekilde eylem yapacağına ilişkin bilgiler mevcut.

Cumhuriyet’in haberinde şu bilgiler yer aldı:

"Roboski (Uludere) katliamından sonra istihbaratı kimin verdiğine ilişkin tartışmalarda odak noktası olan MİT Müsteşarlığı ile Diyarbakır Başsavcılığı arasındaki yazışmalar, üzeri örtülmek istenen katliamla ilgili kritik bilgileri gün ışığına çıkardı. Yazışmalar ve belgeler, MİT’in, olaydan hemen önce Genelkurmay’a PKK’li Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in bir eylem arayışında olduğu ve bölgede, katliamın yaşandığı 28 Aralık 2011 tarihini de kapsayacak şekilde, 21 Aralık-30 Aralık tarihleri arasında eylem yapacağına ilişkin bilgi gönderdiğini ortaya koydu.MİT’in söz konusu raporunda istihbaratın doğruluk derecesi “Doğruluğu kuvvetle muhtemel” olarak belirtilirken yapılacak eylemin “üs bölgelerine silahlı saldırı” olacağı belirtildi. MİT’in söz konusu istihbarat raporundan Diyarbakır Başsavcılığı’na bilgi vermemesinin krize neden olduğu ve Diyarbakır Başsavcılığı’nın, gerçeğe aykırı bilgi gönderen ve bilgilerin saklanması talimatını veren MİT görevlilerinin kimlik bilgilerini istediği anlaşıldı.

‘İSTİHBARAT VERMEDİK’

Kaçakçılık yapmak için Şırnak’ın Uludere ilçesi Ortasu köyü kırsalından Irak’a geçen çoğu çocuk 34 vatandaşın dönüş yolunda savaş uçaklarından atılan bombalarla öldürülmesinden sonra soruşturmayı üstlenen Diyarbakır Başsavcılığı, 28 Aralık 2011 tarihinde MİT’e bir yazı yazdı. Yazıda “olay öncesi sınırdan yurda herhangi bir sızma olacağına ilişkin istihbari bilginin elde edilip edilmediği, varsa bilgilerin hangi kurumlarla paylaşıldığını” sordu. MİT, Başsavcılığa gönderdiği 10 Ocak 2012 tarihli yanıtta “konu hakkında MİT tarafından dış makamlara intikal ettirilmiş not, yazı ve bilgi bulunmadığını” bildirdi.

İKİ AYRI ROBOSKİ RAPORU

Buna karşın savcılık yaptığı araştırma sonunda, katliamdan bir ay önce; 27 Kasım 2011’de, MİT’in Genelkurmay Başkanlığı ile OBİPAS (Operasyonel Bilgi Paylaşım Sistemi) üzerinden “Şırnak/ Uludere Ortasu’ya mücavir Irak alanından Türkiye’ye aktarılması planlanan PKK grubunun beklendiğini” bildirdiğine ilişkin bilgi paylaşımına ulaştı. Savcılık ayrıca katliamdan bir hafta önce, yani 21 Aralık 2011 tarihinde, MİT’in Genelkurmay’a OBİPAS üzerinden gönderdiği yazıya ulaştı. Yazıda “PKK sözde Zağros eyaleti sorumlusu Dr. Erdal Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in Şırnak Uludere Ortasu bölgesinde yer alan Düğün Dağı karşısında Türkiye sınırına yaklaşık 10 km uzaklıkta telsiz çevrimine çıktığı, söz konusu keşif çalışması ve Fehman Hüseyin’in sınır bölgesine yakın bir mıntıkada bulunması, mezkur alanda bir eylem arayışı olabileceği cihetiyle önemli görülmektedir” denildi. MİT, söz konusu notta bu eylemin 21 Aralık 2011 ve 30 Aralık 2011 tarihleri arasında gerçekleştirileceği bilgisini verdi.

Bu bilgilerin ele geçirilmesinin ardından Diyarbakır Başsavcılığı, 9 Mart 2012’de MİT’e sert bir yazı gönderdi. Yazıda, OBİPAS üzerinden gönderilen bu bilgilere yer verildi. MİT’in Fehman Hüseyin’in muhtemel geçiş tarihi olarak 21 Aralık ve 30 Aralık tarihleri arasını belirttiğine vurgu yapılan Başsavcılık yazısında MİT’in Başsavcılığa verdiği bilgilerin doğru olmadığının anlaşıldığı kaydedildi. Yazıda MİT’e “Gerçeğe aykırı bilgi verilmesinin sebebi nedir? Gerçeğe aykırı bilgi veren görevliler kimdir? Gerçeğe aykırı bilgi verilmesi yönünde kim tarafından talimat verilmiştir” soruları yöneltildi ve gerçeğe aykırı bilgi veren görevlilerin kimlik bilgilerinin gönderilmesi istendi.

