Etiket arşivi: PKK

PKK DOSYASI : PKK’nın Yeni Stratejisi: Kandil’i Şemdinli ve Amanoslar Üzerinden Kuzey Suriye’ye Bağlamak

2003 yılında SADDAM’ın gidişi PKK’ya can suyu etkisi yaptı. Suriye’de ESAD’ın gidişinin başladığı bugün ise PKK tarafından nihai hedefe atılacak son bir adım olarak ele alınıyor. Bu adımın en önemli tarafıysa Kandil ile “Kuzey Kürdistan” ve “Güneybatı Kürdistan”ı birbirine bağlama stratejisi oluşturmaktadır.

PKK, SADDAM’dan sonra Kuzey Irak’taki yarışta BARZANİ’nin arkasında kalmasından kaynaklanan sorunlarla karşılaştı. Şimdi aynı tekrarın K. Suriye’de de olmamasının gayreti içerisinde. Ayrıca PKK’yı telaşlandıran bir husus daha vardır ki; o da Irak’tan sonra Suriye’de ikinci kez geride kalması halinde “Kuzey Kürdistan”da yani Türkiye’deki Kürtçü vasatını BARZANİ’ye kaptırmaktır. Böyle bir sonucun kendisinin yok oluşu anlamına geldiğini çok iyi bilmektedir.

PKK’nın bugün için içerisinde bulunduğu önemli sorun, Suriye’deki uzantısıyla serbestçe bağlantı kuramamaktır. Bu durum, Kandil’in yollarının diğer ucunun BARZANİ’nin egemenliğine bağlandığı gerçeğiyle ve an itibariyle Suriye ile olabildiğince serbest ve bağımsız hareket zorunluluğu içerisinde olmasıyla bir arada değerlendirildiğinde, bu telaşın büyüklüğü anlaşılacaktır.

Kuzey Irak ile Kuzey Suriye arasındaki örgütsel aktarımı ancak BARZANİ’nin denetimi altında yapabiliyor. Böyle bir açmaz içerisinde olan PKK, 2012 yılında strateji değişikliğinin ilk adımında Şemdinli’de Kandil’e paralel ikinci derecede bir merkez daha yaratma planını uygulamaya koydu. Kırsaldaki ve kentlerdeki örgütsel yapılanma bunun için elverişliydi. DTK’nin uygulandığı pilot bölgeler bu alandaydı veya alana komşuydu.

PKK, Şemdinli’de kuracağı ana üs sayesinde diğer eyalet yapılarıyla arasındaki irtibat ve muhaberenin kolayca işleyeceğini düşünüyor. Alan hâkimiyetini tümüyle ele geçireceği hesabıyla buradan aradaki merkezleri birbirine bağlamak suretiyle Amanoslara kadar ulaşacağını değerlendiriyor. Terör örgütüne göre, bu aşamadan sonra Amanos, Zağros, Amed ve Dersim eyaletlerindeki hâkimiyeti eksiksiz bir şekilde gerçekleşecek.

Hedefin nihai noktasında ise; Kandil’in K. Suriye ile arasında son derece üstünlüğü bulunan bir kanal oluşturmak, Türkiye’deki faaliyetlerini K. Irak ve K. Suriye’dekilere monte etmek ve sözde halk ayaklanmasını başarmak bulunuyor. PKK, elde etmeyi umduğu böyle bir sonuçla “Özerk Kürdistan”ı yaratmak başta olmak üzere ÖCALAN’ın serbest bırakılmasını sağlayacağı ve diğer isteklerini gerçekleştireceğinin hesabı içerisinde.

Yerini konulması mümkün olmayacak kayıplara rağmen terör örgütünün Şemdinli kırsalında direnmesi söz konusu strateji değişikliğinin gereğidir. Bunun dışında yapılacak değerlendirmeler sağlıksız olacaktır.

http://www.turksam.org/tr/a2721.html

Reklamlar

PKK DOSYASI : PKK, PYD güçlerini Türkiye’ye kaydırmayı planlıyor

PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan’ın bir telsiz konuşmasında "Artık Kandil’de barınamıyoruz" dediği tespit edildi. Son operasyonlarla ağır kayıplar alan örgüt, PYD güçlerini Türkiye’ye kaydırmayı planlıyor.

Şehit haberleri ve terör saldırılarının ardından PKK’ya yönelik başlatılan operasyonlarla, terör örgütü ağır kayıplar verdi.

Örgüt bu açığı kapatmak için harekete geçti. İstihbarat birimlerine göre, PKK Suriye’deki PYD güçlerini Türkiye’ye kaydırmayı planlıyor.

23 Temmuz’da başlayan ve terör örgütüne ağır kayıplar verdiren operasyonların ardından, PKK yeni bir adım atmaya hazırlanıyor.

Terör örgütü, Suriye’deki PYD güçlerini Türkiye’ye kaydırmayı planlıyor.

Hürriyet gazetesinin haberine göre, istihbarat birimleri, PKK’nın, Türkiye içinde verilen kayıpların yerine Suriye’den militan kaydırma hazırlığı içinde olduğunu belirledi.

Örgüt yönetiminin telsiz konuşmaları da bu planı ortaya çıkarıyor.

Murat Karayılan’ın bir telsiz konuşmasında, "Artık Kandil’de barınamıyoruz. Suriye’deki güçleri geri çağırmak zorundayız" ifadelerini kullandığı belirlendi.

Karayılan ayrıca, "Verdiğimiz zayiatlar artık tahammül sınırlarını aşmıştır. YGD-H unsurlarımız hezimete uğramıştır" dedi.

İstihbarat kaynakları, PKK’nın Suriye’den güç çekme planının zamanlamasına da dikkat çekiyor.

İstihbarat birimleri, PYD ile Kuzey Irak yönetiminin uzlaşmasından sonra, Kuzey Irak’ta eğitim alan Suriyeli Kürtlerin geri döndüğünü vurguluyor.

PKK DOSYASI : PKK çocukların arkasına saklanıyor

Emniyet istihbarat birimleri, terör örgütü PKK’nın şehirlerdeki eylemlere katılması ve silahla ateş etmesi için çocuklara para verdiğini tespit etti.

Şehirlerde gerçekleştirdiği eylemlere katılması için çocuklara para verdiği emniyet tarafından tespit edilen terör örgütü PKK, son iki yılda 18 yaşından küçük 2 bin 52 çocuğu kandırarak dağa kaçırdı.

AA muhabirlerinin emniyet yetkililerinden aldığı bilgiye göre, terör örgütü PKK, ulusal ve uluslararası kamuoyunu yanıltmak, güvenlik güçlerinin sivilleri ve çocukları hedef aldığı algısını oluşturmak amacıyla şehir eylemlerinde 18 yaş altı çocuk ve gençleri ön saflarda kullanmaya devam ediyor.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu kentlerinde son dönemde PKK tarafından tertiplenen eylemlerde ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda en önde bulunan çocukların kimliklerini belirleyen emniyet istihbarat birimleri, söz konusu çocuklar ve aileleri ile görüştü. Çocukların ifadelerine göre, daha önce hiç tanımadıkları "abi ve ablalar" eylemlerden birkaç gün önce ortaya çıkarak çocuklarla yakınlık kuruyor. Ortalama 100 lira verdikleri çocuklardan eylemlere katılmasını isteyen teröristler, aralarında yaşları daha büyük olanlara ise silah veriyor. Silah verilen çocuklar daha sonra örgüt tarafından kandırılarak dağa kaçırılıyor.

Söz konusu PKK mensubu "abi ve ablalar"ın kimliklerinin güvenlik güçleri tarafından tespit edildiği ve yakalanmasına çalışıldığı öğrenildi.

– Kayıtlara göre son 2 yılda PKK, 2 bin 52 çocuk kaçırdı

Emniyet ve jandarma kayıtlarına göre, 14 Ağustos 2013’ten 31 Aralık 2013’e kadar 13 yaşında 3, 14 yaşında 8, 15 yaşında 23, 16 yaşında 46, 17 yaşında ise 60 çocuk olmak üzere toplam 140 çocuk için PKK tarafından kaçırıldığına dair başvuru yapıldı.

Geçen yıl ise 12 yaşında 10, 13 yaşında 29, 14 yaşında 73, 15 yaşında 155, 16 yaşında 293, 17 yaşında 423 çocuk olmak üzere 983 çocuk için emniyet veya jandarmaya başvuru gerçekleşti.

Bu yıl 14 Ağustos’a kadar da 12 yaşında 5, 13 yaşında 25, 14 yaşında 57, 15 yaşında 166, 16 yaşında 224, 17 yaşında da 452, toplamda 929 çocuk için yakınları tarafından "çocuğumuzu terör örgütü PKK kaçırdı" şeklinde güvenlik güçlerine başvuru yapıldı.

Buna göre, son 2 yılda terör örgütü PKK’nın toplam 18 yaşından küçük 2 bin 52 çocuğu, kandırarak dağa kaçırdığı yönünde emniyet ve jandarma güçlerine başvuru gerçekleşti.

Öte yandan 14 Ağustos 2013 ile 14 Ağustos 2015 arasında 12 yaşında 5, 13 yaşında 18, 14 yaşında 29, 15 yaşında 65, 16 yaşında 122, 17 yaşında 180 olmak üzere 419 çocuk ise PKK’dan kaçarak güvenlik güçlerine teslim oldu.

Terör örgütü PKK’nın çocukları kaçırarak bir süre eğitim verdikten sonra, güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda aktif olarak kullandığı uluslararası raporlarda da yer aldı.

Ulusal ve uluslararası raporlar ve makalelerden derlenen bilgiye göre, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, 1 Haziran 2010’da yayımladığı açıklamada, PKK saflarında çocuk savaşçıların yer aldığı yönünde çıkan haberlerden duydukları endişeyi belirtti.

UNICEF, çocukların silahlı örgütler ve terör grupları tarafından kullanılmasının suç olduğunu belirterek, bu duruma bir an önce son verilmesi çağrısında bulundu.