MİT MAZERETLERİ

Başsavcılığın bu sert yazısına yanıt, MİT Müsteşarı Hakan Fidan adına Hukuk Müşaviri Ümit Ulvi Canik imzasıyla geldi. Savcılığa gerçeğe aykırı bilgi verildiği iddiasının reddedildiği yazıda, 27 Kasım 2011 tarihli OBİ- PAS paylaşımının olaydan bir ay önce gönderildiği, dolayısıyla bilgilerin “güncelliğini yitirmiş” olduğu savunuldu. Sınır ötesi operasyonların yoğun olduğu bir dönemde bir örgüt grubunun aynı noktada uzun süre barınmayacağı savunulan yazıda, 21 Aralık tarihli bilginin savcılığa bildirilmeme nedeni de şöyle açıklanmaya çalışıldı:

“Yazıda muhtemel bir geçiş değil, görülme bilgisi yer almaktadır. Anılan notun incelenmesinden de görüleceği üzere ‘Emare türü’ bölümünde de ‘görülme’ ifadesine yer verilerek bu durum teyit edilmiştir. ‘Görülme’ ifadesi örgüt mensuplarının bölgedeki (K.Irak) varlığını ifade etmektedir. Söz konusu notta da herhangi bir geçiş tarihi ve geçiş yapacak grup bilgisi belirtilmemiş olup, OBİPAS formatında ‘Muhtml. Gerç. Baş. Tar’ kısaltması olayın ‘Muhtemel Gerçekleşmesinin Başlangıç Tarihini’, ‘Muht. Gerç. Bit. Tar’ kısaltması da olayın ‘Muhtemel Gerçekleşmesinin Bitiş Tarihini’ ifade etmektedir. Söz konusu tarihler ifade edildiği üzere, muhtemel olup, kesinlik taşımamaktadır. OBİPAS formları üzerinde ‘Muhtemelen Doğru’ ve ‘Doğruluğu Mümkün’ ifadelerine yer verilerek bilginin kesinlik arz etmediği belirtilmiştir.”

MİT: ULUDERE İLE İLGİLİ DEĞİL

MİT, söz konusu istihbarat raporundan 5 Ocak 2012 tarihinde yapılan basın açıklamasında da söz edildiğini hatırlatarak “açık kaynaklardan dahi kolaylıkla elde edileceği kesin olan bir bilginin Başsavcılığınızdan gizlenmesinin söz konusu olmayacağı açıktır” ifadesine yer verildi. MİT, 5 Ocak 2012 tarihinde yaptığı açıklamada ise Roboski’de istihbarın MİT tarafından verildiği iddialarını yalanlayarak “Söz konusu sızdırılan raporların 21.12.2011 tarihli olanı hariç hiçbiri Uludere-Ortasu kırsalı ile alakalı değildir. Bu raporumuzda ise iddia edildiği gibi bir grubun Türkiye’ye illegal geçiş yapacağına dair bir bilgi kesinlikle yer almamaktadır” demişti.

MİT, Roboski katliamından hemen sonra 30 Aralık 2011 tarihinde yaptığı açıklamada da hava operasyonuna neden olan istihbaratın MİT’ten kaynaklandığı iddialarını reddetmişti.

MİT DOSYASI : Almanya’da yargılanan MİT’çiler Türkiye’yi 7. ülke olarak mı ekletecek ?

Almanya’da MİT ajanlığı faaliyetlerinde bulunmak suçlamasıyla yargılanmasına devam edilen Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanı AK Partili Muhammed Taha Gergerlioğlu ve elemanlarının casusluk eylemleri, Alman iç istihbarat teşkilatı Federal Anayasayı Koruma Örgütü’nün 2014 senesinde yürürlüğe koyduğu “360 derece çalışması” sayesinde ortaya çıkarıldı.