BM Genel Kurulu İnsan Hakları Konseyi’nin, 16 Ağustos 2013 tarihli Bağımsız Uluslararası Suriye Araştırma Komisyonu raporunda, "Suriye’de devam eden iç savaşta, muhalifler ve Kürt silahlı grupları, çatışmalarda silahlı çocuk kullanıyor" ifadesi yer aldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 22 Temmuz 2015’te, PKK’nın Suriye’deki silahlı kolu YPG’nin, verdiği sözlere rağmen çocuk asker kullanmaya devam ettiğini duyurdu. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yaptığı açıklamada, "Kuzey Suriye’yi kontrol eden Kürt silahlı grubu, bazı ilerlemelere rağmen, 18 yaş altı kız ve erkek çocukları çatışmalarda kullanmama ve çocuk militanların salıverilmesine dair verdiği sözleri hala yerine getirmiyor" ifadeleri kullanıldı.

– Ortadoğu ve Afrika’da çocuk savaşçıların kullanımına ilişkin rapor

"Çocuk Asker Kullanımını Durdurun Koalisyonu"nun 2008 küresel raporunda, "PKK’nın 18 yaş altındaki savaşçı sayısı net olarak bilinmiyor. PKK’nın 1994’ten beri çocukları kullandığı, terör örgütü içinde 1998’de 3 bin çocuğun silah altında olduğu, yüzde 10’undan fazlasının kız olduğu ve Türkiye’nin güneydoğusunda faaliyet göstermek için Irak’taki kamplarda bulunduklarına inanılıyor" değerlendirmesi yapılıyor.

Amman Konferansı bağlamında hazırlanan Ortadoğu ve Afrika’da çocuk savaşçıların kullanımına ilişkin raporda, 17 çocuğun PKK’nın Türkiye’nin güneydoğusundaki kamplara katılmadan önce İsveç’teki askeri eğitim yaz kampına davet edildiği ve çocukların çoğunun geri dönmediği kaydediliyor.

PKK içinde 10 bine yakın aktif çocuk savaşçı bulunduğu bildirilen rapora göre, terör örgütü PKK, 1990’da aldığı "çocukları silah altına kabul etmeyeceğine" dair kararını 1994’te değiştirdi ve bünyesine kattığı çocuk sayısını artırarak, bunlardan özel silahlı çocuk birlikleri oluşturdu.

– Çocuk taburu

BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNCHR) "Refworld" adlı veri tabanından yararlanılarak hazırlanan "Çocuk Askerler Küresel Raporu 2001"in Türkiye bölümüne göre ise PKK’nın, 18 yaş altı çocukları silah altında kullandığının bilindiği belirtilerek, şu ifadeler kaydedildi:

"PKK saflarında, 1998’de 3 bin çocuk yer alıyordu. PKK, 1994’te sistematik şekilde fazla çocuk kullanmaya başladı. Hatta örgüt, çocuk alayları tertip etti, 3 bölükten oluşan ‘Tabura Zaroken Şehit Agit’ adlı çocuk taburunun, teoride, yaşları 8 ila 12 arasında değişen 5 çocuktan oluşan komite tarafından idare edilmesi kararlaştırıldı. PKK, hem kız hem de erkek çocukları silah altına aldı. Örgüt, 1998’de, yüzde 10’dan fazlası kızlardan oluşan 3 binden fazla çocuğu saflarına kattı. PKK içinde yer alan en küçük çocuğun 7 yaşında olduğu tespit edildi."

– Örgüt Avrupalı Kürtlerin çocuklarını da kaçırıyor

Fransa’da PKK’nın güney Fransa’daki Larzac Kamp’ında ve "Kültür dernekleri" üzerinden çocuklara örgüt propagandası yapıldığı, kamptaki yarı askeri eğitimde başarılı olan gençlerin, İran sınırındaki nihai askeri eğitimin ardından ön saflarda savaşa sürüldüğü belirtiliyor.

PKK’nın Almanya’daki Ostwestfalen-Lippe bölgesinde yürüttüğü faaliyetleri soruşturan Bielefeld kenti polisi, şantaj ve tehditle para toplama, uyuşturucu kaçakçılığının yanı sıra çocuk ve gençlerin, birkaç günlük "siyasi kurslara" katılmaya zorlanarak kandırıldığını belirlediklerini açıkladı.

KÜRT SORUNU DOSYASI : “Kürdistan” Yolunda PKK Terör ve Silahla, Barzani Diplomasi ve Siyasetle

Özerk veya bağımsız bir “Kürdistan”a kayıtsız kalmamız için bizden otoyoldaki kaplumbağa olmamızı bekliyorlar. Büyüklerimiz teşbihte hata olmaz diyorlar. Bu anlamda; yolu otoyoldan geçen bir kaplumbağa üzerine hızla gelen bir araçtan korunmak için kabuğunun içine çekilirmiş. Bizden istenen tam da bu işte. Biz kabuğumuza çekilince hemen yanı başımızda olan bitenler bize zarar vermeyecek sanki!

PKK/PYD, silahla hemen güneyimizde ikinci bir Kürt yönetimi yaratmaya çalışıyor. Terörist ve etnik bölücüler, Suriye kargaşasından devletleşmenin ilk adımı olarak özerk yönetim çıkarmanın uğraşı içerisindeler.

KNC’nin Başkanı Kürt haber ajansı Rudaw’a yaptığı açıklamada PKK/PYD’nin terör ve şiddeti nasıl kullandığını ve Beşar ESAD’dan gördüğü yardımları gayet açık bir şekilde anlatıyor. Etnik bölücülerin hesabına çalışanların iddia ettikleri gibi Kobane, Derik ve Afrin veya diğerleri kurtarılmış hiçbir Kürt şehrinin bulunmadığını, Suriye’nin PYD’nin bayraklarının çatılara asılmasına göz yumduğunu söylüyor.

Devamla;

– PYD’nin her hangi şehre çatışmayla girmediğini, hükümet kuvvetlerinin şehirlerin bazı bölgelerini terk ederlerken buraları PYD teslim ettiklerini,

– “Batı Kürdistan”a iki bin civarındaki PKK militanının girdiği haberiyle ilgili olarak kesin sayıyı bilmediğini, ancak PKK’lıların olduğunu, PKK’nın silahlı adamlarını Suriye-“Kürdistan” sınırında topladığını,

– Suriye yönetiminin askeri bir üsleri PYD’ye teslim ettiğini, Kürt bölgesine sınır köylerinde devriye gezdiklerini,

– PYD’lilerden başka hiçbir Kürt siyasi partisi mensuplarının silah taşımalarına izin verilmediğini, Suriye’nin güvenlik güçlerinin PYD ile çatışmaktan kaçındıklarını,

– PYD’nin silahsızlandırılması halinde şu andaki üstün konumundan düşüp, dördüncü veya beşincilik sırasını bile alamayacağını, ifade ediyor.

Bu anlatılanların satır aralarında yer alan ayrıntılara dikkat edersek; PKK’nın, Irak’ta kazandığı ustalığı Suriye’de de kullandığı gerçeğini görürüz. Hatırlayacağımız gibi SADDAM giderayak gördüğü yardıma karşılık PKK’yı çatışmanın dışında tutmuştu. Bu bakımdan ESAD’ın askerlerinin boşalttıkları üsleri PYD’ye devretmekle kalmamış, belirli bir silah ve cephaneyi de arkalarında bırakmış olmalılardır. Diğer Kürtçülerin silahsızlığına karşılık PKK’nın K. Irak’tan gönderdiği militanlarının ve PYD’nin silahlı oluşunun sağlayacağı üstünlük açık bir şekilde ortadadır.

BARZANİ cephesinde gerçekleşenler ise siyaset ve diplomasi boyutunda yaşanmaktadır. BARZANİ’nin öncülüğünde oluşturulan Kürt Yüksek Konseyi’ne üye on beş parti yüzde ellilik bir pay alırken PYD’nin tek başına diğer yarıya sahip olmasına izin verilmesinin üzerinde durulmalıdır. Türkiye ile iyi geçinmeye özen gösteren BARZANİ’nin, ikili oynamaya devam ederek Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de PKK ile çatışmaktan uzak durduğu açıktır. BARZANİ’nin, PKK/PYD’nin üstün konumuna aldırış etmediğini unutulmayacak bir yere kaydetmeliyiz. İleride nelerin olacağını görmek için beklemeye gerek yoktur. PKK/PYD, onun için en son vurulacak hedeftir.

BARZANİ, gönlünün derinliklerinde yatanı arada bir ya bizzat ya da çevresindekiler aracılığıyla yaptığı Güney Sudan hatırlatmalarıyla ortaya koymaktadır. Geriye küçük bir bakışla Güney Sudan’dan Açılan Bağımsızlık Yolu Kuzey Irak’a Çıkar mı? başlığı altında Güney Sudan-BARZANİ konusunu hatırlayabiliriz.

Güney Sudan’ı dünyanın gözdesi yapanın petrol olduğunu herkes kadar BARZANİ’de biliyordu. O nedenle de bütün gücüyle Kerkük ve civarının yönetimini eline geçirmek üzere hareket ediyordu. 2005 yılında seçim öncesinde hazırlanan Kerkük’e ait seçmen listesinde görülenler batılı gözlemcileri bile şaşırtmıştı. Bağımsız Seçim Komisyonu, basın bülteniyle Kerkük’ü ele geçirme hilelerini ortaya koydu. Irak genelinde seçmen kütüklerine yeni kayıtların oranı yüzde 8.19’du. Gel gör ki bu oran Kerkük’te yüzde 45 ile tavanı delip boşluğa çıkan bir yükselişteydi. Form 91 isimli imza tutanağının incelenmesi neticesinde kullanılan çift imza sayısının 81,297 olduğu ortaya çıktı.

BARZANİ, Kerkük’ü böyle böyle Kürtleştirdi. O günlerde Türkiye’nin Kerkük’e kırmızı çizgi çizmesi nedeniyle de çok öfkeliydi. Dubai’nin Al Arabia televizyonuna verdiği demeçte; Türkiye’de yaşayan Kürtlerin bağımsızlık ve bir devlete sahip olmalarının meşru ve yasal bir hak olduğunu iddia etmişti. Açık açık “ Eğer Türkler sadece birkaç bin Türkmen için Kerkük’e karışırsa, o zaman biz de 30 milyon Kürt için harekete geçeriz” diyerek tehdit savurdu. (1) Kerkük’e karşılık Diyarbakır’ı öne sürdü. Ne yazıktır ki bu BARZANİ, bugün PKK’nın etnik bölücü terörüne karşı işbirliği yaptığımız, Suriye’de PKK/PYD’nin ipin ucunu eline geçirmesine engel olmasını umduğumuz biri.