Gergerlioğlu yüzünden Türkiye’nin gelecek yılki istihbarat raporunda ajanlık faaliyetleri açıkça zikredilen 6 ülkeyle birlikte kaydedilmesi, dolayısıyla kamuoyuna açıklanan yazılı raporlarda yer alması söz konusu. “MİT’in gezgin yönetici elemanı” sıfatıyla hakkında ağır suçlamalarda bulunulan Gergerlioğlu davasına bu zaviyeden bakmakta fayda var. Mesele birkaç şahısla sınırlı değil, bizzat koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarı söz konusu.

Neyi kastettiğimi açıklayayım. Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere’ye bağlı İstihbarat Teşkilatı’nın 2014 yılı raporunda Almanya’da casusluk eylemleri yaptıkları gerekçesiyle isimleri, yöntemleri ve faaliyetleri açıkça zikredilen 6 ülke yer alıyor. İlk kategoride (ve öncelikli takip altında olan) sırasıyla Rusya, Çin ve İran bulunuyor. ‘Diğer devletler’ başlığı altında ise yine takip sırasına göre Kuzey Kore, Pakistan ve Suriye (rejimi) gibi ülkelerin kayda geçirildiği gösteriliyor. Bu ülkelerin arasına Gergerlioğlu yüzünden Türkiye’nin de alındığını düşününüz! Aslında Gergerlioğlu sadece bir figür. “MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Almanya’daki vekili” olarak tanımlanan bu şahsa değil, asıl Erdoğan’ın “sır küpüm” dediği Fidan’a bakmak gerekiyor. Yani Türkiye eğer raporda 7’inci ülke olarak anıldığı takdirde bunun sorumlusu elbette ki Hakan Fidan olacak.

Yukarıda isimleri sıralanan ülkelerle ilgili dikkatinizi çeken nedir? Hiçbirinde demokrasi yok. Otokrasi, totalitarizm, despotizm, diktatörlük gibi yönetimlerle tarif ediliyorlar. Yabancı istihbarat örgütlerinin büyük paralar harcamak suretiyle casusluk faaliyetlerinde bulunduklarını anlatan raporda geçen şu ifade ise Gergerlioğlu’nun eylemleriyle örtüşmesi bakımından dikkat çekiyor: “Bunların diğer bir araştırma alanları da ülkelerindeki sisteme muhalif gruplardır.” (S.140). Gergerlioğlu ve iki elemanının (Göksel Güler, Ahmet Duran Yüksel) yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında üçlünün “E-mail yazışmaları, SKYPE, Viber, Tango bağlantıları üzerinden 20 bin 700 görüşme yaptıkları, kayda geçirilen bu içeriklerden ise toplam 3 bin 300 sayfalık doküman oluşturulduğu” açıklandı. Ayrıca, Gergerlioğlu’nun şahsi telefonundan ise bazıları ‘gizli’ ibareli olmak üzere 300 belge çıktığı belirtildi.

İlgili duruşmada şahit olarak ifade veren Eyalet Kriminal Dairesi Komiseri Steffen Blasius, “Gergerlioğlu’nun bir yazışmasında, “Bunları MİT bilmeli”, “YİM’deki her şey MİT’te değerlendiriliyor” diye yazdığını, diğerinde ise “MİT, IŞİD’e sızdı. Yabancı istihbaratlar deşifre etti.”, “PKK silahlanıyor. Endişe etmeyin IŞİD’e karşı kullanacaklar.” şeklinde ifadeler kullandığını, bir WhatsUp görüşmesinde ise, “İsmail El Buti isimli bir şahsa 500 Milyon Dolar verilmesi” ve “İsviçre bankalarına vekâlet verilmesi” dediğini” açıkladı. Gergerlioğlu’nun incelenen elektronik posta adresinde ise ‘Recep Tayyip Erdoğan’a verilmek üzere’ yazılı notlar bulunduğunu aktardı.

Diğer bir tanığın ifadelerine göre ise Gergerlioğlu’nun telefonunda bulunan ‘dosyalarda’ ise şu bilgiler yer aldı: “Türkiye’deki emniyet teşkilatına gönderilen resmi ihbar ve şikâyet yazıları ile ‘çok gizli’ ibareli yazışmalar, İstanbul savcısına ‘tehdit var’ notlu ihbar mektubu ve gazeteci tutuklatma yazısı, görevden alınacak polislerin isimleri, aralarında El Kaide’nin de bulunduğu çeşitli örgütlere mensup olduğu iddia edilen kişilere ait isim listesi, ‘İsrail-İstanbul silah ticareti’, çeşitli gençlik örgütlerinin isim listeleri, Erbil’deki Kürtlerle yazışmalar, valilik, emniyet, jandarma ve TEM’e gönderilen yazılar.” Devam edeceğiz.