İki binli yılların ortalarında utana sıkıla K. Irak’ta otonom “Kürdistan” diyen BARZANİ, bugün bağımsız “Kürdistan”ın iki parçasını birleştirmenin hazırlığı içinde. O gün çekildiğimiz kabuğumuza bugün de çekilmemizi isteyenler, silahla veya siyasetle ilerlenen Suriye yolunda da aynı şeyi yapmamız için gelişmeleri önemsiz olarak gösteriyorlar.

Suriye’deki özerk-bağımsız “Kürdistan”ı, BARZANİ’nin Türkiye dostluğu kılıfına sararak önümüze süren işbirlikçileri de iyi bilmektedirler ki; onun dostluğu K. Irak petrolünü Akdeniz’e indirene kadardır. Nihai gelişmeden sonra ekonomi, savunma, ulaşım gibi bağımsız bir devlet için olmazsa olmazlara sahip olarak hareket özgürlüğüne kavuşacak. Bu aşamadan sonra da bizimle dost değil hasım haline gelecektir.

Aynı işbirlikçi çevreler ayrıca “Kürdistan”ın Kuzey Suriye’den denize çıkmasına olanak olmadığını görmek için haritaya bakmanın yeterli olacağını öne sürüyorlar. Harita’nın Irak’ın şimdilik ikiye bölünmesiyle ne hale geldiğini dikkatlerden kaçırıyorlar. BARZANİ petrol bölgelerini ele geçirmedeki kurnazlığını burada da ortaya koyacaktır. Dün Arap, Türkmen nüfus ağırlığını kayıtlardan yok eden, petrol denizleri üzerindeki şehirleri bir kalemde Kürtleştiren BARZANİ’nin önünde petrolü Akdeniz’e çıkarmanın ince hesapları bulunuyor.

Dahası bu hesaplar, dünyanın petrol devlerinin desteği altında. Dahası Türkiye’yi, Akdeniz’de ekonomik ablukaya almak isteyen İsrail-Rusya-GKRY-Yunanistan ortaklığının çıkarlarına hizmet etmesi nedeniyle uluslararası temelde sıcak bakılmaktadır.

Özetle sadece bizim kaybedeceğimiz gelişmelerde, PKK ve BARZANİ isimli her iki kuzeyli savaşçının birbirlerini iknaya zorlayacak kozları var. Irak’ın kuzeyinde Kandil’in boğazı BARZANİ’nin elinde. Suriye’nin kuzeyinde ise petrolün güzergâhının selameti PKK/PYD’nin elinde. Dolayısıyla zarfı önümüze koyanların aksine ne onlar bu kadar aptal ne de gelecekteki olayların varacağı nokta bu kadar basit!

(1) Milliyet 08. Nisan 2007 Türkiye’ye karşı en sert ve açık tehdit

http://www.turksam.org/tr/a2719.html

SURİYE DOSYASI : Suriye-Barzani-PKK/PYD ve “Demokratik Özerk Kürdistan” Konusunda Ön Değerlendirme

Irak’ta Saddam Hüseyin devrilirken Sünnilere karşı Şii’ler kullanıldı. Suriye’de ise amaç aynı ama kullanılanlar farklı; ESAD’ın devrilmesi sürecinde Şiilere karşı Sünniler kullanılıyor. Irak’ta Şiiler ve Sünniler ve de isimleri hiç anılmayan Türkmenler kaybeden taraf oldular. Kazanan tek taraf Kürtçüler oldu. Suriye’de ise bugünkü durum itibariyle kaybedenler ve kazananlar tıpkı Irak’ta olduğu gibi.

SADDAM’ı gözden çıkaran Batı, uysa da uymasa da bağımsız bir devleti durup dururken yok etmesinin meşruiyetini sahip olduğu “cehennem silahı” ile kimyasal silahlara bağladı. SADDAM’ı devirip Irak’ı yok ettikten sonra bütün dünyanın bildiği bir gerçeği, yüzü hiç kızarmadan itiraf etti: Bağdat’ta namlusu tüten tek bir silah yoktu dedi. Yıllar sonra arşivlerden sızan bilgilerle, Irak’ı ağzına kadar kimyasal silahla dolduranın yine kendileri oldukları ortaya çıktı.

Dünyada koparılan SADDAM’ın kimyasal silah tehdidi bizi de paniğe sokmuştu. Savaş çığırtkanlığının alıp yürüdüğü günlerde, millet evinin penceresinin önüne tavuk bağlayarak, camlarını naylonla kaplayarak kimyasal silaha karşı kendince önlemini almıştı. Hiç kuşkusuz yarın yine aynı hikâyenin ESAD için yazılmış suretini dinleyeceğiz.