MİT DOSYASI : Erdoğan’ın Eski Danışmanı Gergerlioğlu’nun Yazışmalarında Vahim Bilgiler

‘Gayri resmi istihbarat çalışanlarından oluşan karmaşık bir ağı yönetmekle’ suçlanan Erdoğan’ın eski danışmanı Gergerlioğlu’nun telefonundan da bazıları ‘gizli’ ibareli olmak üzere 300 belge çıktığı belirtildi.

Almanya’da üç Türk’ün casusluk suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında, Erdoğan’a başbakanlığı döneminde danışmanlık yapan Gergerlioğlu’nun tüm elektronik yazışmalarının Alman emniyeti tarafından takip edildiği ortaya çıktı. Gergerlioğlu’nun telefonundan da 300 belgenin bulunduğu bildirildi.

Almanya’da aralık ayında ajanlık iddiasıyla tutuklanan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanı Muhammed Taha Gergerlioğlu ve diğer iki Türk hakkında açılan davanın üçüncü duruşmasında şok detaylar ortaya çıktı. Zaman’ın haberine göre, önceki gün Koblenz Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde gerçekleşen duruşmada, Alman polisinin, Gergerlioğlu ve ekibi arasındaki telefon görüşmelerinin yanı sıra elektronik yazışmalarını da takip ettiği anlaşıldı. Sanıklar Gergerlioğlu, Ahmet Duran Yüksel ve Göksel Güler’in e-mail ve SKYPE, Viber, Tango programları üzerinden yaptıkları 20 bin 700 sohbet görüşmesinin kayda geçirilerek 3300 sayfalık doküman oluşturulduğu açıklandı. Gergerlioğlu’nun telefonundan da bazıları ‘gizli’ ibareli olmak üzere 300 belge çıktığı belirtildi. Belgeler arasında ‘İsrail-İstanbul silah ticareti’ yazısı, emniyete ihbar yazıları ve çeşitli örgütlere ve derneklere ait üye listelerinin bulunduğu iddia edildi. Dinlemeler, yazışmalar ve telefondan çıkan belgeler iddianamenin temelini teşkil ediyor. Gergerlioğlu, ‘gayri resmi istihbarat çalışanlarından oluşan karmaşık bir ağı yönetmekle’ suçlanıyor.

‘PKK SİLAHLANIYOR, ENDİŞE ETMEYİN’

Duruşmada şahit olarak dinlenen Eyalet Kriminal Dairesi Komiseri Steffen Blasius Gergerlioğlu’nun WhatsUp, Viber ve telefon üzerinden yaptığı görüşmelerin içeriklerini paylaştı. Gergerlioğlu’nun kurduğu Yeni İstanbul Medeniyeti (YİM) isimli WhatsUp grubu ile üzerinden çıkan cep telefonu ve şahsi elektronik postasının dökümlerini çıkardıklarını söyledi. Blasius’un anlattıklarına göre Gergerlioğlu’nun bir yazışmasında, ‘Bunları MİT bilmeli’, ‘YİM’deki her şey MİT’te değerlendiriliyor’ ifadelerine yer veriliyor. Bir başka yazışmada da ‘MİT, IŞİD‘e sızdı. Yabancı istihbaratlar deşifre etti.’ ‘PKK silahlanıyor. Endişe etmeyin IŞİD‘e karşı kullanacaklar.’ şeklinde cümleler yer alıyor. Diğer bir görüşmede ise, ‘Köln, PKK ve Alevi mitingine ilişkin: Alman istihbaratı dinsiz Alevilerle seküler Kürtleri Türkiye‘ye karşı bol parayla destekliyor. Parada yüzüyorlar.’ notu var.

Komiser Blasius, deşifre ettikleri WhatsUp görüşmelerinde, ‘İsmail El Buti isimli bir şahsa 500 milyon dolar verilmesi’ ve ‘İsviçre bankalarına vekalet verilmesi’ gibi ifadeler gördüklerini de söyledi. Gergerlioğlu’nun incelenen elektronik posta hesabında Recep Tayyip Erdoğan‘a verilmek üzere’ yazılı notlar bulunduğunu aktardı. “Konuşmalarında Fethullah Gülen sık sık konu olurdu.” bilgisini paylaştı. Gülen Hareketi’nin programlarına ilişkin katılımcılara dair bilgiler toplandığını kaydetti. Yazışmalarda çok fazla ticaret konuşulduğunu ama bahsi geçen projelerin hiçbirinin hayata geçirilmediğini söyledi. Alman komiser Blasius ifadesinde, Gergerlioğlu yönetici, Güler’in ise sekreteri gibi olduğunu anlattı. Güler’in, Gergerlioğlu Almanya’ya gelince havaalanından alıp, her türlü işlerini organize ettiğini aktardı.

TELEFONDA ‘GİZLİ’ İBARELİ DOSYALAR

Davada dinlenen ikinci şahit ise Gergerlioğlu’nun üzerinden çıkan iPhone’u çözmekle görevli Mainz Kriminal Dairesi’nde başkomiser olan Martin Müller’di. Müller, telefonda 300’den fazla belge ile Kazakistan, İran, Suriye, İngiliz vatandaşlarına ait çok sayıda pasaport fotoğrafı bulunduğunu söyledi.

Müller’e göre telefonda şu başlıklarda birçok dosya yer aldı: Türkiye‘deki emniyet teşkilatına resmi ihbar ve şikayet yazıları, ‘tehdit var’ denilerek İstanbul savcısına ihbar mektubu, görevden alınacak polislerin isimleri, emniyete yazılan ‘çok gizli’ ibareli yazılar, aralarında El Kaide’nin de olduğu çeşitli örgütlere mensup olduğu iddia edilenlere ait isim listesi, ‘İsrail-İstanbul silah ticareti’, İstanbul savcılığı gazeteci tutuklanması yazısı, Erdoğan’a yumurta atan Seçil Esmanur Erdem’in memuriyetten uzaklaştırılması gerektiği yazısı, çeşitli gençlik örgütlerinden isim listesi, ‘Ayhan’ isimli bir ismin savcılıktan uzaklaştırılması ve tutuklanmasına itiraz, Osmanlı Gençlik Derneği isim listesi, Erbil’den Kürt kişilerle yazışmalar, Suriye’ye harekat izni veren bakanlar kurulu kararı, 2012 tarihli ‘çok gizli’ ibareli bir belge, çok sayıda valilik, emniyet, jandarma ve TEM’e gönderilen yazı.

DAVAYA USUL YÖNÜNDEN İTİRAZ REDDEDİLDİ

Mahkeme, ilk duruşmada sanık avukatlarının Türkiye ile Almanya istihbaratı arasındaki terör alanındaki işbirliğine atıfta bulunarak ‘davanın casusluk davası olarak görülemeyeceği’ yönündeki itirazı da değerlendirdi. Mahkeme savcılık makamının tavsiyesine uyarak davanın görülmesine karar verdi.

E-MAILDEN UYARI: TWITTER’DA AJANLIK YAPILMAZ, YABANCI AJANLAR YAKALAR

Gergerlioğlu’nun Alman istihbaratının e-mailleri takip etmesinden şüphelendiği, ancak bu konudaki endişesini yine elektronik mesajlar üzerinden dile getirdiği ortaya çıktı. Alman komiser Blasius, Gergerlioğlu’nun ‘Kürşatoğlu’ adlı bir kişi ile yazışmalarında, “Devlette gizli bilgi/yazışmalarda dikkat edilmeli” uyarısı dikkat çekiyor. Bir başka yazışmada ‘Twitter’da gizli ajanlık yapılmaz. Yabancı ajanlar yakalar.’ ifadeleri kullanılıyor. Ancak bu uyarılar Alman polisine takılıyor.