Yeni Irak’ın toprak bütünlüğünü kırmızı çizgilerle ilan edenler, koparılan en ballı parçayla petrol anlaşmaları yaparak kendi kırmızı çizgilerini elleriyle yok ettiler. Geriye her gün patlayan bombalarla ölen günahsız Şiiler, Sünniler ve Türkmenler ile bağımsızlık yolundan salimen ilerleyen Kürtçüler kaldı.

Kullanılan unsurların farklılığından başka her adımı Irak’ın parçalanmasının aynısı olan Suriye’de olanlara bu nedenle yabancı değiliz. Dün Irak’ta Amerikan askerlerinin peşinden ülkenin en önemli merkezlerini işgal eden Kürtçüler bugün de aynı uygulamayı Suriye’de yapıyorlar. O günlerde sadece Kürt halkının güvenliğini sağlamak üzere işgal ettikleri yerleri artık adı konmamış bağımsız devletin toprakları haline getirdiler. Suriye’de ise henüz bağımsızlık tarafını temsil eden BARZANİ’nin mi yoksa “demokratik özerklik” isteyen PKK/PYD’nin mi kazanacağı belli değil.

Esad gücünün büyük bölümünü kan davalı olduğu Müslüman Kardeşler’le savaşa ayırmış durumda. Kürtçülere bakacak hali de yok bakmakta da yarar görmüyor. Kürtçüler ve PKK/PYD ayrıcalıklı konumuyla adeta mermi atmadan şehirleri ve bölgeleri ele geçiriyor.

Bizi çok zorlu günler bekliyor. Bir yanda ikinci bir terör bataklığı yaratılırken diğer yanda uluslararası durum elimizi kolumuzu bağlıyor. İki ucunda da tutulacak yer yok gibi… Çok boyutlu tehdidin sadece bir tarafı bile korkunç. Suriye’de Türkiye’nin herhangi bir müdahalesi yurt içinde ve de özellikle büyük kentlerde etkili terör eylemleriyle cevap bulacaktır. Başta İstanbul olmak üzere mezarlıklarda, merkeze uzak yerleşim birimlerinde toprağa gömülü olarak bulunan onlarca kilo plastik patlayıcıların ileride kullanılmak üzere saklandığını gösteriyor.

Türkiye Suriye Ulusal Konseyi ve Barzani’nin PKK’nın planlarına karşı etkili girişimlerde bulunmalarını hesaplıyor olabilir. Ancak bu beklenti veya planların gerçekleşmesinin önünde büyük engeller bulunuyor. Ulusal Konsey, kendi bünyesinde fikir birliğine sahip olmadığından başka Kürtler üzerinde de bir etkiye sahip değil. Toplantıları terk ederek ayrı düşündüklerini açıkça belirttiler. Diğer taraftan Ulusal Konsey Esad’dan boşalacak bölgelerde yönetimi oluşturma konusunda şu aşamada bile hazır değil. Bu eksikliğini diyelim ki, bugünden sonra gidermiş olsun; o zaman da kendileri için önemli olan Sünni Arap bölgelerinde yönetimlerini oluşturmaya uğraşmaktan PKK/PYD’ye karşı durmaya zaman bulamayacaklar.

Barzani ise daha zor durumda; PKK/PYD olmaz deyince peşmergelerini Kobani’ye yerleştiremedi. Görüşme yoluyla çare bulmaya çalıştı. Erbil Anlaşması elini kolunu bağladı. Suriye’de yerleşmek stratejik planlarında son derece önemli bir yer tutuyor. Ama aynı plan PKK/PYD içinde geçerli. İki gücün arasında paylaşılamayan bölgeler sorununda Barzani’nin güç kullanması beklenemez. Çünkü böyle bir çatışma, K. Irak’a taşınacak ve hatta Türkiye’deki ekonomik alanlar bile çatışmanın hedefi olacaktır. Geçen hafta Mardin/Derik’te petrol boru hattına PKK’nın yaptığı sabotaj eylemi, Barzani’ye uyarı amacıyla gerçekleştirildi. Barzani’yi zorlayan bir başka grup ise okumuş, yüksek öğrenimli muhalif Kürtçü harekettir. Bu arada muhalif cephede İslamcı Kürtçü partileri de unutmamak lazım. Suriye’de güç kullanmasının bedelini K. Irak’ta ödeyeceği kesin ki bunu hiçbir zaman istemeyecektir.

PKK/PYD’nin açıklamalarının dikkatle analiz edilmesi halinde, Suriye’de bu örgütün bağımsız bir devlet kurma amacında olmadığı anlaşılıyor. K. Irak’ta olduğu gibi diğer Kürtçü parti ve şahısların ortak olacakları bir bölgesel yönetim istemediği açık. Yalnızca benim bölgem olacak diyor. Bağımsızlığın hiçbir pratik yararı olmadığını biliyor. PKK/PYD tarafından kurulacak bağımsız bir “Kürdistan”ın lafta kalacağını, dünyanın Türkiye ile yeni sorunlar yaşamak yerine bölgede uyumlu bir politikayla pastadan pay almayı tercih edeceğini gayet iyi biliyor. Böyle bir yararsız girişim yerine “özerk yönetim” yaratma hedefine ulaşmaya çalışıyor. PKK/PYD denetimindeki “Özerk Güney-batı Kürdistan” sayesinde hem Barzani hem de Türkiye’nin karşısına pazarlık gücüyle çıkacaktır. Kandil gibi her an dışarıdan müdahaleye açık bir bölgedeki karargâhına alternatif güvenli bir karargâh yaratabilecektir. Özerk yönetimle elde edeceği siyasi-diplomatik kazancı Türkiye ve silah bırakmasını isteyen diğer güçlere karşı kullanabilecektir. Silahlı gücünü Kandil’de tutarken Suriye özerk yönetimi bir siyaset-diplomasi merkezi haline getirebilecektir. ÖCALAN’ın serbest bırakılması talebine sağlam bir dayanak oluşturabilecektir. Kim bilir belki de 1998 yılında çıktığı Suriye’ye özerk yönetimin başı olarak dönebilecektir.

Bugünlük sıra Suriye… Her gün biraz daha “Lübnanlaşan” bu ülkede kaybedenler de kazananlar da belli. Bırakalım dünyayı aymazlık sınıfına sokmalarını; ama acımızın, kaybımızın büyüklüğünü her gün şehit cenazeleriyle artık dayanacak gücü kalmayan yüreğimizde yaşayan bizim de aynı yerde olduğumuzu sanıyorlar. Şimdiye kadar hiç çekinmeden önümüze sürdükleri bu hatalarına artık tahammülümüzün kalmadığını bilmemeleri de onların en büyük hatası olacaktır.

http://www.turksam.org/tr/a2714.html

PKK DOSYASI /// İstihbarat Uyardı ! IŞİD ve PKK Canlı Bomba Hazırlığında

İstihbarat birimleri, terör örgütleri IŞİD ve PKK’nın canlı bomba eylemleri için harekete geçtiği uyarısını yaptı.

İstihbarat birimlerinin İçişleri Bakanlığı‘na sunduğu raporda, Telafer, Tuzhurmatu ve Kerkük‘teki Türkmen ve Arap kökenli 7 IŞİD militanını Türkiye’ye gönderdiği kaydedildi.

SAKAL VE BIYIKLARINI KESTİLER

IŞİD militanlarının dikkat çekmemek için sakal ve bıyıklarını keserek Türkiye’ye girdiği ve IŞİD’in, PKK‘ya yönelik eylem kararı aldığı da öğrenildi.

Tüm iller alarma geçirilirken, rapora yansıyan 5 IŞİD militanıyla ilgili şu bilgiler verildi:

-Brahim Muhammed Selmo: Canlı bomba eylemcisidir.

-Cengiz Ruşit Abbas: 1 ay önce Türkiye’ye geldi. 45 yaşlarında, IŞİD’in sözde lider kadrosunda yer alır.

-Muhammet Hüseyin: 4 gün önce Türkiye’ye geldi. 45-47 yaşlarında, IŞİD’in askeri kanadında görev yapar.

-Teymur Abdurrauf Musa: 1 hafta önce Tuzhurmatu’dan Türkiye geldi. IŞİD’in askeri biriminde görev yapar.

-Elmala Ebu Amar: Suriye uyruklu. Hatay Reyhanlı’dan giriş yaptı. Canlı bomba olma ihtimali yüksek.

PKK EGE’DE EYLEM PEŞİNDE

İstihbarat birimleri, PKK ‘nın da dağ kadrosundan 7 teröristi İstanbul‘a gönderdiğini ve terör örgütünün Ege Bölgesi’nde eylem planladığını ortaya çıkardı. Yakalanmamak için sürekli yer değiştiren teröristlerin birbirlerinden bağımsız şekilde saldırı yapmayı planladığı tespit edildi.

TAĞUT ENDİŞESİ

IŞİD’in karşı çıktığı kişiler için kullandığı "Allah’ın dışında kendisine ibadet, kulluk edilen varlık" anlamına gelen "tağut" sözcüğünün İstanbul’un farklı semtlerinde duvarlara yazılması, endişe yarattı. (Kaynak: Habertürk)

ARAŞTIRMA DOSYASI /// ARMAĞAN KULOĞLU : PKK ÜZERİNDEKİ BASKI SÜR DÜRÜLMELİ

Armağan KULOĞLU

19 Eylül 2015 Cumartesi 00:00

PKK bir taraftan ABD’nin desteğinde ve onun adı konmamış kara kuvveti olarak IŞİD’le mücadele ederken diğer taraftan da Türkiye’deki eylemlerine devam etmektedir. Bir noktada iki cephede birden savaşmaktadır.

PKK hem stratejisini hem de hedefini değiştirdi.

Bölücü siyaset ve terörün ana hedefinde ve politikasında bir değişiklik olmamıştır ve hiçbir zaman da olmayacaktır. Ana hedef bağımsız Kürdistan’dır. Ancak strateji değişikliği yaparak, mücadeleyi kırsal alandan kentlere kaydırdığı ve kentlerde halk ayaklanması da yaratarak kurtarılmış bölgeler oluşturmaya çalıştığı görülmektedir.