Zaman

MİT DOSYASI : ‘İstihbarat A.Ş.’yi MİT-Emniyet çökertti

IŞİD’in Suriye ve Türkiye sınırlarındaki faaliyetleri ile bölgedeki muhalif gruplar hakkında topladıkları bilgileri para karşılığında istihbarat servislerine satan Suriyeli Menedi Alsaid’in kurduğu casusluk şebekesi MİT ve Emniyet işbirliğiyle çökertildi…

Mersin’de, MİT’in ve Emniyet’in koordineli çalışması sonucu, IŞİD’in Suriye ve Türkiye sınırlarına yakın faaliyetleri, Suriye’de Türkmen bölgelerinin bulunduğu cepheler ve değişik muhalif gruplar hakkında topladıkları bilgileri para karşılığında muhtelif istihbarat servis yetkililerine sattıkları tespit edilen “casusluk” şebekesi çökertildi. Mersin Savcılığı’nın talimatı ve mahkeme kararıyla gerçekleştirilen operasyonda, örgütün lideri olduğu tespit edilen Menedi Alsaid (24) ve bağlantılı 6 kişi gözaltına alındı.

Alsaid’in, edindiği istihbari bilgileri derlediği gizli bir “basın bürosu” da gün yüzüne çıkarıldı. Son derece gizli yürütülen operasyonla istihbarat şebekesi ortaya çıkarılırken, şebekenin Türkiye aleyhinde kullanılabilecek bilgi arayışında olduğu da belirlendi.

Şebekenin, bazı batı ülkeleri, Türkiye’ye komşu bazı ülkeler ve bazı Körfez ülkelerinin istihbarat servisleriyle teması ve bu servislerin bazı elemanlarıyla para alışverişleri saptandı.

Parayla servis

Milliyet’in aldığı bilgiye göre, Menedi Alsaid, bağlantıda olduğu kişilerle birlikte bir şebeke kurdu. Şebeke üyeleri muhtelif yabancı servisler ve şahıslarla irtibata geçti.

Duyumu alan güvenlik birimlerinin başlattığı istihbari çalışmalar sonucu, Menedi Alsaid’in faaliyetleri sırasında deşifre olmamak amacıyla Muhaned Alsıd, Muhanned Tarıf, Muhanned Sıhatıye, Muhammed El Hamed El Esadi gibi çeşitli isimler kullandığı anlaşıldı. Alsaid’i takibe alan istihbarat birimleri, bu kişinin özellikle Suriye’de topladığı bilgileri muhtelif yabancı ülke servislerine ve görevlilerine servis ettiğini tespit etti.

Savcılık onayı ile baskın

Menedi Alsaid’in Türkiye içinde para karşılığı istihbarat casusluğu yaptığı, bu bağlamda Türkiye aleyhindeki bazı tespitleri ve bilgileri de aynı şekilde muhtelif yabancı servis ve çalışanlarına servis etme ihtimalini değerlendiren istihbarat birimleri, Türkiye’yi sıkıntıya sokabilecek böyle bir durumun yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Mersin Emniyet Müdürlüğü ile temas kurdu.

Koordineli yürütülen teknik takip çalışmaları sonuç verdi ve bu kapsamda Menedi Alsaid’in Türkiye’de, Ömer Huvi, Ramel Alsid, Ebu Vaham Abdulkerim Jarba, Ebu Ramiz Abrama, Taofik Alfaris, Halid Hatib ve Yıhya Hatib adlı şahıslarla bağlantısı da ortaya çıkarıldı.

Çalışmaların olgunlaşması üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınan izinle operasyon başlatıldı. Mahkemeden alınan kararla önceden belirlenen adreslere baskın yapıldı.

1 Eylül 2015’te gerçekleştirilen baskınlar sonucu, istihbarat casusluğu yaptıkları iddia edilen Menedi Alsaid, Yahia Ahmad Khatıb, Khalid Ahmad Khatıb, Taofik Alfarıs, Ebu Vaham Abdulkerim Jarba ve Ramel Alysed (Alsaid) isimli kişiler gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, 4 Eylül’de adliyeye sevk edildi. Savcılık tarafından sorgulanan şüpheliler 4 Eylül’de tutuklanma talebiyle Mersin 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı.

Menedi Alsaid için denetimli serbestlik kararı verilirken, Adana’daki bekleme merkezine gönderildiği, buradan sınır dışı edileceği ifade ediliyor.