Kentlerdeki eylemlerine devam ederken, kırsal alandaki eylemlerini de sürdürmektedir. Eylemlerini daha çok bire bir çatışmadan kaçarak, bomba ve patlayıcı kullanmak suretiyle veya uzaktan ateşlerle gerçekleştirmektedir. Çözüm sürecinde hazırlıklarını esas olarak kentlerde eylem için yapmıştır. Kentler için gençlik yapılanmasını da devreye sokmuştur. Varto, Silvan, Yüksekova ve Cizre pilot bölgeler olarak seçilmiştir. Türk-Kürt çatışması çıkarmaya gayret etmektedir.

Uluslararası güçler destekliyor

Bölgedeki çatışmaların, uluslararası güçlerin menfaatlerinin belli bir dengeye ulaşmasına kadar çeşitli şekillerde devam etmesi kaçınılmazdır. Politikaları, bölgede bir Kürt devletini kurmaktır. Stratejilerini buna uygun geliştirmektedir. Stratejilerinden biri de, IŞİD’le mücadelede etkin bir şekilde kullandıkları için PKK’ya destek vermektir. Havuç taktiği uygulamaktadırlar. Avrupa Parlamentosu’ndan(AP) devlet kurmaları için Kürtlere destek vereceklerine ilişkin açıklamalar gelirken, diğer taraftan IŞİD’le mücadele etmelerini de şart koşmaktadırlar.

AB​, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle, PKK’yı eşit iki taraf olarak nitelemektedir. İki taraf arasındaki şiddeti artıran stratejilere odaklanılmasını kınamışlardır. Türk hükümetinin bu doğrultuda inisiyatif almasını ifade etmiş, şiddete son verme, müzakerelere yeniden başlama çağrısı yapmış, tarafların kalıcı şekilde silah kullanımından vazgeçmesini talep etmiştir.Terör örgütünü devletle bir tutan devlet ve kuruluşlar protesto edilmelidir.

Uluslararası güçler PKK’yı şımartmıştır. Bölücü siyaset yapanlar da bundan güç alarak açıklamalarda bulunmuşlardır. Hem bölücü siyasetin, hem de bölücü terörün amacı konuyu uluslararası platforma taşımaktır. Kandil’den dahi, tahkim edilmiş ateşkes çerçevesinde arabulucular gözetiminde bir müzakere ve demokratik çözüme hazır oldukları mesajı verilmiştir.

Çözüm ve müzakere sürecinden kazandıkları için, sürekli olarak müzakere sürecinin yeniden başlamasını istemektedirler. Devleti buna zorlamak ve uluslararası güçlerin dikkatini çekmek ve daha sonra da müdahalesine imkân sağlamak için, şiddeti artırmakta, kurtarılmış bölgeler ihdas etmeye çalışmakta, sözde özerklikler ilan etmektedir.

Tehlike büyük

Irak’ın kuzeyinde federeözerk adıyla adı konmamış bir Kürt devleti oluşturulmuştur. Suriye’nin kuzeyi de, ABD’nin himayesinde Irak’takine benzer bir yönetime dönüşebilecektir. Kantonel yapıların arasındaki boşluğun güvenli bölge olarak şekillenmesine ABD ve koalisyon tarafından karşı çıkılmasının altında yatan düşünce de bu gerçeği yansıtmaktadır.

ABD, IŞİD’le mücadele ettiği için PKK’yı meşrulaştırmıştır. PKK ve PYD’nin ortak amacı, Türkiye-Suriye sınırını geçişken hale getirmektir. Tehlike büyüktür. Büyük Kürdistan amaçtır.

PKK’nın, kırsal alanda da etkin olmak için kuvvetini IŞİD’le mücadeleden çekmek isteyeceği düşünülmektedir. İki cephede savaştığı için de zorlanmaktadır. Ancak buna ABD’nin müsaade etmesi beklenmemelidir. PKK’nın bu nedenle geçici bir ateşkes yoluna gitmesi ihtimal dahilindedir. Buna aldanılmamalıdır.

TSK’nın PKK üzerinde oluşturduğu baskı, sonuçlarını vermeye başlamıştır Irak’ın kuzeyindeki tesis, depo, cephanelikler büyük zayiat vermiştir. Çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiştir. 1998 ve 2011’deki durum yeniden yaratılabilir.

Mücadeleye kesintisiz ve şiddetli bir şekilde devam edilmesi halinde, alan hâkimiyetini de yeniden sağlayarak, PKK’nın askeri alanda mağlup edilmesi ve terörün yeniden gündemden düşmesi mümkündür. Burada önemli olan, güvenlik güçlerinin arkasında siyasi desteği ve kararlığı görmesidir. Desteğin, iç siyaset çıkarlarını hedeflemediği, T.C. Devleti, Türk Milleti, Türk Vatanı odaklı olduğu güveninin oluşturulmasıdır.

Sorumluluk ve yetkinin, mücadeleyi yürüten komutanda olması da mücadeleyi daha etkin kılacaktır. Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim uygulamasının da anayasal bir tedbir olduğu dikkate alınmalıdır. Mevcut uygulamalarda söz konusu edilmeyen, demokrasi ihlalinin, aynı şekilde söz konusu olamayacağı da bilinmelidir.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ sitesinden 19.09.2015 tarihinde yazdırılmıştır.