Gizli basın bürosu kurdu

İstihbarat örgütünün lideri olduğu belirtilen Menedi Alsaid’in, 1991 Suriye Haseke doğumlu olduğu, sorgusunda Sünni-Arap olduğunu anlattığı kaydedildi. Şüpheliye, Irak’a giderek temaslarda bulunmak, yabancı istihbaratçılarla görüşmek, muhtelif istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğunu düşündüğü kişilerle bilgi alışverişinde bulunmak ve bu faaliyetleri esnasında bazıları düzenli olmak üzere para almak suçlaması yöneltildi. Türkiye’deki istihbari faaliyetlerini yürüttüğü gizli bir basın bürosunda, Suriye’deki cepheler ve muhaliflere ilişkin bilgileri derlemekle suçlanan Alsaid’in, bütün bu suçlamaları kısmen kabul ettiği bildirildi. (Türker Karapınar/Milliyet)

MİT DOSYASI : Mersin’de Suriye Bilgilerini Satanlara Yurt Dışı Yasağı

Mersin’de casusluk şebekesinin lideri 24 yaşındaki Menedi Alsaid ile 5 elemanına yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

IŞİD‘in Suriye ve Türkiye sınırlarındaki faaliyetleri ile bölgedeki muhalif gruplar hakkında topladıkları bilgileri, Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki istihbarat servislerine sattığı ortaya çıkan casusluk şebekesinin lideri 24 yaşındaki Menedi Alsaid ile 5 elemanına yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Şüpheliler Adana‘daki Mülteci bekleme Merkezi’ne gönderilirken, bilgisayar ve flaş bellekleri de detaylı incelemeye alındı.

Mersin’de, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve polisin koordineli çalışması sonucu, IŞİD‘in Suriye ve Türkiye sınırlarına yakın faaliyetleri, Suriye’de Türkmen bölgelerinin bulunduğu cepheler ve değişik muhalif gruplar hakkında topladıkları bilgileri muhtelif istihbarat servis yetkililerine sattıkları tespit edilen casusluk şebekesi ile ilgili soruşturma derinleştirildi.

CEP TELEFONU BAYİSİNDE CASUSLUK

Bir istihbarat şirketi gibi çalışan şebekeyle ilgili MİT’in yapmış olduğu istihbarat sonucunda, şebekenin çalışmasını cep telefonu satışı yapan merkez Mezitli ilçesindeki bir bayiden yürüttüğü belirlendi. Takibe alınan işyerindeki casusluk faaliyetinin netleşmesinden sonra Terörle Mücadele (TEM) Şubesi Müdürlüğü’nce ortak operasyon yapıldı. Türkiye‘ye yasal giriş yaptığı ve oturma izniyle kiralık evde oturduğu belirlenen şebekenin lideri Menedi Alsaid’in ev ve iş yerinde yapılan aramada çok sayıda dijital dokuman ile bilgisayarlar elde edildi.

Tablet bilgisayarlar ve flaş belleklerin yapılan ön incelemesinden sonra Alsaid’in kardeşi Ramel ile akrabaları Yahia Ahmat vei Khalid Ahmat Khatib kardeşler, Taofik Alfaris ve Ebu Vaham A.Jabra da yakalandı. Bu kişilerin evlerinde yapılan aramada da dijital verilerin yer aldığı bilgisayar ve 4 flaş bellekler ele geçirildi.

SURİYE BİLGİLERİNİ SATIYORLARMIŞ

Casusluk faaliyeti iddiasıyla gözaltına alınan 6 şüpheli, sorgularının ardından önceki hafta sevk edildikleri poliste ve adliyede "Biz Türkiye ile ilgili hiç bir bilgi vermiyoruz. Verdiğimiz bilgilerin tümü Suriye ile ilgili bilgilerdir. Bunu da para karşılığı veriyoruz" diye ifade verdi. Mersin’i üs olarak kullanan 5 kişi denetimli serbestlik kararı verilerek tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldıktan sonra Adana Mülteci Bekleme Merkezi’ne gönderildi, ancak yurt dışına çıkışları yasaklandı.

VERİLER İÇİN ÖZEL EKİP KURULDU

Casusluk şebekesinin lideri Menedi Alsaid ile üyesi 5 kişinin evlerinde yapılan aramada ele geçirilen 6 tablet bilgisayar ile 8 flaş bellekteki dijital verilerin çözümü için de özel bir ekip kuruldu. Arapça bilen 3 kişiden oluşan ekibin derinlikli incelemesi sürüyor. Bu incelemenin sonunda elde edilecek yeni bilgilerin soruşturmanın adli boyutunu etkilemesi bekleniyor.